Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

     
   
   



 Mehmet Emin ASLAN

Uzman Psikolog 

alanemin@hotmail.com

 

   

 
 
 
 


SANAL TEKNOLOJÎ BAĞIMLILIĞI VE YAYGINLAŞAN TOPLUMSAL EROZYON ÜZERÎNE BÎR HATIRLATMA
 

Konu ile ilgili bazı Tümceler :

 Sanal Teknoloji – Sosyal Medya – Soyal Ağ – Sosyal Fobi - Internet – Bağımlılık – Davranışlar – Iletişim....

 Konu ile ilgili bazı Otörler :

Anderson – Young – Goldberg – Shapira – Abrahamson ....

Avertismen

Bilişim teknolojisi küresel boyuta Sosyo-Teknik bir devrimin varlığına yol açmıştr. Bu oluşum aynı zamanda toplumları bilimden sanata, kültürden tarihe kadar tüm disiplinleri doğrudan veya dolaylı olarak etkilemiştir. Buna bağlı olarak ekonomi, sanat, eğitim ve daha birçok alanı kapsayan büyük dönüşümler yaşanmasına sebebiyet vermiştir, internet ile birlikte toplum artık günümüzde sosyal, ekonomik, kültürel ağlar ile birbirine bağlanmış durumdadır.

Etkileşimli Sanal Bir Dünya İnternet Teknolojinin hızlı bir şekilde gelişim göstermesiyle birlikte internet hayatın her noktasına girmiş durumdadır. Sosyal Medya Görüntüleri, fotoğraflar, Bilgi-Haber ağı, metin yazilari yanında ; elektronik posta, video konferans ve oyunlar, sohbet odaklı seanslar, sosyal paylaşım ağları gibi etmenlerin varlığı internet teknolojisini Çocuklar ve Gençler başta olmak üzere, toplumu her kategorisinde odaklanma kompozisyonu ile vazgeçilmez bir unsur haline getirmiştir. Bu olgulara paralel olarak, bilgi kirliliği ve tekrarı, sahtecilik, fikir korsanlığın internet üzerinden gerçekleştirilmesi bu teknolojinin dezavantajları arasında yer almasına sebebiyet vermiştir.

Bütün bu olgulara rağmen, internet günümüz medyasinin iletişim alanının yeniden biçimlendirmesini sağlamış ve etkileşim unsurunu bünyesinde barındıran yapay bir dünyanın oluşumunu beraberinde getirmiştir.

Özellikle Eğitim - Öğretim ve Araştırma alanlarında İnternet büyük tartışmalar yürütülen bir teknoloji konumunu olusturmuştur. Daha kapsamlı bir tanımla internet günümüz dünyasında büyüyüp gelişen ve dünya çapında yaygın bilgisayar ağlarına dayalı bir iletişim sistemine dönüşmüştür, yada sanal dünyada etkileşim olgusunun meydana gelmesini sağlamıştır ve genel kullanımdan özel kullanıma doğru hızlı bir ivme kazanmıştır.

Avantaj ve Dezavantajları ile, bu konuyu bilince aktarma, günümüz bilim insanına kalmışken, bu etkileşimin Insanlık üzerinde oluşturduğu dezenformasyonlara ve yıkıcı tehditlere dikkat çekmek zarüri bir konu haline gelmiştir.

Sanal Teknolojiye Bağımlılık kriterleri :

Teknoloji, günümüz insan hayatının her alanına girmiş durumdadır Teknolojik gelişmelerin getirmiş olduğu yenilikler, insanların günlük hayatlarını kolaylaştırmakta ve değişen dünya koşullarına uyumu sağlamasına katkı sağlamakla birlikte yeni neslin en büyük sorun alanlarından birisi olan teknoloji bağımlılığını ortaya çıkarmıştır.

Madde bağımlılığına benzer belirtilerle (yoksunluk çekme, ulaşma arzusu vb.) neden olan teknoloji bağımlılığı, zaman içerinde internet, sosyal medya ve bilgisayar bağımlılığı gibi faklı alanlarda kendisini göstermiştir. Özellikle akıllı telefonların ortaya çıkması ile birlikte teknoloji temelli tanımlanan bağımlılık türlerine ait belirtilerin birlikte görüldüğü bağımlılık türü bir hayli boyutlara tırmanmıştır. Bu bağımlılık türleri Özellikle bilgisayar ve internet teknolojisindeki bağımlılık dikkat çekmektedir.

Günümüzde internetin sağladığı fırsatlar ve sosyal medya araçları akıllı telefonlar ile bir arada sunulması bu cihazların diğer teknolojik cihazlara göre daha fazla kullanılmasına neden olmuştur.

Teknolojik aletlerin kullanımı hususunda teknolojiyi nasıl kullanmamız yada kullandırmamız gerektiğini anlamak  gerekmektir. Bu konuda en çok üzerinde durulması gereken grup hiç şüphesiz çocuklar ve gençlerdir, nitekim, yaşları gereği teknolojinin kendilerine sunduğu doğru ve yanlışlarını ayırt etmek hayati önem arz etmekte’dir. 

Özellikle Ergen ve çocuklar başta olmak üzere diğer bireyler üzerindeki olası olumsuz etkilerine sebebiyet verdigi gözlenmekte’dir. Tıpkı Nietzsche’nin öngördüğü kavramlardan biri olan decadence olayına dönüşmüştür, yani çökme, bozulma, çürüme ve düşme konumunu yasatir durumuna gelmiştir Bu yüzden Nietzsche’nin öğütlediği « üstinsan » seviyesine ulaşmak için insanın cinsiyetçi örüntülerden, yanlış kültür, yanlış gelenek, yanlış norm ve rollerden kendini soyutlaması ve kendi özüne dönmesi gerekir. Burada ifade edilmek istenen insanin toplumun değer yargılarından kopuşudur, bir diger ifade ile bağımlı unsurların dejenerasyona, erozyona uğramasıdır.

