SOSYAL HİZMET MESLEĞİ

SOSYAL HİZMET ALANLARI

   KAYNAK
BİLGİLER

 

                                                                                                                               

 

TÜRKİYE'YE GÖÇ EDEN GÖÇMENLERİN VE MÜLTECİLERİN
AİLE YAPISINDAKİ DEĞİŞİMLERİ


Hebun SAĞIR
Üsküdar Ü. Sosyal Hizmet YL.



 



İş İlanı Veriniz

 


sosyalhizmetuzmani.org

 







 Sitemizde Yayınları Yayınlanan Sosyal Hizmet Uzmanları
 

 

 

 











 
GÖÇ ve GÖÇMENLİK


Göç ve göçmenlik durumları farklılıklar göstermektedir. Bunun yanı sıra mülteci, sığınmacı gibi birçok terim de kullanılmaktadır lakin bunlar aynı görünse de ince bir çizgide ayrılıyor. Göç konusunda farklı kaynaklardan farklı açıklamalar olsa da bunlar sadece jargonlardaki farklılıklardır sonuç ve içerik olarak aynıdır. Göç: Siyasal toplumsal ya da ekonomik nedenlerle bireylerin ya da toplulukların bulundukları oturdukları yerleşim yerini bırakarak başka bir yerleşim yerine ya da başka bir ülkeye gitme eylemidir.

Göç idaresine göre göç: Yabancıların yasal yollarla Türkiye’ye girişini Türkiye’de kalışını ve Türkiye’den çıkışını ifade eden düzenli göç ile yabancıların yasadışı yollarla Türkiye’ye girişini Türkiye’de kalışını ve Türkiye’den çıkışını ve Türkiye’de izinsiz çalışmasını ifade eden düzensiz göçü ve uluslararası korumayı ifade eder.

DSÖ göre ise göç: Bireylerin ya da gurupların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal nedenlerden dolayı yaşamları sürdürdükleri yerden hayatlarının tamamlarını ya da bir kısmını geçirmek üzeri başka yere yerleşmek koşuluyla yer değiştirmeleri göç olarak tanımlanmaktadır. Göçmen ise çoğu zaman ekonomik gerekçelerle ülkesini gönüllü olarak terk ederek başka bir ülkeye ve o ülkenin bilgi izniyle yerleşen kişidir.[1]


DÜNYANIN GÖÇ TARİHİ


Ele aldığımız göçün tarihi çok kısa zaman önce başlamış bir hareket olarak görünse de ilk insanoğlunun dünyaya gelmesiyle kıvılcımlar başlamıştır. Homosapiyens'in doğuşu aynı zamanda insanoğlunun göçlerinin de başlangıcı olarak kabul ediliyor. İlk olarak Afrika kıtasında yayıldı önce, ardından 1.Buzul çağı yaşandı ve işte büyük göçler o zaman başladı.

Buzul çağının başlamasıyla birlikte ilk insan çok uzun sürecek bir göç yolculuğuna başladı. tabi ki bu göçler iki koldan devam etti ilk kol Avustralya, diğer bir kol kızıl denizi geçen gurubun yerleştiği yer ise orta Asya ve orta doğu oldu. İşte bu kol aynı zamanda Avrupa'nın da keşifleriydi, Dört bir yöne doğru başlayan göçlerle birlikte Avrupa'nın doğusu, ortası ve batısı da göçlere maruz kaldı.[2] Yıllarca küresel bir fenomen haline gelen göç 1965 yılında 3,3 Milyar olan dünya nüfusunun 75 milyonunu göçmenler oluştururken 1985’de 4.8 milyar nüfusunun 105 milyonun 2000’de 6.1 milyarın 168 milyonunu ve günümüzde ise 175 milyon ile dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3’nü göçmenler oluşturmaktadır.


TÜRKİYE'NİN GÖÇ TARİHİ


Anadolu dünya tarihinde farklı dinlere ve farklı milletlere ev sahipliği yaparak genel itibariyle yerleşim amaçlı olsa da kıtalar arasında köprü vazifesi de görmüştür. Günümüz Türkiye’sinin biçimlenmesine ve yapı taşlarının oluşmasına 19. yy’ın ikinci yarısından itibaren yaşanan ve büyük çapta Anadolu'nun etnik değişimine de neden olan göç dalgaları önemli rol oynamıştır. Cumhuriyet öncesi tarihi boyunca Anadolu başta iklim ve jeopolitik konum olmak üzere limanlar otlaklar ve stratejik savunma güzergahına sahip olmuştur. Bu özellikleri itibariyle sosyal kültürel kimliğinden dolayı çekim merkezi haline gelmiştir.

