Yürüteç
Annem İçin "Olmazsa Olmaz"
SHU.Şadiye
DÖNÜMCÜ dsado@mynet.com
Annem
hareketli, herkesin yardımına koşan, hiçbir işini başkasına bırakmayan
biriydi. Ayağı kaydı, hayatı da. Hiçbir şeyden memnun olmuyordu. Hepimiz
şaşkındık. Budurumu nasıl aşacaktık? O kadar ilgisizdi ki, hiçbir çaba işe
yaramıyordu. Derken...
Çevremde
sağlıklı kişilerin bir şekilde düşme ve benzeri nedenlerle kısa süreli
olarak birilerine bağımlı hale gelmelerine sıkça şahit oldum elbette.
Lisedeyken voleybol maçında bende ayak bileğimi çatlattığım için kısa bir
süre ben de yatağa çakılmıştım.
Her an, her insan bir nedenle bir süre yatak istirahatına tabii olabilir.
Bir sürü nedenle felç geçirerek hareketleri kısıtlanabilir. Ama ben aynı
pozisyonda (yatma, oturma) uzun süre kalma nedeniyle yatağa, dolayısıyla
birilerine de bağımlı kalmanın ne demek olduğunu annem sayesinde öğrendim.
Sağlıklı, kendine yetebilen, sosyal yaşamı olan ben dahil herkesin yardımına
her dem koşan, hayata sımsıkı sarılan bir insan olan annem kayıp düştü ve...
Sebze kabuğuna basınca
Şimdi 78 yaşında olan annem babamın ölümünden bu yana evinde yalnız
yaşıyordu. Son derece sağlıklı, kendine yetebilen, sosyal yaşamı olan ben
dahil herkesin yardımına her dem koşan, hayata sımsıkı sarılan bir insandı.
Yaklaşık bir buçuk yıl önce evde yemek yaparken yere düşen bir sebze
kabuğuna basarak kaymış. Böylece, annemin hayatı kaydı. Tabii bizim de...
Kalça eklemindeki "femur başı"
kırılmış. İnanılmaz ağrılar çekti ameliyata dek. Annemin hem kemik kalitesi
düşük hem de kırık çok parçalı imiş. Kalça kırıkları konusunda uzmanlaşmış
bir ortopedist yaptı ameliyatını.
Kalça eklem hattının restorasyonu "implant"
dedikleri yolla sağlandı. Annemin mobilizasyonunu, hareket
kabiliyetini sağlayacak olan bu operasyon başarılı geçmişti.
Artık ayağa kalkardı
Umutluyduk ayağa kalkacağından ama...
Umutluyduk ayağa kalkacağından. Zira teknik anlamda da bir neden yoktu
yatağa bağımlılığa neden olacak.
Hastanede her şey bize ve anneme detaylı anlatıldı. Yürüteç (walker)
yardımıyla yürüyordu ilk günler. Rehabilitasyon programına dahil oldu.
Moralimiz her geçen gün düzeliyordu.
Bir süre tekerlekli sandalye ve yürüteç desteği alarak, ev içinde
hareketleneceğini, ardından da ev dışı faaliyetlerini yapabileceğini
biliyorduk artık. Ayakta duramaması, yürüyememesi, basit fiziksel
aktivitelerde bulunamaması için bir neden yoktu.
Taburcu olacağımız sıra; doktorumuz, fizyoterapistimiz, sosyal hizmet
uzmanımız bize hastamızın evdeki yaşamına ilişkin bir dizi öneride bulundu.
Evde büyük hazırlık
Daha eve gelmeden evde bir köklü düzenlemeler yaptık rahat etmesi için.
Hastane tipi hareketli ve korkuluğu olan bir karyola ile sert bir yatak,
yürüteç ve tekerlekli sandalye aldık.
Yatak üstü koruyucu, alez aldık. Odasındaki parkenin üzerindeki halıyı
kaldırdık. Onun yürüme alanlarındaki (oda, koridor, banyo ve hatta salonda)
bulunan tüm engelleri ortadan kaldırdık.
Banyo ve tuvalete tutamak yaptırdık, gerektiğinde destek alması için.
Klozete adaptör taktırdık, kalçası zarar görmesin diye.
Anneme eşlik etmesi için emekli bir hemşire 24 saat evde olacaktı ilk ay.
Kalçaya olan yükün azaltılması için de kilo vermesi, en azından almaması
gerekiyordu.
Sonuçta bizim yapmamız gereken her şey yerine getirilmişti.
Annem her şeyden rahatsız
Annem eve geldi. Önce evinde yaptığımız değişikliklerden hoşlanmadı. Gelen
ziyaretçilerin tavırlarından rahatsız oldu.
Adeta açlık grevine girdi. Altının petlenmesinden hiç hoşlanmadı. Ayağa
kaldırmak için ya da yatakta oturması için yaptığımız tüm önerileri
reddetti.
Evet; bir dönem yatak istirahatı gerekiyordu; iyileşme ve yenilenme için,
kanın göllenmesini ve bacaklardaki şişliklerin engellemesi için.
Ama annem yatağın içinde bile hareket etmek istemiyordu.
Krem, pudra, koyun postu
Bu hareketsizlik/devamlı yatma; belli bölgelerde oluşan fazla basınç ile
birlikte deri beslenmesini engelleyerek yatak yaralarının oluşmasına neden
olacağı için kaygı duyuyorduk.
Yatak yaralarının oluşmasını önlemek için; kemiklerin çıkıntı yaptığı
yerlerdeki deriyi her gün gözlemeyi alışkanlık edindik.