Bağımlılık Nedir ?

Bağımlılık kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir herhangi eylem üzerinde kendi kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır. Bu ortamda bireyin kullanım ve davranışta iradesi kalkacak ve kişi istese de istemese de bağımlı kullanım davranışını sürdürecektir. Bu olgudaki kullanım ve davranışı hayatının ciddi bir bölümünü kaplayacak ve kişi ister-istemez yapmak zorunda olduğu eylem dışında bütün vaktiyle birlikte  fiziksel enerjisini büyük oranda bağımlı olduğu nesneye veya eyleme odaklayacaktır.

Bu olgu beraberinde bir davranış sıklığına ve herhangi bir sebeple kesilince bireyde huzursuzluk, öfke, agressif davranışlar, ve hatta panik-attak gibisindan kontrol dışı davranışların ortaya çıkmasına  sebebiyet verecektir. Nitekim Psikolojik tabirde Ruhsal, Sosyal ve Bedensel sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır.

Bu sorunların başında  bilgisayar ve oyunları ve sosyal paylaşım araçları olarak bilinen facebook, twitter, instagram vb.... gibisinden sosyal medya bağımlılığı türleri bilinmekte’dir.

 Bağımlılığın Sebepleri :

 Toplumsal arenadan soyut, gruptan uzak ve insanlarla iletişim kurmak istemeyen bazı insanlar can sıkıntısından kurtulmak için alternatif olarak teknoloji araçlarına yönelirler. Bu araçları kullandıkları süre içinde « sıkıntıları geçer » ve hatta kullanımlardan zevk alırlar. Dolayısıyla ne zaman boş kalsalar ve canları sıkılsa çok daha fazla teknoloji araçlarını kullanmak isteyeceklerdir. Bir diğer anlamda birey (Çocuk – Ergen –Yetişkin)  bazı problemlerinden kaçmak yada kurtulmak için, veya, herhangi bir sebeple çözmekle yükümlü bulundugu görev ve sorumlulukların üstesinden gelemedigi için ve bu problemlerini bir süre için bile olsa unutmak amacıyla teknoloji araçlarını kullanımına yönelir. Yani kendileri için teknoloji kullanımı bu arenada zaman degerlendirmesine sebebiyet verecektir.

Bu oluşum sosyal çevresi ile olan iletisimininde soyutlanır ve nihayetinde adım-adım elinde kullandigi teknolojik alete bağımlı konuma kalacaktir.

şüphesiz bu oluşum bir anda gerçeklesmez ancak adım-adım bireyi kendi ağına çeker ve bağımlılık noktasına götürür, söyleki, kişi herhangi bir şekilde internette bir siteye ilgi duymuştur veya merak etmiştir. Bu merakını gidermek için adi geçen siteye odaklanmış olur ve uygulamayı kullanmaya başlamıştır. Bilahere, birey çevresinde ilgi duyulan ve bir oyunu oynayan veya kullanan bir arkadaş grubu varsa sayet adı geçen gruba girmek için kendisi de ayni siteye girmeye çalışacaktır ve nihayetinde oyunu oynayacaktır. Lakin, bunun dışında bir davranışta kalmasi halinde bulunduğu grubun dışında kalacaktır. Bu olguda, grubun dışında kalmamasi ve gruba « uyum sağlayabilmek için » kişi ister-istemez adı geçen siteyi ve oyunu kullanacaktır. Dolayısıyla bugünkü çocuk ve gençlerde ağırlıklı olarak bağımlılığı başlatan ya da sürdüren sebeplerden birisi’de bu olgudur.

Teknolojik Bagimliligin Psikolojik Boyutu :

Gerilim yaratan faktörler dış çevreden olduğu gibi bireyin iç dünyasından da gelebilir.

Anksiyete ve stres içinde olmaması; Sosyal çevre tarafından kabullenme ve değer verilme; Frustrasyon (hayal kırıklığı) karşısında tolerans gösterebilme yeteneği ve stres yaratan durumlara uyum sağlayabilme  bu şartlar engellendiğinde ergende gerilim başlar, lakin, Motivler ve ihtiyaçlar engellendiğinde birey yeniden uyum sağlamak zorunda kalır.

Insan, Statü, Güvenlik, Kabul Görme, Aileden bağımsız olma ve özgür düşünen bir yetişkinmiş gibi kabul görme, Ekonomik ve Bağımsızlık kazanma, ilk davranış normlarının ve kişisel değer yargılarının değişmesi ve gelişmesi yanında, biyolojik ihtiyaçlarının ve cinsiyetle ilgili ihtiyaçlarının tatmini gibi yeni durumlara uymaya çalışmakla mükellef konumuna düşer. Söz konusu bütün gelişim ödevlerinin gerçekleşebilmesi için gerekli uyum sağlama süreci ile ilgili verilen bilgilerden sonra teknoloji bağımlılığı ilgili verilerin kendi hayatını nasil ve ne derece ipotek altina alma kompozisyonu ile karşı-karşıya kalır.

Ancak teknoloji kötüye kullanımı tartışılacağından teknoloji bağımlılığının fiziksel olarak uyku bozuklukları, sırt ağrıları ve göz yanmalarına yol açması; psikolojik olarak kaygı, depresyon, stres, madde bağımlılığı ve obsessif kompulsif bozukluk gibi rahatsızlıklara sebep olması Fiziksel Gelişim ve Teknoloji Kötüye Kullanımı Fiziksel gelişim söz konusu olduğunda teknoloji kötüye kullanımı çerçevesinde bir risk olarak değerlendirmek mümkündür. Bunlardan birincisi uyku, yemek, ve  sportif aktivitelerden kopukluktur.

