|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|

YARAMAZ ÇOCUKLAR MESELESİ” VE ÇOCUK
EĞİTİMİ
*Rıza ELİTOK
(Sosyal Hizmet Uzmanı )

“suçlu çocuk yoktur, suça itilmiş çocuk vardır.”
Eğitim ve öğretim, samanlıkta iğne
ararcasına sabır ve azim gerektiren bir iştir. Bu anlamda eğitimcinin
sorumluluklarının ağırlığı ve konumunun hakkı tartışılamaz bile.
Çocuklarımızın yoksulluğu ve imkansızlıklarının üzerimizdeki duygusal
baskısı, haddinden fazla kalabalık derslikler, çocukların her birinin sorun
ve sıkıntılarına yetişememenin getirdiği burukluk ve üzüntü, ailelerin
çocuklarının eğitimlerine olan ilgisizliği, teneffüs ve dersliklerde yığınca
afacanın enerjileriyle yarattığı kargaşa ve gürültü kirliliğinin baş
ağrıtıcı etkisi, köylerde katır sırtında okullara doğru yol almak, suyunu
gerekirse çeşmeden getirmek zorunda kalmak, şehirden kilometrelerce ötede
yalın ayak başı kabak afacanlarla birlikte yalnızlığın dayanılmaz hafifliği
içinde kalakalmak ve daha sayamadığımız onlarca özveri…
Son dersten sonra bitkin ve yorgun zor atarız kendimizi eve. Saymakla bitmez
eğitimcinin sırtına binen yük. Fedakarlık ve özveriyi gerektiren eğitim işi
sadece okullarda değil; evde, işyerlerinde, sokakta, fabrikalarda,
cezaevlerinde, ıslahevlerinde, yetiştirme yurtlarında, çocuk yuvalarında,
huzurevlerinde, kreşlerde, özürlü eğitim merkezlerinde, toplum
merkezlerinde, kışlalarda yani insan yaşamının olduğu her yerde çıkar
karşımıza. Bu nedenle sorunlardan kaçmak, duyarsız kalmak, özveri ve
fedakarlıktan kaçmak bir anlamda kendi kendimize zarar getirecektir. Bütün
yaşam alanlarında eğitme ve eğitilme sorumluluğu çıkacaktır karşımıza ister
istemez.
Evet! “suçlu çocuk yoktur, suça itilmiş çocuk vardır” dedik. Bir tek çocuğa
bile ışık olabildiysek ne mutlu bizlere. Sadece kuru bilgiler ve sıradan
nasihatlerle beyinleri zorlanacak nesneler değildir çocuklar. Onların
kendilerince algıladıkları dünyalarını, afacanlıklarını,sevinçlerini,
korkularını, hayallerini ve güçlüklerini yeterince anlayabiliyor muyuz
acaba! Durup yeniden sormalı büyükler kendilerine. Eğiticiler eğittikleriyle
ve örnek oldukları çocuklarla dünyanın en zor savaşını verirken, minik
yüreklerin yoksullukları ve imkansızlıkları içinde bu savaşa nasıl göğüs
gerdiklerini idrak edebiliyor muyuz yeterince?
Eğitimci, bir anne ve baba gibidir çocuğun gözünde. Belki evinde bulamadığı
ilgiyi ve şefkati göreceği, teselliyi bulacağı bir sığınak. Bilmem farkında
mıyız evden harçlık alamayan ve azarlanan çocuğun üzüntüsü ve burukluğunun o
an bize geldiğinin. İşte o an çocuğun kuru ve soğuk öğütlere ihtiyacı
yoktur.
Ama aldığımız maaş nedir ki her birine bir simit veya şeker parası verelim.
Ama doğrusunu söylemek gerekirse, esasen çocuklar bizden alamadığı şekeri
değil de içinde kalan burukluğu ve sevgisizliği unutturacak sıcak bir
gülümseme, tatlı bir şefkat, içten bir arkadaşlık ve sevgi beklemekte
yalnızca.
Yaramaz, asi ve afacan çocuklardık belki bir zamanlar. Ama hiç suçlu çocuk
olur mu? Kim kendisine suçlu, tinerci, jiletçi, serseri, işe yaramaz, adam
olmaz denmesini ister ki? Hangi anne ve baba kendi çocuğuna suçlu gözüyle
bakılmasını ve teşhir edilmesini ister.
Evet! Çocuklar da büyükleri gibi sigara içerler, başkasına ait olan şeyleri
izinsizce araklarlar, birbirlerine şiddet uygulayıp ağza alınmayacak
