|
|
|
 |
21. YÜZYILA DAİR
Gündoğdu Yıldırım
Eğitimci
|
Zaman kavramı, insanlığın en çok üzerinde durup tartıştığı
bir konu ola gelmiştir. Hele, hızla ilerleyen bilim ve bilimin sonucu olan
teknolojik gelişmeler zaman kavramını daha bir öne çıkarmıştır.
İnsanlık bırakın saatin, dakikanın kullanımını, saniyelerin bile daha
verimli kullanımı için kafa yormakta, teknolojik adımları ona göre
atmaktadır. Adeta zamanla yarışılmaktadır. İnsanlığın ömrün uzatılması,
ölümsüzlük iksirini bulma hayalleri, zaman kavramına verilen değerin en
büyük göstergesidir.
Bilgisayarın bulunması çok önem arz ederken, hızla daha iyisi üretilmiş ve
eskilerini değersiz kılmıştır. Örneğin, her yeni model araba diğerini
eskitmiştir. Adeta, zamana karşı teknolojik bir savaştır yaşanan gerçeklik.
Benim anlatmak istediğim tabii ki bu değil. Zamanın ne kadar değerli
olduğundan yola çıkarak, 21. yüzyılda insanlık ve ülkemizin bulunduğu
durumun analizi yapmak.
Şunu da burada hatırlatmakta fayda var; zaman kavramı sadece insanlık için
değil tüm varlıklar için önem arz eden bir durumdur. Bir toprağın oluşum
sürecinde zaman en önemli olanıdır. Dünyanın oluşumu ve diğer tüm canlı ve
cansızlar da öyle değil mi?
Hızla değişen ve gelişen dünyada zamana ayak uydurmak, çağın gereklerini
yapabilmek çok önemlidir. Bugün birçok ülke 21. yüzyılın gereklerini gerine
getirebilirken, birçok ülke bir çok yüzyıl gerilerden gelmekte, çağı ve
zamanı geriden takip etmektedir.
Çağımız bilişim çağı örneğin.
Her alanda teknolojik gelişmenin olduğu, yaşamın buna göre dizayn edildiği
bir dünyadayız. Güçler dengesinin bu standartlar temelinde şekillendiği
gerçeğini kabul etmekteyiz. Ülkelerin teknolojik gelişmelere uygun felsefi
ve sosyal yaşamlarının bu güç dengesine göre şekillendiğini bilmekteyiz.
Oysa bizler, hala dünya gerçeklerinden uzak, 21. yüzyıl gereklerinden
habersiz yaşamakta, kendine has bir duygusallığın pençesinde kıvranmaktayız.
Yaşadığımız yüzyılın hakkını vermekten çok uzak olan bizler, her gelen yüz
yıllarda bir yüzyıl hatta birkaç yüzyıl gerilerden gelmeye devam edeceğiz.
Ne zaman uyanıp, çağın gereklerini gerine getirecek, başka ülkelerle olan
ara açığını kapatacağız?
Gözüken o ki; her geçen gün diğer ülkelerle zaman aranın daha da açıldığının
işaretini vermekte, zamana dair beklentileri kötümser kılmaktadır.
Toplumsal bir şahlanışın işaretleri yok. Hala öküzlerle tarla sürmekte,
devlerle harman yerine sap taşımakta; hurafelerden medet ummaktayız.
Geri kalmak, güçlülerin yemi olmak, sömürü ülkesi haline gelmektir. Ülke
sorunlarının çığ gibi büyümesi, iktidarların bu sorunlar altında
ezilmesidir.
Ya yüz yılın gereklerini yapacak, yada yok olacağız. Üçüncü bir tercih
yoktur.
Tercih bizim.
Bu yazı
http://www.toplumvesiyaset.com/yaziOku.php?id=2282 yayındadır.
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|