Özellikle Cocuklar ve Gençler daha fazla televizyon seyredebilmek, daha fazla internete girebilmek, daha fazla dijital oyun oynayabilmek ya da arkadaşlarıyla daha fazla cep telefonları üzerinden mesajlaşabilmek için daha az uyumaktadırlar. Teknolojinin kötüye kullanılması sebebi ile uykudan yapılan fedakârlık ise bireyin hem uyku hem de uyanıklık yaşantılarını olumsuz etkilemekte ve dolayısıyla fiziksel ve psikolojik sağlığına zarar vermektedir ve bu olgu beraberinde saldırganlık ve dürtüsellikte artışa yol açtığı bilinmektedir.

Çocuklarda uyku bozuklukları önemli fiziksel sorunlara, zekâ gelişiminde gerilige ve davranışsal bozukluklara yada hiperaktivite sendromu yol açtigi görülebilmektedir.

Teknoloji kötüye kullanımında faktörlerden birisi’de yemekteki sorundur. Uzun süre teknolojik araçlar kullanmak için gençlerin yemeğe vakit ayırmamaları ve tabiri yerinde ise az ve yetersiz beslenmeleridir. Yine daha uzun süre kullanmak için ne yediklerini ve ne kadar yediklerini bilmeden teknoloji araçların karşısında sağlıksız bir şekilde beslenmeleri ve buna bağlı bazi durumlarda aşırı kilo ve obezite gibi sorunlar karşı-karşıya kalmalarıdır. Özellikle hazır gıda yiyeceklerden etkilenerek sağlıklı gelişimleri için ihtiyaç duydukları gıdalardan ziyade sağlıksız gıdaları tercih etmelerine sebep olan yapay bir ihtiyaç duyma durumlarıdır. Bu etkinin sonucunda da en çok kullandıkları tüketim ürünleri arasında şeker oranları yüksek besin ve değeri düşük gıdaların gençlerin kullandığı tüketim ürünleri arasında ağırlıkta olduğu gerçeğidir.

Teknoloji kötüye kullanımin bir başka sorunu’da fiziksel gelişimdeki yetersizliklerdir, bu anlamda sportif faaliyetlerden yoksunluktur, lakin, Spor gençlerin hareket imkânlarının şehir hayatında azalmasının yanı sıra daha uzun süre teknoloji araçlarını kullanabilme motivasyonuyla da her geçen gün hayatlarından çıkardıkları ya da azalttıkları bir noktaya gelmektedir. Bilindiği gibi sporun fiziksel ve psikolojik sağlığın korunması kadar öğrenme ve sosyal uyum davranışlarının gelişimine faydalı olduğu bilinmekte’dir. Dolayısıyla teknolojik araçları daha uzun süre kullanabilmek amacıyla spor yapmayı bırakan ya da ihtiyacından daha az yapar konuma gelen bir genç sporun özellikle içinde bulunduğu dönem için alternatifsiz faydasından mahrum kalmaktadır.

Teknoloji Kötüye Kullanımda Birey Psikolojik gelişim anlamında kendi ilgileri, yetenekleri ve kabiliyetleri doğrultusunda tanıması, geliştirmesi ve kabul etmesi beklenir. Ancak hiç şüphesiz bu zaman alan, emek ve sabır isteyen bir süreçtir. Sağlıklı olan kişinin kendini gözlemesi, kendiyle alakalı farkındalığını artırmak için okumalar yapması ve çevresinden, özellikle de büyüklerinden, destek ve tavsiyeler alması, kendi ilgisi, yeteneği ve kapasitesi konusunda kendini denemesi gibi çok boyutlu bir uğraşı içerisine girmesidir, ancak böyle yaparsa kendini tanıyabilir, dinleyebilir, anlayabilir, geliştirebilir ve sonrasında kabul edebilir. Bilindigi üzere her gün uyumak, yemek yemek, işe ya da okula gitmek zorunda olan ve bunlara vakit harcayan bir kişi fazla teknoloji araçlarını kullanmasi halinde kendini tanımak, dinlemek, anlamak, geliştirmek ve kabul etmek için nasıl ve ne kadar zaman bulabileceği bir soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlar olmadan da duygularını yönetebilmesi, iradesini güçlendirip kendine söz geçirebilmesi, bir hedefe odaklanıp peşinden gidebilmesi çok zor ya da mümkün olamayabilir. Dolayısıyla teknolojinin kullanımı kişinin psikolojik gelişimi anlamında kendini tanımasına mani oluyorsa şayet kötüye kullanım söz konusudur.

Teknoloji Kötüye Kullanımı insanın Sosyal Gelişim prensiplerine’de olumsuz etkileri oldugu aşikardır. Lakin İnsan insan içine doğar, insan ile yaşar ve İnsan insanla vardır. Dolayısıyla etrafında yakın çevresi de uzak çevresi de olacaktır. Yakın çevre insanın sıklıkla görüştüğü ve bir sebeple ilişki kurduğu insanlardır. Uzak çevre ise insanın seyrek olarak belki hayatında bir defa karşılaştığı ve bir şekilde iletişim kurduğu insanlardır. Her insanın işine ve kişiliğine, ülkesine ve kültürüne göre yakın çevresi ve uzak çevresi sayı olarak değişebilir. Ancak değişmeyen veya değişmemesi gereken bir şey vardır ki o da sağlıklı sosyalleşmenin belirtisi olarak yakın çevresiyle düzenli ve derinlikli, uzak çevresiyle de seviyeli ve mesafeli bir ilişki kurmasıdır. Yani bir tek kendini gözeterek ve muhatabını yok sayarak karşısındakini kırmadığı gibi, kendisini yok sayıp muhatabını yücelterek benliğini de örselememeli, kendisini de kırmamalıdır. Hiç şüphesiz ifadesi kolay olsa da bütün bunlar toplum içerisinde insanlarla ilişki ve iletişim kurma ve geliştirilmesi gereken sosyal becerilerdir.

