ÖZET Araştırmada yetiştirme yurdunda kalan ve kalmayan kız ergenlerin
yalnızlık düzeylerinin incelenmesi ve yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin
yetiştirme yurdunda kalma nedeni, yetiştirme yurduna gelme yaşı ve aile
bireylerinden veya akrabalarından biriyle görüşme durumu değişkenlerinin
yalnızlık düzeylerinde farklılık yaratıp yaratmadığının belirlenmesi
amaçlanmıştır. Araştırma Kayseri il merkezinde bulunan Kız Yetiştirme Yurdunda
kalan 50, liselere devam eden 50 kız ergen olmak üzere toplam 100 kız ergen
üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada ergenlerin kendileri ve aileleri ile ilgili
bilgileri elde etmek için araştırmacı tarafından hazırlanan “Genel Bilgi Formu”,
yalnızlık düzeylerini belirlemek amacıyla ise Rusell, Peplau ve Ferguson (1978)
tarafından geliştirilen Demir (1989) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması
yapılan “UCLA Yalnızlık Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler
“t-Testi” ve “Varyans Analizi” ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda
yetiştirme yurdunda kalan ve kalmayan kız ergenlerin yalnızlık düzeyi puan
ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu belirlenmiş
(p<.01) ve yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin yalnızlık düzey puan
ortalamalarının yetiştirme yurdunda kalmayan ergenlerden yüksek olduğu
saptanmıştır. Ayrıca yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin yetiştirme yurduna
kalma nedeninin ve yetiştirme yurduna gelme yaşının da önemli bir farklılık
yarattığı saptanmıştır (p<.01). Aile bireylerinden veya akrabalarından biriyle
görüşme durumunun ise yalnızlık düzeylerinde anlamlı bir farklılık yaratmadığı
belirlenmiştir (p>.05). Anahtar sözcükler: Ergen, aile, yetiştirme yurdu,
yalnızlık düzeyi. ABSTRACT In this study it is aimed to analyze the loneliness
level of girl adolescents staying and not staying in an orphanage and their
reason to live in an orphanage, the age when they started to live in the
orphanage and to specify whether the variables of meeting with family members or
relatives cause a difference in the loneliness levels. The study is conducted on
100 adolescent girls, 50 of whom studying at high schools and 50 of whom staying
at Orphanages for girls in central town of Kayseri province. “The General
Information Form” prepared by the researcher in order to obtain information
about the adolescents and their families and “UCLA Loneliness Scale” developed
by Rusell, Peplau and Ferguson (1978) and for which Demir (1989) investigated
its validity and reliability have been used in the study. The data obtained
during the study has been assessed with “T-test” and “Variance Analysis”. In the
end of the study it is determined that there is a statistically significant
difference of loneliness level grade averages between the adolescents staying
and not staying at the orphanages (p<.01), and that loneliness level grade
averages of the adolescents staying at an orphanage are higher than those not
staying at an orphanage. And it is also determined that adolescents’ ages for
beginning to stay at an orphanage and their reason to come there cause a
significant difference (p<.01). It is also identified that their meeting with a
family member or a relative does not lead to a significant difference in their
loneliness levels (p>.05). Key Words: Adolesence, family, orphanage, loneliness
level. 10
GİRİŞ Geçiş dönemi olarak ifade edilen ergenlik dönemi; biyolojik,
psikolojik, zihinsel ve sosyal açıdan gelişme ve değişimlerin yaşandığı bir
süreçtir (Eccless vd., 1993). Bu süreç, hızla ilerleyen bedensel gelişme ve
değişme ile başlamakta zamanla yavaşlayarak durmaktadır. Bunu ruhsal ve
toplumsal değişme izlemektedir. İlk olarak bedensel değişmenin doğrudan ya da
dolaylı olarak yarattığı ruhsal değişmeler görülmektedir. Bu ruhsal değişmeler
nedeniyle mutlu, uysal, dengeli ergenin yerini kaygılı, tedirgin, dengesiz,
uyumsuz ergen almaktadır. Bocalama ve kararsızlık içinde olan ergenin duyguları,
ilgileri değişmekte coşkuları ölçüsüz, sınırsız ve dengesiz şekilde farklılık
göstermektedir (Köknel, 1999). Bu farklılıkların yarattığı gerginlik, ergenin
depresif olmasına dolayısıyla yalnızlık duygusu yaşamasına neden olmaktadır. Bu
nedenle ergen bu dönemde özellikle içinde yaşadığı karamsarlık, huzursuzluk ve
iç sıkıntı gibi hoşa gitmeyen duygulardan bunalarak kendisine güven verecek
anne-babaya ihtiyaç duymaktadır. Anne babanın, ergenin söylediklerini
eleştirmeden, küçümsemeden ve yargılamadan dinlemesi ve ergenin kendisini ifade
etmesine fırsat vermesi ergenin sağlıklı kişilik geliştirmesini sağlamaktadır.
