MESLEK BİLGİSİ

MESLEKİ ALANLAR

KAYNAK BİLGİLER

 

 

   

 JUNG’UN PSİŞE MODELİ ÇALIŞMASI: SÜTEAÇ BEBEK MASALI

Sosyal Çalışmacı Reviye Özkan

 
   
   

 

 “Fizikçiler için parçacıklar, biyologlar için genler neyse
psikoloji için arketipler odur.”
Jung

Bu çalışma, Analitik Psikoloji’nin kurucusu Carl Gustav Jung’un psikolojiye kazandırdığı kavramlardan bazılarının anlaşılmasında araç olarak masalın kullanılması denemesi olarak hazırlanmıştır. Bu bir erginlenme masalıdır. İçe bakan bir yolculuktur. Psişenin sosyal örgütlenmesi denemesidir. Çalışma kapsamına alınan kavramlar: gölge, persona, ego, kolektif bilinçdışı, anima arketipi, animus arketipi ve benlik.

Masalda Geçen ya da Sezilen Karakterler:

Süteaç Bebek
: Erginlenmesi tamamlanmamış erkek.

Sütedahaaç Bebek: Süteaç Bebek’in egosu. Süteaç Avcısı ile sözleşme yapar.

Süteaç Bebeğin Çamurdan Silüeti: Süteaç Bebek’in Kabuk Anne’ye tepkisi.

Sütlü Anne: Çocuğuna sevgi gösteren anne.

Kabuk Anne: Çocuğuna sevgi gösteremeyen anne. Sütlü Anne’nin memelerinin çeşmesi kapalı olduğu hali. Ağlayan, bağıran, korkulan anne.

Süteaç Avcısı:
Kapitalist sistemde Süteaç Bebek’leri ve Olmamış Kadın’ları kendi çıkarı için kullanan karakter.

Olmamış Kadın: Sütedahaaç Bebek’e rastlayan erginlenmesi tamamlanmamış kadın. Sütedahaaç Bebek’e Sütlü Annesi gibi görünür.

Jung’un Psişe Modelindeki Kavramlar:

Gölge: Kabuk Anne. Sütlü Anne’nin memelerinin çeşmesi kapalı olduğu hali. Süteaç Bebek’in Kabuk Anne’ye duygusu.

Persona:
Süteaç Bebeğin Çamurdan Silüeti. Süte tok.

Ego:
Sütedahaaç Bebek. “Benden iyisine bu diyarda rastlanmış değil.” der.

Bilinç: Sütedahaaç Bebek.

Anima Arketipi: Yaşlı Kadın, Kabuk Anne, Ağlayan Anne, Olmamış Kadın.

Animus Arketipi: Yaşlı Adam, Anneyiağlatan Baba, Süteaç Avcısı, Sütedahaaç Bebek.

Kolektif Bilinçdışı:
“Yaşlı Kadın-Yaşlı Adam”, “Ağlayan Anne-Anneyiağlatan Baba”, “Kabuk Anne-Baba”, “Süteaç Avcısı-Meta”, “Sütedahaaç Bebek-Olmamış Kadın”

Benlik: Yaşlı Kadın ve Yaşlı Adam arasındaki denge.


SÜTEAÇ BEBEK MASALI


Sütlü Anne’nin bir tane daha çocuğu olmuş, adı Süteaç Bebek’miş. Sütlü Anne’nin Süteaç Bebeği sütü çok severmiş. Annesi de sütünü Süteaç Bebek'ten hiç esirgemezmiş. Sütlü Anne’nin bilinmeyen nedenle bir süre memelerinin çeşmesi kapanınca, Süteaç Bebek buna çok sinirlenmiş. Kendisinin çamurdan silüetini yapıp Sütlü Anne’ye vermiş. Bu silüet konuşabiliyor ama tam tersi süte tokmuş. Süteaç Bebek ise uzaklara yolculuğa çıkmış. Çok uzaklaştığından emin olduğu vakit Süteaç Avcısı ile karşılaşmış. Süteaç Avcısı, Süteaç Bebeği görünce hemen tanımış. Sütlü Anneleri hemen ve kesintisiz onun hizmetine sunmuş. Süteaç Bebek zamanla Sütedahaaç Bebek haline gelmiş. Kendi Sütlü Annesi de ona yetmezmiş artık. Süteaç Avcısı, Sütedahaaç Bebeği görünce pek beğenmiş. Ona övgüler söylemiş. Senin adın “Sütedahaaç Bebek” demiş. Onu onurlandırmak için ona görevler vermiş. Geride bırakılan Sütlü Anne, yanında kalan Süteaç Bebeğin çamurdan silüetine süt dolu göğsünü uzatsa da çamurdan silüet süte tok olduğu için her defasında Sütlü Anneyi reddedermiş. Sütlü Anne de artık çocuğunu tanıyamadığını düşünürmüş.