Bilinen odur’ki beceriler bilgiden farklıdır ve yaparak öğrenilir. Sosyal becerilerin de gelişmesi ancak sosyal beceri pratiğiyle mümkün olacaktır. Bu konuda da sağlıklı sosyal becerilere sahip olmak isteyen bir kişi toplumun içerisinde yer alarak, toplumun kültürünü, gelenek ve göreneklerini, toplumun kabullerini ve retlerini bilerek ilişkilerini şekillendirmelidir, bunun için yaşantıdaki tecrübe çok önemli ve vazgeçilmezdir. Şayet bir kişinin teknolojik araçları kullanımı yakın ve uzak çevresini tanımayı ve anlamayı zorlaştırıyor ya da kendisini yakın ve uzak çevresine tanıtmasını ve anlatmasını zorlaştırıyorsa o noktada teknolojinin kötüye kullanımı var denilebilir.

Teknoloji Kötüye Kullanım insanın Zihinsel gelişimine’de olumsuz etkileri olabilmekte’dir, lakin sağlıklı olabilmesi için bilgi sevgisinin olması, doğru ve faydalı bilginin peşinde olmak ve bilgi ahlakının olması gereklidir. Bilginin fikirler üzerinden büyüdüğünün altini çizmek gerekir. Bilgi zihinsel sağlığı ve gelişimi için arz eden önemli faktörlerdendir.

Insan kendisini hayata tutundurabilmek ve sürdürebilmek için sağlıklı beslenmeli  ve faydasız yiyeceklerle zihnini doldurmamalıdir. Aynı zamanda zihnini faydasız ve aşırı bilgilerle doldurmamalıdır. Şayet teknoloji kullanımı kişinin zihinsel kapasitesini boşa kullanacak şekilde bilgilerle doldurmasına sebep oluyor ve bilgi o kapasitenin içerisinde kendine yer bulamıyorsa, yanlış ve zararlı bilgiler kişinin hayat kalitesini olumsuz etkiliyorsa veya zihin seyredilip unutulan eğlence görüntüleriyle dolmuş ve bilgi sevgisi kaybedilmiş ise teknolojinin kötüye kullanımı söz konusudur. Bütün bunların ardından tabi ki bilgi tek başına yetmeyecektir. Çünkü bilginin niceliksel, mekanik boyutu insan tecrübesini en önemli yönlerini bilmeye, anlamaya ve idrak etmeye yetmemektedir, lakin doğru ve faydalı bilginin uygulanması ve  mutlak bir şekilde doğru bir davranışa dönüşmesi önemlidir.

Bu noktada denilebilirki teknoloji kötüye kullanıldığında gençliğin enerjilerini sağlıksız bir şekilde boşaltmalarına zemin hazırlamaktadır. Yani gençler sağlıklı bir zeminde boşaltmaya imkân bulamadıkları enerjilerini teknolojik araçları kullanarak sağlıksız bir şekilde şiddet ve cinsellik üzerinden boşaltmalarına dikkat çekmek gerekmekte’dir. Bu durumda, cinselliğin pornografik materyalleri ile direkt karşı karşıya kalmalari söz konusu olabilir. Bu sapkınlık bireyi daha fazla cinsel uyaranla karşı karşıya kalabilirler ve neticede yasami açısından fevkalade bir patolojik soruna neden olabilir.

Gençlik döneminde insan kendisini bir takım sorularla sorguladığı düşünüldüğünde  sorduğu sorular arasında : « Kimim Ben ? » ; « Ben ne yapıyorum ? » ; « Ben  nereye gidiyorum? » sorularını genç birey kendine sorarken kendini çevresine göstermek ve aldığı geri bildirimler doğrultusunda kendini şekillendirme ihtiyacını duyar. Bu noktada gencin kendini göstermeye, kendini beğendirmeye, onay almaya ihtiyacı vardır. Ayrıca yine kendini nesne, eserler ve işler üzerinden de ifade etmeye ihtiyacıni duyar. Günlük hayatın rutininde kişiler arası ilişkiler birbirine uzaklaşıp soğudukça gençler ihtiyaçlarını en yakınları olan anne-babalarından, komşu ya da akrabalarından karşılayamadıklarından teknoloji araçları üzerinden kendilerini göstererek ve kendilerini ifade ederek karşılamaya çalışmaktadırlar. Nitekim bu doğrultuda sosyal medya ve kişisel blogların kullanımı oldukça hızlı bir şekilde hem sayı olarak hem de geçirilen zaman olarak artmış olduguna dikkat çekmek gerekir.

Özellikle gençler kendilerini ifade edebilmek için Gündemdeki güncel konuları ve seyrettiği filmlerle ilgili düşüncelerini paylaşmaya ne kadar ihtiyaçlarını olduğunu göstermesi bakımından son derece önemlidir. Özellikle de bugün teknolojik gelişmelerin çok hızlı bir şekilde günlük hayatı ve dünyayı değiştirmesine paralel olarak gittikçe artan kuşak farkı, aralarında yaş farkı olan insanların hayata, olaylara ve insanlara bakarken aynı bakış açısından bakmasını veya aynı dili konuşup birbirlerini anlamalarını zorlaştırmaktadır. Ölmek istediğini söyleyen yaşlı bir beyefendiye sebebi sorulduğunda bütün akranlarının öldüğünü, kendisinin konuşup dertleşebileceği, kendisini anlayacak kimsenin kalmadığını söylemesi sosyalleşme ihtiyacı gençlere göre nispeten daha az olması beklenen yaşlılarda bile bu ihtiyacın ne kadar önemli olduğunu göstermesi açısından tartisma konusudur. Dolayısıyla gençlerdeki sosyalleşmek, paylaşımda bulunmak yerine sanal teknoloji ile zaman degerlendirmeleri manidardir.