Anne-baba desteğinden yoksun olan ergen ise kaygı, korku ve yalnızlık duygusu
yaşabilmektedir (Kulaksızoğlu, 1998). Yalnızlık, bireyin varolan sosyal ilişkisi
ile arzuladığı sosyal ilişkisi arasındaki tutarsızlık sonucunda oluşan ve hoş
olmayan öznel, psikolojik bir durumdur (Ponzetti, 1990). Ergenlik döneminde
yaşanan yalnızlığın çeşitli nedenleri aile ilişkileri, sosyal çevre, öğretmen
ilişkileri, okul ortamı, arkadaş ilişkileri ve ergenlik döneminde yaşanan
sorunlar şeklinde sıralanmaktadır (Buchholz ve Catton, 1999; Mcwhirter vd.,
2002). Yapılan çalışmalar sonucunda aile ilişkilerinin ve sosyal ilişkilerin
ergenin yalnızlık düzeyinde etkili olduğu vurgulanmaktadır (Nurmi vd. 1997; Van
Buskirk ve Duke, 1991; Sing Lau vd. 1999; Uruk ve Demir, 2003). Ergenlik
döneminin sıkıntılarıyla başa çıkmakta zorlanan ergen onu anlayan ve ona destek
veren bir aileye ihtiyaç duyabilmektedir. Ailenin eksikliği ergenin sosyal ve
duygusal gelişimini olumsuz yönde etkileyerek yalnızlık duygusu yaşamasına neden
olabilmektedir. Özellikle çocukluk döneminde ailenin olmaması yalnızlık üzerinde
daha fazla olumsuz etki yaratmaktadır (Alonzo, 1989). Çocukluk döneminde aile
nedeniyle duygusal açıdan problemler yaşayan bireyin bu problemleri ergenlik
döneminde de devam edebilmekte ve ailenin eksikliği nedeniyle ergen daha fazla
kendini yalnız hissedebilmektedir. Groark ve arkadaşları (2005) ve Sparlin ve
arkadaşları (2005) tarafından yapılan çalışmalarda yetiştirme yurdunda kalan
çocuk ve ergenlerin sosyal ve duygusal problemler yaşadıkları ve problemleri
azaltmada ailenin gerekliliği vurgulanmıştır.