Gelen kitlesel göç dalgaları Osmanlı devletinin ve sonrasında da Türkiye Cumhuriyetinin toplumsal etnik ve kültürel yapısını büyük ölçüde etkilemiştir.[3] 1850 yıllarında Kırım Tatarlarıyla başlayan göç dalgaları sonrasında Gürcü ve Çerkezler başta olmak özere Dağıstanlılar, Çeçenler, Lazlar gibi Kafkaslarda yaşayan halklarla birlikte göç hareketleri devam etmiştir. Kuzeyden alınan bu göçlerin yanı sıra bu topraklara yüzlerce yıl önce yerleşmiş Arnavut Boşnak vb diğer halklar oluşturmuştur. Bu bölgeler arasında Kırım, Tatar göçleri Çerkez göçü ve Anadolu'nun demografik yapısını etkileyen göçler karşımıza çıkmaktadır. [4]


CUMHURİYET DÖNEMİ


Türkiye de göç politikaları; erken cumhuriyet dönemi 1940-1960 ve 1960 sonrası olmak üzere üç dönemde incelenebilir. Erken cumhuriyet dönemi göç politikaları ikinci meşrutiyet döneminde, Osmanlı siyasal yaşamının en önemli aktörü olarak bilinen İttihat ve Terakki iktidarı yılları ve Birinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda, iç ve dış güvenlik kaygılarının belirleyiciliğinde gayrimüslim nüfusa yönelik sevk ve iskân uygulamaları, Anadolu topraklarında nüfusun kompozisyonunu değiştirmiştir. 1913-1918 yılları arasında gerçekleşen sevk ve iskân hareketleri sonucunda, 17.5 milyon olan ülke nüfusunun yaklaşık olarak üçte birinin yer değiştirdiği söylenebilir. Söz konusu sevk ve iskânlar, Anadolu’nun günümüz etnik ve dinsel dağılımının ana belirleyicilerindendir (Dündar, 2007: 245-252).


Siyasal sınırları çizilmiş olan ve bu sınırlar ötesinde herhangi bir maceraya girmeme niyetindeki Türkiye, içteki duygusal eğilimleri gerçek amaçlara yöneltmek, ülkenin ekonomik ve sosyal alanlardaki kalkınmasını sağlayacak insan unsuruna sahip olmak, dıştan kaynaklanan iddia ve kampanyalara karşı koyup Türk yurdunu gelecekte olası bir tehlikeden kurtarmak için, kısa zamanda nüfusun artmasını sağlayan bir nüfus politikası izlemiştir.[5]


Göç nedir, göçmen, mülteci nedir peki insanlar zorunlu veya istekli göç durumunda aile yapısındaki sorunları da göz önünde bulundurmamız gerekir. Peki aile nedir? Aile karı koca ve çocuklardan oluşan bir topluluktur. Bu sistemden biri olmadığında sistem çöker ailede sistem gibidir bir bireylerden biri olmadı mı eksik bir şekilde çalışır. Günümüze baktığımızda ne yazık ki göçler çoğunlukla savaş nedenlerinden dolayı kaçışlar yaşanmıştır ve bu kaçışlarda eşlerini bırakan babalar kocasını çocuklarını kaybeden anneler ve sonra psikososyal-ekonomik sorunlar… Günümüze gelelim Suriye’deki savaş son yıllarda ülke gündemimizi meşgul eden bir konu çünkü göç alındı, yeterli politikalar düzenlenmedi ve toplumsal sorunlar baş göstermeye başladı

Bu sorunlar;
Temel ihtiyaçlarını karşılamadaki güçlükler


BARINMA

• Temel ihtiyaçlardan barınma ile ilgili sorunlar bu sorunların bazıları karaborsa mantığı ile hareket edip yüksek kar ve çıkar elde etme isteği buda kiraların yükseltilmesi
• Güven duymadığı için evi kiraya vermemesi
• Para birimin değer kaybetmesi sonucu ev kiralarını karşılayamama.


BESLENME

• Ekonomik sıkıntılardan dolayı ailenin besin ihtiyaçlarını karşılayamama
• Tarihi geçmiş imha edilmesi gereken ürün kullanma
• Sağlıksız beslenme ciddi sağlık problemlerine yol açtığından zehirlenme hipotansiyon, karaciğer yağlanması kansızlık kanser gibi hastalıklara maruz kalma.