Nitekim konuyla alakalı yapılan çalışmalar da özellikle sosyal medyanın bu kadar yaygın olarak kullanılmasının en önemli sebeplerinden birinin yalnızlık duygusunun yok edilmesi ve arkadaş edinme ya da arkadaşlarla iletişim kurma imkânını sağlaması olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Söz konusu risk faktörleri psikolojik, fizyolojik ve sosyal anlamda bariz herhangi bir problemi olmayan her genç için geçerlidir. Bunun ötesinde teknoloji bağımlılığı söz konusu olduğunda belli sorunlar teknoloji bağımlılığı anlamında kişileri veya grupları riskli hâle getirmekte ve teknoloji bağımlılığının ortaya çıkmasını, ilerlemesini kolaylaştırmakta, tedavi ve rehabilitasyon sürecini de zorlaştırmaktadır. Bu risk faktörlerinden birincisi yaştır, ikincisi cinsiyettir, üçüncüsü egoyu tatmin etmektir. Bu olguya özgü denilebilirki sorunlu kullanım ne kadar erken yaşta başlarsa bağımlılık olasılığı o kadar artmaktadır.

Teknoloji bağımlılığında bir başka ögesi ise patolojinin varlığıdır. Nitekim, dürtü, kontrol bozukluğu ya da madde bağımlılığı sorunu olanların interneti daha aşırı ve patolojik düzeyde kullanma eğiliminde oldukları araştırmalarda yer bulan tespitler arasındadır.

Ülkemizde yapılan bazı çalışmalarda ise özellikle genç yaş grubunda dikkat eksikliği -hiperaktivite bozukluğu, sosyal fobi, depresyon varlığında veya ailede bağımlılığa yatkınlık söz konusu olduğunda riskli internet kullanımının görülebileceği belirtilmiştir.

Teknoloji bağımlılığında bir diğer risk faktörü’de sosyal ilişkiler ve sosyal becerilerdir. Özellikle Aile içerisinde sağlıklı ve güvenli bir ortamı bulamayan veya aile içerisinde çatışma yaşayan, izole edilen ve sosyal kopukluğu yaşayan, akrabalarıyla yeterince ilişkileri olmayan ve okulda başarısız olan çocukların interneti bir alternatif aracı olarak görürler ve bu çocukların bilgisayar oyunlarının ve internetin olumsuz etkilerinden en çok zarar görenler olduklari ifade edilmektedir.

Teknoloji bağımlılığında bir diger risk faktörü aile içerisinde babanın fiziki ya da manevi yokluğudur. Babasını kaybetmiş çocuklarda bu oran daha fazladir. Bu durum özellikle ergenlik dönemindeki erkek çocuklarda teknoloji bağımlılığı sık görülen bir problem konumuna gelmekte’dir. Bu çocuklar için teknoloji, eğlenceli vakit geçirmenin yanısıra, gerek duruş anlamında model alabilecekleri veya kendilerini gerçekleştirebilecekleri oyun figürleri bulabildikleri gibisinden ütopik  durumlarla karışıldıkları bir yaşam alanına dönüşmekte’dir.

Teknoloji bağımlılığında başka bir risk faktörü’de bireyin lafazanca ve olumsuz bir arkadaş çevresi edinmesidir. Nitekim, arkadaş yokluğu teknoloji bağımlılığına götüren sosyal bir neden olabildiği gibi bağımlı arkadaş varlığı da bu anlamda sosyal bir neden olabilir. Lakin, sigara, içki bağımlılığı, Bonzaï-Eroin kullanimi gibi diğer madde bağımlılıklarında olduğu gibi, teknoloji bağımlılığında da gençlerin internet ile çoğu zaman arkadaş ortamına uymak ya da merak sebebiyle tanıştığı ifade edilebilir. Çünkü özellikle ergenler ve gençler arkadaşlarının çoğunu internet üzerinden bulabilmekte ve internet üzerinden birbirleriyle iletişim kurabilmektedirler. Bu nedenle kişi her ne kadar aşırı teknoloji kullanımının farkına varıp kendini engellemek istese bile arkadaş ortamını kaybetmemek ya da arkadaş ortamından dışlanmamak için aşırı internet kullanmayı tercih etmesi gerekebilir.

Bu durumda Yapılması gereken Alternatifler neler olmalıdır :

Teknoloji Bağımlılığı ve Gençlik Teknoloji bağımlılığında modelleme önemli bir faktördür, lakin  birey çevreleri ve özellikle de anne-babalarının eğlenme, dinlenme ve sorunlarını dikkate alarakkendileri ile günün belli saatlerinde kendilerine zman ayirma konseptine kendilerini uyarlamalari gerekmekte’dir.

Genç erişkinler ve çocuklar oyuna ayırdıkları sürenin fazlalığı ve daha fazla oynamayı tercih ettikleri şiddet içerikli oyunlar göz önüne alındığında, birçok problemi de beraberinde getiren oyun bağımlılığı oluşmadan erken dönemde önlenmesi ve gerekiyorsa yardım almaları önemlidir. Bu kapsamda aile ortamı çocukların sosyalleşmesinde olumlu ve bilinçli davranışlar kazanmasında belirleyicidir.

Çalışmalar internet ve dijital oyun bağımlılığı gibi bozuklukların aile içi çatışmaların olduğu ortamlarda daha çok beslendiğini ebeveyn-çocuk arasındaki iyi ve güçlü ilişkilerin ise problemi azalttığını göstermiştir. Ergenler kendilerini zorlayan topluma ve ebeveynlerine karşı interneti ve dijital oyunları isyan aracı olarak da kullanabilmektedir. Bu nedenle gençlerde bilinçli ve kontrollü internet ve dijital oyun kullanma davranışlarının oluşmasında temel ilke ailede güven, demokrasi, destek, güçlü iletişim ve olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisinin geliştirilmesidir.

