Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

İnsan Kaynakları

       


 



YAŞLILIKTA BAKIM ÜZERİNE
 

Şadiye DÖNÜMCÜ

Sosyal Hizmet Uzmanı 

dosadoster@gmail.com
 

 

 
 


Evde Bakılan Yaşlı Olmak Zor Mu?

 Toplumsal yaşamın tehdidi altında incinebilen / savunmasız kalan yaşlıların korunması, kollanması, bakılması ve desteklenmesi gerekiyor.” diyerek başladığımız bu yazıda yaşlılara yönelik iki temel bakım modelinden biri olan “evsel bakım” (diğeri kurumsal) konusunu irdeleyeceğiz.

“Bakım gereksinimi olan yaşlıya;

kendi (bildiği, alıştığı, hakim olduğu, kendini güvende ve özgür hissettiği, anılarının olduğu) ortamında (evinde / çevresinde)
yaşamını bağımsız olarak sürdürmek, yaşam kalitesini arttırmak amacıyla
farklı meslek elemanlarından (Doktor, Hemşire,Sosyal Hizmet Uzmanı, Psikolog, Fizyoterapist, Diyetisyen, Bakım Elemanı ve diğer görevliler) oluşan bir ekibin sürekli / süreli olarak,
kapsamlı ve organize bir biçimde
koruyucu, önleyici, tedavi edici
hizmet (psiko-sosyal , fizyolojik - tıbbi destek, sosyal hizmet) sunmak”

olarak tanımlayabileceğimiz yaşlıya yönelik evde bakım hizmetleri; sağlık - sosyal hizmet kurumlarında ve evinde yaşayanlara ev içinde / dışında verilmektedir.
Yaşlının toplum içinde üretken ve bağımsız hale gelerek, yaşam sürdürmesini amaçlayan bu hizmete ilişkin olarak;

• Geniş aileden küçük aileye geçilmesi, kadınların çalışması, akraba-komşu ilişkilerinin zayıflaması gibi nedenlerle yaşlının aile içinde bakımının sorun olması,
• Yaşlının evde bakılması her geçen gün daha da zorlaşması,
• Çoğu yaşlı için evinin, kendi bakımı için en uygun yer olması,
• Bakım ve rehabilitasyon hizmet kalitesinin yaşlının yaşam kalitesini arttırması,
• Yaşlının evde bakımı için gerekli ortamın yaratılması,
• Gerektiğinde tıbbi donanım sağlanarak yaşlının tedavi ve bakımının evde de sürdürülebilmesi,
• Evde daha rahat ve iyi bakım verilebilmesi için ekipman ve sarf malzemeleri temin edilmesi,
• Bakım hizmetlerinin sorumluluğunun aile kadar devlet ve toplum tarafından da paylaşılması,.
• Yaşlının -mümkün olduğunca- yaşamını kendi evinde / ailesinin yanında sürdürebilmesi için evde bakımın devlet güvencesi altına alınması,
• Avrupa Birliği üyesi ülkelerde olduğu gibi yaşlıların evde bakımının sosyal güvenlik ve sosyal yardım sistemi içerisine alınması,
• Bakım hizmetlerinin organizasyonunun sektörler arası işbirliğiyle yapılması,
• Yaşlıya bu anlamda;

o Evde yardım (home help): Bakım elemanının yaşlının durumuna göre değişen sürede yaptığı ev temizliği, diyet yemeği yapma, çamaşır yıkama-ütü, ilaç temini, alışveriş, fatura takibi, sosyal ve psikolojik destek vermesi.
o Evde takip hizmetleri (home attendant care): Eğitimli bir personelin gün içinde yapacağı ziyaretlerle öz bakımını yapamayan yaşlının tırnak kesimi, saç-sakal tıraşı, banyo ve beslenme gibi gereksinimlerinin karşılaması.
o Ev sağlık hizmetleri (home health services): Profesyonel sağlık ve yardımcı sağlık personeli tarafından verilen tıbbi bakım, hemşirelik, fizyoterapi gibi hizmetlerin evde verilmesi ve hasta yaşlının izlenmesi.
o Süreli bakım (respite care): Yaşlıya bakım verenin /ailesinin özel durumu nedeniyle yaşlının geçici bir süreliğine hemşire / bakım konusunda eğitilmiş kişiler tarafından 24 saatlik bakımının sağlaması.
o Evlere yemek servisi (meals-on wheels): Yemeğini yapamayan yaşlıların evlerine günde üç öğün sıcak yemek götürülmesi.
o Telefonla yardım servisi (tele-care service): Bu sistem ‘Telecare’ merkezindeki özel telefon hattının yaşlının ev telefonuna bağlanması, acil durumdaki yaşlının merkeze alarm vermesi sonrası operatörün durumu yaşlının yakınlarına ve gerekiyorsa eve en yakın doktor, itfaiye, ambulansı eve yönlendirmesiyle işlemektedir.
o Evlere bakım-onarım hizmeti (handyman service): Yaşlının evindeki her türlü küçük onarım ve tamirat işlerinin yapılması.
gibi hizmetler verilebileceği,


• Ev içi bakımın ev dışı hizmetlerle desteklenmesi.
• Kurum bakımına görece ekonomik olması,
• Tüm dünyada yaşlıya yönelik en yaygın model olması,
• Ülkemizde yaklaşık her 200 yaşlıdan sadece 1’inin huzurevinde, 199’unun evinde bakım gördüğü,,
• Bakım verenlerin ve aile üyelerinin profesyoneller tarafından eğitilmesi,
• Evdeki bakım esnasında ciddi sağlık sorunları oluştuğunda profesyonel desteğe başvurulduğu,
• Yaşlıya evde bakım hizmetinin yeni bir meslek oluşturduğundan bu işi yapanlara “Evde Bakım Yardımcısı”, “Yaşlı Özel Yardımcısı”, ”Yaşlı Bakım Elemanı” adı verildiği,
• SHÇEK MEB arasındaki koordineli çalışmalar sonucunda “Yaşlı Bakım Elemanı” yetiştirilmek üzere anılan Bakanlıkça hazırlanan müfredat programı doğrultusunda Ankara Emek 100.Yıl Kız Meslek Lisesinde verilen eğitimin sürdüğü,
• Ülkemizde yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel kuruluşlarca açılan sertifikalı “Yaşlı Bakım Elemanı Yetiştirme” Programlarının yaygınlaşması gerektiği,
• Resmi/gönüllü kuruluşların yaşlılara evde bakım hizmeti verecek eleman yetiştirme kurslarına ilişkin eğitim standartlarının belirlenmesi, bu elemanların istihdamına ilişkin düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç olduğu,
• Üniversitelerde iki yıllık “Yaşlı Hizmetleri Bakım Programı” ve “Evde Bakım Hemşireliği Sertifika Programı” açıldığını

belirtip, “Yaşlının toplum içinde üretken ve bağımsız hale gelebilmesi için yapılacak çok şey bulunduğunu ancak bakım ve tedavisi uzun süreceğinden, daha az sorunla karşılaşmak ve oluşan sorunları kolayca çözmek için yaşlıya ve ailesine destek vermek önemlidir.” diyerek ve “Yaşlılar için fiziksel, sosyal ve ekonomik olanaklar sağlayan programların ivedilikle yaşama geçmesi”ni dileyerek bu yazıyı da noktalayalım.

