EDİTÖRE MEKTUP
Şadiye DÖNÜMCÜ,SHÇEK Genel Müdürlüğü Eğitim Merkezi Şube
Müdürü, Sosyal Hizmet Uzmanı, ANKARA
Sayın editör,
“… Ben ve ablam
evliyiz ve çalışıyoruz. İkimizin de her zaman annemin yanında olması
mümkün olmayınca 24 saatlik bakıcı tuttuk. Şansımıza Bergüzar Hanım
çok iyi bir insan çıktı. Annemin ona neler yaptığını anlatamam. İkisi
de dış dünyadan tamamen izole. Bergüzar Hanımın sabrının tükendiğini
fark ettiğimizde ‘nefes alsın' diye ona izin verdiğimizde, ablamla
nöbetleşe annemde kalıyoruz. İnanın tüm gün yaşlı –anneniz bile olsa
biriyle yaşamak çok zor...”
“… Annemin bakımıyla ve bakıcılarıyla öyle çok sorun yaşadık ki... 92
yaşında. Durgun, ilgisiz, isteksiz, unutkan, iştahsız. Zor yürüyor.
Kardeşimle “huzurevine yerleştirsek mi?” diye düşündük. Ablam ‘Hayır:
her birimiz dörder ay bakalım” deyince “Her evin düzenine uyum
sağlamak annem için zor olur. Ya evi, ya huzurevi” dedik. Düşüncemizi
anneme açtığımda nemli gözlerle “Alışmakta zorlanırım ama; denerim.
Yalnız evimi dağıtmayın.” dedi. Şimdi huzurevi araştırıyoruz...”
“… Annem zihinsel fonksiyonlarını yitirdi. Torununun adını
hatırlayamıyor, kalabalıktan ürküyor, gürültü sevmiyor, ilaç içmiyor,
bağırıyor, ağlıyor, inatlaşıyor, kupasını bile tutamıyor. Yalan
söylüyor, iftira atıyor, mantık dışı konuşuyor. Beynindeki saat
bozulduğundan geceleri kabus gibi. Dün bakıcısının kolunu ısırmış. Biz
onu, o bizi anlamıyor. Tehlike mefhumu yok. Yıkanmak istemiyor.
İdrarını, dışkısını tutamıyor. Altını petliyoruz. Yeni modası;
herkesin içinde soyunmak. İçim acıyor…”
Evet; yaşlılık dönemi yaşlanan kişi için zor. Düşünün ki; onun
özgüveni, uyum yeteneği ve üretkenliği giderek azalıyor, bunaltısı,
mutsuzluğu, karamsarlığı, kaygıları, ekonomik sorunları artıyor,
belleği zayıflıyor. Yaşlanan kişi konuşmaişitme- görme-hareket
kısıtlılığı artan, idrar-gaitasını tutamayan, beslenme, tedavi ve
ilaçlarını aksatan, düzensiz uyuyan, hijyenine uymayan, kimseye
güvenmeyen, değişikliklerden hoşlanmayan, yalnız kalmak istemeyen,
herkesi ve her şeyi eleştiren, her konuda zıtlaşıp tartışan aynı
soruyu defalarca soran ve alıngan-endişeli-yaygaracı bir kimliğe
bürünüyor. Onunla sorun yaşamaması –çoğu kez- olanaksız.
Evet; yaşlanan kişiye bakmak da zor. Çünkü baktığınız kişi hayatın
sadece kendi çevresinde dönmesini isteyen, zevk, ilgi ve istek kaybına
uğramış, umudunu ve ümidini yitirmiş, ilgi–sevgi–paylaşma–beraber olma
isteği artan, çoğu kez kendine bile küsen, alıştığı mekana ve çevreye
bağımlılık geliştiren birisi. Onlara evinde/ evimizde baktığımızda
ekonomik, mekansal düzenleme ve bakıcı kaynaklı, hastalandığı nda
tıbbi donanım, ekipman ve sarf malzemesi sağlama kaynaklı güçlükler
yaşıyoruz. Huzurevi ya da bakımevine yerleştirdiğimizde ise daha
farklı sorunlar çıkıyor karşımıza.