Bunların doğrultusunda aile ortamından ve sosyal ortamlardan uzak olarak yaşayan
yetiştirme yurdundaki kız çocukların yalnızlık düzeylerinin de yüksek
olabileceği düşünülmektedir. Kutlu (2003) yetiştirme yurdunda ve ailesiyle
birlikte kalan gençlerin yalnızlık düzeylerini incelediği çalışmasında kızların
yalnızlık düzeylerinin erkeklerin yalnızlık düzeylerine göre daha yüksek
olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle araştırmada yetiştirme yurdunda kalma
durumunun kız ergenlerin yalnızlık düzeylerinde etkili olup olmadığının
saptanması ve yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin yetiştirme yurdunda kalma
nedenine, yetiştirme yurduna gelme yaşına ve aile bireylerinden veya
akrabalarından biriyle görüşme durumuna göre farklı olup olmadığının incelenmesi
amaçlanmıştır. MATERYAL ve METOD Araştırmada yetiştirme yurdunda kalan ve
kalmayan kız ergenlerin yalnızlık düzeylerinin saptanması ve yetiştirme yurdunda
kalan ergenlerin yetiştirme yurdunda kalma nedeni, yetiştirme yurduna gelme yaşı
ve aile bireylerinden veya akrabalarından biriyle görüşme durumu değişkenlerinin
yalnızlık düzeylerinde farklılık yaratıp yaratmadığının belirlenmesi
amaçlanmıştır. Araştırmaya Kayseri il merkezinde bulunan yetiştirme yurdunda
kalan ve liselere devam eden ergenler dâhil edilmiştir. Araştırma Kayseri il
merkezinde bulunan Kız Yetiştirme Yurdunda kalan 13–18 yaş grubundaki 50 kız
ergen ile aynı sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyde bulunan ve araştırmaya gönüllü
olarak katılan liselere devam eden ailesi ile birlikte yaşayan aynı yaş ve
cinsiyetten 50 kız ergen olmak üzere toplam 100 kız ergen üzerinde
yürütülmüştür. Araştırmada ergenlerin kendileri ve aileleri hakkında bilgi elde
etmek amacıyla “Genel Bilgi Formu” ile yalnızlık düzeylerini belirleyebilmek
için Russel ve arkadaşları tarafından 1978 yılında geliştirilen ve Demir (1989)
tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan “UCLA Yalnızlık Ölçeği”
kullanılmıştır. UCLA Yalnızlık Ölçeği on olumlu, on olumsuz yönde kodlanmış,
sosyal ilişkilerle ilgili duygu veya düşünceleri içeren 20 ifadeden oluşan
dörtlü Likert tipinde bir ölçektir. Bireylerin tüm maddelerden aldığı puanlar
toplanarak her birey için “genel yalnızlık puanı” elde edilmektedir. Her birey
ölçekten en yüksek 80, en düşük 20 puan alabilmektedir. Ölçekten alınan yüksek
puan bireyin yalnızlık düzeyinin yüksek olduğunu göstermektedir (Demir, 1989).
Araştırmada yetiştirme yurdunda kalan ve kalmayan ergenlerin yalnızlık düzeyleri
arasında fark olup olmadığını ve yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin aile
bireylerinden veya akrabalarından biriyle görüşme durumunun yalnızlık üzerinde
etkisini belirlemek amacıyla “t-
12Testi” ve yetiştirme yurdunda kalma nedeni ile yetiştirme yurduna gelme
yaşının yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin yalnızlık düzeylerinde etkili olup
olmadığının saptanması için “Varyans Analizi” kullanılmıştır. Yapılan varyans
analizi sonucun da farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için
“Scheffe Testi” kullanılmıştır (Büyüköztürk, 2002). BULGULAR VE TARTIŞMA
Yetiştirme yurdunda kalan ve kalmayan kız ergenlerin yalnızlık düzeylerinin bazı
değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği belirlemek amacıyla yapılan bu
çalışmaya dâhil edilen yetiştirme yurdunda kalan ve kalmayan ergenlerin %
87’sinin 13–15, % 13‘nün ise 16–18 yaş grubunda olduğu saptanmıştır. Yetiştirme
yurdunda kalan ve kalmayan ergenlere ait veriler analiz edilerek tablolar
halinde sunulmuş ve ilgili literatürlerle desteklenerek tartışılmıştır. Tablo 1.
Araştırmaya dâhil edilen ergenlerin yalnızlık düzey puanlarının yetiştirme
yurdunda kalma durumlarına göre yalnızlık düzeylerine ait ortalamalar ve t-testi
sonuçları Yetiştirme yurdunda kalma durumu n X S sd t p Kalan 50 47.30 4.82 98
5.85 .00 Kalmayan 50 38.16 9.92 p<.01 Tablo 1 incelendiğinde yetiştirme yurdunda
kalmayan ergenlerin yalnızlık puan ortalamaları (X= 38.16), yetiştirme yurdunda
kalan ergenlerin (⎯X= 47.30) ortalamalarına göre daha düşüktür. Yalnızlık
puanının düşük olması ergenin daha az yalnızlık yaşadığını göstermektedir.
