İlerleyen Tıp, Uygarlık, gelişen teknoloji ve etkin sağlık
hizmetleri ortalama insan ömrünün uzamasına ve genel nüfus içinde yaşlı
popülasyonun hızla artmasına yol açmıştır. İnsan ömrünün uzatılmasına
ilişkin çabaların temel amacı, sağlıklı, üretken ve kaliteli bir yaşamdır.
Kalite hayatın her dönemi için arzu edilendir. Kalitenin temel koşulu ise
sağlığın korunması ve geliştirilmesi için gerekli önlemlerin alınmasıdır.
Dünya Sağlık örgütünün tanımladığı gibi sağlık, fiziksel, ruhsal ve sosyal
yönlerden tam bir iyilik halidir. Bireylerin sağlık sorunları aynı zamanda
toplumun ve devletin sorunudur. Konu bu açıdan değerlendirildiğinde;
birey, aile ve toplum için, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik... v.b. gibi
tüm hizmet alanları bir bütün olarak ele alınmalı ve birbirini
tamamlayabilmelidir. Yaşlılık sorunlarının tam olarak çözümlenmesi bir
ülkenin endüstrileşme, şehirleşme, genel kültür, sağlık kültürü düzeyi ve
sosyal yapısı ile yakından ilgilidir. Zamana bağlı olarak bireyin yaşadığı
ortama uyum sağlamasındaki güçlükler ile organizmada iç ve dış etmenler
arasındaki dengenin sağlanması işlevinin azaldığı dönemlerde sosyal
desteğin arttırılmasına gerek bulunmaktadır. Bu dönemlerden biri de
yaşlılığa ilişkin olanıdır. Çağımızda, yaşlanmanın doğumdan itibaren
başlamış olduğundan hareketle, hizmetler ve sunumlarının da buna göre
düzenlenmesi gerekmektedir. Kuşkusuz insani gereksinimler toplumdan
topluma, bireyden bireye değişmekte, kişilerin değişik dönemlerdeki
ihtiyaçları da birbirinden farklılık göstermektedir. Genellikle her yaş
grubunun başlıca gereksinimleri; Sağlık, yeterli ve dengeli beslenme,
barınma, güven, sağlıklı aile ve toplum ilişkileri, sosyal güvenlik,
sağlıklı çevre koşullan, uygun ve sağlıklı iş, yeterli ve sürekli gelir ve
sosyal aktivitelerdir. Bütün yaş gruplarında olduğu gibi, yaşlılıkta da
sağlık sorunu diğer problemlerden çok daha önemlidir. İleri yaşlarda
oluşan hastalıkların pek çoğu, önceki yaş dönemlerinde erken tanı ve
tedavi olanaklarını sağlayan, periyodik sağlık muayene ve kontrol
hizmetlerinden yeterince yararlanamamanın sonucu ortaya çıkabilmekte,
hatta kronikleşebilmektedir. Kronik hastalıklar fizyolojik değişiklikler
ile yakından ilgilidir. Fiziki, mental ve sosyal yetenekleri azaltan bu
değişmeler yalnızca ileri yaşlarda değil, genç yaşlarda da
oluşabilmektedir. Fonksiyonların bu şekilde yetersiz kalışına; dengesiz ve
yetersiz beslenme, sağlık eğitimi ve öğrenim fırsatlarının eşitsizliği,
sosyo-kültürel faktörler, emosyonel şoklar, depresyonlar...v.b. neden
olabilmektedir. Beslenme, İnsan hayatının önemli yaşamsal faktörlerinden
biridir. Bugün doğumdan itibaren uygulanmaya başlayan ve eğitim
programları ile desteklenen, bilinçli beslenme ileri yaşlardaki bir çok
hastalığın oluşumunu geciktirmekte, hatta önleyebilmektedir. Yaşlılıkta
yeterli ve dengeli beslenmeyi engelleyen başlıca nedenler; Besin değeri
yüksek gıda maddelerinin pahalı olması, ekonomik yetersizlikler, yanlış
bilgilenme, erken yaşlarda edinilen yeme alışkanlıklarından vazgeçmenin
zorluğu, kolay hazırlanan besin değeri az pratik yiyeceklerin seçilmesi,
yalnızlık ve hareketsizliğe bağlı oluşan iştahsızlık, az ya da çok yeme
alışkanlığı, diş ve protez problemlerine bağlı çiğneme ve sindirim
sorunları, sosyo-kültürel etmenler...v.b. olarak sayılabilir.
