Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

     
 

 

Veli YALÇIN

Sosyal Hizmet Uzmanı / Yazar

veya0927@gmail.com

 

 




 

 
 

SOSYAL HİZMET DERGİLERİ

-1961 Yılından Bugüne-

Kitap 1 Bölüm

 

 

Veli Yalçın

Sosyal Hizmet Uzmanı

 

Bu çalışma 1950’li yılların sonunda yapılan çalışmaların, o günden bugüne eksiklikleri ve yanlışlıklarıyla kurumsallaşan ve bu dönem boyunca etkisini sürdüren sosyal hizmet/sosyal çalışma eğitimi ve uygulamasının içinden çıkan sosyal hizmet dergilerini ele almaktadır. Çalışmada dergilerin dayandıkları dernek, yayın süresi, dergi sayfalarında yer alan yazılar/yazarları ve ideolojisiyle birlikte bir bütün olarak ele alınmıştır.

Bu sınırlı çalışmada mesleğimizin, sosyal çalışma / sosyal hizmetin dergileri ele alınacaktır. 1960’dan günümüze kadar ele alınacaktır. 2000 yılından sonra hemen her üniversitede açılan sosyal hizmet bölümlerinin gerek basılı gerekse E- Dergi olarak yayınladıkları dergiler de çalışmamız dışında kalmıştır.

Onlar ayrı bir çalışmanın konusu olabilir. Edebiyatın nabzı dergilerde attığı gibi mesleğimizin de nabzının dergilerden attığı düşünebilmek için elimizde çok fazla yayın bulunmamaktadır. Sosyal çalışma / sosyal hizmet alanında dergi sayısı sınırlıdır. Şimdiye kadar yayınlanan dergilerin de derli toplu bulunması olası değildir. Gerek meslek örgütlerinin gerekse meslek elemanlarının arşiv çalışması bulunmamaktadır.

Yazıyla haşır neşir olanların ortak duyguları hep aynı oluyor: “Söz uçar, yazı kalır.” İnsan geçmişten günümüze hep var olmak istiyor, ölümsüzlüğü arıyor. Uygarlığın gelişmesi ve günümüze ulaşmasının temelini yazı oluşturuyor. Yazıyı Mezopotamya uygarlıklarından biri olan Sümerler buluyor. Milattan önce 5000. Yıl! İnsanlık tarihi için ne kadar da kısa bir süreç değil mi?

Sosyal hizmet uzmanları / sosyal çalışmacılar, mesleki yaşamımızda duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek, başkalarıyla paylaşmak için birçok iletişim aracını kullanıyor. Bu araçlardan birisi de mesleki dergilerdir.

Mesleki tarihimizin bir parçasını oluşturan sosyal hizmet dergilerinin derli toplu bir tanıtımı bulunmuyor. Bu dergilerin hemen hepsinin kısa ömürlü olduğu biliniyor.

Ülkemizde sosyal hizmet uygulamalarının eski bir tarihi olmasına karşın, sosyal hizmet eğitiminin geçmişi çok eskiye dayanmıyor.

Sosyal Hizmetler Akademisi 1961-1982 yıllarında ilk açıldığı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı (SSYB) bünyesinde varlığını sürdürüyor. Sonra Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne bağlanarak Sosyal Hizmetler Yüksekokulu adını alıyor. 2006 yılı Nisan ayında Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesine bağlı Sosyal Hizmet Bölümü olarak değişim gösteriyor ve orada varlığını bugün hala sürdürüyor. Bu Türkiye’de bu alanda açılan ve varlığını sürdüren ilk yükseköğretim kuruluşudur. 1961 yılından bugüne…

