|
|
|
NÖBET VE NÖBETÇİLER
(YURT GÜNLÜĞÜ 7 )
SHU. İlyas Ali DAŞTAN
Yazarımızın
yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
dastanilyas@gmail.com
ulaştırabilirsiniz.
|
Güncem, seninle sohbetlerimizde yurt yaşamının gece ve
gündüz olarak birbirinden farklı iki yaşam olduğunu söylemiştim. Gündüz
yaşananlar sıradan, birbirinden kopuk şeyler. Sabah kalk, okula git, okuldan
gel, etüt vs. derken… Gece ise daha farklı. Gündüz yaşanan kalabalık bir an
da dağılır, duvarlarla birlikte içimiz kararır ve daha bir kendimle baş başa
kalırım. Artık sesler sadece içimden dışarıya doğru akar ve onları yalnızca
ben duyarım. Mesai saatinin sona ermesinden sonra, nöbetçi dışındaki
personel tasını tarağını toplayıp evinin yolunu tutar. Mesai saatinden beş
on dakika sonra bir yalnızlık ve sessizlik çöker koridorlara ve merdiven
boşluğuna ve bu yalnızlık, sessizlik gelir çarpar bir kere daha yüzüme.
Hal böyle olunca geceye kalacak nöbetçinin kim olduğu önem kazanır. Nöbeti
hafta içi ve sonları kimin tutacağı da… Bu ayın personel nöbet çizelgesi
panoya asılmış. Nöbet listesini baştan aşağı kadar gözden geçirip, hangi
öğretmen ve uzman ne zaman nöbet tutacak kontrol ederiz. Düşman kuvvetlerine
göre mevzi alan askerler gibi nöbetçilerin tutumlarına göre tavır alırız.
Nöbet tutan personelin kim olduğunun önemli olduğunu söyledim ya gerçekten
önemli. Her nöbetçinin nöbet tutma tarzını ve onun sınırlılıklarını biliriz.
Bu uzmanlık alanımız, yurtta ilk defa nöbet tutan birinin ne kadar sert ve
toleranslı olduğunu o farkında olmadan ilk nöbetinde test ederiz. Nöbetçiye
karşı nasıl davranacağımızı onun ilk nöbeti belirler.
Yurtta nöbete kalan her personelin bir lakabı vardır ama onlar bunu
bilmezler. Şimdi isimlerini anmadan anlatacağım nöbetçi personel belki de
seni okuduklarında kendilerini şıp diye tanıyacaklardır. Sana
güvenmediğimden değil isimleri saklamam belki tesadüfen seni bulurlarsa o
zaman ikimizin de vay haline…
Bu akşam Komiser nöbetçi. Askeri disiplinin iliklerine kadar işlediği bir
nöbetçimiz daha yoktur. Her öğünde elinde yoklama çizelgesi yoklama alır.
Komiser, kalabalık bir gruba şöyle bir göz attığında kimlerin olmadığını
anında bilir. Zehir gibi bir hafızası vardır derler onun için. Geceleri
nöbetinde uyumayan ender nöbetçilerden birisidir. Her an her yerde
olduğundan, hemen hemen onun bilgisi dışında kuş uçmaz yurtta. Bu haliyle
kendisinin nöbetini pek de sevmediğimizi anında çakmışsındır. Sürekli olarak
kovuşturma ve sorgulama altında olmak kolay değil… Bence Komiser her çocuğun
ayak seslerini bile ayırt edip, ayak seslerinin kime ait olduğunu
biliyordur. Gözlerini çocukların üzerinden bir saniye ayırmadan takiptedir.
Komiser’in tam zıddı olan Dandik’in nöbetinde ise yurt bizimdir. Her çocuk
kendi ülkesinin krallığını ilan eder. Dandik, nöbeti teslim aldıktan sonra
nöbet odasına çekilir ve çoğu zaman da nöbet odasının kapısı kapalıdır.
Yemekleri de ekseriya odasında yer. Onun nöbetinde biraz başıboşluk var
doğal olarak ama bu en çok da bizim işimize geliyor. Kural ihlali en çok
Dandik nöbetçi olduğunda yapılır, aslında o gün hiçbir kurala uyulmaz desek
daha doğru olur. Yatış kalkış saatlerini her çocuk kendine göre ayarlar,
odalar gezilmediğinden dağınık ve yataklar yapılmamıştır. Odalarda sigara
içenleri mi ararsın, kağıt oynayanları mı, kabuklu yemiş yiyenleri mi
ararsın, hepsi mevcuttur. Yasak olan şeyleri yapmanın zevkine ve tadına bu
nöbette nail oluruz. Dandik’in nöbetinde yurt tüm ruhuna kadar bizimdir ve
Komiser’in bizden aldığı özgürlüğü sonuna kadar hem de hoyratça kullanırız.
Dandik bütün çocuklar tarafından özellikle nöbetçi olduğunda çok sevilir,
çünkü şeker gibi bir nöbet olur bu.