Çok uzaklarda bir yerde Sütedahaaç Bebek, rastlantısal rastladığı Sütlü Annelerin sütlerini içmekten kendini alamazmış. Bazen arka arkaya içermiş. Yine de doymuş hissetmezmiş. O yüzden hemen arkasından yine, sonra yine süt içmek istermiş. Bunun nedeni ayrılmadan önce Sütlü Anneye verdiği çamurdan silüetinde saklıymış. Çamurdan silüetini yaparken kendi bağırsağından bir parçasını koparmak zorunda kalmış, çünkü onunla çamurdan silüetine tokluk hissi kazandırmak mümkün olabilmiş. Nitekim, Sütedahaaç Bebek her süt içtiğinde süt bağırsak deliğinden ayaklarına dökülürmüş. Bunu gören Süteaç Avcısı, Sütedahaaç Bebeğin bu haline pek keyiflenirmiş.

Süteaç Avcıları, ikna etme işinde çok ustaymış. Sütedahaaç Bebeğin ayaklarının her bir tarafına kaplar bağlaması için onu ikna etmiş. Böylece, Sütedahaaç Bebeğin rastladığı Sütlü Annelerden içerek bağırsağından ayaklarına dökülen süt kaplara dolacak ve dolu kapları Süteaç Avcısı kendisi için alabilecekmiş.

Günler, aylar, yıllar geçmiş... Sütedahaaç Bebeğin ayakları, kaplara dolan sütün ağırlığından ağrımaya, bağlı kısımları yara olmaya başlamış. Süteaç Avcısı ona bunu kafasına takmamasını söylemiş. Çünkü adı Sütedahaaç Bebek’miş. Ondan iyisine bu diyarda rastlanmış değilmiş. Sütedahaaç Bebek, Süteaç Avcısı’na inanmış, ona güveniyormuş.

Kendi Sütlü Annesinden uzakta olan yeni adı ile “Sütedahaaç Bebek”, rastlantısal Sütlü Anneler, bağırsağından ayaklarına akan süt ve süt kaplarının ayaklarına yaptığı yaralar döngüsünde yaşamını sürdürüyormuş... Ayak yaraları iyice derinleşmiş olan Sütedahaaç Bebek bir sabah kalkınca ayakta duramayıp yere devrilmiş. Onunla birlikte süt kapları da gürültüyle bir o yana bir bu yana düşmüş ve kaplardaki süt de yere dökülmüş. Gök gürlemesi gibi kopan gürültüye uyanan Süteaç Avcısı sahibi olduğu sütün yere dökülüp ziyan olduğunu görünce kükremeye, Sütedahaaç Bebek’i sarsmaya başlamış. O sarsıntıda Sütedahaaç Bebeğin bir ayağı kopmuş. Bunu gören Süteaç Avcısı, artık benim işime yaramazsın, demiş. Sütedahaaç Bebek de cevap vermiş: “Ama ben Sütedahaaç Bebeğim, benden iyisine bu diyarda rastlanmış değil.” demiş. Süteaç Avcısı ona “Hayır, sen Sütedahaaç Bebek değilsin, sen Süteaç Bebeksin.” demiş.

Kim olduğunu daha iyi anlayan Süteaç Bebek kopan ayağını alıp sırt çantasına koymuş ve yıllar önce çıktığı gibi uzaklara yolculuğa çıkmış. Bu Sütlü Annesine, kendi eliyle yaptığı topraktan siluetine, kopardığı bağırsağının parçasına doğru, geriye dönük bir yolculukmuş. Bir ayağı olmadığı için yürürken topallıyor, ara sıra sendeliyor ama yoluna devam ediyormuş. 7 sene gibi geçen yolculuk sonunda, Süteaç Bebek karşıdan ona doğru gelen bir silüet görmüş. Silüet daha yaklaştığında bunun topraktan yaptığı kendi silüeti olduğunu anlamış. Karşılaştıklarında silüeti ona kopardığı bağırsağının parçasını geri vermiş ve “Sütlü Anneye söyleneceklerin hakkı saklı kaldı,” dedikten sonra ufalanarak toprak örtüsüne karışmış. Bağırsağının parçasını geri alan Süteaç Bebek, Sütlü Anneye söyleneceklerin hakkının saklı kaldığını duymaktan memnun, sendeleyerek yürümeye devam etmiş. O sabah Sütlü Annenin memeleri daha şişkinmiş, içi içine sığmıyormuş. O yüzden, kapıda Süteaç Bebeği gördüğünde bir an için baygınlık geçirmiş. Gözlerini usulca açarken ona “Sen Süteaç Bebeksin” demiş. Süteaç Bebek, “Evet, ben Süteaç Bebeğim” diyerek karşılık vermiş. Sonra Süteaç Bebek, Sütlü Anneye söyleneceklerin hakkının saklı kaldığını hatırlamış ve ona “Yıllar önce süt veren memelerinin çeşmesi kapanınca, ben sana çok sinirlendim” diyebilmiş. Sütlü Anne de ona “Senin suçun yok” diyerek süt dolu göğsünü uzatmış. Böylece Süteaç Bebek, Sütlü Annesinin sütünü doya doya içmeye başlamış. Her içişinde bacağının altında karıncalanma hissediyormuş. Karnı iyice doyduğunda kafasını kaldırıp bakmış ve kopan ayağının tekrar yerine geldiğini görmüş. Çünkü annelerin iyileştirme gücü varmış.

Kaynakça


Jung, Carl Gustav. (2024). Dışa Bakan Rüya Görür, İçe Bakan Uyanır. Özlem Küskü (Ed.) Destek Yayınları. 


 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

 sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.