EĞİTİM

• Çocuk işçiliği ve küçük yaşta evlilik gibi bir dizi sosyo-ekonomik ve kültürel etken göçmen çocukların Türkiye’deki eğitim kurumlarına erişimini engelliyor.
• Ulaşım eğitim malzemesi beslenme gibi maliyetİ okul masrafını bazı aileler için aşılamaz bir engel haline geliyor
• Çoğu Suriyeli çocuk Türkçeyi kullanarak yeterli iletişim kullanamıyor
• Diğer öğrencilerin özelliklede velilerin Suriyeli çocukların okullara kayıt olması konusundaki isteksizliği
• Öğretmenlerin yaşanan ayrımcı tutum ve davranışlarla baş etme konusunda yeterli donanıma sahip olmaması.


SAĞLIK

• İlaç teminatındaki sıkıntılar
• Kliniğe bağlı hastalarda uygun klinik bulunamaması
• Sgk, Ssk dan kaynaklanan sağlık aksaklıkları
Bunlarla beraber sayılamayacak kadar birçok problem beraberinde getirmektedir. Aile içi psikolojik sorunlar dramatik bir hal almıştır. Bütün bu tespit edilen sorunlar için çözüm önerileri: BM’lerde bu sorun bütün ülkelerin ortak sorunudur bilinciyle ele alınması gerekmektedir. Öncelik olarak barınma sorunu için tampon bölgeler inşa edilmelidir. Sivil toplum kuruluşları ile beraber hareket edilmelidir. Düzenli beslenme ihtiyaçları giderilmelidir.
Savaş ve göç travmasına maruz kalmış olan Suriyeli çocuklar için kendi dillerinde desteklenebilecekleri bir rehberlik sistemi oluşturmalıdır. Olası ayrımcı ve zorbacı davranışlarla baş etme konusundaki donanımlar arttırılmalıdır. Dil engeli nedeniyle yaşadıkları sorunlar için hazırlık sınıfı dil kursu alınmalıdır. Uluslararası bir komisyon kurulmalı tüm alanlarda denetlemeler yapılmalıdır. İhtiyaçlar ortak komisyon tarafından belirlenip çözümler yapılmalıdır


SONUÇ

Tarihin hemen her dönemlerinde karşılaşılan göç hareketleri son yüzyılda yoğunlaşmış ve hem göç veren hem göç alan ülkeler bakımından bazı sorunlar oluşmaya başlamıştır. Buna karşı devletimiz göç yönetimi politikaları görece daha geç başlamıştır. Göçmen, mülteci bir bireyi toplumsal yaşamdan soyutlamadan daha bütüncül bir hala getirmek yönetenlerin birincil görevidir. Elbette ki sadece devletin değil aynı zamanda toplumsal bir mesele olarak ta ele alınmalıdır. Devlet koruyucu ve önleyici politikalarını daha da genişleterek sosyal devlet anlayışıyla ilişkilendirmelidir. Türkiye'nin değişen göç olgusuna yönelik özgün politikaların üretilmesi gereken bu süreçte göç ve göçmen kabul politikaları AB müktesebatına uyum süreci Türkiye’ye yönelen göç hareketindeki çeşitlilik ve konuya ilişkin yeni yasal düzenlemelerle karmaşık bir hale gelmiştir.



Kaynakça


MiReKoc Araştırma Raporları https://mirekoc.ku.edu.tr/wp-content/uploads/2017/01/Türkiyenin-Uluslararası-Göç-Politikaları-1923
Egemen BAĞIŞ http://www.star.com.tr/acik-gorus/turkiyenin-gocmen-politikasi-ve-avrupanin-rahati-haber-1249632/
Göç İdaresi http://www.goc.gov.tr/icerik6/6458-sayili-yabancilar-ve-uluslararasi-koruma-kanunu-yururluge-girdi_350_361_607_icerik
Canan EMEKLİ İNAN http://www.gam.gov.tr/files/2-Canan-Emek-Inan.pdf

________________________________________
[1] https://bianet.org/bianet/insan-haklari/2953-multeci-siginmaci-gocmen
[2] https://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/dunyanin-goc-tarihi/25?_szc_galer
[3] http://www.goc.gov.tr/files/files/goc_kanun.pdf
[4]http://www.goc.gov.tr/icerik6/6458-sayili-yabancilar-ve-uluslararasi-koruma-kanunu-yururluge-girdi_350_361_607_icerik
[5]http://www.gam.gov.tr/files/2-Canan-Emek-Inan.pdf

 

 

 

 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

 

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır. 
Sitemizde yayınlanan  yazarlarımızın yayınları ve sitemizin yayınları  kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntı yapılabilir.