Ama 1967 yılında Hacettepe Üniversitesi bünyesinde de bir “Sosyal Çalışma Yüksekokulu” açılıyor. Bu da Türkiye’de üniversite bünyesinde, yani akademik yapılanma içinde açılan ilk sosyal çalışma yükseköğretim kuruluşu olarak tarihe geçiyor. İlk müdürü de o tarihlerde 29 yaşında olan Dr. Emre Kongar. Bir yıl sonra adında ve yapılanmasında değişiklik oluyor ve bu yüksekokul 1982 yılına kadar Hacettepe Üniversitesi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi bünyesinde Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümü olarak alanında eğitim veren ikinci öğretim kuruluşu olarak varlığını sürdürüyor.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında çıkarılan Yükseköğretim Kurumu (YÖK) Kanununa (1982) göre kurulan üniversiteleri çatısı altında toplayan, akademik alanda kurulan ilk çatı örgütlenme Yükseköğretim Kurulu (YÖK) önce Hacettepe Üniversitesi’ne bağlı bölümü kapatıyor, sonra Bakanlık bünyesinde yer alan Sosyal Hizmet Akademisini Sosyal Hizmetler Yüksekokulu'na dönüştürerek Hacettepe Rektörlüğü bünyesine bağlıyor. Kapatılan H.Ü. Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencileri öğretimlerini bitirebilmeleri için Hacettepe’ye bağlanan eski Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yapılanmasından gelen yüksekokula aktarıyor. Öğrenciler diplomalarını gene Hacettepe’den alıyorlar ama kendi Bölümlerinden değil, farklı bir bölümden. Yüksekokuldan…

Bu yükseköğretim kuruluşu, uzun yıllar (2006’ya kadar) varlığını tek yükseköğretim kuruluşu olarak sürdürüyor.

Aradan geçen bunca zaman, bir mesleğin bilinir olması için yeterli sayılıyor. Günümüzde ise art arda açılan pek çok üniversitede sosyal hizmet bölümlerinin öğretim vermeye başladığı biliniyor. Sosyal hizmet bölümü olmayan üniversite var mı, bilmiyorum. Sosyal hizmet eğitimi veren bölümlerin sayısının artışı, öğretim görevlilerinin durumu, mezun edilen meslek elemanı nitelikleri, mesleğin alandaki uygulamaları, merkezi ve yerel yönetimlerin mesleğe bakış açılarının incelenmesi ayrıca bir sorun olarak önümüzde duruyor. Elbette ileride cevaplaması gereken birçok konu bulunuyor.

Mesleki uygulamalarımızdaki en büyük eksiklerimizden biri de yapılan işlerin muhasebesinin yapıldığı yayın işlerinin yeterli düzeyde olmamasıdır. Meslek elemanlarımız her yerde çalışıyor, ama maalesef çalışmalarını kayda geçirmekte ve belgelemekte yeterli değiller. Belgeleme yapmayan bir mesleğin tanınmasının ve gelişiminin istenen düzeyde olması mümkün görünmüyor.

Sosyal hizmet alanında yayınlanan dergilerin derli toplu anlatıldığı, gelecek kuşaklara aktarılacağı bir yayın bulunmuyor. "Sosyal Hizmetin Dergiler Tarihi" üzerinde yoğun çalışılması gereken bir konu olma özelliğini koruyor. Mesleki kültürel zenginliğimize ait bilgi ve belgelerin derlenip toparlanması sosyal hizmet/ler//sosyal çalışmayı daha farklı sevmemize yol açacaktır.

Geçmişten günümüze, mesleğimizle ilgili yazılı belgeler, kişisel arşivlerde incelenmeyi, yazılmayı ve gelecek kuşaklara aktarılmayı bekliyor. Bunların gün ışığına çıkarılması da mesleki çalışma sayılmalıdır.

İşte bu kitapla ben bunu yapmaya çalışacağım. Umarım bu dergiyle üretiminin belgelenmesi ve geleceğe kalması bu çalışmayla sağlanmış olacaktır.

1970’li yıllar dergicilik alanından yani süreli yayınlar açısından (dergilerin yaşamı uzun sürmese de), 80’li yıllardan günümüze kadar geçen süreye baktığımızda zengin bir dönemi ifade etmektedir. Farklı siyasal düşünce gruplarının kendi düşüncelerine uygun bir yayın yapma arzusu görülmektedir.

Bu çalışmayı yaparken en çok kurumsal olduğunu düşündüğün yapılarda çalışma yaparken zorluk çektim; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Genel Müdürlüğü arşivine sahip olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın,sitesine girdiğinizde, geçmişin tümden yok olduğunu görüyorsunuz.  Bakanlığın SHÇEK arşivine titizlikle ve kıskançlıkla sahip çıkması, dijital ortama aktarması ve isteyen herkesin kullanımına açması zorunlu, hatta gerekli olmalıdır. SHÇEK’in hafızası kaybolmamalıdır. Bu hafızaya, geçmişe sahip çıkmak önce bütün sosyal çalışmacıların/ sosyal hizmet uzmanlarının daha sonra bakanlığın çalışanlarının elinde ve bütün toplumun sorumluluğundadır. Bu ertelenemez, göz ardı edilemez ve hatta unutturulamaz bir zorunluluktur. Bu arşiv nerede ve ne durumdadır? Bu hafızanın, geçmişin ve tarihin kaybı bir mesleğin yok sayılmasıdır. Her türlü eleştiriye rağmen Sosyal Çalışma / Sosyal Hizmetin geçmişi  yok edilmeyecek kadar zengin ve çeşitli olduğu göz ardı edilmemelidir.