Anne-babaların televizyon ekranı üzerinden sergiledikleri kötü örnekliğin sonucu olarak ortaya çıkan teknoloji bağımlılığı konusunda da anne-babaları bilgilendirmek, bilinçlendirmek ve toplumun üreten, yararlı bir bireyi haline getirmeye yönelik sivil toplum çalışmalarını desteklemek de mutlaka göz önünde bulundurulması gereken bir diğer önemli noktadır.

Teknoloji bağımlılığının yayılmasında en önemli sebep olan akran etkisini tam tersine çevirmek ve pozitif akran kültürü oluşturmaya dönük yayınlar, materyaller, siteler, uygulamalar, programlar ve sorumluluklar üretilmeli ve değişmez bir gerçek olan akran etkisinin yıkıcı değil yapıcı olarak gençlerin hayatında var olması sağlanmalıdır. Bütün bunlarla beraber bugünün dünyasının yadsınamaz bir gerçeği olarak gençler yine de teknoloji ile yoğun bir mesai harcayacaklarından gençlerin faydalanabilecekleri pozitif içeriğe sahip teknoloji araç ve donanımlarının hem sayı olarak hem de yaygınlık olarak mümkün olduğu kadar çok gence ulaşmasına dönük adımların atılmasına önem verilmelidir.

Teknolojiyi doğru ve faydalı kullanmaya yönelik küresel ve ulusal ölçekteki örneklikleri gençliğin dünyasına sokmak ve söz konusu gençler üzerinden doğru ve faydalı kullanımı teşvik etmek ve ödüllendirmek de bir diğer önemli önleme çalışması olacaktır. Güvenli internet ve teknoloji kullanımı konusunda yapılan ve yapılacak olan çalışmaların ve uygulamaların halka ve özellikle de gençlere ulaşması konusuna ağırlık verilmeli, güvenli internete tehdit ve tehlike olacak sitelerin, uygulamaların ve siber zorbalık türü davranışların mutlaka hızlı bir şekilde cezalandırılması konusunda gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasına ve uygulanmasına öncelik verilmelidir.

İletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte hızlı bir toplumsal değişim yaşanmaya başlamıştır. Bu değişimden toplumun en küçük yapı taşı olan ailenin de etkilendiğini söylemek mümkündür. Özellikle internet teknolojisinin gelişim göstermesi toplumsal ilişkilerin daha çok sanal bir boyut kazanmasına neden olmuştur. Bu çalışmada kitle iletişiminin farklı boyutlar kazanmasını sağlayan internet teknolojisinin aile ve çocuk ilişkisi içerisindeki etkisi dikkate alinarak internetin belli bir süre ile kullanılması ve kullanımın zarüriyetin disina çikmayacak sekilde olmasina dikkat edilmelidir.

Aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan en küçük insan topluluğu olmasına rağmen toplumun temel taşı durumundadır. Birey doğduğu andan itibaren ailesiyle tanışmakta ve aile bireyleriyle iletişim kurmaktadır. Böylelikle sosyalleşme süreci başlamakta, hayata dair deneyim ve bilgiler elde edilmektedir. Sosyalleşmenin ilk aşaması aile içerisinde gerçekleşmektedir. Özellikle aile bireylerinin karakteri, davranışları ve hayata bakış açıları çocuğun gelişim sürecine doğrudan etki etmektedir. Bu açıdan ailenin çocuk gelişimindeki önemi yadsınamaz derecede büyüktür.

Anne ve babalar, çocuğun hayata dair bilinçlenmesini sağlamaktadır. Aile ve Çocuk Etkileşimi Çocuklar, ailelerin olduğu kadar ülkelerin geleceğinin güvencesi durumundadır. Çocukların yetişmesi ve toplum tarafından kabul görmesi noktasında ailelere büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Anne ve babalarının tutum ve davranışları, yetiştikleri ortam ve demografik özellikleri çocuğun kişilik özelliklerini derinden etkileyebilmektedir. Çocukların başarılı ve sağlıklı bireyler olarak yetişebilmeleri için baskı ve stresten uzak ortamlara gereksinim vardır. Bu anlamda :

. Aile, çocuğun toplum tarafından kabul görmesine yardımcı olmali ve Aile, çocuğun sosyal hayatta ve çalışma ortamında başarılı olabilmesi için yönlendirici bilgiler sunmalıdır.  

. Aile, çocuğun karakter ve yeteneklerinin ortaya çıkmasında yol gösterici olmalidır.  

. Aile, çocuğun hayatta karşılaştığı ya da karşılaşacağı problemlerin çözümüne yardımcı olmaktalıdir.  

. Aile, toplum tarafından kabul görmüş tutum ve davranışları çocuğa aşılamalıdır.  

. Aile, çocuğun gelecekte zorluk çekmemesi adına güven duygusunu kazandırmalıdır.  

. Aile, ahlaki alışkanlıkların kazanılmasında çocuğa örnek olmalıdır.  

. Aile çocuğun sosyalleşebilmesi adına çocuk için rol model olmalıdır.

Netice olarak,  gençlerin teknoloji ile bağımlılıktan uzak, doğru ve sağlıklı bir ilişki kurmaları bekleniyor ve isteniyor ise öncelikli olarak teknoloji bağımlılığına sebep olan risk faktörlerini ortadan kaldırmak gerekmektedir. Bu risk faktörlerinden en önemlileri gençlerin enerjilerini sağlıklı bir şekilde boşaltabilecekleri, kendilerini gösterebilecekleri ve ifade edebilecekleri, akranlarıyla sosyalleşebilecekleri zeminlerin ve imkânların olmamasıdır. Bu zeminlerin ve imkânların hazırlanması teknoloji bağımlılığını önleme konusunda atılması gereken ilk adımlardan olmalıdır.