Bu bölgelere her gün elimizle yağlı bir krem sürerek masaj yaptık. Sırtına,
riskli olabilecek her bir yerlere pudra sürdük. Adeta bir bebek gibi
ciğerlerini pıtpıtlıyorduk.
Pozisyonunu iki saatte bir değiştirmek için inanılmaz mücadele verdik.
Operasyonlu kalçanın üzerine ağırlık vermesini engelledik. Battaniye ve
yatak örtülerinin basınç yapmaması için ayaklarının altına ayak tahtası,
kafes, topukluk koyduk.
Poposunun altına küçük bir parça koyun postu koyduk terlemesini önlemek
için. Hareket isteğini azaltacağı için, doktorun önermesine karşın
sakinleştirici ilaç vermekten başlangıçta kaçındık.
Pansuman, egzersiz...
Yeterli beslenmesi ve sıvı alımı için inanılmaz çaba harcadık. Topuğunda
açılan küçük bir yaranın büyümemesi için düzenli pansuman yaptık. Yarayı
daima temiz ve kuru tutmaya çabaladık.
Adale ve eklemleri içeren düzenli bir egzersiz programı uygulanması için
haftada üç gün bir fizyoterapistin eve gelmesini sağladık. Evdeki hemşiremiz
saatte bir bazı egzersizleri yaptırttı. Ayak, bacak ve kalçasını yastıklarla
destekledik.
Annemin sınırları dahilinde hareket ettirmemizin bir zorunluluk olduğunun
bilincindeydik. Ahhh, bir de o olsa...
Hareketsizliğin kalp yükünü arttırarak kalp yetmezliğine yol açacağından ya
da kan akımı yavaşlayarak damar içinde göllenip, pıhtılaşarak kopan bir
pıhtının damarlarda tıkanıklığa yol açacağından korkuyorduk.
Balon ve ıslık
Yataktan kaldırmayı başarabildiğimizde çok yavaş hareket ediyorduk. Çünkü
bir defasında biraz hızlıca ayağa kalktığında bayılmış; meğer başı dönüp,
tansiyonu düşmüş.
Uzun süreli yatış; yatak örtülerinin yaptığı basınç ve solunum adalelerinin
kuvvetsizliğinin göğüs kafesinin genişlemesini, dolayısıyla da yeterli soluk
alıp vermeyi engellediğini biliyorduk.
Sürekli sırt üstü yatmanın balgamın atılmasını engellediğini de. Zatürree en
büyük korkumuz idi.
Solunum ve öksürük egzersizlerimiz balon şişirtme ve ıslık çaldırtma
şeklindeydi.
Bebek gibi
Devamlı yatmanın, enerji ihtiyacını azalttığı için iştahsızlığa yol açması
doğaldı ama annem doğru dürüst yemediği için bağırsak hareketleri çok
yavaşlamıştı.
Yani kabızdı. Boşaltım ihtiyacını yatakta karşılamak, normal bağırsak
boşaltımını engelliyordu. Sürgü kullanmaktan utanç duyuyordu ve rahatsız
oluyordu. Bir bebek gibi yeniden tuvalet eğitimi vermeye başlamıştık ona.
Sabah aç karnına bir bardak ılık su içirtiyor, gün boyu kuru erik ya da kuru
kayısı suyu vermeğe çabalıyorduk.
İdrarını yatarak yaptığından böbrekte biriken ve durgunlaşan idrarın böbrek
taşlarına neden olmasını önlemek için bol sıvı vermeye çalışıyorduk ama..
Elbette ruhsal durumunu da etkiledi sürekli yatmak...
Annemi tanıyamaz olduk
Odasında radyosu hep açıktı. Çoğu kez televizyon da... Sürekli konuşuyorduk
yanında dereden tepeden. Ona da daha önce kaç kez dinlediğimiz yaşantılarını
anlattırmaya çabalıyorduk. Sevdiği arkadaşlarını davet ediyorduk eve.
Telefonda konuşturtuyorduk.
Artık annemi tanıyamaz hale gelmiştik. İçine kapanmıştı. Uyaranlara karşı
ilgisizdi. İnatçıydı. Konuşmuyordu. Uykusuzluk çekiyordu. Ölüm kaygısı çok
yüksekti ama yaşamak için de hiçbir çaba harcamıyordu.
Hepimiz için zorlaşmıştı hayat. Elbette en çok da onun için. Sabırlı olmamız
gerekiyordu. O dönem pek çok profesyonel destek aldık. Depresyon giderek
artınca verilen ilaç desteğiyle annem beş altı ay sonra toparlandı.
Balkonda, Seda Sayan'da
Şimdi yine evinde. Evde artık hemşire değil, bir bakıcımız var. Birbirlerini
seviyorlar. Her ikisi birbirine katlanıp, dayanabiliyor.
Annem yedi sekiz aydır artık ayaklandı, elbette yürüteciyle. Ciddi bir başka
sağlık sorunu da yok....
Annem çok sevdiği balkonuna çıkabiliyor, mutfak masasındaki köşkünde
yemeğini yiyebiliyor, Seda Sayan'ı sabahları izleyebiliyor, bize magazin
dedikodularını aktarıyor, tuvalete gidebiliyor, petlenmeye devam etse de.
İştahı yerinde. Çok nadiren evden çıkıyor. Bu evden çıkışlar adeta günler
öncesinden hazırlığa girişilen bir tören.
Yürüteci artık onun "olmazsa olmaz"ı. Annem de bizim "olmazsa olmaz"ımız. (ŞD/BA)
Bu yazı bir yaşlı yakınıyla
yapılan görüşmeden de yararlanılarak kaleme alınmıştır.
KAYNAK:http://www.bianet.org/2005/06/29/62785.htm