İkinci zorluk çektiğim çalışma Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER)’in düzenli bir arşive sahip olmamasından kaynaklanmıştır. Bu sadece derneğimizin değil bütün alanlarda genel bir hastalığımızdır. Bireysel ya da kurumsal anlamda arşiv yapma alışkanlığımız bulunmamaktadır.

Bir başka zorluk çektiğim konu; ilgili alanda çalışmış meslek elemanlarının sahip olduğu bilgi ve belge paylaşımındaki cimriliktir ya da duyarsızlıktır. Birçok kişi sahip olduğu bilgi ve belgeyi kendisine saklamakta ve kimseyle paylaşmak istememektedir. Bu ağır sorumluluğu bir elin parmaklarını geçmeyen fedakâr insanların sırtına yükleme kolaycılığından vazgeçmemiz gerekmektedir.

Bütün bu olumsuzluklar bir araya geldiğinde genelde bir konunun ya da özelde mesleğimizin tarihini yazmakta sayısız zorluklarla karşılaşılmaktadır. Ülkemizde sosyal çalışma/ sosyal hizmetler tarihi yazma konusunda istenen yetkinliğe ulaşamamış bulunmaktayız. Tarih yazma, kayıt tutma, var olan bilgileri kaydetmek, saklama, biriktirme, paylaşma, yazma ve paylaşmakla olmaktadır. Bilgi, belge saklamakla, paylaşmamakla, yazmamakla ve kıskançlıkla genelde tarih, özelde mesleki tarihimiz gelişmez, hatta yoksullaşır, yok olur.

Bu çalışmayı yaparken onlarca insanla iletişim kurdum. Arşivindeki belgeleri ya da belleğindeki bilgileri paylaşmasını istediğim birkaç kişi yardımcı olmak için elinden geleni yapmıştır. Bilgi ve belgelere sahip olan ve geçmişte önemli bürokratik görevlerde bulunan bazı meslektaşlarımızdan herhangi bir yardım görmek ise mümkün olmamıştır. Dergileri çıkaran bazı meslektaşlarımızda yaşamda olmadıklarından dolayı onların görüşlerini alma olanağı kalmamıştır. Zamanında kendileriyle birlikte derginin çıkarılmasına el vermiş arkadaşlarından da destek bulmak mümkün olamamıştır. Ayrıca genelde dergi çıkaranların yeterli bir takıma sahip olmadıkları ve dergileri ya bir iki kişiyle çıkardıkları ya da birkaç kişinin girişimiyle başlayan bir yayın çıkarma etkinliğinin bir iki sayı sonra tek bir kişinin üzerinde kaldığı görülmektedir.

1970’li yıllarda ilk sendikal örgütlenmemiz olan Türkiye Sosyal Hizmet Mütehassısları Sendikası çalışması içinde bulunanlarda Aras Süer, zaman içinde elde kalan sendika yayınlarını kullanmam için arşivinden bana verdi. Bu belgeler olması bu örgütlenme ile ilgili hiçbir şey bilinmeyecekti. Sendikal süreçle ilgili bazı kişiler, aradan uzun zaman geçtiğini, olayı unuttuklarını ya da sağlık sorunları olduğunu belirterek konuşmak istemediler. Konuyla ilgili yazılı sorularımıza da yanıt vermek istemediler. Sendikanın tüzüğü, bülteni ve bir No’lu yayına ulaşmamı sağlayan Aras Süer’e şükranlarımı sunarım.

Çalışmada eksik olan dergileri bulmak için Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK)’in arşivinden yararlanmak için pek çok kişiyle mail ya da telefon aracılığıyla konuştum ve bu arşivlerin günümüzde sahibi olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına telefon ve maille yaptığım müracaatların hiçbirinde geri dönüş alamadım. Yaptığım birçok görüşmede Bakanlığın bu arşivi kaderine terk ettiği ve kimsenin ilgilenmediği sonucuna vardım. SHÇEK arşivlerine ulaşmanın mümkün olmadığını hissettim. Bu çalışmayla bu arşivin kaderine terk edilmesi ve belirsiz bir zaman içerisinde de yok edilmesini önleyebilirse ne mutlu bana.

