SOSYAL HİZMET MESLEĞİ

SOSYAL HİZMET ALANLARI

KAYNAK BİLGİLER

 

   

Şerafettin SAYAR 

 Sosyal Hizmet Uzmanı

 serafettinsayar@hotmail.com  

 
 
   
   
 


 ÇIĞLIK
 

 
     
 
Yaşları 14, 15 ve 16’yı gösteriyor. Ya da hepsi 14 yaşında lise öğrencileri. Köylerinde lise olmadığı için şehirdeki Sanat okuluna ve Ticaret lisesine kayıt yaptırmışlar.

Bu üç arkadaş Şehrin kenar mahallesinde bir gecekondu kiralar. Kısa zamanda mahalleli de geçleri sever, onlara zaman zaman yemek verir, yakacak, masa, sandalye, kap kaçak vb. kullanılmış ev eşyaları veririler. Gençler bu dayanışmadan çok memnundur. Onlar da komşularının odunlarının kırılmasında, kömürlerinin taşınmasında, elektrik ve su faturalarının bedellerinin yatırılmasında komşularına yardım ederler. Bazen köyden gönderilen sebze, kuru gıda gibi malzemeleri komşuları ile paylaşırlar.

O dönemde toplumda bir hareketlilik vardır. Öğrenci olayları hat safhadadır. Her gün onlarca vatandaş ve aydın ölmekte ya da öldürülmektedir.Ülkenin üzerinde bir karabulut vardır. Zaman zaman ülkede eğitim aksamakta, olaylar yüzünden üniversiteler tatil edilmektedir. Kimin kimi ne için öldürdüğünün altında derin ilişkilerin olduğu düşünüldüğünde bir çok masum vatandaşın da boş yere hayatını kaybettiği ve eğitiminden mahrum edildiği bilinmektedir. Sürgünler, işten atılmalar, hapisler, işkenceler……………..

Saat gecenin 02’si, bizim üç liseli genç mutlu komşularının mahallesindeki gecekondu evde bedenlerinin sıcaklığı ile ısınan yer döşeklerinde uykularının en derin noktasında birden bire bir gürültü patırtı ile uyandırıldıklarında, eli silahlı adamların karşısında hücrelerine kadar hissettikleri korku ile kan ter içinde kalırlar. Gençlerin gecekondu evleri basılmıştır. O an için ne olduğu anlaşılamamıştır. Bir süre sonra resmi kıyafetli polis memurları görüldüğünde gençler birazda olsa rahatlarlar. Evde derinlemesine bir arama yapılır. Geçlerin ellerine ve vücutlarına bakılır. Evde polisin arayıp da bulmak istediği bir şey bulunamaz. Geçlerin masum olduğuna inanılmaz. Konuşmalardan bir yazılama işinin kanıtlarının arandığı anlaşılmaktadır. Bu işin bir faili mutlaka olmalıdır. Kurban seçilmiştir. Bizim gençler apar topar polis arabasına bindirilerek mahallelinin uykuda olduğu saatlerde şehir karakoluna götürülürler.

Karakolda gençler küçük çaplı sağlı sollu yumruk ve tekme muamelesine tabi tutulurlar.

Nöbetçi polis,

Yazılamayı kim yaptı lan!
Ticaretli genç,

Valla bilmiyoruz abi, biz yapmadık.
Polis memuru o anda ticaretli gence okkalı bir yumruk atar. Genç neye uğradığını şaşırır. Zayıf ve çelimsiz olduğundan anında yere serilir ticaretli genç.

O anda şehrin derinliklerinden büyük bir patlama sesi duyulur.

Polis memuru,

İşte şimdi hapı yuttunuz, bu bombalama işini de size yıktı mı görürsünüz…………..

Artık sabah olmuştur. Polisler arasında görev değişikliği başlar. Yeni göreve gelen polisler gençlere aç olup olmadıklarını sorar. Gençlerin aç olduklarını belirtmesi üzerine sokaktan geçmekte olan simitçiden simit alınır ve gençlere ikram edilir. Gençler her an için salınacaklarını beklemektedirler. Öğlen olur gençler halen karakolda tutulmaktadırlar. Bu arada gençlere karakolun odunları karakolun deposuna taşıttırılır.