Evde Bakılan Yaşlıya Yönelik Hizmetler

Ülkemizde yaşlıya yönelik evde bakım hizmetlerinin gelişim sürecinin, öznel farklılıklar olsa da, diğer ülke uygulamalarına benzer bir süreç izlediğini söylemek mümkün.
Yaşlıya yönelik en yaygın bakım türü olan evde bakım modelinin dışarıdan ve profesyonellerle desteklenmesi gerektiğini vurgulayıp, bu yaşlılara verilen kurumsal destek hizmetlerinin(**) geçmişine kısaca baktığımızda;

• Ülkemizde yaşlının evde bakımına yönelik ilk proje “Ankara Seyranbağları huzurevine yerleşmek üzere başvurup sıra bekleyen yaşlılara; huzurevine kabul edilinceye kadar ki süreç içerisinde evlerinde yemek servisi ve hemşirelik hizmetleri verilmesi” amacıyla 1987 yılında başlatıldığı, ancak işlevsel olamadığı,
• Ülkemizdeki ilk ‘Yaşlı Kulübü’nün 1991 yılında İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nün girişimiyle Tokat’ta açıldığı, yöre yaşlılarının sosyal yoksunluklarını giderme amaçlı rekreasyonel etkinliklerde bulunduğu,
• Evinde yaşayan yaşlıların sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 1992 yılında çıkarılan “Yaşlı Danışma ve Dinlenme Merkezi Çalışma Esasları Hakkında Yönerge” uyarınca ‘Yaşlı Danışma Merkezleri’ açıldığı,
• 1993 yılında SHÇEK Genel Müdürlüğü’nce evlerinde yalnız yaşayan yaşlılara yardımcı olmak ve evde bakım hizmetinde yer alacak ara personelin yetiştirilmesi amacıyla başlatılan projenin Ankara, Adana, İzmir ve İstanbul illerinde uygulandığı ancak sürdürülemediği,.
• “Evde Bakım Hizmet Modeli” ilk kez Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Genel Müdürlüğü “Özürlülerin Tespiti, İncelenmesi, Bakım ve Rehabilitasyonuna ilişkin Yönetmelik”te (19.08.1993/21673 sayılı RG.) ‘Evde Hizmet’ olarak yer aldığı,
• Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde 1994 yılında kurulan ‘Yaşlılara Hizmet Merkezi’ nde uygulanan ‘Evde Bakım Projesi’, alanında ilk olup, üye olan yaşlılara; Ev sağlık - Evde takip hizmetleri - Evde Yardım - Evde bakım-onarım hizmeti verildiği, sadece sağlık ve temizlik hizmeti karşılığında cüz’i bir para alındığı, hizmete talebin yüksek olduğu,
• Evde Yaşlı Bakımı için eleman yetiştirme amaçlı “Yaşlı Bakıcılarının Eğitimi” projesine ilişkin protokolün SHÇEK Genel Müdürlüğü - Milli Eğitim Bakanlığı - Milli Eğitim Sağlık Eğitimi Vakfı arasında i 23.12.1999 tarihinde imzalandığı,
• SHÇEK-MEB arasındaki koordineli bir çalışmayla “Yaşlı Bakım Elemanı Eğitimi Müfredat Programı”nın 2000 yılında geliştirildiği ve halen Ankara Emek 100.Yıl Kız Meslek Lisesi’nde eğitim verildiği,
• İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Sağlık A.Ş.’nin yaşlı hastalar için evde sağlık destek hizmetleri - ücretli tıbbi bakım - refakat hizmetlerini, 2001 yılından bu yana doktor, bakım hemşiresi, hasta takip hemşiresi, fizyoterapist, sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve bakım destek personelinden oluşan profesyonel bir ekiple yürütüldüğü,
• SHÇEK Yaşlı Danışma Merkezleri süreç içerisinde üye olan yaşlıların sosyal-kültürel aktivitelere katıldığı, birbirleri ile dayanışma içine girdikleri merkezler haline dönüşünce 2001 yılında adının ‘Yaşlı Dayanışma Merkezi’ne dönüştürüldüğü,
• Alzheimer hastası yaşlıların gündüz bakımlarını sağlayarak yaşlıya ve ailesine destek hizmetleri sunmak amacıyla SHÇEK Genel Müdürlüğü, Ankara Yenimahalle Kaymakamlığı ve Alzheimer Derneği arasında imzalanan protokol gereği Ankara Ümitköy Huzurevi Müdürlüğüne bağlı olarak açılan Batıkent Alzheimer Hastası Yaşlılar Gündüzlü Bakım Merkezi 20.3.2003 tarihinde hizmete açıldığı, Merkez Danışma Kurulu’nun kararıyla 2006 yılı Haziran ayından bu yana etkinliklerini Huzurevi bünyesinde sürdürdüğü,
• 1. Sosyal Hizmetler Şurası(2004) Sonuç Bildirgesinde; “Şura, iyileştirici nitelikteki sosyal hizmetlerin yanı sıra koruyucu – önleyici – geliştirici - değiştirici nitelikteki sosyal hizmetlerin de yaygınlaştırılması gerektiğini kabul etmektedir.” kararı alındığı,
• Sağlık Bakanlığı “Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmelik” (10.3.2005/25751 RG.) ile; özel hukuk tüzel kişilerine veya gerçek kişilere ait sadece evde bakım hizmeti sunmak üzere açılan ve faaliyet gösteren müstakil “Evde Bakım Merkezi” ve özel sağlık kuruluşları bünyesinde bulunan “Evde Bakım Birimi”nin açılış ve işleyişine ilişkin esasların düzenlendiği,
• 5378 sayılı “Özürlüler Ve Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”(07.07.2005 RG.) ile özürlülere bakım hizmeti verme sorumluluğunun SHÇEK’e verildiği, bakıma muhtaç özürlü(yaşlıların da) bireylerin resmi / özel bakım merkezlerinde / ikametgahlarında bakımlarının güvenceye alındığı,

• Bakıma muhtaç özürlü yaşlıların bakım merkezlerinde / ikametgahlarında bakılmalarına ilişkin hususların 30.06.2006 tarihli yönetmelikle düzenlendiği,

o gündüzlü bakım merkezlerinden, günde sekiz saat süreyle tam gün hizmet alan bakıma muhtaç özürlü yaşlılara için bir aylık net asgari ücret tutarında, günde üç saat süreyle yarım gün bakım hizmeti alanlar için asgari ücretin yarısı tutarında SHÇEK tarafından ödeme yapıldığı,

o Özürlü yaşlıya bireyin yaşamını öncelikle bulunduğu ortamda sürdürmesi amacıyla belli esaslar dahilinde bakım gereksinimi olan özürlü yaşlının evde bakımını sağlayan akrabasına net asgari ücret tutarında SHÇEK tarafından ödeme yapıldığı,

• 10.02.2007 tarihli Kanun değişikliği ile; “Sosyal güvenlik kurumlarına tabii özürlülerin bakım hizmetlerinden yararlanması”nın sağlandığı, 23.10.2007 tarihli yönetmelik değişikliği ile bakım hizmetinin işleyiş ve uygulamasının genişletildiği,
• 5579 sayılı ‘SHÇEK Kanununda değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’da (01.02.2007) ‘Yaşlı Hizmet Merkezi’ tanımına yer verilerek gündüzlü bakım ve evde bakım hizmetlerinin sunumuna olanak yaratıldığı,
• Birleşmiş Milletler 2. Dünya Yaşlılık Asamblesi (2002)nde hazırlanan ‘Yaşlanma Uluslararası Eylem Planı’ çerçevesinde DPT Müsteşarlığı’nın koordinatörlüğünde SHÇEK gibi ilgili kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile oluşturulan“Yaşlanma Ulusal Komitesi” tarafından hazırlanan “Türkiye de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı”(***) hazırlanmış ve Yüksek Planlama Kurulu’nun 01/05/2007 tarih ve 2007/17 sayılı kararı ile kabul edildiği,
• “Türkiye de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı”nda;

o Uzun süreli bakım - gündüzlü bakım - evde bakım , sosyal hizmetler ile diğer toplum hizmetlerinin koordinasyonunun sağlanması ve iyileştirilmesi ,
o Yaşlıların beden ve ruh sağlığı açısından kendi yaşam alanlarının korunması için evde bakım ve tedavi hizmetlerinin geliştirilmesi, bununla ilgili politikaların oluşturulması ve kurumlar arası işbirliğinin sağlanması ,
o Yaşlıların yaşadıkları çevreden ayrılmadan gereksinim duydukları hizmetleri karşılama ve ailesinin ilgi göstermediği yaşlılara güvenli bir yaşam sunma görevinin devletin politikasında yer alması ve devletin uzmanlaşmış kadroları bulunan kuruluşlarının (Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Üniversiteler, Belediyeler vs.) bu görevi üstlenmesi,
o Hem kendi evine hem de huzurevinde yaşayan yaşlıların yaşamla kucaklaşabilmesi için boş zamanlarını geçirebileceği gündüzlü merkezlerin açılması eylemlerinin yer aldığı,

• Yüksek Planlama Kurulu Kararı gereğince, Ulusal Eylem Planı’nda yer alan eylemlerin uygulamaya dönüştürülebilmesi için, hazırlanacak ‘Uygulama Programı’nın esas-çerçevesini, izleme – değerlendirme – yönlendirilme mekanizmasının SHÇEK Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde, DPT Müsteşarlığı ve ilgili kuruluşların işbirliği ile oluşturulması çalışmalarına başlandığı,
• SHÇEK tarafından temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük düzeyde dahi sürdürmekte güçlük çeken korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç yaşlılara ve ailelerine ayni-nakdi yardım yapıldığı,

görülmekte / bilinmektedir.