Bilinmektedir ki, Tıbbi kontrollerin zamanında ve düzenli yapılması; doğru
tanı konulmasını ve tedavinin etkin olmasını sağlamaktadır. Kimi yaşlılar
ağrılara tolerans göstermekte ve bu konforsuzluğu yaşlılığın gereği kabul
etmektedirler. Bazıları da ailevi sorunlar, ekonomik yetersizlikler,
dolayısı ile ilaçlarını düzenli alamamak, önerileri uygulayamamak, hijyen
kurallarını yerine getirememek... gibi sağlık bakım ve tedavilerini ihmal
etmektedirler. Sosyal destek programları bu anlamda önem kazanmaktadır;
Bireylerin doğru bilgilendirilmeleri, toplum kaynaklarından haberdar
edilmeleri, bu kaynakların harekete geçirilmesi, yeterli maddi gücü
olmayanlara ekonomik ve sosyal yardım sağlanması, tedavi ve yaşamlarını
olumsuz etkileyen psiko-sosyal etmenlerin sosyal ve psikolojik desteklerle
azaltılması...v.b. gibi çok yönlü hizmetler sunularak yaşlı bireylerin bu
ve benzeri sorunları olanaklar ölçüsünde giderilmelidir. Yollar ve
kaldırımlardaki fiziksel bozukluklar, asansörlü kamu ulaşım taşıtlarının
olmaması, trafikte gerekli düzenlemelerin yapılmamış olması, sağlıksız
çevre koşullan, konutların, ev araç ve gereçlerinin yaşlı kullanımına
uygun hazırlanmamış olması, sosyal güvenlik sisteminin yetersizliği, genel
sağlık sigortasının olmaması, hukuki ve diğer sosyal, psikolojik sorunlar
için danışma büro ve merkezlerinin yaygın bulunmaması...v.b. gibi pek çok
neden yaşlı bireylerin yaşamını güçleştirmekte, aktif, üretken kişiler
olarak topluma katılımlarım ve kaliteli bir yaşam sürdürmelerini
engellemektedir. Dikkat edilecek olursa, yaşam kalitesini bozabilecek
öğelerin çokluğu ve çeşitliliği hizmetlerin bütün olarak sunulmasını ve
takım çalışması gerekliliğini vurgulamaktadır. Özellikle geriatri alanında
ekip çalışması ayrı bir önem arz etmektedir. Sivil toplum örgütleri ve
yerel yönetimler ile işbirliği halinde yapılan bu çalışmalar bireylere
hizmetin kısa sürede ulaştırılmasında etkin olmaktadır. Önemli olan bu
alandaki hizmetlerin bireylerin eğitim düzeyleri göz önüne alınarak, ait
oldukları sosyo-kültürel yapıya uygun bir biçimde verilebilmesidir. Ayrıca
hizmetler yaygınlaştırılarak, seçenekler sunulabilmelidir. Gelişmiş
ülkelerdeki uygulamalara bakıldığında; emeklilik yaşının geciktirildiği,
yetişkinler için geçici para yardımlarının istenmediği, böylece sigorta
sisteminin öne çıkarıldığı görülmektedir. Yine aynı ülkelerde sosyal
konutların sağlandığı, çevrenin yaşlıların bağımsız yaşamlarını
sürdürebilecekleri şekilde düzenlendiği, toplumun yaşlılık konusunda
bilgilendirildiği ve toplumsal davranışların yaşlıların yaşamını
kolaylaştıracak biçimde geliştirilip yaygınlaştırıldığı izlenmektedir.
