|
|
“Başkalarının
yardımına, desteğine gereksinim duymak beni üzüyor. Hastaneye, eczaneye
yalnız gidemiyor, alışveriş torbalarını taşıyamıyorum. Faturaları komşum
yatırıyor. Her geçen gün daha da yalnızlaşıyorum. Çalan kapı zili, çalan
telefon yüreğimi hoplatıyor. Niye? Mutluluktan. İnsanın arayanı-soranı
olmalı. Apartman görevlisinin geldiğinde, bir-iki laf etmeyi seviyorum.
Kızımın biri her sabah, yurt dışındaki haftada bir "Anne, ne yapıyorsun?"
diye arar. Ölen eşimi özlüyorum. O evin içinde konuşulacak paylaşılacak
hatta tartışılacak bir nefesti. Yalnızlığı sevmiyorum ama geldiğinde
torunumun müzik dinlemesine de tahammül edemiyorum. Konuşacak birini
bulduğumda sürekli konuştuğumun farkındayım. Karşımdaki beni dinlemediğinde,
üzülüyorum. Bir şey anlatacakken torunum "Tamam, an’ane. Sonunda ne olduğunu
biliyorum" diyerek lafı ağzıma tıkıyor.
Hayat benim dışımda akıyor, sanki. Ya düşersem, ya bir yerlerim kırılırsa
diye çok korkuyorum. Yardımsız iş yapamaz oldum. Komşuyu çağırıp, banyo
yapıyorum. Başkalarına bağımlı yaşamak düşüncesi bile ürkütücü.“
Fatma Teyze(71) iki çocuklu, yalnız yaşıyor
YAŞLILAR TOPLUM
İÇİNDE ÜRETKEN VE BAĞIMSIZ YAŞAYABİLMELİ
Yaşam Sürecinin Nihai
Aşaması: Yaşlılık
Gerileme ve kayıpların oluştuğu, insanın kişiliği ve kendini algılayışında
değişikliklerin oluştuğu yaşlılık dönemindeki birey;
• özgüveni, uyum yeteneği ve üretkenliği azaldığı,
• uyaranlara yanıtının geciktiği,
• belleğinin zayıfladığı,
• bunaltısının arttığı,
• uyku kalitesinin düştüğü,
• değer kaybına uğradığı,
• statüsünün değiştiği,
• eş - akran kaybının karamsarlığa yol açtığı,
• ekonomik sorunlarının arttığı,
• fiziksel ve mental sağlığının –daha da- bozulacağı endişesi taşıdığı,
• kendi dünyasına çekildiği,
• dışlandığını düşünerek mutsuz olduğu
için sıklıkla bunalıma girmektedir.
Bireysel ve Toplumsal Bir Sorun: Yaşlılık
Yaşlı bireyin çok yönlü iyilik halini sürdürebilmesi için alıştığı ortamda
sevdikleriyle birlikte toplum içinde yaşlanması önemlidir. Yaşlanan
kişilerden;
• zevk, ilgi ve istek kaybına uğrayan,
• umudunu ve ümidini yitiren,
• ilgi – sevgi - paylaşma - beraber olma isteği artan,
• yönetilmeye karşı direnç gösteren,
• çevresindekileri sürekli yargılayan,
• ailesinin kendisine bakmayacağını düşünerek kaygılanan,
• hayatın sadece kendi çevresinde dönmesini isteyen,
• kendisiyle bile barışık olmayan,
• hep yakınan, geliri azalan ancak gideri artan,
• kendisine bile sevgisiz ve saygısız olanlar
için ise yaşlılık dönemi sorun olmaktadır.
Alıştığı mekana ve çevreye bağımlılık geliştiren yaşlı bireyin aileler
küçüldüğü, kadın çalıştığı, akraba-komşu ilişkileri zayıfladığı için aile
içinde evde bakılması da giderek daha da zorlaşıyor. Yaşlının ev içinde
bakımı; başta ekonomik, mekansal düzenleme ve bakıcı kaynaklı, hastalık
durumunda da tıbbi donanım, ekipman ve sarf malzemesi sağlama kaynaklı
güçlükler yaşandığından bakım sorun olmaktadır.
Yaşlı Bakımı (da)sorundur.
Bebek ve çocuk gibi ilgi, destek ve ihtimam gereksinimi olan yaşlı kişiye
bakarken;
• fiziksel destek veren, kollayan, taşıyan,
• sağlık kuruluşlarına götüren,
• beslenme, temizlik ve bakımını sağlayan,
• fiziksel etkinlik ve egzersizlerini yaptırtan,
• ilaçlarını veren,
• alış-verişini ve yemeğini yapan,
• odasını, evini derleyip toplayan,
• dinleyip yönlendiren,
• ortak yaşam kurallarını birlikte oluşturup uygulayan
kişiler(bakıcılar) bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak yorulur ve yıpranır.
Kırılmama ve kurumama mücadelesi verilerek geçirilerek yaşlılık döneminde;
• konuşma, işitme görme güçlüğü olan,
• idrar ve gaitasını tutamayan,
• düzensiz uyuyan,
• kişisel hijyenine uymayan,
• kısıtlı hareket eden,
• aşırı alıngan, endişeli, yaygaracı olan,
• yapabileceği işleri bile çevresindekilerden bekleyen,
• herkesi ve her şeyi eleştiren,
• herkesle her konuda zıtlaşıp tartışan,
• kimseye güvenmeyen,
• yanında hep birilerini isteyen,
• aynı soruyu defalarca soran,
• sürekli ölümü gündeme getiren,
• genellikle yaşlılığını da reddeden,
• her türlü değişikliğe tepki veren,
• tedavisini ve ilaçlarını aksatan,
• kendine düşen günlük aktiviteleri yapmayan,
• gereksiz ve tehlike yaratabilecek hareketler yapan,
• hep çevresindekileri suçlayan,
• yemesi gerekenleri değil yememesi gerekenleri yiyerek sağlığını bozan,
• belleğinin zayıfladığını kabul etmeyen
kişilerle sorun yaşanmaması olanaksızdır.