Bu yazıyı “Her 200 yaşlıdan 199’unun evinde yaşadığı ülkemizde, yaşlıların evde bakımına ilişkin mevzuatın henüz oluşturulduğu günümüzde, hazırlanacak ‘Yaşlanma Ulusal Eylem Planı Uygulama Programı’nın dayanağında yaşlılara yönelik mevcut hizmetlerin iyileştirilmesi-yaygınlaştırılması, yeni hizmet modellerinin planlanması-geliştirilmesi- uygulanması, sektörler arası işbirliği ve izleme sistemiyle bakım verenlerin /ailelerin güçlendirilmesi” dileğiyle noktalayalım.

EVİMİZDEKİ YAŞLIYI ANLAYABİLMEK ZOR MU?

Evimizde ya da çevremizdeki yaşlıyı anlayabilmek için göstereceğimiz çaba; onun yaşam kalitesine katkı vereceği gibi, bizim de yararlılık payımızı arttıracaktır.

Unutmayalım ki; Yaşlanma süreci sadece bireyin kişilik yapısında ve kendini algılayışında değil, toplumun ve çevresinin de o bireyi algılamasında değişikliklere yol açar.

Fiziksel ve mental sağlığının –daha da- bozulacağı endişesi yaşayan, ekonomik sorunları artan, dışlanma korkusuyla yaşayan, artan stresiyle baş etmekte zorlanan, yetersizlikleri nedeniyle başkalarının desteğine gereksinimi olduğu halde yardım olmayı reddeden yaşlının kabuğuna çekilerek yalnızlığa gömüldüğünü bilmeliyiz.

İşe yaramadığını düşünüp mutsuz olan, uyum yeteneği azalan, uyaranlara yanıtı geciken, yakın bellek zayıflayan, eş ve yaşıt kayıpları yaşayan, bunaltısı artan, uyku düzeni bozulan, özgüven ve değer kaybına uğrayan, sosyal statüsü değişen yaşlının karamsarlığa itileceğini bilirsek ona daha yararlı olabiliriz.

Unutmayalım ki; Hiçbir şeyden zevk almayan, ilgi ve istek kaybına uğrayan, umudunu ve ümidini yitiren, ilgi, sevgi, paylaşma ve beraber olma isteği artan, yönetilmeye karşı direnç gösteren, çevresindekileri giderek daha fazla yargılayan, ihtiyatlı olsa da, çocukları, torunları ve yakınlarınca soyutlanan, ailesinin ona bak(a)mayacağını düşünen yaşlılar bunalıma girer.

Çoğu kez geçmişten söz eden, anılarını defalarca anlatan, hayatın sadece kendi çevresinde dönmesini isteyen, kendisiyle bile barışık olmayan, yakınması hiç bitmeyen, kendisini bile sevip beğenmeyen, başkalarına da sevgisiz ve saygısız olan yaşlıların -bilinçsiz de olsa- yalnızlık tercihini kullandığını bilmekte yarar var.

Sosyal dünyadan yavaş yavaş geri çekilen yaşlının hayatla bağının tamamen kopması bireyin kişiliğine bağlı.

Unutmayalım ki; Yeni yaşantılar kazanan, bağımsızlığını sürdürebilen, yaşlılığı üstesinden gelinebilecek bir sorun olarak kabul eden, kurumuş daldan, sararmış yapraktan yakınmak yerine sonbaharın doğa şenliğinden tat almak için olanaklarının elverdiği tüm çarelere başvuran yaşlıların uzun yıllar toplumsal katılımda bulunması mümkün.

Yukarıda sözünü ettiklerimiz evimizdeki, çevremizdeki yaşlıları anlamanın ilk anahtarları ise, şimdi sıralayacaklarımız ikinci anahtarı.

Unutmayalım ki;
• Konuşma güçlüğü çeken, ağır işiten, görme netliği azalan,
• İdrar ve gaitasını tutamayan, kişisel hijyenine uymayan,
• Uyku düzensizliği, hareket kısıtlığı olan,
• Aşırı alıngan, endişeli, yaygaracı olan,
• Yapabileceği işleri bile çevresindekilerden bekleyen,
• Herkesi ve her şeyi eleştiren,
• Herkesle her konuda zıtlaşıp tartışan,
• Kimseye güvenmeyen,
• Yanında hep birilerinin olmasını isteyen,
• Bir soruyu defalarca soran,
• Sürekli ölümü gündeme getiren,
• Çoğu kez yaşlılığını da reddeden,
• Her türlü değişikliğe tepki veren,
• Tedavi ve ilaç konusunda aksamalar yaratan,
• Günlük işleyişte kendine düşen aktiviteleri yapmaktan kaçınan,
• Gereksiz ve tehlike yaratabilecek hareketler yapan,
• Yemesi gerekenleri yemeyip, yememesi gerekenleri yiyerek sağlığını bozan,
• Belleğinin zayıfladığını kabul etmeyip, çevresindekileri suçlama yoluna giden
bir yaşlıyla sorun yaşanmaması olanaksız.

İşte bu yüzden; ‘evde bakım verilen yaşlıyı bakım veren(lerin) ve ailesinin anlayabilmesi ve tanıması önemli. Yaşlıya bakım verenin, yaşlıyı tam olarak değerlendirilebilmesi için;
• Sağlığına ilişkin görüşünü,
• Kendi kendine bakım kapasitesini,
• Fiziksel kapasitesini,
• Kas gücü ve uyumunu,
• Görme ve işitme gücünü,
• Yeme, uyuma, dışkılama ve aktivite gücünü,
• Herhangi bir cinsel sorunu / özrü olup olmadığını,
• Bedensel fonksiyonlarındaki değişimi,
• Fonksiyon becerilerini sürdürme / tekrar kazanmak için ne yapabileceğini,
• Geçmiş yaşam öyküsünü,
• İletişim kurduğu kişileri,
• İnançlarının derecesini,
• Herhangi bir bağımlılığı var ise; derecesini,
• Ev yaşamına ilişkin duygularını
• Yaşlılığa ve kendi yaşlılığına ilişkin görüşlerini,
• Kullandığı savunma mekanizmalarını,
• İlgi duyduğu / sorun olarak gördüğü şeylerin neler olduğunu,
• Bireysel faaliyetleri, ilgi alanları ve hobilerini,
• Çevresinde ne tür düzenlemeler gerektiğini,
• Geleceğe yönelik plan ve beklentilerinin
bilmesi gerekiyor.

Bakım verdiği yaşlıyı tanımak ve anlamak için çaba göstermesi gereken bakım veren kişinin yaşlı ile ilişkisinde;
• Sakin olmaya,
• Göz göze iletişim kurmaya,
• Sözünü kesmemeye,
• Tek yanıtlı / evet – hayırlı sorular sormaya,
• Gerektiğinde soru/yanıtını tekrarlamaya,
• Yanıt vermesini beklemeye,
• Tane tane ve yüksek sesle konuşmaya,
• Konuşmasını jest - mimiklerle desteklemeye,
• Geçmişten söz ederken, sözü bugüne/geleceğe getirtmemeye,
• Gece uyuyabilmesi için gündüz uzun süreli uyumasını engellemeye,
• Ev içi / dışında hareketli olmasına,
• Diyetini ayarlamaya,
• Evde yalnız kalması gerektiğinde görebileceği yerlere notlar bırakmaya (‘fişi çıkar’ , ‘ilacını al’ gibi.)
• Dışarıya yalnız çıkacağında üzerinde kimlik bilgisi + adres + telefon numarası vb.nin yer almasına
dikkat etmesinde yarar var.

Yorucu, yıpratıcı, köreltici, tekrarlayıcı bir iş olan yaşlı bakımı kolay bir iş değil. Bakım verenlerin öncelikle baktığı yaşlının tepkilerinin diğer yaşlılara ve normal bireylere benze(ye)meyeceğini unutmaması gerek.