Yaşlıların sosyal ilişkiler içine çekilerek toplumla kaynaştırılması ve
kitle iletişim araçlarında da yaşlıların katılabileceği programlara geniş
yer verilmesi gibi düzenlemeler de ilgi çekicidir. Koruma konusunda sosyal
güvenlik sisteminin geliştirildiği, böylece yaşlıların gereksinimlerinin
daha iyi sağlandığı gözlemlenmektedir. Amerika ve Avrupa ülkelerinde
çalışma hayatının uzamasına özellikle önem verildiği, çalışabilecek güçte
ve istekli olan yaşlılara iş olanakları sağlanmaya çalışıldığı da ayrıca
belirtilmelidir. Böylece gelişmiş ülkelerde yaşlı bireylerin yaşamlarını
kolaylaştırmaya yönelik pek çok yeni hizmet sosyal devlet anlayışı içinde
oluşturulmaya ve günden güne geliştirilmeye çalışılmaktadır. Türkiye
Cumhuriyeti Anayasa'sının ikinci maddesinde, ".....Sosyal Hukuk
Devleti..." ve yine Anayasa'nın 61. maddesinde, "...Yaşlılar, Devletçe
korunur. Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve
kolaylıklar kanunla düzenlenir. Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri
kurar veya kurdurur." Hükümleri yer almaktadır. Bu hükümler çerçevesinde
devlete sosyal güvenlik sistemini kurma ve işletme fonksiyonu verilmiştir.
Devlet yaşlı nüfusa özgü olanak ve koşulları hazırlamak gereğini duymuş,
bunun sonucu olarak dinlenme yurtları ve huzur evleri kurmuştur. Çoğunluğu
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun sorumluluğuna bırakılan bu
kuruluşların gereksinimlere yanıt verebilmek üzere her geçen gün sayıları
arttırılmaktadır. Konu yalnızca huzur evleri ile sınırlı kalmayıp, yaşlı
bireylerin yasanı kalitesini arttırmak üzere sosyal ve ekonomik yardım
(Örneğin, yeşil kart uygulamaları, 2022 sayılı yasaya göre aylık
bağlanması gibi) ile psikolojik destekler de sunulmaktadır. Ayrıca
yaşlıların toplum içinde yaşamlarını kolaylaştırmak üzere toplum
tarafından sorumlulukların paylaşılması ve yaşlıların refahına yönelik bu
hizmetlerin bilincine varılması gerekmektedir. Söz konusu hizmetleri
aksatan veya çarpıtanlar için caydırıcı yaptırımların uygulanması
hizmetlerin yeterli ve amaca uygun bir biçimde verilmesi açısından etkili
olacaktır. Yaşlılık alanında gerekli araştırmaların yapılarak, profesyonel
çalışma ve uygulamaların insana yaraşır kalitede hizmetlere dönüşmesi
sağlanmalı; yaşlılar için evde bakım hizmetleri, gündüz hizmet veren
klüpler, rehabilitasyon ve dinlenme merkezle geliştirilmeli; Hukuki,
Sosyal, Psikolojik sorunların çözümlenebileceği danışma merkezlerinin
sayıları arttırılmalıdır. Ayrıca ileri yaş grubunun zamanlarını iyi
değerlendirebilecekleri çeşit olanaklar hazırlanmalı ve bu yolla toplumun
onlara her zaman gereksinim duyabileceği hissettirilebilmelidir.
Unutulmamalıdır ki bugüne damgasını vuran onlardır; Yarını hazırlayacak
olanla ise bugünün gençleridir. Sonuç olarak, yaşam her dönemde kendine
özgü özellikleri ile değerlidir. Doğumdan itibaren, bireylerin
gereksinmeleri göz önünde bulundurularak sosyal devlet tarafından
sağlanacak hizmetler ve kişilerin bilinçlendirilerek bu hizmetlerden
yararlanıl hale gelmeleri hem sağlıklı, hem de nitelikli bir yaşamın
vazgeçilmez koşulları olmaktadır. Böylece ileri yaşlarda da bireyler
toplumdan soyutlanmadan mutlu bir yaşam sürdürebileceklerdir. Sağlıklı ve
konforlu yaşamın her insanın hakkı olduğu, Mikelanj, Verdi, Goethe... gibi
sanatkarların en güzel eserlerini yetmişli hatta seksenli yaşlarında
topluma sundukları gerçeği de unutulmamalıdır.