Yapılan t-testi sonucuna göre ergenlerin yetiştirme yurdunda kalma durumuna göre
yalnızlık puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır
[t(98)=5.85, p<0.01]. Özel bir sorumluluk ve ilgi gerektiren ergenlik döneminde
ergenin aile ortamından uzak ve anne-baba modellerinden yoksun olarak kurumlarda
büyümek zorunda kalması, gelişiminde çeşitli problemler yaratabilmektedir.
Kurumdaki görevliler çocuk veya ergenle ne kadar ilgilense de hiçbir şekilde
ailenin yerini tutamamaktadır (Frank ve Klass, 1996). Özellikle de ergenlik
döneminde ergenin yanında anne-baba modellerinin bulunması, ergene güç vermesi,
onun bu dönemi daha kolay atlatabilmesi için gereklidir. Bunun yanısıra ergenlik
döneminde ergenlerin sadece hem cinslerinin bulunduğu bir ortamda yetişmeleri
onların duygusal ve sosyal gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilmekte ve bu
dönemde cinsel dürtülerin ve karşı cinse ilginin artması nedeniyle sosyal
ortamlardan uzak kalmaları yalnızlık duygusunu daha da arttırabilmektedir (Groark
vd., 2005). Bu nedenle de sosyal ve duygusal bir sorun olarak ifade edilen
yalnızlık duygusu yetiştirme yurdunda kalan ergenlerde ailesiyle birlikte kalan
ergenlere göre daha fazla görülebilmektedir. Sloutsky (1997) yetiştirme yurdunda
kalan ve ailesiyle birlikte yaşayan çocuklar üzerinde yaptığı çalışma sonucunda
yetiştirme yurdunda kalan çocukların sosyal ilişkilerde sıkıntı yaşadıkları
dolayısıyla empati ve paylaşım duygularının daha az olduğunu belirtmiştir. Kutlu
( 2003) ise yetiştirme yurdunda ve ailesiyle birlikte kalan gençlerin yalnızlık
düzeylerini incelediği çalışma sonucunda yetiştirme yurdunda kalan gençlerin
yalnızlık düzeylerinin daha yüksek olduğunu vurgulamıştır. Tablo 2. Yetiştirme
yurdunda kalan ergenlerin kurumda kalma nedenine göre yalnızlık düzeyine ait
ortalamalar, standart hatalar ve varyans analiz sonuçları Kurumda Kalma Nedeni n
Yalnızlık Düzey Puanı Ebeveyn ölümü 14 46.50 ± 5.24 Boşanma 11 51.37 ± 4.13
Ekonomik nedenler 25 47.92 ± 3.96 Varyans Analizi Sonuçları sd KO F p Anlamlı
fark Gruplar arası 2 232.24 8.7** .000 2-1 Grupiçi 47 26.66 2-3 Toplam 49 Tablo
2 incelendiğinde yetiştirme yurdunda ebeveyn ölümü nedeniyle kalan ergenlerin
yalnızlık puan ortalamalarının 46.50 ± 5.24, ekonomik nedenlerden dolayı kalan
ergenlerin 47.92 ± 3.96, boşanma nedeniyle kalan ergenlerin ise 51.37 ± 4.13
olduğu belirlenmiştir. Varyans analizi sonucunda ergenlerin kurumda kalma
nedenine göre yalnızlık puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu
belirlenmiştir (F2-,47) = 8.70, p<.01). Yapılan Scheffé testi sonucunda
farklılığı boşanma nedeniyle yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin yarattığı
saptanmıştır. Ekonomik güçlükler ve beraberinde sosyal güvencenin olmaması
boşanan ailelerin çocuklarının kuruma verilmesinde en önemli etken
olabilmektedir (Frank ve Klass, 1996). Anne-babanın yaşamasına rağmen ergenin
yetiştirme yurdunda kalması ergenin kendini değersiz hissetmesine ve içine
kapanmasına dolayısıyla ailesine karşı güvensizlik duygusu yaşamasına neden
olmaktadır. Ergen bu güvensizlik duygusunu çevresine yansıtmakta ve çevresindeki
diğer insanlarla sevgi bağı oluşturamamaktadır. Böylece kendini yalnız
hissedebilmektedir. Gürsoy ve Yıldız Bıçakçı’nın (2004) yaptıkları bir çalışmada