küfürler ederler, etraflarına zarar verirler. Ama fark nedir? Fark şudur ki,
o bu suçu ya evde sorumsuz babasından, ya mahallelerinde ki sorumsuz
ağabeylerinden, ya okulda sorumsuz öğretmenlerinden, yani kısacası biz
büyüklerin acımasız ve katı dünyalarından kopya etmişlerdir. Her birisinin
hayalinde “Kurtlar Vadisi” dizisindeki bitirim karakter olmak, televole gibi
magazinlerde fütursuzca eğlenmek, ya da bir futbolcu, türkücü şöhretine
sahip olmak gibi büyüklerin sorumsuzca yarattığı ve çocukları şiddetin,
suçun kucağına sürükleyebilecek hayalleri vardır.
Kabul etmeliyiz ki biz yetişkinler, çocukları suça ve şiddete sürükleyen bir
çok aracı sorumsuzca kullanıyoruz. Sonra da yetiştirdiğimiz bu çocukları
kendimize, ailemize ve toplumumuza tehdit olarak algılayıp sitemde
bulunuyoruz. Özellikle ergen çocuğun dünyası gel-gitlerden ibarettir.
Sorunlu ergen çocukları, başımızdan def etmeden, yargılamadan, dışlamadan,
tasdiknamesini eline tutuşturmadan özveri, sevgi ve sabırla kazanmalıyız.
Değer yargıları henüz yerleşmemiş yada örselenmiş, kırılgan ve duygusal
yapıdaki ergenler, büyüklerinden gelebilecek kolaycı bir tepkiyle aniden
okuldan ve evden kaçabilir, yada suça karışabilirler. Büyüklerin hayatından
kopya ettiği bir çok olumsuz davranış ve zararlı alışkanlıklarla büyüyen
çocuk, edindiği önyargılar nedeniyle karşısındaki bir yetişkini
dinleyemeyecek kadar güvensiz ve katıdır. Örselenmiş, dışlanmış, şiddete
uğramış, sevgisiz ve ilgisiz kalmış çocukların güven ve saygısını
kazanamadan onları eğitmek asla mümkün değildir. Bu nedenle bu tür
çocukların öncelikle güvenlerinin kazanılması, eğitimleri ve topluma
kazandırılmalarına giden yolda %50 başarı sağlamak demektir. Islahevlerinde
ıslah olamayan çocuklar, cezaevinden çıkar çıkmaz tekrar suç işleyen kişiler
aslında güvenleri kazanılmamış/kazanılamamış çocuk ve kişilerdir
diyebiliriz. Bu nedenle kabul görmeden, güvenleri kazanılmadan çocuklara
yapılacak nasihat, azarlamalar, cezalar, dışlamalar ve tehditlerle, onların
içindeki asiliği ve katılığı daha da pekiştirmiş olacağız hiç kuşkusuz.
Zaten azar görmüş, sevgisiz ve ilgisiz bırakılmış, rencide edilmiş, şiddete
uğramış çocukların, nasihat veren büyüklerini, boynu bükük hazır ol
vaziyetinde dinlemesini beklemek boşunadır. Evde anne ve babasına restini
çekmiş bir çocuk dışarıda ki öğretmenlerine, büyüklerine çok rahat
diklenebilecek ve hatta ona zarar bile verebilecek ruh hali içinde olabilir.
Bir yetişkini azarlayıp nasihat vermeye benzemez, çocuğu yola getirmek. O
bir yetişkin gibi algılayamaz azar ve nasihatlerinizi. Ancak, çocuğu kabul
görüp içten ve yapıcı bir yaklaşımla, zamanla güven ve saygısını kazanarak
eğitebiliriz. Bu nedenle özellikle anne, baba, öğretmen ve diğer bir çok
eğiticinin özveri, azim ve sabır gerektiren görev ve sorumluluklarını iyi
idrak etmeleri gerekmektedir.
Son olarak “sorunlu çocuk yoktur, suça itilmiş çocuk vardır” anlayışını bir
kez daha tekrarlayarak herkesi bu konuda sorumluluk, sabır, anlayış ve
duyarlılığa davet etmek gerektiğini düşünüyorum.. Eğitim her yerde her zaman
güncelliğini koruyacaktır. Aydınlık yarınların anahtarı çocuklarımızın
ellerindedir. Yeter ki, bu anahtarı kullanmasını öğretebilelim onlara.
Umutla kalmanızı diler, sevgi ve saygılarımı sunarım.
*SES Siirt Şubesi Basın Yayın Sekreteri

|
|