Evet; yaşlanan kişiye bakmak bedensel, zihinsel ve ruhsal yönden
yorucu ve yıpratıcı. Çünkü; adeta bir bebek gibi ilgi, destek ve
ihtimam isteyen yaşlı kişileri fiziksel yönden desteklemek, kollayıp
taşımak, hastaneye götürmek, öz bakımını yapmak, beslemek,
egzersizlerini yaptırtmak, odasını, evini derleyip toplamak,
alış-verişini ve yemeğini yapmak, dinleyip yönlendirmek kolay
olmadığından, sağlıklı bir iletişim kurulması gerekli.
Evet; bakan kişinin yaşlanan kişiyle kuracağı iletişimin kalitesi de
önemli. Bu nedenle bakan kişilerin göz göze iletişim kurması, sözünü
kesmemesi, tek yanıtlı ya da evet – hayırlı sorular sorması ve
yanıtını beklemesi, tane tane, yüksek sesle ve jest - mimiklerle
konuşması, gerektiğinde soru/yanıtını tekrarlaması, ev içi / dışında
hareket etmesini sağlaması, geçmişten konuşurken, sözü bugüne/geleceğe
getirmemesi, vereceği tepkiyi geciktirmesi, yalnız kalması
gerektiğinde –eğer okuyabiliyorsa- görebileceği yerlere, ‘ilacını al'
,”suyunu iç' gibi notlar bırakması, dışarıya yalnız çıkacağında
üzerinde kimlik bilgisi + adres + telefon numarası vb.nin yer almasına
dikkat etmesi gerekir ki; bunları yaşama geçirmek çok da kolay bir şey
değil.
Evet; bakan kişi bu köreltici ve tekrarlayıcı işi yaparken kendi yaşam
kalitesini de koruması önemli. Bu nedenle yaşlanan kişilerin normal
bireylere benze(ye)meyeceğini bilmesi, sakin olmaya çalışması, sıkça
açık havaya çıkması, kendine -ve sevdiklerine de - zaman ayırması,
keyif aldığı şeyleri yapmayı sürdürmesi, rahatlama tekniklerini
öğrenerek uygulaması ve tüm zamanını yaşlıya ayırmaması önemli.
Evet; bakan kişinin -ve ailesinin- yaşam kalitesini arttırmaya
çabaladığı yaşlanan kişinin de onlara destek olması gerekir. Bu
nedenle çatışma yerine dayanışmayı, torun, çocuk, gelin/damatlarıyla
belli bir mesafeyi koruma ve yaşamlarına müdahil olmamayı, aileyi
birleştirici rol üstlenmeyi, yakınlarının da sıkıntısı olabileceğinden
hareketle gerektiğinde paylaşabilmeyi ve en önemlisi hayata katılmaya
istekli olmayı ilke edinmesi gerekir.
Unutmayalım ki; bakım kalitesi yaşlanan kişinin durumunu kabullenme
düzeyi, yaşadığı yerin fiziki koşulları, bakan kişinin –ve ailesinin-
onu ve durumunu kabullenme derecesi, sosyo-ekonomik durumu ile
entelektüel düzeyi, terk edilme, ümitsizlik, yalnızlık, sevgisizlik
vb. gibi olumsuz duyguları, stresle baş edebilmesi, depresyon durumu
ve en önemlisi kişilik özellikleriyle ilintilidir.
Ve yine unutmayalım ki; bakım hizmetinin kalitesi, yaşlanan kişinin
yaşam kalitesini arttırır ya da azaltır.
Kaynaklar
Kaynaklar
1) http://www.sosyalhizmetuzmani.org/sadiyeyaslibakim.htm. (Erişim
tarihi: 24.08.2009)
2) http://www.sosyalhizmetuzmani.org/yaslibakim2.htm. (Erişim tarihi:
24.08.2009)
3) http://www.sosyalhizmetuzmani.org/yaslibakim3.htm. (Erişim tarihi:
24.08.2009)
4) http://www.sosyalhizmetuzmani.org/yaslibakim4.htm. (Erişim tarihi:
24.08.2009)
5) http://www.sosyalhizmetuzmani.org/yaslibakim5.htm. (Erişim tarihi:
24.08.2009)
6) http://www.sosyalhizmetuzmani.org/yaslibakim6.htm. (Erişim tarihi:
24.08.2009)
7) http://www.sosyalhizmetuzmani.org/yaslibakim7.htm.(Erişim tarihi:
24.08.2009)
KAYNAK :
http://geriatri.dergisi.org/text.php3?id=444
|