sosyo-ekonomik düzeyin ergenlerin yalnızlık düzeylerinde etkili olduğu
belirlenmiştir. Tablo 3 . Yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin kuruma gelme
yaşına göre yalnızlık düzeyine ait ortalamalar, standart hatalar ve varyans
analiz sonuçları Kuruma Gelme n Yalnızlık Düzey Puanı 0-5 yaş 10 51.08 ± 5.40
6-10 yaş 28 47.85 ± 5.58 11 yaş ve üzeri 12 44.92 ± 3.96 Varyans Analizi
Sonuçları sd KO F p Anlamlı fark Gruplar arası 2 118.33 3.76 .00** 1–3 Grupiçi
47 31.50 1–2 Toplam 49 Tablo 3 incelendiğinde yetiştirme yurduna 0–5 yaş
arasında gelen ergenlerin yalnızlık puan ortalamalarının 51.08 ± 5.40, 6–10 yaş
arasında gelen ergenlerin 47.85 ± 5.58, 11 yaş ve üzeri arasında kalan
ergenlerin ise 44.92 ± 3.96 olduğu belirlenmiştir. Varyans analizi sonucunda
ergenlerin kuruma gelme yaşına göre yalnızlık puan ortalamaları arasında anlamlı
bir farklılık olduğu belirlenmiştir (F2-,47) = 3.76, p<0.01). Yapılan Scheffe
testi sonucunda farklılığı yetiştirme yurduna 0–5 yaş arasında gelen ergenlerin
yarattığı saptanmıştır. Yenidoğan döneminde veya küçük yaş grubunda yetiştirme
yurduna bırakılan çocukların bilişsel gelişimlerinde gerilik olmakta, sosyal ve
duygusal açıdan çocuklar olumsuz etkilenmekte ve bu durum çocuğun tüm yaşamına
yansımaktadır. Özellikle okulöncesi dönemde kuruma bırakılan çocukların daha
fazla kaygı, korku ve depresyon duygusu yaşadıkları da görülmektedir (Frank ve
Klass, 1996). Bowly (1969) anne-çocuk arasındaki bağa dayalı olarak kuruma erken
verilen çocuklarda kişilik problemleri olduğunu vurgulamıştır (Akt: Frank ve
Klass, 1996). Kişilik problemlerin olması da çocuğun yalnızlık gibi birçok
duygusal problem yaşamasında etkili olabileceğini düşündürmektedir. Landesman
(1990)’de okulöncesi dönemde ve daha erken dönemde kuruma gelen çocukların
bilişsel olarak zarar gördüklerini dolayısıyla bu zararın çocuğun kişilik
gelişimini olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Tablo 4. Yetiştirme
yurdunda kalan ergenlerin aile bireylerinden veya akrabalardan biriyle görüşme
durumuna göre yalnızlık düzeylerine ait ortalamalar ve t-testi sonuçları Aile
Bireylerinden veya Akrabalardan Biriyle Görüşme Durumu N X S Sd t p Evet 39.23
6.50 98 1.50 .17 Hayır 43.25 9.25 Tablo 4 incelendiğinde aile bireylerinden veya
akrabalarından biriyle görüşen ergenlerin yalnızlık puan ortalamaları (X=
39.23), görüşmeyen ergenlerin (⎯X= 43.25) ortalamalarına göre göre daha
düşüktür. Yapılan t-testi sonucuna göre aile bireylerinden veya akrabalarından
biriyle görüşme durumuna göre yalnızlık düzeyi arasında anlamlı bir fark
olmadığının [t(98)= 1.50, p>.05] saptanmasına rağmen aile bireylerinden veya
akrabalardan biriyle görüşen ergenlerin yalnızlık duygusunu daha az yaşadıkları
gözlenmektedir. Bu durum, ergenin aile bireylerinden veya akrabalardan biriyle
kurum ortamından uzakta kısa ve geçici de olsa görüşmesiyle aile ortamına yakın
bir sıcaklık yaşaması ve bundan dolayı kendini daha az yalnız hissetmesiyle
açıklanabilir. Yetiştirme yurdunda kalan ergen ya çocuk yuvasından yada
ailesinin yanından gelmektedir. Çocuk yuvasından gelen ergenler yeterli sevgi
ortamında büyümeden ve gelişim basamaklarını sağlıklı bir şekilde yaşayamadan
yurtta yaşamlarını devam ettirmektedirler.
