Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

     
   
   



 
ÇOCUK EDEBİYATININ PSİKO-SOSYAL BOYUTUNU

 DÜŞÜNMEK
 

Aziz ŞEKER 

   
   

 

 

         Çocukların gelişimi fizyolojik anlamda benzer olmakla birlikte,sosyal-kültürel koşulların değişimi, çocukların gelişimine farklı şekillerde etkide bulunmaktadır. Örneğin Doğu toplumlarının büyük bir kısmında, çocuk topluluk ruhu içinde büyütülürken; kamucu özellikler
edinmesi çoğu zaman bireyselliğinin önüne geçebilmekteyken, Batıda toplumsal sorumluluğun yanında daha ağır basan yan, çocuğun bireyselliğine verilen önemde gözlemlenmektedir.

          Farklı kültürlerin çocuk yetiştirme yönetmeleri de, bu nedenle değişim gösterebilmektedir. Sosyal ve kültürel değerler, özerk bir çocuk yetiştirme yanlısı ise çocuğun gereksinimlerine odaklanan eğitim programlarına öncelik verilir. İşte burada çocukların öz saygısının niteliğinde, edebiyatın yerini tartışmaya açmak gerekir. Belli bir zekaya sahip olan çocukların hiç şüphesiz bütünsel gelişimlerinde psiko-sosyal gereksinimleri içinde yaş dönemlerine uygun edebiyat yapıtlarıyla tanışmaları, bu eğitim süreçlerinden geçmelerinin
sağlanması, gelişimlerine olumlu katkı sağlayacaktır.

          Edebiyat çocuklara ne öğretebilir? Bu soruyu şöyle de şekillendirmek mümkündür: Örneğin televizyonun çocuklar üzerindeki etkisi, özellikle saldırganlık içeren programlara duyulan ilgi ve bunların yansımalarıyla kritik edilebilir. Medya organlarında sunulan birçok program, elbette arka planda pedagojik öneriler dikkate alınarak hazırlanmaktadır. Ancak bu, kötü olanı sergileyen birçok modelin varlığını inkâr etmemizi sağlamaz. Çocuk için uygun olmayan bir diziyi izleyip saldırgan eğilimler sergileyen bir çocuk üzerinde diğer yandan edebiyatın etkisi ne kadar olabilmektedir? Bir çocuk kitabındaki karakterlerin olumlu niteliklere sahip olması, çocuk için hangi davranışların gelişimine katkıda bulunabilir. Bunu görmek gerekir.

          Hoşgörünün, arkadaşlığın önemi, güven ve saygı, empati, ayrımcılığın kötü bir davranış olduğu, bireylere saygı, doğa ve hayvan sevgisi çocuklara yönelik edebiyat kitapları söz konusu olduğunda, düşünülmesi gereken değerlerdir. Etkili ve nitelikli çocuk kitaplarının çocuğun gelişimine sunduklarını bu anlamda göz ardı edemeyiz. Çocuk kitaplarının farklı yaş dönemlerindeki çocuklarla ilgili ne ifade ettiği ve kitaplar oluşturulurken nasıl bir yaklaşımın
benimsenmesi gerektiği, yine çocuk edebiyatı olgusunun sosyolojisini görmek yönünden merak ettiğimiz birçok sorunsalı aydınlatacak arayışlarımız olmalıdır.

          Söz konusu çocuk olunca tüm duyarlılığımızla kulak kesilmediğimiz cümleler kalmaz. En doğrusunu yapmak isteriz. Ne var ki başarılı olmadığımız zamanlar da olur. Peki nelere dikkat etmek gerekir? Neler önceliğimiz olmalıdır? Hangi evrensel ölçütlere öncelik verirken, kültürel değerler söz konu olduğunda ise dengeyi nasıl sağlayabiliriz? Evet, bu ve buna benzer soruları çoğaltmak mümkündür.

            Öncelikli olarak çocuk gerçekliği/özgünlüğü kavramından yola çıkarak daha gerçekçi bir tutum almamızda fayda var. Çocuk gerçekliğinin/özgünlüğünün dikkate alınması çocuk edebiyatı açısından önemini ve güncelliğini koruyan bir konudur. Biliyoruz ki, yaş
gruplarının o yaş grubuna özgü gereksinimleri bulunacaktır. Çocuğun sosyal ve akademik gelişim dönemini içine alan bu süreçlerde, uygun eğitim materyalleriyle desteklenmesi gerektiği okul öncesi öğretmenliği başta olmak üzere hemen hemen bununla ilgilenenlerin
uzlaştıkları bir durumdur.

          Edebiyat bir yaratım sürecidir. İnsanın tam da odağında olduğu tarihten birikerek gelen sürekli gelişen bir geçmişe sahiptir. Çocukları ayırarak söylersek, çocuklar için edebiyat üzerinde durulması gereken bir olgudur. Çünkü çocuğun psikososyal gelişimine
edebiyatın katkısı hakkında yetişkinlerle kıyaslandığında yapılacak her doğru eğitimin, ileri yaşamda çok anlamlı yansımaları olacaktır.