Ayrıca;
• Sakin olmayı denemeyi,
• Mümkün oldukça açık havaya çıkmayı,
• Kendine ve sevdiklerine zaman ayırmayı,
• Keyif aldığı şeyleri yapmayı sürdürmeyi,
• Vereceği tepkiyi geciktirmeyi,
• Rahatlama tekniklerini öğrenerek uygulamayı,
• Tüm zamanını yaşlıya ayırmamayı da
unutmaması gerekir.

Bu yazıyı da “Yaşamın her döneminde olduğu gibi yaşlılıkta da anlamak ve anlaşılmak önemli.” diyerek ve H.Mann’ın “Yaşama zamanını geciktirenler, nehrin öbür yakasına geçmek için suların akıntısının bitmesini bekleyenlere benzer.” dediğini hatırlatarak noktalayalım.

YAŞLININ ÇEVRESİNİ DÜZENLEMEK ZOR MU?

 “Yaşlanma, çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması“ ise “Yaşlı kullanımına uygun olmayan fiziksel çevre, yaşlının özgüvenini azaltıp, yaşam alanını daralttığından toplumla bütünleşmesini engeller.“ demek mümkün. Ancak “bireysel tercihine uygun, kapasitesini geliştirebilecek fırsatlar sunan, güvenli bir çevrede yaşama” hakkı olan yaşlıların bu temel kişilik haklarını kullanabilmeleri için kentlerin ve evlerin erişilebilir olması gerek.

Yaşlılar için erişilebilir ve yaşanabilir kentte;
• Yaya geçitlerinde butonlu ışık,
• Yüksekliği 15(-), genişliği 150(+)cm, kaymayan–parlamayan, kesilmeyen, başlangıç ve bitişi rampalı, emniyet şeritli, dönüş alanlı, yönlendirme - ikaz araçları bulunan kaldırımlar,
• Yol boyu belli aralıklarla çeşme – gölgelik - büfe – tuvalet - oturma birimleri,
• Yürüyen merdivenleri de bulunan, tekerlekli sandalyeliler için asansörlü, gece –gerekiyorsa gündüz de- aydınlatılan alt-üst geçitler,
• minimum merdiven– asansör,
• Basamak/eşik yerine zemini sert, stabil, kaymaz ve az pürüzlü malzeme ile kaplı, iki tarafı yuvarlak hatlı küpeştesi olan rampalı,
• Kaldırım eşikleri 2 cm.den az ve iki yönü pahlı,
• Çeşme-tuvaletli, aydınlık,(mümkünse) üstü kapalı, yaşlı araçlarına özel yer ayrılan otoparklar,
• Rıht yüksekliği 15, baskıç genişliği 28 cm, iki tarafı küpeşteli, (gerektiğinde) ara sahanlıklı, pürüzlü ve kaymayı engelleyici malzeme kullanılan, başı-sonu farklı renk ve dokulu, sahanlıklı, aydınlık merdivenler,
• 180(+) cm. genişliğinde, uygun geçiş süreli, ışıkları butonlu – sesli, orta refüjde bekleme amaçlı yapı adası bulunan hemzemin yaya geçitli,
• Basit - açık sembollerin zemin rengine zıt şekilde kullanıldığı (güvenlik=yeşil, risk=sarı,tehlike-acil durum=kırmızı), işitsel-görsel uyarı kullanılan, kolay görünebilen, yeterli sayıda, iyi aydınlatılmış ikaz işaretleri,
• Seviye farklılığı en aza indirilerek engellerden arındırılan, bilgi levhaları uzaktan görülür ve anlaşılır, oturma yeri bulunan durak yerleri,
• Yürüyen merdivenli, asansörlü, 70-80 cm. geriden seramik şeritli, metro-hızlı tren-otobüs düzlemlerini birbirine bağlayan asansörlerin olduğu metro- hızlı tren istasyonları,
bulunur.

Ancak böyle bir kentte böyle bir dış çevrede bir yaşlı yürüyerek, tekerlekli sandalye ile, toplu / özel taşıma olanaklarıyla kentsel yaşama dahil olup, aktivitelerden yararlanır.

Kentten yaşlının ikametgahının yer aldığı binaya gelirsek... Bakkala, polikliniğe, pazara, eczaneye, otobüs-dolmuş duraklarına yakın, bahçeli bir apartmanın giriş katında oturmak yaşlı için idealdir. Yaşlının eve bağlanmaması için;
• Asansörsüz bir binada üst katlarda oturmaması,
• Bina girişinde basamak yerine rampa olması,
• Bina girişinde tekerlekli sandalye /walker için hareket alanı bulunması,
• Binada eşiksiz ve basamaksız ulaşılabilen asansör bulunması,
• Merdivenlerin dönel olmaması,
• Kapı genişliğinin 90(+) cm. olması ve dışa açılması
önemlidir.

Peki; içindeyken kendimizi güvende hissettiğimiz, dış dünyanın tehditlerinden korunduğumuz, sığınağımız; güzel evimizde yalandığımızda ne tür düzenlemeler yapılmalı?

Günlük yaşamının tümünü ya da çoğunu evde geçiren yaşlı için; bir işi daha kısa sürede, daha az enerji harcayarak, daha kolay hareket ederek yapabilmesi önemli. Alınacak önlemlerle ve yapılacak düzenlemelerle daha rahat ve güvenli hale getirilen ev; yaşlının yaşam kalitesini yükseltir.

Her ne kadar evinde tek başına yaşayan, evde gündüzleri tek başına kalan, yaşamını bir başkasının desteğiyle sürdüren ve Alzheimer hastası olan yaşlılar için bazı farklı düzenlemeler gerekse de; bu yazıda “Yaşlı için güvenli bir ev nasıl olur? ”sorusunun yanıtını vermeğe çalışacağız.

Evdeki yaşlının rahatı ve güvenliği için;
• Bağımsız, salona ve banyo-tuvalete yakın, güneş alan, havadar, ihtiyacı giderecek amaca uygun toz tutmayan, temizlenmesi kolay, hafif, köşeleri sivri olmayan mobilya ile döşenmiş, telefonlu, radyo-televizyonlu, uygun büyüklükte bir odasının olması,
• Karyolasının ayarlanabilir özellikli, korkuluklu, zemini ızgaralı, başı ve korkuluğun çarptığında zarar vermeyecek maddeden olması,
• Yatağın orta sertlikte karyolaya uygun olması,
• Gerekiyorsa havalı yatak kullanılması,
• İdrar-gaita kontrolü yoksa, yatak üstüne alez kullanılması,
• Karyolanın çift taraftan kullanılabilecek yere konması,
• Odada karyola dışında etajer, koltuk, rahat oturabilecek kolçaklı sandalye / koltuk, (gerekiyorsa) yatak üstü yemek sehpası bulunması,
• Oda zeminin halı ile kaplanmaması, mümkünse evde paspas kullanılmaması,
• Gün tarih ve zamandan haberdar olabilmesi için günlük takvim ve büyük bir saat bulunması,
• Küçük bir çöp sepeti ve gece lambası bulunması,
• Günlük gazete / kitap ve sevdiklerinin fotoğraflarının olması,
• Yardıma gereksinimi olduğunda haber verebilmesi için zil / çıngırak / diyafon / dahili telefon olması,
• Gerektiğinde kullanması için baston / walker (yürüteç)/ tekerlekli sandalye bulunması,
• Çok üşüdükleri için iyi bir ısıtma sistemi olması;
o Kaloriferli ise sivri köşeli radyotörlerin üst-yanlarının kapatılması, üzerine suluklar konması,
o Sobalı ise yerinin iyi saptanması,
o Elektrikli ısıtıcılı ise duvara monte edilmesi,
• Kullanılıyorsa paspas ve halıların zemine sabitlenmesi,
• Ev çok katlıysa yaşlının odasının zemin katta yer alması,
• Ev içindeki merdivenlerin trabzanlı, ışıklandırılmış, basamakları uygun dik – genişlikte ve kaymaz olması olması,
• Varsa balkonların yüksek korkuluklu olması,
• Mutfak dolapları ve çalışma tezgahının uygun yükseklikte olması,
• Banyonun küvetli olmaması, küvetli / duş kabinli / kurnalıysa; yatay-düşey tutamaklar olması, yerde kaymayı önleyici paspas olması, armatürlerin kolay açılıp/kapanan özellikte olması, yerlerin röliyefli seramikle kaplanmış olması,
• Tuvaletin alaturka değil klozet olması, gerektiğinde klozet kullanımını kolaylaştırıcı klozet yükseltici kullanılması, yatay-düşey tutamak monte edilmesi,
• Aydınlık, havadar, pastel renklerle boyalı, olması,
• Tüm kapıların geniş ve dışarıya açılması,
• Oda kapısının kilitlenmemesi,
• Odasından çıkarak yürüyeceği yolda gereksiz eşya bulunmaması,
• Elektrik kablolarının sabitlenmesi, el-ayak altında olmaması
önemlidir.