Bu durumda onların aile ortamına karşı özlemini arttırmakta ve ergenlerin
yaşama daha korkulu bakmalarına neden olmaktadır. Bu nedenle az da olsa ergenin
aile bireylerinden veya akrabalardan biriyle birlikte zaman geçirmeleri onların
daha mutlu olmasını sağlayarak yalnızlık duygusunu yaşamamasında etkili
olabilir. Baran (1999) korunmaya muhtaç çocukların benlik kavramlarını
incelediği çalışma sonucunda anne babasıyla görüşen çocukların anne babasıyla
görüşmeyen çocuklara göre daha olumlu benliğe sahip olduklarını vurgulamıştır.
Nurmi ve arkadaşları (1987) da yalnızlık ve sosyal ilişkiler üzerine yaptıkları
çalışmada benlik ile yalnızlık arasında ilişki olduğunu, olumlu benliğe sahip
ergenlerin daha az yalnızlık duygusu yaşadıklarını belirtmişlerdir.
SONUÇ VE ÖNERİLER Bu araştırmada, yetiştirme yurdunda kalan ve
kalmayan kız ergenlerin yalnızlık düzeylerinde farklılık olup olmadığının
belirlenmesi, yetiştirme yurdunda kalan ergenlerin yetiştirme yurdunda kalma
nedeninin, yetiştirme yurduna gelme yaşının ve aile bireylerinden veya
akrabalarından biriyle görüşme durumunun yalnızlık düzeyinde etkili olup
olmadığının saptanması amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda yetiştirme yurdunda
kalan ergenlerin yalnızlık puan ortalamalarının yetiştirme yurdunda kalmayan
ergenlerden yüksek olduğu ve aralarındaki farkın anlamlı (p<.01), yetiştirme
yurdunda kalan ergenlerin yetiştirme yurdunda kalma nedenine (p<.01) ve
yetiştirme yurduna gelme yaşına (p<.01) göre yalnızlık düzeyleri arasında
anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Aile bireylerinden veya akrabalarından
biriyle görüşme durumunun ise yalnızlık düzeylerinde önemli bir farklılık
yaratmadığı belirlenmiştir (p>.05). Elde edilen sonuçlar doğrultusunda kurumda
yaşayan ergenler daha fazla yalnızlık duygusu yaşadıkları görülmektedir. Bu
nedenle aileden yoksun olan ve kurumda yaşayan ergenlerin yaşadıkları
problemlerin daha aza indirilmesi amacıyla ergenlere rehberlik yapılması, kurum
bakımı altında olan ergenlere her türlü desteğin verilmesi gerekmektedir.
Bu amaçla;
Ekonomik yetersizlikten dolayı aileden ayrılmak zorunda kalan ergenlerin
ailelerine devlet ekonomik yardım sağlayarak ailenin dağılmasına engel olmalı ve
toplumda koruyucu aile çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır.
Anne-babanın veya her ikisinin ölümünden dolayı aileden ayrılmak zorunda kalan
çocuklar için kurumlar mümkün olduğunca aile ortamına benzetilmeye
çalışılmalıdır.
17
Kurumda görevli elemanlarının sayısı ve eğitim seviyesi yükseltilmeli ve bu
konuda hizmet içi eğitim verilmelidir.
Kurumdaki çocukların dışarıdaki kişilerle iletişim kurabilmeleri için olanak
sağlanmalıdır.
Kurumlarda, çocukların boş zamanlarını değerlendirmelerine olanak sağlayan
çeşitli sosyal tesisler bulunmalıdır. KAYNAKLAR Alonzo, A.A. (1989). Loneliness,
Theory, Research and Applications. Contemporary Sociology, 18(3),437-438.