“Babam ölünce annem evinde yalnız yaşamaya başladı.
Yemek yaparken bastığı sebze kabuğu annem dahil hepimizin hayatını kaydırdı.
Ameliyat oldu. Başlangıçta destekle yürüyecekti. Hastanedeyken evi ve
odasını düzenledik. Hastane tipi karyola, parçalı yatak, yürüteç, havalı
yatak, tekerlekli sandalye, yatak koruyucu(alez) aldık. Onun hareket
alanındaki halı dahil tüm engelleri kaldırdık. Banyo ve tuvalete tutamak
taktırdık. Klozete adaptör koyduk. 24 saat eşlik etmesi için emşire
ayarladık.
Eve geldiğinde yaptıklarımızdan hoşlanmadı. Altının petlenmesini istemiyor.
Değil kalkıp koltuğuna oturtmak, yatakta bile oturtamaz olduk.
Egzersizlerini yapmıyor. Açlık grevine girdi. Su bile içmiyor. Sürekli
kabız. Uyumuyor. Depresyonda,anlayacağın. Hayat hepimiz için çok zorlaştı.”
Yaşlı yakını (annesi 78 yaşında)
Yaşlıya bakmak zordur.
Yaşamın bu nihai ve güçlüklerle dolu dönemindeki bireye bakım veren kişiler
yaşlı ile ilişkisinde;
• sakin olmaya,
• göz göze iletişim kurmaya,
• sözünü kesmemeye,
• tek yanıtlı / evet – hayırlı sorular sormaya,
• gerektiğinde soru/yanıtını tekrarlamaya,
• yanıt vermesini beklemeye,
• tane tane ve yüksek sesle konuşmaya,
• konuşmasını jest - mimiklerle desteklemeye,
• geçmişten söz ederken, sözü bugüne/geleceğe getirtmemeye,
• gece uyuyabilmesi için gündüz uzun süreli uyumasını engellemeye,
• ev içi / dışında hareketli olmasına,
• diyetini ayarlamaya,
• evde yalnız kalması gerektiğinde görebileceği yerlere ‘fişi çıkar’ ,
‘ilacını al’ gibi notlar bırakmaya,
• dışarıya yalnız çıkacağında üzerinde kimlik bilgisi + adres + telefon
numarası vb.nin yer almasına
dikkat etmelidir.
Yaşlıya bakmak yorucu, yıpratıcı, köreltici ve tekrarlayıcı bir iş
olduğundan bakım verenlerin;
• yaşlıların normal bireylere benze(ye)meyeceğini bilmesi,
• sakin olmayı denemesi,
• sıkça açık havaya çıkması,
• kendine ve sevdiklerine zaman ayırması,
• keyif aldığı şeyleri yapmayı sürdürmesi,
• vereceği tepkiyi geciktirmesi,
• rahatlama tekniklerini öğrenerek uygulaması,
• tüm zamanını yaşlıya ayırmaması
gereklidir.
Bakım verenler / ailesi, yaşlının yaşam kalitesini arttırmaya çabalarken,
yaşlının da;
• kuşaklar arası çatışma yerine dayanışma,
• yakınlarının yaşamına müdahil olmama,
• torun, çocuk, gelin/damatlarıyla belli bir mesafeyi koruma,
• aileyi birleştirici rol üstlenme,
• gereksinimi olduğunda rahatlıkla yakınlarını arayabilme,
• gerektiğinde yakınlarının sıkıntısını paylaşabilme,
• yeni ilişkiler kurabilmek için olanakları değerlendirme,
• hayata katılmaya istekli olmayı
ilke edinmesi gerekir.
Bakım verenler yaşlının yaşam kalitesini arttırmaya çabalarken, yaşlının da;
• kuşaklar arası çatışma yerine dayanışmayı,
• yakınlarının yaşamına müdahil olmamayı,
• Ailesi ve çevresindekilerle belli bir mesafeyi korumayı,
• aileyi birleştirici rol üstlenmeyi,
• yakınlarının da sıkıntısı olabileceğini düşünerek, paylaşım yoluna
gitmeyi,
• yeni ilişkiler kurabilmek için olanakları değerlendirmeyi,
• hayata katılmaya istekli olmayı
ilke edinmesi gerekir.
Yaşlıların bakım sorunu evrensel olup, yaşlının -mümkün olduğunca- yaşamını
kendi evinde/ailesinin yanında sürdürmesi hedeflenerek;
• fiziksel, sosyal ve ekonomik olanaklar sağlayan programların ivedilikle
yaşama geçirilmesi,
• evde bakım hizmeti sorumluluğunun aile-devlet-toplum tarafından
paylaşılması,
• bakım hizmetinin devlet güvencesi altına alınması,
• evde bakımın sosyal güvenlik ve sosyal yardım sisteminde yer alması,
• bakım hizmeti organizasyonunun sektörler arası işbirliğiyle yapılması
sorunun çözümüne önemli katkı sağlayacaktır.
Bu dönemi daha az sorunla geçirilmesi, oluşan sorunların kolayca çözülmesi
için yaşlı ve ailesinin mutlaka desteklenmesi gerekir.
DEVAM EDİNİZ
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|