Ayrıca; yaşlının çevresinde kesici, delici zehirleyici, yakıcı, yanıcı maddeler ve manevi değeri yüksek eşyalar, para, nüfus cüzdanı, (bilinci yerinde değilse) ilaç bulunmamasına dikkat edilmelidir.

“Evinizdeki yaşlının yardımcı bir çevre ile daha iyi ilişki kurabileceği bir dünyaya gereksinimi var“ diyerek ve S. Beauvoir’in “Yaşlılık; olgun meyvalarla bir sonbahar, soğuğu, karları, kırağıları insanın gözünün önüne getiren bir kuru kış. Onda güzel akşamların yumuşaklığı vardır. Fakat, alaca karanlığın koyu hüznü de görülür. ” sözünü ekleyerek bu yazıyı da noktalayalım.
*Şadiye Dönümcü.Sosyal Hizmet Uzmanı.
** http://www.sosyalhizmetuzmani.org/kentyasli2.htm

YAŞLI BAKIMINA DAİR NOTLAR

Bizden sevgi, saygı, dayanışma, ilgi, korunma, ekonomik destek bekleyen çevremizdeki /
evimizdeki yaşlının yaşam kalitesinin yükseltilmesine katkı verebilmemiz için bazı hatırlatmaları yapmakta
 yarar olduğu düşünüldüğünden aşağıdaki notlar düzenlenmiştir.

Yaşlının görme kaybı varsa;
• Çevresindeki eşya- araç-gereç yer değiştirmemeli,
• Okurken –gerekirse- büyüteç desteği almalı,
• Bir şey ararken el feneri kullanmalı,
• Güçlü ışık değişikliğinde güneş gözlüğü kullanmalı,
• Her an gerekebilecek şeyler yanında /etajerinde bulunmalı,
• Yürüme yolunda eşya, kablo, terlik, eşik gibi engeller olmamalı,
• Kumanda, telefon, anahtar gibi şeylerin üzerine parlak / kabartılı işaretler koyulmalı.

Koku / tat alma yetisi azaldıysa;
• Boğaz kuruluğu için nane şekeri / pastil kullanmalı,
• Eve duman dedektörü takılmalı,
• Tek başınayken sigara içmemesi sağlanmalı,
• Giysilerinde ve evdeki kokuları fark edemeyeceğinden uyarılmalı,
• Değişik tattaki yiyeceğe geçerken ağzını limonlu suyla çalkalaması sağlanmalı.
İşitme kaybı varsa;
• Kısa cümlelerle ve tane tane konuşmalı,
• Gerektiğinde sadece fiil (gel, al gibi)’ sözcükleriyle konuşulmalı,
• Anlamadığını fark ettiğinizde söylediğinizi anlayana dek tekrarlamalı,
• Konuşurken göz iletişimi kurulmalı,
• Önemli şeyleri konuşurken radyo / televizyon kapatılmalı,
• Yaşlının işitmek istemediği (sıkıcı / üzücü) şeyleri işitmediği unutulmamalı.

Denge sağlamakta zorlanıyorsa;
• Yavaş hareket etmesi söylenmeli/sağlanmalı,
• Oturma-kalkma-yatma sırasında destek verilmeli,
• Baston / walker(yürüteç) kullanması sağlanmalı,
• Evde kalın tabanlı, ortopedik bağcıksız ayakkabılar giymeli,

Belleği zayıfladıysa;
• Konuşurken sözü kesilmemeli,
• Konuşurken kelime bulmakta zorlanıyorsa, destek verilmeli,
• Unuttuğu bir ismi hatırlayabilmesi için;
o içinden alfabedeki harfleri sayması sağlanmalı,
o Üzerinde harflerin yer aldığı karton gösterilmeli,
• Yapacağı şeyleri not alması için ona akıl defteri /yapışkanlı not kağıtları hediye edilerek kullanması sağlanmalı,
• Bir işi aklına geldiği anda yapması söylenmeli,
• Ondan habersiz evdeki hiç bir şeyin yerini değiştirilmemeli,
• Alarmlı saati / telefonu olmalı,
• Onun için önemli olan şeylerin bulunduğu yerlerin haritasını çizmeli/akıl defterine yazmalı,
• Büyük harf ve rakamlarla yakınlarını telefon numaralarının yer aldığı bir fihristi olmalı,
• Sokağa çıkarken üzerinde kimlik, adres ver yakınlarına dair bilgilerin yer aldığı bir kolye takması sağlanmalı.

Üşüyor ise;
• Yelek ve şal kullanmalı, dizleri örtülmeli,
• Sıkça havalandırma koşuluyla oda ısısını diğer odalardan daha yüksek tutmalı,
• Sıkça az miktarda bitki çayı içmeli.

Kendine olan güveni az ise;
• Eve alarm yerleştirilmeli,
• Ev anahtarının yedeği bulundurulmalı,
• Evde ihtiyaç fazlası para, takı, kıymetli kağıt bırakmamalı,
• Her gün bizzat / telefonla kontrol edilmeli.

Duyu / işlev kaybı varsa;
• gözlük, kulaklık ve protez için girişimlerde bulunulmalı,
• Okumasını kolaylaştırıcı büyüteç,
• Yürümesini kolaylaştırıcı yürüteç / baston / koltuk değneği,
• Naklini kolaylaştırıcı tekerlekli sandalye / lift,
• Boşaltımını kolaylaştırıcı klozet yükselticisi,
• Tuvalete gidemiyorsa lazımlıklı sandalye,
• Yatağından kalkamıyorsa bez / alez sağlanmalı.

Duygusal anlamda zorlanıyorsa;
• Stres yaratan durumlardan olması sağlanmalı,
• Belleği dinamik tutan (okumak-bulmaca çözmek) egzersizler yapmalı,
• Üretken olmasını sağlanmalı,
• Sevdiği işleri yapmayı (çiçek bakımı, el işi) sürdürmeli,
• Kendini rahatça ifade etmesi sağlanmalı.

Beslenmesinde;
• Az ve sık yemesi,
• Bol sıvı, az tuz, çok az yağ, posalı sebze-meyva, kepekli tahıl ve kuru baklagil tüketmesi,
• Uygun beden ağırlığını koruması,
• Protein-karbonhidrat dengesi kurulması,
• Haşlama, ızgara fırın yemekleri yemesi,
• (Varsa) diyetine uyması sağlanmalı.

Egzersiz yap(tır)arak;
• Kas gücü, dayanıklılığı ve esnekliği artması,
• Kan dolaşımının hızlanması,
• Kolesterol düzeyinin düşmesi,
• Solunumunun düzenlenmesi,
• Kilosunu koruması,
• Rahatlaması,
• Uykusunun düzenlenmesi sağlanır.

Uyku kalitesini arttırmak;
• Belli saatte yatıp kalkması,
• Yatağında uyuması,
• Odada hafif bir müzik çalması,
• Yatmadan önce kitap okuması,
• Ayaklarını yıkaması,
• Kafeinli içeceklerden kaçınması,
• Akşam belli bir saatten sonra sıvı almaması,
• Gündüz az uyması,
• Üst beden hafif yüksekte, sırt üstü pozisyonda yatmasıyla mümkün.

Ayrıca;
• Sabah kalktığında sıcak / ılık limonlu su içmesi,
• Gaz yapıcı yiyeceklerden kaçınması,
• Kuruyan derisine losyon / krem/ zeytin yağı sürülmesi,
• İncelen el, kalınlaşan ayak tırnaklarının bakımının yapılması,
• (Varsa) kötü vücut ve ağız kokusunun kaynağının saptanarak giderilmesi,
• Yatakta sigara içmesine izin verilmemesi,
• Sigara içiyorsa büyük kül tablası kullanması,
• Rahat giyilip çıkarılabilen (önden açık, düğmesiz, lastikli, uygun büyüklükte, yakasız, pamuklu) giysiler kullanması,
• İlaçlarını bol su ile alması önemlidir.