Akşam olmuştur. Şehre karanlık çöker. Bir belirsizlik, bir karamsarlık, bir korku ve tedirginlik gençleri tekrar sarıp sarmalar. Gecenin ilerleyen bir saatinde üç genç polisler tarafından hükümet binasının zemin katındaki şubeye götürülürler. Tavanı alçak, iki kademli, zemini döşemesiz, penceresiz bir odaya konurlar. Gençler artık yorgun ve bitkindirler. Uykuları gelmiştir. Odada üzerine yatabilecekleri üç- beş metre kadar yırtık bir bez pankarttan başka bir şey yoktur. Oda soğuktur. İnsan dışkısı ve idrar kokusu odanın hakimidir.

Kapı açılır. Ticaret liseli genç sivil polis tarafından odadan alınır. Diğer iki genç ne olacağının şaşkınlığı ile beklemeye başlarlar. Uykuları kaçmıştır. Bir şeyler hissederler. Bir süre sonra dışardan bir başka odadan “anam, offf, yapmayın, bilmiyorum” sesleri gelmeye başlar. Çığlıklar ve feryatlar her geçen an dayanılmaz acıları yansıtır. Sesler kesilir. Odanın kapısı açılır. Diğer iki genç de Ticaret liseli gencin götürüldüğü odaya alınırlar. Her iki oda karşı karşıyadır. Bu odada işkence yapılmaktadır. Odanın içinde bir masa, üzerinde bir daktilo, bir iki sandalye, yerlerde kalın ipler, kablolar, kalaslar, ağaç parçaları, birde acayip bir makine vardır.

Üç genç sırayla falakaya yatırılarak dövülür. Bu işlem üç defa tekrarlanır. Gençlere yazılamayı nerede, nasıl ve kiminle yaptıkları anlattırılır. Bir senaryo yazılmıştır ve imzalatılmıştır. Ayakları darp olan gençler koridora çıkartılarak sulu zeminde sırtlarında polisler koşturulur. Bu işlem bir canlıya yapılmayacak kadar çirkef ve iğrençtir. Artık sabah olmuş nöbetler değişmiş, göreve yeni gelen polisler tarafından gençler tuvalete götürülmüş ve karınları doyurulmuştur. Öğleye doğru mahkemeye çıkarılırlar. Hakim belli ki görüntüden hoşlanmamıştır. Ayaklarda ayakkabı yoktur. Yürümekte güçlük çekilmektedir. Hakim kızar ve gençleri geri gönderiri. Ne olduğu anlaşılmamaktadır. Şubeye geri gelirler. Gençlerin üzerindeki korku derinleşmektedir. Aradan bir saat geçer tekrar hakim karşısına çıkarılırlar. Verilen karar gereği serbest bırakılırlar.

Yıllar çok çabuk geçer. Her şey değişmiştir. Ticaret liseli çelimsiz gencin de hayatı değişmiştir. Çoluk çocuğa karışmıştır. Günün birinde bir toplantı için lise hayatının geçtiği şehre gelir. Şehir de çok değişmiştir. Parkları, restore edilmiş tarihi evleri, el sanatlarına yönelik ticaret merkezleri şehre bir başka güzellik katmıştır. Birde şehrin tarihi dokusunu ve kültürünü yaşatmak, gelecek kuşaklara aktarmak için kent müzesi kurulmuştur. Rehber eşliğinde yapılan gezi planında Kent Müzesi de vardır. Kent müzesine gidildiğinde Ticaret liseli genç şaşkınlık içersindedir. Evet burası yıllar önce falakaya yatırıldığı o yerdir. Bir an için gözleri dalar…. Küçük kızının “babacığım artık gidiyoruz” sesi ile kendine gelir.
 
 
 
 
 

 

 



Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

 sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.