Buchholz, E. and Catton, R. (1999). Adolescents’ Perceptions of Aloneless and
Loneliness. Adolescence, 34 (133), 203-214. Büyüköztürk, Ş. (2002). Veri Analizi
El Kitabı. Ankara: Pegem Yayıncılık. Demir, A. (1989). U.C.L.A. Yalnızlık
Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirliği. Psikoloji Dergisi, 7(23):14-18. Eccles, J.S.,
Midgley, C., Wigfield, A. Buchanan, C. M. , Reuman, D., Flanagan, C. and Maclver,
D. (1993). Development during adolescence, the impact of stage environment fit
on young adolescents’ experiences in schools and in families. American
Psychologist, 48, 90-101. Frank, D. A. and Klass, P. (1996). Infants and Young
Children in Orphanages, One View from Pediatrics and Child Psychiatry.
Pediatrics, 97(4), 569-579. Groark, C., Muhamedrahimov,R., Palmov, O.L.,
Nikiforova, N. V., and Mccall, R. (2005). Improvements in Early Care in Russian
Orphanages and Their Relationship to Observed Behaviors. Infant Mental Health
Journal, 26(2), 96-109. Gürsoy, F. ve Yıldız Bıçakçı (2003). Sigara Kullanan ve
Kullanmayan Gençlerin Yalnızlık Düzeylerinin İncelenmesi. Toplum ve Sosyal
Hizmet Dergisi, 14(2), 71.81. Köknel, Ö. (1999). Ergenlik Dönemi. Ana-Baba-Çocuk
Okulu. İstanbul: Remzi Kitabevi. Kulaksızoğlu, A. (1998). Ergenlik Psikolojisi.
İstanbul: Remzi Kitabevi. Kutlu, M. (2003). Yetiştirme Yurdunda ve Ailesiyle
Birlikte Kalan Öğrencilerin Yalnızlık Düzeylerinin Çeşitli Değişkenlere Göre
İncelenmesi. İnönü Üniversitesi 9-11 Temmuz VII. Ulusal Psikoloji ve Rehberlik
Danışma Kongresi Bildiri Özetleri Kitabı s. 11.(editör. H. Atılgan ve M. Saçkes)
Ankara:Pegem Yayıncılık.
18
Landesman, S. (1990). Instituonalization Reviseted. Handbook of Developmental
Psychopathology. (Editör, M. Lewis and S. Miller).New York: Plenum Publishing
Corp. 435–462. Mcwhirter, B., Besett-Alesch, T., Horibata, J. And Gat, I.
(2002). Loneliness in High Risk Adolescents, The Role of Coping, Self-Esteem and
Empathy. Journal of Youth Studies, 5(1), 69-84. Nurmi, J.E., Toivonen, S.,
Salmela-Aro, K. and Eronen, S. (1997). Social Stlevelgies and Loneliness.
Journal of Social Psychology, 137 (6), 764-777. Ponzetti, J. J. (1990).
Loneliness among college students. Family Relations, 39, 336–340. Sing Lau, C.,
Dennis, W. K., L. and Patrick, S.Y. (1999). Facets of Loneliness and Depression
Among Chinese Children and Adolescents. Journal of Social Psychology, 136 (6),
713–730. Sloutsky, V. M. (1997). Institutional Care and Developmental Outcomes
of 6- and 7-year-old Children, A Contextualist Perspective. International
Journal of Behavioral Development 20(1), 131-151. Sparling, J., Dragomir, C.,
Ramey, S. L. and Florescu, L. (2005). An Educational Intervention Improves
Developmental Progress of Young Children in a Romanian Orphanage. Infant Mental
Health Journal, 26( 2), 127-142. Uruk, A. and Demir, A. (2003). The Role of
Peers and Families in Predicting the Loneliness Level of Adolescents. Journal of
Psychology, 137(2), 179–194. Van Buskirk, A. M. and Duke, M.P. (1991). The
Relationship Between Coping Style and Loneliness in Adolescents, Can ‘Sad
Passivity’ Be Adaptive? Journal of Genetic Psychology, 152(2), 145–158. 19