Bakım verenler / ailesi, yaşlının yaşam kalitesini arttırmaya çabalarken, yaşlının da;
• Kuşaklar arası çatışma yerine dayanışmayı,
• Yakınlarının yaşamına müdahil olmamayı,
• Torun, çocuk, gelin/damatlarıyla belli bir mesafeyi korumayı,
• Aileyi birleştirici rol üstlenmeyi,
• Gereksinimi olduğunda rahatlıkla yakınlarını arayabilmesi,
• Yakınlarının sıkıntısı olabileceğini düşünerek, paylaşım yoluna gitmeyi,
• Yeni ilişkiler kurabilmek için olanakları değerlendirmeyi,
• Hayata katılmaya istekli olmayı

ilke edinmesi gerektiğini ekleyip; “Günlerimizi büyük mutluluklar bekleyerek geçirmek, küçük mutlulukları göz ardı etmeye yol açar. Dolu dolu bir yaşam; değişik tat ve zevklerle anlam kazanır” diyerek bu yazıyı da noktalayalım.

 BAKILAN YAŞLILAR VE YAŞLILARA BAKANLAR ANLATIYOR

Evinde yaşam sürdüren yaşlılara ilişkin sorunları bakanlar ve bakılanların ağzından yorumsuz olarak dinleyelim.

71 yaşında, iki çocuklu, evinde yalnız yaşayan bir yaşlı anlatıyor:

“Başkalarının yardımına /desteğine gereksinim duymak beni üzüyor, etkiliyor. Hastaneye yalnız gidemiyor, alışveriş torbalarını taşıyamıyorum. Faturaları komşum yatırıyor. Her geçen gün daha da yalnızlaşıyorum.
Çalan kapı zili, çalan telefon yüreğimi hoplatıyor. Niye? Mutluluktan. İnsanın arayanı-soranı olmalı. Apartman görevlisinin geldiğinde, bir-iki laf etmeyi seviyorum. Kızımın biri her sabah, yurt dışındaki haftada bir "Anne, ne yapıyorsun?" diye arar. Ölen eşimi özlüyorum. O evin içinde konuşulacak paylaşılacak hatta tartışılacak bir nefesti. Yalnızlığı sevmiyorum ama geldiğinde torunumun müzik dinlemesine de tahammül edemiyorum.

Konuşacak birini bulduğumda sürekli konuştuğumun farkındayım. Karşımdaki beni dinlemediğinde, üzülüyorum. Bir şey anlatacakken torunum "Tamam, anane. Biliyorum sonunda ne olduğunu" diyerek lafı ağzıma tıkıyor.
Hayatın benim dışımda akıyor, sanki. Düşüp, bir yerimi kırmak en büyük korkum. Artık yardımsız iş yapamaz oldum. Komşuyu çağırıp, banyo yapıyorum.
Başkalarına bağımlı yaşama düşüncesi beni ürkütüyor. Bakılma sorunum olmaz; bakıcı / refakatçi bulunur elbette.”

78 yaşında annesi olan bir yaşlı yakını anlatıyor:

“Babam öldükten sonra evinde yalnız yaşayan annemin bastığı sebze kabuğu hepimizin hayatını kaydırdı. Ameliyat başarılı geçti ama başlangıçta destekle yürüyecekti.
O hastanedeyken evi, odasını düzenledik. Hastane tipi hareketli ve korkuluklu karyola, üç parçalı yatak, yürüteç, havalı yatak, tekerlekli sandalye, yatak koruyucu(alez) aldık. Odasındaki halı dahil, onun yürüyüş yolundaki tüm engelleri kaldırdık. Banyo ve tuvalete tutamak yaptırdık. Klozete adaptör koyduk. Anneme 24 saat eşlik etmesi için emekli bir hemşire ayarladık.
Eve geldiğinde yapılanlar onu mutsuz etti. Altının petlenmesinden hoşlanmadı. Annemi değil oturtmak, ayağa kaldırmak yatakta bile oturtamaz olduk. Solunum egzersizlerini yapmadı. Açlık grevine girdi; su bile içmez oldu. Kabız oldu. Uyumaz oldu. Nasıl anlatayım?
Depresyona girdi. Hepimiz için hayat o denli zorlaştı ki; anlatamam.”

Annesi yatağa bağımlı olan yaşlı yakını anlatıyor:

“Annem öyle inatçı ki. Adeta tercih ettiği yatağa bağlanmayı. Oysa sınırları dahilinde hareket etmesi gerek. Hareketsizlik kalp yükünü arttırarak kalp yetmezliğine yol açarmış. Kan akımı yavaşlayarak damar içinde göllenip, pıhtılaşır, sonra da kopan bir pıhtı damarları tıkayabilirmiş.
Çok yavaş hareket ettiriyoruz ki; tansiyonu düşmesin. Uzun süreli yatılırsa; göğüs kafesi genişlediğinden yeterli solunum yapılamazmış. Rahat balgam atsın diye sürekli sırt üstü yatırmamaya çalışıyoruz.
Devamlı yatma; belli bölgelerde basınç yaratıp, deri beslenmesini engelleyerek yatak yaralarına neden olurmuş. Bu yüzden kemik çıkıntısı olan yerlere her gün yağlı kremle masaj yaptık. Sırtına, riskli bölgelere pudra sürdük. Ciğerlerini pıtpıtladık. İki saatte bir pozisyon değiştirttik. Ayaklarının altına topukluk koyduk. Poposunun altına terlemesini önleyen küçük bir parça koyun postu koyduk.
Topuğunda açılan yarayı temiz ve kuru tutmaya çalışarak, düzenli pansuman yaptık. Haftada iki kez gelen fizyoterapistin verdiği egzersizleri sürdürdük. Ayak, bacak ve kalçasını yastıklarla destekledik. İnanın bebekten farkı yok.”

Annesi demans hastası olan bir yaşlı yakını anlatıyor:

Zihinsel fonksiyonlarını yitirdi annem. Beyni yeni bilgileri kabul etmiyor. Demans yani. Torununun adını hatırlayamıyor, kalabalıktan ürküyor, gürültü sevmiyor, ilaç içmiyor, bağırıyor, ağlıyor, inatlaşıyor, yalan söylüyor, iftira atıyor, mantık dışı konuşuyor. Beynindeki saat bozuk ya; geceler de kabus
Geçenlerde bakıcısının kolunu ısırmış. Bazen mırıl mırıl bilmediğimiz bir dille konuşuyor. Söylediklerimizi anlamıyor. Kupasını tutamıyor. Zamanı algılayamıyor. Öne eğik, yavaş ve güç yürüyor. Tehlikelerin ayrımında değil. Ütü, üçlü priz, bıçak, makası saklıyoruz. LPG tüpünü kapatıp, ilaçları saklıyoruz. Çaydanlığı ocakta bırakmıyoruz.
Yıkanmak istemiyor. İdrar-dışkı kontrolü yok, petliyoruz. Evin kapısını çifte kilitli tutmasak, kaçacak. Yeni modası; herkesin içinde soyunmak. Zorlanıyoruz. Canım annemin bu durumu içimi acıtıyor.”

Bir yaşlı yakını annesini anlatıyor:

“Demans hastalarının sık sık bakıcı ve mekan değiştirmemesi gerekirmiş. Bizim, her dem onun yanında olmamız mümkün değil. Bakıcı tuttuk zorunlu. Titizlendik bakıcı ararken. Şanslıyız: Bergüzar Hanım çok iyi.
Olanaklarımız bakıcı tutmaya izin vermeseydi; ne yapardık? Çünkü 24 saat demanslı biriyle beraber olmak kolay değil. Annem ona neler yapıyor bir bilseniz.
Zaman zaman bakıcının sabrının tükendiğini, öfkelendiğini fark ettiğimizde ona teneffüs olanağı yaratıyoruz. Çünkü annem ve o, dış dünyadan izole. Annem uyumazsa, o da uyumuyor. Şimdilik bakımevi düşünmüyoruz. İleride ne olur bilemem. Zaten çoğu huzurevi, demans hastalarını almıyormuş.”