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinin basılı olarak çıkardığı dergi ve bültenlerin tamamına ulaşmak, bugün dernek varlığını sürdürüyor olsa da, maalesef mümkün olmadı. Dergi genel merkezinde, derneğin kuruluşundan günümüze düzenli bir arşive sahip olmadığı bilinmektedir. Birçok dernek başkanımıza ve yönetim kurulu üyesine ulaştım, konuştum. Halen dernek başkanlığı görevini yürüten Fikrin Akbin, elinden gelen desteği vermeye çalıştı, kaynaklara ulaşmam için çaba sarf etti. Kendisine teşekkür ederim.

Önce Sosyal Hizmetler Akademi daha sonra Sosyal Hizmetler Yüksek Okulu kütüphanesinden yararlanmak için, SHYO Dergisi’nin devamı olan H.Ü. Sosyal Hizmet Bölümü yayını olan Toplum ve Sosyal Hizmet Dergisi’ne müracaat ettim. Ellerinde böyle bir arşiv olmadığını ve durumu hakkında bilgi sahibi olmadıklarını ifade ettiler. Başka kaynaklardan öğrendiğime göre, Akademi /SHYO kütüphanesi H.Ü. Sosyal Hizmet Bölümüne değil üniversitenin genel kütüphanesine katıldığı yönündedir. Çalışmaya konu olan dergilerin pek çoğu Milli Kütüphanenin veri tabanında da görünmemektedir. Var olanların da ancak bir sayısı mevcuttur.

Ayrıca çalışmada eksik olarak belirtilen kaynaklara ulaşabilmek için internet ortamındaki başta derneğim olmak üzere bütün mesleki paylaşım sayfalarına duyurular yaptım. Burada adı sayamayacağım birçok meslektaşımızla görüşmeler yaptım. Söz konusu dergilerin yayın yaşamının uzun olmaması (bir sayı ya da üç sayılık süreler gibi) ve yayın tarihlerinin üzerinden uzun yılların geçmiş olması, dergileri çıkaranların bazılarının aramızda olmaması, bazılarının da sağlık sorunlarından dolayı yardımcı olamamaları nedeniyle çalışmanın eksik notları tamamlanamamıştır

1960'lı yıllardan günümüze kadar mesleğimizin genel ve yerel dergileri ile ilgili ne akademik ne de bireysel bir çalışma yapılmamıştır.

Bu anlamda yapılacak araştırmada kaynaklara ulaşmanın çok zor olduğu göz önünde tutulmalıdır. Sosyal hizmetin taşra kuruluşlarında çok sık idari görev değişiklikleri, alanı bilmeyen tepeden inme gelen yöneticilerin konuya çok uzak ve ilgisiz olmaları, var olan yayın yaşamının çok kısa (1 ya da 2 sayı gibi) olmasına neden olmaktadır. Yayınlanan yayınların arşivde saklanmasına titizlik gösterilmeği için bu tür yayınlara ulaşmak mümkün olmamaktadır. Çoğu zaman yayını çıkaranların bile çıkardıkları yayınları kendilerinde alıp saklamadıklarını gözlemledim. Bu şaşırtıcı bir durumdur. Saklayanlar da taşınma veya fazlalık eşya ayıklamalarında ilk elde bu tür belgeleri elden çıkardıklarını belirtmişlerdir.

Yerel sosyal hizmet dergileri, merkezin dışındaki taşra illerindeki sosyal hizmet kuruluşlarında yayınlanan, yayınlandıkları ilin ya da kuruluşun sosyal hizmet faaliyetlerini anlatan yayınlardır.

Yerel sosyal hizmet yayınları, bütün kısıtlı olanaklarına rağmen mesleği ve kuruluşları tanıtma işlevini yerine getirmektedirler.

İnanıyorum ki, bu çalışma sosyal hizmet dergileri alanında yapılan ilk çalışma olması açısından ufuk açacaktır. Yeni çalışmalara, eksikliklerin tamamlandığı daha zengin içeriklere kaynaklık edecektir.

Bu çalışma sosyal çalışma / sosyal hizmet alanındaki gerek eğitim gerekse uygulama alanındaki zengin arşivin toplanması, dijital ortama aktarılması ve isteyen herkesin kolaylıkla ulaşabileceği bir ortamın sağlanmasının oluşmasına destek olabilirse, kendini başarıya ulaşmış sayacaktır.