Ancak bu imkânları ve zeminleri hazırlarken ulaşılabilir olması, ekonomik olması, gençlerin ihtiyacına uygun olması gibi özellikleri gözetmek şarttır. Çünkü özellikle internet bağımlılığının bu kadar hızlı bir şekilde yayılmasının en önemli sebebi ulaşılabilir, ekonomik ve ihtiyaca uygun olmasıdır.

Dolayısıyla gençlerin ulaşmak için ciddi vakit ve emek harcayacakları, maddi anlamda zorlanarak faydalanabilecekleri ya da kendilerine uygun olmayan şartlarda ve içerikte hazırlanmış zeminlere teveccüh etmelerini beklemek yanlış bir yatırımın ötesinde zaman kaybı ve boş bir ümittir. Bunların yanında ve ötesinde psikopatolojilere bağlı olarak ortaya çıkan  depressif ve sosyal fobi teknoloji bağımlılığı ile ilgili olarak koruyucu ve tedavi edici ruh sağlığı hizmetlerinin internet ve teknolojinin girdiği her yere girmesini sağlamak da önemli bir adım olacaktır.

Teknoloji Bağımlılığına Mûdahale konusunda :

Ülkemizde Teknoloji bağımlılığı ile ilgili denilebilirki söz konusu Aileler tedavi konusunda ciddi manada ve dikkatli bir sürece girmedikleri gibi probleme dönük acil bir önlem almada’da maalesef zorlandıkları görülmekte’dir, ve bu konuya özgü, olayin özünü basitleştirerek veya dikkate almayarak dolaylı da olsa bağımlının bağımlılığını destekleme noktasında birleşmeleri anlamına gelmekte’dir. Bu olguda, denilebilirki Ailelerin bu konuda nötr kalmalari beraberinde teknoloji bağımlılığının yaygınlaşmasına sebebiyet vermekte’dir.

Günümüzde Teknoloji bağımlılığına müdahaleler  Alkol – Bonzaï ve diger madde bağımlılığı kullanimi kadar önemli konuma gelmis bulundugunu vurgulamak gerekir. Bu sebeplerden birincisi maalesef gerek ülkemizde ve gerekse dünyada olayı bilince çıkarmada eylemsel aktivitelerden yoksunluk, ve ikincisi hâlen yeteri kadar akademik çalışmanın ve klinik uygulamanın olmayışıdır.

Bu süreçlerin bütün boyutlarıyla dikkate alınmadığı varsayıldığında, gerek medikal tedavi, gerek konuya özgün geliştirilmiş bir Psikoterapi modeli ve gerekse sosyal rehabilitasyon konularında ciddi eksikliklerimizin söz konusu oldugu gerçeğidir.

Bu olgu, tabiri yerinde ise, teknoloji bağımlılığı konusunda konuyu boyutu ve detayı ile bilince aktaracak ve bu konuda tedavi hizmeti verecek uzman kadromuzun ülkemizde henüz bulunamaması ciddi anlamda bir boşlugun oldugu  söz konusudur.

Özellikle bu konuya özgü Psikoloji, Psikiyatri ve Sosyal hizmetler alanlarından uzman sayısının yeteri seviyede bulunmadığı dikkate alındığında  beraberinde tedavi ve rehabilitasyon merkezi sayısı da maalesef yok denecek kadar azdır.

Bütün bu sebeplerden dolayı teknoloji bağımlılığı herhangi bir bağımlılıktan farklı olarak değerlendirilmeli, tedavisinin her anlamda daha da zor olabileceği öngörülmeli ve ağırlıklı olarak önleme çalışmalarına hem araştırma hem uygulama hem de yaygınlaştırma anlamında hız verilmelidir.

Bu konuyla özellikle sorumluluk hisseden bireylerin : Anne-Baba ve Ebeveynlerin yanısıra, Öğretmenlerin ve gerekse resmî kurumların ve gençlik çalışmaları yapan sivil toplum kuruluşlarının bağımlılığa giden adımları gözeterek önleme çalışmaları yapmaları gerekmektedir.

Sonuç olarak :

Teknoloji insanlık için iyi mi yoksa kötü müdür gibisinden bir ikileme ile bu soru günümüzde en önemli sorunlardan biridir. Teknoloji temelli iki akım sayılan optimist ve pessimist distopyasına dair fütürist tartşmalar her geçen gün yeni argümanlara kavuşuyor. Buna göre, denilebilirki yaklaşık bin yıl önce insanlar, Tanrı’nın dünyayı yok etmesi tehlikesinden, kıyameten korktuklari varsayımına karşın geçen Üç bin yılı aşkın bir sürede insanlar teknolojinin yol açtğı tehlikelerden korkar hale geldiler. Bu konuda, belirtildigi üzere, Teknolojinin bir mucize oldugu düşüncesi yanısıra, karşı görüşün, Teknolojinin bir  tehdit olduğu düşüncesindeki özün, yada, kitlesel bir yok oluş düşüncesi toplumsal arenada tartışır bir konu haline gelmiş durumda, ve,  bu tekno-fobik inanca göre : « Teknoloji kontrolümüzden çıkabilir, kontrol dışı bir güç haline gelebilir » Başka bir ifadeleyle ; « Teknolojik umudun yerini teknolojik kıyamet korkusu alabilir » düşüncesi bütün toplumlarda önemle tartışma konusu haline gelmiş bulunmakta’dır.

Teknoloji kullanımını noktasında davranışlarımızın temelinde mantık ve bellek ve sosyal yasam alışkanlıklar yatmaktadır. Ilkin ve özellikle çocuk ve Ergenlerde Alışkanlıkları neyin ortaya çıkardığını kişi bilmese bile çoğu zaman farkında olmadan davranışlarını etkilediği bilinmekte’dir, lakin,  bu nedenle, teknoloji bağımlılığını çocuk ve gençlerde önlemenin en önemli adımlarından birisi doğru teknoloji kullanımı alışkanlığıni kazandırmaktır.