92 yaşındaki annesini huzurevine yerleştirme kararı veren bir yaşlı yakını anlatıyor:

Dört yıldır yatılı, öncesinde de gündüz bakıcısı olan annemin bakım sorunuyla ilgili neler yaşamadık ki... Artık iyice yaşlandı. Durgun, her şeye ilgisiz ve isteksiz. Unutkan.
İştahsız. Zor yürüyor. Kırılgan.
Koşullarımız, kendi evimizde bakmaya uygun olmadığından erkek kardeşimle “huzurevine yerleştirsek mi?” diye düşündük. Ablam ‘Hayır:Dörder aylığına bakalım hepimiz’ deyince ‘ Sürekli mekan değiştirmek, her evin düzenine uyum sağlamak annem çok zor. Ya ev, ya huzurevi’ dedik.
Anneme düşüncemizi açtığımızda nemli gözlerle ‘Alışmak kolay olmaz, zorlanırım. Siz iyi çocuklarsınız. Ne yapalım ki koşullarınız uygunsuz. Denerim, alışmak için çaba harcarım. Yalnız evimi dağıtmayın.’ dedi.
Şimdi huzurevinde: mutlu. Evi de duruyor. “

Komşum Mukadder Hanım:

Fizik tedavi gördüğü merkeze götürmem için isteyince gittim elbette. Daha başlangıçta; apartmanın ara kattaki asansörüne ulaşma çabası onu yordu. Bina girişindeki dokuz basamaklı, çok geniş, alçak tırabzanlı, merdiven işkence aracı gibiydi.
Merdivenin bir bölümü rampalı olsaydı; iniş-çıkışı kolaydı.
Otoparkı olmayan apartmanın önündeki ve sokaktaki arabaların arasından taksiye binerken kaldırımın oynak bordür taşı yüzünden düşüyordu. Araçtan inişimiz de zor, merkeze girişimiz tekerlekli sandalye desteğiyle kolay oldu. Dönüşümüzde ağlamaklı: “21 seanslık tedavi, 21 işkence seansına dönüşecek” dedi.”
Fazla söze gerek yok. “İşte yaşlı olmak, evde bakılan yaşlı olmak, yaşlı yakını olmak böyle bir şey.” diyerek ve “Kaliteli bir yaşlılık dönemi için önceden hazırlık yapılmalı” önerimizi yineleyerek bu yazıyı da noktalayalım.
 

BAZI YAŞLILAR ÖZEL İHTİMAM İSTER

Yaşamını evinde / ailesinin yanında bir başkasının desteğiyle sürdürebilen hasta, özürlü, yatağa bağımlı yaşlılar için evde bazı düzenlemeler yapılması, bakım verenlerin ve ailenin yaşlı bakımına ilişkin bilgilendirilmesi, gereksinim duyulduğunda dışarıdan destek verilmesi, tıbbi donanım vb. sağlanarak yaşlının tedavisinin sürdürülmesinin önemli olduğunu daha önce vurgulamıştık.

Evdeki yaşlının bakım kalitesini yükseltmeğe yönelik çabalarda, bakım verenin / ailesinin de daha rahat koşullarda hizmet vermesine ağırlık verilmelidir.

Bakım veren;
• Yaşlıya fiziksel destek verir, kollar, taşır, hastaneye götürür,
• Yaşlının beslenme, temizlik ve bakımını sağlar, fiziksel etkinliklerini yaptırır, ilaçlarını verir, egzersizlerini yaptırır,
• Yaşlının alışverişini ve yemeğini yapar, odasını / evini derleyip toplar,
• Yaşlıyı dinler, yönlendirir,
• Yaşlıyla birlikte, ortak yaşamın kurallarını oluşturup uygularken
bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak yorulur ve yıpranır.


Yaşlının sadece kişisel bakım hizmetleri yani banyo yaptırılması, tuvalet ihtiyacını gidermesi ve temizliğine yardım edilmesi, burun - kulak – diş (protez de) - el- yüz - ayak temizliğinin yapılması, tırnak kesilmesi, saç taranması, sakal tıraşı yapılması, istenmeyen tüylerin temizliği, giysilerini değiştirilmesi, odasının temizlik ve düzeninin sağlanması, yatağının temizlenmesi ve düzeltilmesi bile en az bir kişinin ona hizmet etmesini gerektirmektedir.
Özürlü, ağır ve kronik hasta olan yaşlıyı sürekli izleyip destekleyen, zamanını yöneten, tüm gereksinimlerini ve güvenliğini sağlayan kişi o evde yaşayan kadın olmaktadır. Ev ve ailenin tüm sorumluluğunun yanı sıra yaşlıya da bakan evin kadını çoğu kez bu yükün altında ezilmektedir.

Yaşamını evde sürdüren yaşlının bakım kalitesini;
 Arttırır ya da Azaltır.


• kişilik özellikleri,
• mevcut durumunu kabul düzeyi,
• evin fiziki koşulları,
• ailesinin yaşlıyı ve durumunu kabul düzeyi,
• yaşlı ve ailesinin sosyo-ekonomik durumu,
• yaşlı ve ailesinin entelektüel düzeyi,
• yaşlının bağımsız yaşam, sosyal hayata uyum ve katılımını sağlayıcı etkinliklere katılabilmesi için refakat edilme durumu,
• yaşlının terk edilme, reddedilme, ümitsizlik, yalnızlık, sevgisizlik gibi olumsuz duyguları,
• depresyon durumu,
• intihar eğilimi,
• ölüm kaygısı düzeyi,
• stresle baş etme durumu
olumlu / olumsuz şekilde etkilemektedir. Bu anlamda sadece yaşlının yaşlıya bakım verenin / ailesinin de çok yönlü desteklenmesi önem kazanmaktadır.

Yaşlının evde bakımın destekleyici politikalar çerçevesinde ülkemizde bakıma muhtaç özürlü yaşlılara “Bakıma muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik”(30.07.2006/26244 RG.) (**) hükümlerine göre hizmet sunulmaktadır.

“Yaşlı Hizmet Merkezlerinde Sunulacak Gündüzlü Bakım İle Evde Bakım Hizmetleri Hakkında Yönetmelik” çıkarılması çalışmalarının sürdüğü de bilinmektedir. Anılan Yönetmelik yürürlüğe girdiğinde;

• evinde yaşam sürdürmek isteyen yaşlılara yardımcı olmak,
• yaşam kalitesini arttırma amaçlı koruyucu- önleyici hizmetlerin ve sosyal hizmetlerin tür ve niteliğini saptamak ve yerine getirmek,
• işleyiş esasları belirlenen gündüzlü bakım ve evde bakım hizmeti vermek
mümkün olacaktır.
Her iki düzenlemenin süreç içerisinde yaşlılara yönelik hizmet sunumunda kurum bakımı seçeneğini ilk seçenek olmaktan çıkaracağı düşünülmektedir.
 
** Bu dip not bakıma muhtaç özürlü yaşlısı olanlar için yazılmıştır.

• İlgili Yönetmeliğin kapsamı “Her türlü gelirleri toplamı esas alınmak suretiyle; kendilerine ait veya bakmakla yükümlü olduğu birey sayısına göre kendilerine düşen ortalama aylık gelir tutarı bir aylık net asgari ücret tutarının 2/3’ünden daha az olan bakıma muhtaç özürlü(yaşlı)leri, bu özürlü(yaşla)lere verilecek bakım hizmetlerini, hizmetlerin ücretlendirilmesini ve ücretlerin ödenmesi ” sınırlıdır.
• Bakıma muhtaç özürlü yaşlının bakım hizmetinden yararlandırılması için; vatandaşlar / yaşlı / yaşlının akrabaları İl/İlçe Sosyal Hizmet Müdürlüğüne;
o Vukuatlı nüfus kayıt örneği,
o İkametgâh belgesi
o Özürlü sağlık kurulu raporu,
o Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini görememesi / korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gerekmesi / başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması nedenleriyle kısıtlanması gereken yaşlı için ilgili mahkemelerden alınmış “kısıtlanması ve bir bakım merkezine yerleştirilmesi kararı” ile velayet altında değil ise vesayet altına alınması ve vasi atanması kararı."
o Bakmakla yükümlü olunan bireyler kapsamındaki kişilerin gelir ve mal durumuna ilişkin beyan-taahhüt-belgeler
ile birlikte başvurur. Ön görüşme sonrası Bakım Hizmetleri Talep Formu düzenlenir.