Özellikle bir dönem İzmir’de çıkan Sorun dergisinin basılı sayılarından önce aynı isimle teksir olarak çoğaltılan sayılarının, İzmir Şubesinin çıkardığı “Sosyal Hizmet’te Taban”, Ankara’da Akademi öğrencilerinin çıkardığı teksir olarak çoğaltılan ve dağıtılan “Betik” dergilerinin, Sorun ve Taban’dan sonra birkaç sayı olarak çıkan ve onlarla çizgiyi paylaşan “Aşama” dergisinin bütün aramalara rağmen bulunamaması büyük eksikliktir.

Şimdi öncelikle Türkiye sosyal hizmet ve sosyal çalışma tarihinde bugüne kadar çıkarılmış dergileri olayın daha kolay algılanmasını sağlamak için yayınlanma tarihlerine göre sıraya koymamız gerekiyor.

 

YAYINLANMA TARİHLERİNE GÖRE DERGİLER

 

 

Dergi adı

İlk sayı

Son sayı

1

Sosyal Hizmet

Şubat 1961

Ocak 1971

2

Korunmaya Muhtaç 
Çocuklar Haber Bülteni

Temmuz 1975

Aralık 1976

3

Sosyal Hizmetlerde SORUN

Ekim/Kasım/Aralık 1975

?

4

Sosyal Hizmette Adım

Kasım 1975

Nisan 1977

5

Taban (Ankara’da)

Aralık 1976

Mart/Nisan/ Mayıs 1977

6

Sosyal Hizmetler Bülteni

Haziran 1977

Ağustos 1977

7

Çaba (Daha sonra: Toplumsal Çaba)

Temmuz 1978

Aralık 1979

8

Sosyal Hizmet’te Kalem

Mart 1979

Mart 1979

9

Sosyal Hizmetler 
Yüksek Okulu Dergisi

Ocak 1983

Ağustos 1993

10

Çağdaş Sosyal Hizmet

Ocak 1986

Temmuz 1986

11

Sosyal Hizmet

Tem./ Ağust./Eylül 1990

>>> 

12

Saray’dan Çağrı

Temmuz 1992

Temmuz 1993

13

Sosyal Hizmet Sen

Mart 1993

Şubat 1996

14

SABEM

Eylül 1995

Temmuz 1999

15

Sosyatri

Nisan/Mayıs 2017

Ocak 2018

16

Sosyal Hizmet Magazin

Ekim 2018

>>> 

17

SözEt Sosyal Hizmet Dergisi

Ocak 2021

>>> 

18

Heybe Sosyal hizmet ve Sosyal Politika Dergisi

Haziran 2021

>>> 

19

Taşradaki sosyal hizmet kuruluşları yayınlarından örnekler. (Ulaşabildiklerimiz)

Farklı tarihlerde

 

Malatya’da Sosyal Hizmetler

Ağustos 1977

 

Çankırı’da Sosyal Hizmetler

Mayıs 1984

 

Gaziantep Sosyal Hizmet’in Sesi

Ağustos Eylül 1993

 

Yurdun Sesi

Ocak Şubat 1998

 

3 Aralık

3 Aralık 1999

 

Huzurevimiz

Mart 1999

 

Sosyal Hizmetlerin Sesi

Ocak Şubat 2004

 

Sosyal Hizmet Gazetesi (Ulaşılamadı)

1969

 

Aşama (Ulaşılamadı)

?

 

Betik (Ulaşılamadı)

?

 

Taban (İzmir SHU-DER) (Ulaşılamadı.)

?

         

 

Kitap daha güzel güzel bir dünya için mücadele eden ve bu mücadele içinde yaşamları kaybettirilen meslektaşlarımız Sinan Kazım Özüdoğru ve Yeşim Özkan’a adanmıştır.

Kitabın hazırlanma sürecinde çalışmanın kitaplaşma fikrimin oluşmasını sağlayan Heybe Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Acar’a, kaynaklara ulaşmama aracılık eden Turgay Çavuşoğlu’na ve arşivindeki kaynakları kullanmama izin eren M. Ali Yıldız, Mustafa Karakaya, Aras Süer, Murat Çevik, Prof. Dr. İlhan Tomanbay ve Doç. Dr. Aziz Şeker’e teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

 

 

 
 
 
 



Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

  sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.