Bu manada, teknoloji bağımlılığında hangi sebeplerin ve  neyin ne zaman bağımlılık olabileceğinin bilinmesi ve bu anlamda risk faktörlerinin farkında olunması bağımlılığı önleyebilmede önemli birer alternatif olacaktır.

Teknolojik araçların mümkünse insanların faydalı olacak şekilde kullanması gerektigini belirtirken, hiçbir şekilde hiç kimseye zarar vermeyecek şekilde kullanılmamasina özen gösterilmesinin altini çizmek gerekir, lakin bu kullanımda kişi genel ahlak kriterlerinin gerçek dünyada geçerli olduğu gibi, sanal dünyada da geçerli olduğunun bilincinde olmasi ve hiçbir şekilde herhangi birisinin kişilik haklarına, psikolojik bütünlüğüne ve sosyal varoluşuna zarar verecek şekilde teknolojiyi kullanmamasina dikkat etmesi gerekmekte’dir.

Bu olguya paralel olarak Teknolojik aletlerin kullanımının sadece bir vakit geçirme ve egoyu tatmin etme amaçlı kullanmak değil, tam aksine, bir amaç çerçevesinde kullanmaktan geçtiginin farkindanligini yaşamak gerekir. Nitekim, bu olgunun bir amaç için kullanıldığının bilinci ile, bir bilgiyi öğrenme ve bir sorumluluğu yerine getirmesi yanında, bir beceriyi geliştirme olasalığına dikkat çekmek gerekir.

Dolayısıyla teknoloji kullanımı konusunda çizilmesi gereken çerçevenin ilk bileşeni amaçlı kullanım olmalıdır.

Diger bir noktada Teknolojinin hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın mutlaka günlük süre sınırı korunarak kullanılmasıdır. Çünkü teknolojik araçların içeriklerinin hem niteliksel hem niceliksel anlamda sınırsız kullanımasi hâlinde insanın kendini, hayatını ve sorumluluklarını unutacak kadar teknolojik araçların içerisinde kaybolmasına sebep olabilir.

Günümüz Dünyasında Dini pratikler ve dine erişim dahi mobil ekranlar aracılığıyla sağlanır, nitekim her konuda teknolojik desteğe kavuşan kullanıcılar artık kendilerini daha güvende hissediyorlar gibi ancak Tekno-fobi bir diger yönüyle sınırsız, kuralsız ve limitsiz bir oranda toplumsal dengeyi sarsar tehlikesi ile buluşturma noktasında olduğu varsayımına dikkat çekmek gerekir, lakin, Teknolojiden korkmak ve onun kölesi olmak en büyük tehditlerden biridir.

Sanal teknolojinin doğru kullanıldığında hayatı kolaylaştıracağının bilincinde olarak kullanımı hayatı kolaylaştıracak araçlar, argümanlar ve uygulamalar üzerinden şekillendirerek kullanmak olduğu bilinciyle buna göre teknolojik araçlarla gereken zarüriyetlerin yerine getirilmesi ve bu işlevde akıllı telefon uygulamalarının güvenle yapilmasi gayet tabi yerinde bir olgudur, lakin, web programların eğlenceden ziyade işlerini ve sorumluluklarını daha kısa zamanda ve daha etkili yapmasına yardımcı nitelikte olması birey açısından faydalı bir kullanım malzemesi oldugu aşikardır. Nitekim bu konuda önem arz eden hayatın kalitesini artıran, işlevselliğini geliştiren, herhangi bir alanda ilerlemesini sağlayan bir kullanımin olmasıdır. Bu anlamda bilinçli kullanim çok önemlidir.

YirmiBirinci yüzyılın nörobilim, nanoteknoloji ve robotiğin yükseldiği bir yüzyıl oldugu varsayımı olarak düşünüldüğün’de bu yükselişe bağlı olarak insanı geliştirme teknolojileri, biyoteknolojinin sınırlarını genişletmek, savaşın doğasını, uluslararası ilişkileri ve jeopolitiği değiştrmekte kompozisyonu içinde olduğu varsayımı’da düşünmek mümkün. Bu bağlamda transhümanizm hem mevcut insanın Psikolojik, Fiziksel ve Bilişsel yeteneklerini artrmak hem de insanın ötesinde yeni bir varlık inşa etmek amacındadır.

Bu noktada denmelidir’ki, bir yandan transhümanizm  teknolojik yollarla insanlığın tamamen ötesine geçmeyi aramak, insan mutluluğunu yakalamaya çalışmak hezeyanlı bir hayal olarak değerlendirme ile insanlığın idealist eğilimleri her ne kadar daima iyiye, güzele yönelse de, insanoğlunun aklının bir köşesinde daima negatif düşüncelerin ve distopyaların bulunduğu da bir gerçektir.

Bu noktada özellikle Çocuk ve Gençlik dönemindeki bireyler işlevlerin Psikolojik, Sosyal, Zihinsel ve Fizyolojik sayılan gelişim evreleri dikkate alinarak bilinçlendirilmesi tartışılmaz bir konudur.

Ayrıca Toplumsal sorumluluğa sahip birey olarak genç ve genç adayların gerekli olan zihinsel yeteneğe ve anlayışa sahip olması, Sosyal sorumluluk davranışlarını göstermeyi istemesi ve başarması, davranışlarını düzenleyeceği bir etik sistemi ve değerleri benimsemesi bu gelişimsel ödevin bir parçasıdır.

Bu anlamda mutlak bir dejenerasyona karşı insanlığı ayakta tutmak hepimiz açısından önem arz etmekte’dir.  

 Bu konunun zaman aşımına uğramadan dikkate alınması ümidiyle...

 Mehmet Emin ASLAN

Uzm. Psikolog 

 
 
 

 




Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.