Bakım Hizmetinin Kalitesi, Yaşlının Yaşam Kalitesini Arttırır ya da Azaltır.

EDİTÖRE MEKTUP
Şadiye DÖNÜMCÜ,SHÇEK Genel Müdürlüğü Eğitim Merkezi Şube
Müdürü, Sosyal Hizmet Uzmanı, ANKARA

Sayın editör,
“… Ben ve ablam evliyiz ve çalışıyoruz. İkimizin de her zaman annemin yanında olması mümkün olmayınca 24 saatlik bakıcı tuttuk. Şansımıza Bergüzar Hanım çok iyi bir insan çıktı. Annemin ona neler yaptığını anlatamam. İkisi de dış dünyadan tamamen izole. Bergüzar Hanımın sabrının tükendiğini fark ettiğimizde ‘nefes alsın' diye ona izin verdiğimizde, ablamla nöbetleşe annemde kalıyoruz. İnanın tüm gün yaşlı –anneniz bile olsa biriyle yaşamak çok zor...”

“… Annemin bakımıyla ve bakıcılarıyla öyle çok sorun yaşadık ki... 92 yaşında. Durgun, ilgisiz, isteksiz, unutkan, iştahsız. Zor yürüyor. Kardeşimle “huzurevine yerleştirsek mi?” diye düşündük. Ablam ‘Hayır: her birimiz dörder ay bakalım” deyince “Her evin düzenine uyum sağlamak annem için zor olur. Ya evi, ya huzurevi” dedik. Düşüncemizi anneme açtığımda nemli gözlerle “Alışmakta zorlanırım ama; denerim. Yalnız evimi dağıtmayın.” dedi. Şimdi huzurevi araştırıyoruz...”

“… Annem zihinsel fonksiyonlarını yitirdi. Torununun adını hatırlayamıyor, kalabalıktan ürküyor, gürültü sevmiyor, ilaç içmiyor, bağırıyor, ağlıyor, inatlaşıyor, kupasını bile tutamıyor. Yalan söylüyor, iftira atıyor, mantık dışı konuşuyor. Beynindeki saat bozulduğundan geceleri kabus gibi. Dün bakıcısının kolunu ısırmış. Biz onu, o bizi anlamıyor. Tehlike mefhumu yok. Yıkanmak istemiyor. İdrarını, dışkısını tutamıyor. Altını petliyoruz. Yeni modası; herkesin içinde soyunmak. İçim acıyor…”

Evet; yaşlılık dönemi yaşlanan kişi için zor. Düşünün ki; onun özgüveni, uyum yeteneği ve üretkenliği giderek azalıyor, bunaltısı, mutsuzluğu, karamsarlığı, kaygıları, ekonomik sorunları artıyor, belleği zayıflıyor. Yaşlanan kişi konuşmaişitme- görme-hareket kısıtlılığı artan, idrar-gaitasını tutamayan, beslenme, tedavi ve ilaçlarını aksatan, düzensiz uyuyan, hijyenine uymayan, kimseye güvenmeyen, değişikliklerden hoşlanmayan, yalnız kalmak istemeyen, herkesi ve her şeyi eleştiren, her konuda zıtlaşıp tartışan aynı soruyu defalarca soran ve alıngan-endişeli-yaygaracı bir kimliğe bürünüyor. Onunla sorun yaşamaması –çoğu kez- olanaksız.

Evet; yaşlanan kişiye bakmak da zor. Çünkü baktığınız kişi hayatın sadece kendi çevresinde dönmesini isteyen, zevk, ilgi ve istek kaybına uğramış, umudunu ve ümidini yitirmiş, ilgi–sevgi–paylaşma–beraber olma isteği artan, çoğu kez kendine bile küsen, alıştığı mekana ve çevreye bağımlılık geliştiren birisi. Onlara evinde/ evimizde baktığımızda ekonomik, mekansal düzenleme ve bakıcı kaynaklı, hastalandığı nda tıbbi donanım, ekipman ve sarf malzemesi sağlama kaynaklı güçlükler yaşıyoruz. Huzurevi ya da bakımevine yerleştirdiğimizde ise daha farklı sorunlar çıkıyor karşımıza.

Evet; yaşlanan kişiye bakmak bedensel, zihinsel ve ruhsal yönden yorucu ve yıpratıcı. Çünkü; adeta bir bebek gibi ilgi, destek ve ihtimam isteyen yaşlı kişileri fiziksel yönden desteklemek, kollayıp taşımak, hastaneye götürmek, öz bakımını yapmak, beslemek, egzersizlerini yaptırtmak, odasını, evini derleyip toplamak, alış-verişini ve yemeğini yapmak, dinleyip yönlendirmek kolay olmadığından, sağlıklı bir iletişim kurulması gerekli.

Evet; bakan kişinin yaşlanan kişiyle kuracağı iletişimin kalitesi de önemli. Bu nedenle bakan kişilerin göz göze iletişim kurması, sözünü kesmemesi, tek yanıtlı ya da evet – hayırlı sorular sorması ve yanıtını beklemesi, tane tane, yüksek sesle ve jest - mimiklerle konuşması, gerektiğinde soru/yanıtını tekrarlaması, ev içi / dışında hareket etmesini sağlaması, geçmişten konuşurken, sözü bugüne/geleceğe getirmemesi, vereceği tepkiyi geciktirmesi, yalnız kalması gerektiğinde –eğer okuyabiliyorsa- görebileceği yerlere, ‘ilacını al' ,”suyunu iç' gibi notlar bırakması, dışarıya yalnız çıkacağında üzerinde kimlik bilgisi + adres + telefon numarası vb.nin yer almasına dikkat etmesi gerekir ki; bunları yaşama geçirmek çok da kolay bir şey değil.

Evet; bakan kişi bu köreltici ve tekrarlayıcı işi yaparken kendi yaşam kalitesini de koruması önemli. Bu nedenle yaşlanan kişilerin normal bireylere benze(ye)meyeceğini bilmesi, sakin olmaya çalışması, sıkça açık havaya çıkması, kendine -ve sevdiklerine de - zaman ayırması, keyif aldığı şeyleri yapmayı sürdürmesi, rahatlama tekniklerini öğrenerek uygulaması ve tüm zamanını yaşlıya ayırmaması önemli.

Evet; bakan kişinin -ve ailesinin- yaşam kalitesini arttırmaya çabaladığı yaşlanan kişinin de onlara destek olması gerekir. Bu nedenle çatışma yerine dayanışmayı, torun, çocuk, gelin/damatlarıyla belli bir mesafeyi koruma ve yaşamlarına müdahil olmamayı, aileyi birleştirici rol üstlenmeyi, yakınlarının da sıkıntısı olabileceğinden hareketle gerektiğinde paylaşabilmeyi ve en önemlisi hayata katılmaya istekli olmayı ilke edinmesi gerekir.

Unutmayalım ki; bakım kalitesi yaşlanan kişinin durumunu kabullenme düzeyi, yaşadığı yerin fiziki koşulları, bakan kişinin –ve ailesinin- onu ve durumunu kabullenme derecesi, sosyo-ekonomik durumu ile entelektüel düzeyi, terk edilme, ümitsizlik, yalnızlık, sevgisizlik vb. gibi olumsuz duyguları, stresle baş edebilmesi, depresyon durumu ve en önemlisi kişilik özellikleriyle ilintilidir.

Ve yine unutmayalım ki; bakım hizmetinin kalitesi, yaşlanan kişinin yaşam kalitesini arttırır ya da azaltır.

-----------------------------------------------------

*Şadiye Dönümcü. Sosyal Hizmet Uzmanı.
**Bu yazıda editörlüğünü yaptığım “Yaşlılık El Kitabı”ndan (SHÇEK,1996) yararlandım.

*Şadiye Dönümcü. Sosyal Hizmet Uzmanı.
**Bu yazıda ‘shcek.gov.tr’ , ‘evdebakim.org’ , ‘sosyalhizmetuzmani.org’ .web sitelerinden ve SHÇEK 26. Danışma Kurulu Ön Çalışma Raporu (2007)ndan yararlanılmıştır.
 

 

 
 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye
 

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.