Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 


YAŞLI YALNIZLIĞI

Aziz ŞEKER   / Sitemiz Yazarı  
shuaziz@gmail.com


 Son yıllarda demografik yaşlanmaya karşı ilgi yoğun. Bu alanla ilgili sosyal araştırmalar yapılmakta, projeler çalışılmaktadır. Özellikle Dünyanın Batı ülkeleri bu anlamda büyük ilerlemelerin altına imza atmış gibi görünüyor. Sanayileşmenin toplumsal yapılarda yarattığı değişim 21. yüzyılda postmodern değerlerle biçimlenirken, toplumların ve bireylerin yaşadığı sorunlar da alabildiğine çeşitlilik gösteriyor artık. İnsanlar yabancılaşmayı yaşamlarının her alanında duyumsuyor. Yalnızlaşıyor ve güvensizleşiyorlar. Yaşlılar söz konusu olduğunda bu duyguların üzerinde daha kapsamlı durmak gerekiyor.

Batının refah toplumları dönem dönem yaşadıkları krizlere rağmen sosyal sorunlarla mücadelede pratik anlamda sorunları emen bir sistem inşa etmeyi başarmışlar. Kurumsallaşmaları da bu yönde. Kuşkusuz göçmen sorunları, etnik sorunlar gibi olgulara dayalı sorunlar sürmekte. Ancak yoksulluk, özürlülük, yaşlılık gibi geleneksel sosyal sorun alanlarında refah yaklaşımı ön planda tutulduğundan Doğu toplumlarına göre sorunların üstesinden, işleyen bir sosyal refah mekanizmasıyla gelebiliyorlar. Konumuz yaşlılık olunca bu şu anlama gelmemeli, yaşlılar sosyal korunmadan yararlanıyorlar, sağlık ve bakım hizmetleri yaşadıkları evlerin içlerine kadar gidiyor, bu nedenle mutlular. Batı toplumları için söylediğim yaşlı mutsuzluğu! Mutsuzluğun kaynağı bu “yalnızlık” işte… Her ne kadar yaşlanmayla birlikte yaşam tarzı kaybına rağmen içsel yakınlık-mekânsal uzaklık biçiminde sosyal çalışmalara ağırlık verilmeye başlansa da sorunla yüzleşmek için çalışmaları artırmak gerekiyor. Batının gelmiş olduğu noktayı şu örnekle somutlayabiliriz: Aynı yerleşim yerinin farklı konutlarında aile ve yaşlı kalıyor. Yaşlı sosyal yük olmamak için yalnız yaşıyor, ancak aile üyeleri, sosyal görevliler ve sağlık çalışanları ziyaretlerini periyodik olarak sürdürüyor. Yatağının başucundaki renkli zillerden birine bastığında belediye yetkilileri, birine bastığında sağlık görevlileri bir diğerine bastığında gereksinime göre diğer ilgililer gelebiliyor. Yaşlı böylece yaşlanmayla gelen bazı sorunları kendi yaşam alanı içinde çözmüş oluyor. Demografik yaşlanmada yaşam onurunu korumak bu olsa gerek. Yaşlının, toplumsal çevresiyle ilişkisi bu şekilde düzenlendiğinde destekleyici sosyal refah hizmetlerinin önemi de artıyor.

Gelişmiş Batı toplumları bu değin bir ilerleme kaydetmişken, gelişmekte olan ya da azgelişmiş toplumlarda bu sosyal sorun nasıl yaşanıyor bir de ona bakalım. Yaşlılığın sosyal faturası diğer sosyal sorun kategorilerinde olduğu gibi çok yüksek. Toplumların büyük bir çoğunluğunda yaşlı birey “bilge kişi” olarak görünmüyor. Kendi koşullarında aktif bir yaşamı geride bırakmış, rollerini kapıya aşmış, aile ekonomileri için bir gider olarak kabul ediliyor. Masallar dönemi “medya” dizileri ile ikame edildiğinden, yaşlının elinde kalmış olan bu son rol de çalınmış olunuyor. Öte yandan geleneksel yüzle bakılan yaşlının konumu göstermelik olarak teslim edilse de gerçek bundan farklı. Her bireyin bir gün yaşlanacağını bilmesi sorunun çözümüne yardımcı olmuyor.

Bir Asya ülkesi özelliklerini daha çok yansıtan Türkiye açısından da yaşlılık büyük bir sorun. Başka bir ifadeyle yaşlılık döneminin gereksinimlerini karşılamak bir sorun alanı oluşturuyor. Geriatri hastanelerinin azlığı, yaşlılara ödenen 2022 maaşının bir yaşam standardı getiremeyişi, emeklilik ikramiyesinin ortalama bir konutun kira giderlerine eş olması, yaşlıların emek piyasasından çekilmeyişi yani yaşlansalar da çalışıyor olmaları, yaşlı yoksulluğu, özellikle yaşlı kadın yoksulluğu ve bütün bunlara bağlı olarak ortaya çıkan yaşlı ihmali ve istismarı Türkiye için çözümlenmesi gereken sorunların başında geliyor. Belki Yaşlı Bakanlığının kurulması savunulabilir. Kadından Sorumlu Bakanlığımızın varlığını düşünüp, şiddet sonucu ölen kadınlarımızla ilgili sorun çözücü yaklaşımın ne kadar yetersiz olduğunu gördüğümüzde, acaba bir Yaşlı Bakanlığının kurulmasıyla bu alandaki sorunların çözüleceğine dair bir umut yeşertmemiz gerekir mi, bilmiyorum…
 

(Not: Bu yazı desteklediğimiz sitemiz http://www.toplumvesiyaset.com/ da yayındadır.)
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.