Bütün çocukların, en küçüğünden en büyüğüne nefretini kazanan Radar Kulak
kadar şüpheci bir insan daha var mıdır?. Kırk yaşlarında bir adamın,
çocukların odaları kapalı iken kulağını kapıya dayayıp da içeri de
konuşulanları dinlediğine ben bile kaç kere tanık oldum. Paranoyak bir
kişiliği var bence.
Korkunun gözünü seveyim. Korku olmadığında çocukları durdurmak zordur.
Boksör bunu fiziksel gücünü ve sportmen yapısını kullanarak beceriyor.
Boksör, gençliğinde ringlerde oldukça sağ kroşe yemiş olmalı ki nakavt ile
sonuçlanan maçlarının bir şekilde hıncını bizden çıkarıyor. Boks ile ilgili
bilimsel terimlerden en az bir tanesini bilmeyen çocuk yoktur. Zira yapmış
olduğu bir hatadan dolayı nöbetlerin birinde mutlaka Boksör’den ya bir kroşe
ya da aparkat yemiştir. Boksör’ün evinin tavanından bir kum torbası
sallandığını ve evine gittiğinde formunu korumak için sürekli antrenman
yaptığını düşünüyorum. Çünkü salladığı yumruk ile yeri öpmeyen çocuk yoktur.
Bu yüzden temkinli olmaya gayret ettiğimiz nöbetlerden ve nöbetçilerden
biridir kendisi.
Bu ay Baba’ya sadece bir nöbet yazmışlar. Olacak şey mi bu şimdi? Bu ay
sadece bir kere akşam çayı içeceğiz ve sohbet edeceğiz anlamına geliyor.
Baba, adından da anlaşılabileceği gibi tam bir babadır. Kaç yıldır yurttayım
Baba’nın nöbetlerinde bir çocuğu azarladığını ya da çocuğa vurduğunu
görmedim. Baba, bütün çocukların arkadaşıdır. Onunla her konuda sohbet edip,
konuşabilirsiniz. Büyük küçük hiçbir çocuğu ayırt etmeden onunla sohbet
eder, şakalaşır. Nöbet odasında oturmayan, sürekli olarak nerede bir çocuk
birikintisi var orada biten ve çocuklar arasında kaybolan biridir. Hiç
çekinmez, gelir odamıza ve bizimle birlikte yatağa oturur ya da uzanır ve
bizi dinler. Baba’nın omzuna elinizi atabilirsiniz ya da bahçede dolaşırken
koluna girebilirsiniz. Nöbet tutmaktan ve çocuklarla ilgilenmekten bu kadar
haz duyan ve seven biri daha var mıdır?
Bayan nöbetçilerden Cırlak’ın sesinin dünyanın en çirkin sesli kuşu gibi
olduğunu biliyor muydun? Ufacık tefecik bir kadından bu kadar yırtıcı ve
insanın kulağını tırmalayan ses nasıl çıkar? Cırlak, ince tiz sesi ile
merdiven boşluğundan bağırmaya başladığına yurdun koridor duvarlarındaki
sıvalar bile çatlama derecesine gelir. Bazı arkadaşlarımız Cırlak’ı bilerek
kızdırır ve yurt içinde yankılanan o sesi ile kendilerince mutlu olurlar.
Cırlak cırlamaya başladı yine diye işin dalgasını geçerler. Ne olur,
nöbetlerin birinde de şu kadın cırlamasın derim ama hiçbir nöbet cırlamadan
geçmez. İdareciler ile konuşmak lazım, bir isteğiniz var mı diye
sorduklarında Cırlak’ın nöbetlerinde kullanmak üzere kulak tıkayıcısı…
Son olarak Tutanakçı’yı da anmadan geçmek olmaz. Cırlak ne kadar cırlarsa,
Tutanakçı’da bir bayan olarak onun aksine sessiz ve sedasızdır. Onun kendine
göre silahı tutanaklarıdır. Hakkında sudan sebeplerden bile tutanak
tutulmayan çocuk yok gibi. Hemen her çocuğun şahsi dosyasında Tutanakçı’nın
tuğrasını bastığı bir tutanak var. Her nöbet bitiminde koltuğunun altında
bir tomar tutanakla nöbet odasından çıkar. Tuatanakçı, bağırmaz, kızmaz,
sinirlenmez ama en küçük olay da zabıt kâtibi gibi tutanağı tutuyorum der ve
tutar. Bana da merdiven tırabzanlarından kaydığım için tutanak tutmuştu.
Anlattığına göre hakkına en çok tutanak tutulan çocuk başka yurtlara nakil
edilecekmiş. Başka bir yurda nakil gitmek istemeyen çocuklar Tutanakçı’dan
köşe bucak kaçmaktadırlar.
Bu yurt kocaman ve renkli bir dünya… Çocukları, çalışanları, nöbetçileri
ile…Bazen hayatta bu kadar çok olaya tanık olduğum ve renkli kişilik
tanıdığım için kendimi şanslı hissediyorum…
Ne dersin Günce Dostum, sence ben şanslı bir çocuk muyum?
|