          Yaşamında edebiyat olmayan bir çocukluk döneminin, kişilik gelişimi hiç şüphesiz beraberinde tartışmalar getirecektir. Bu minvalde şunu dile getirebiliriz. Erken çocukluk dönemini bir başlangıç olarak aldığımızda, çocukların sanatsal gelişimini ya da yaratıcılığını
etkileyen faktörler konusunda kişilik gelişimine uygun bir eğitimin uygulanması elzemdir. Her çocuk özeldir. Örneğin çocukluk dönemleriyle ilişkili birçok psikososyal gereksinimden söz edilir.

            Bunlar dikkate alındığında özellikle çocuğun güven, inanma, sevgi, onur, adalet
gereksinimini konu alan çocuk edebiyatı belirli ölçülerde yol gösterici olabilir. Bu nedenle okul öncesi/okul yaş grubu çocuklarının kitapla kurduğu ilişkide ebeveynler, nelere dikkat etmesi gerektiği noktasında büyük sorumluluk sahibidirler. Şunun üzerinde durmakta fayda var. Çocuk edebiyatı söz konusu olduğunda çocuğa uygun oluşunu dikkate almak gerekir. Çünkü bir kitap yalnızca harflerin boyutlarından, sayfa düzeninden ya da resimlerin kullanışından
oluşmuyor. Çocuğa göre kitap yazılırken/resimlendirilirken tasarım özelliklerinin yanı sıra içerikte yer alması gerekenler de bulunuyor.

           Çocuk edebiyatı alanında yapıtlar oluşturulurken çocuğa görelik anlamında insani değerler, güven, sevgi, saygı, empatik ilkeler, gerçeğe bağlılık gibi koşullar gözetilmelidir. Günümüzde çocukların yaş dönemlerini ele aldığınızda bu değerler ya da ilkeler konusunda
yeterince duyarlılık gösterilmeye gayret edilse bile gelinen aşamanın yetkin olduğunu söylemek mümkün değildir.

             Neler önerilebilir? Örneğin çocuk edebiyatında yapıtlarda yer alan kahramanlara isterseniz biraz değinelim. Kız ya da erkek kahramanlardan giderek genel bir değerlendirmede bulunabiliriz. Yazarın kahramanlara verdiği görevler, karakter oluştururken yaslandığı insancıl felsefe ve toplumsal sorumluluklar yani genel ve baskın özellikleriyle onlarla özdeşleşen
çocukların hayatına olumlu katkıda bulunabilir. Burada kahramanların nitelikleri verilirken, konu seçerken gözetilecek değerlerle ilgili yazarlara görevler düşmektedir.

            Çocuk edebiyatında kitapların eğitsel/sosyal özelliklerinin yanı sıra kitaplar yazılırken içerikte bulunmaması gerekenler, çocuk gerçekliğine aykırı özellikler barındırmadığında çocuğun bireysel ve sosyal kimlik edinimi kazançlı çıkmaktadır. Çocuk edebiyatıyla ilgili bir öngörüde bulunmak istersek ise şunu söyleyebiliriz: Çocuklara sunulan kahramanlar insanı, doğayı, hayvanları severken, düşüncelerini açıklayan, düşüncelerine sahiplenen, katılımcı, paylaşımcı, birlikte hareket etmenin mutluluğunu yaşayan, yardımlaşan, bireysel gereksinimleri kadar toplumsal beklentilere odaklanacak kadar geniş bir perspektifte yapılandırılmalıdırlar. Son zamanlarda sık tartışılan "kanıt temelli öğrenme"yi destekleyecek şekilde kitapların kurgulanması altı çizilmesi gereken bir husustur.

           Yine, çağın değerleriyle örtüşen, üreten, paylaşan, hak yemeyen, gelişime ve dostluğa açık, evrensel karakterde olmaları çocuk edebiyatının gelmiş olduğu demokratik düzeyi
de gösterecektir. Ayrıca çocuk edebiyatı yapıtlarında, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı konusunda yeterli duyarlılığa da sahip bir içerik dikkatle ele alınması gereken bir başka ögedir.

            Sonuçta çocuğun yetiştiği sosyal kültürel bağlamın çocuğun kişiliğini sağlıklı geliştirecek koşullara sahip olması ne kadar işlevsel ise çocuk edebiyatını içine alacak yetkin bir eğitim sürecinden geçmesi de bireysel ve toplumsal gelişme adına bir o kadar önemlidir.

           Önerilen bazı çocuk kitapları: Ülkü Tamer: Günışığı Hoşçakal. Muzaffer
İzgü: Anneannem serisi kitapları. Yaşar Kemal: Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca. Edmondo De Amicis: Çocuk Kalbi. Aziz Nesin: Şimdiki Çocuklar Harika. Jose Mauro De Vasconcelos: Şeker Portakalı. Charles Dickens: Oliver Twist. Çocuk dizisi olarak: Televizyon ekranlarına geldiği ilk günden itibaren kalıcılık kazanmış bir çizgi film: Heidi.
 

 
 
 
 



Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.