Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

SOSYAL SORUNLAR

TÜRKİYE’DE ÇOCUĞUN SOSYAL DURUMU 1

Aziz ŞEKER

Sitemiz Editörü
shuaziz@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Kültür/Sanat
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


Sitemiz Yazarları

 

 


    Türkiye’de çocuk refahı alanında karşılaştığımız çocuğa yönelik istismar olgusu güncelliğini koruyan ve tartışılan bir konudur. Nasıl bir dinamiğin sonucu olduğu, çocuğa yansımaları, yapılan çalışmalar, mevzuat ve uygulama boyutu alanda çalışma yapanların, bilgi üretenlerin ilgisini çekmiştir. Başlı başına bir sosyal sorun olması sosyolojinin, sosyal çalışmanın, sosyal psikolojinin, psikolojinin, tıbbın ve daha birçok disiplinin çalışma alanları arasında anılmasına neden olmuştur. Çocuk istismarının farklı türleri bulunmaktadır: Çocuğun cinsel istismarı, çocuğa yönelik ticari cinsel sömürü, engelli çocuklar, çocuk gelinler ve sokak çocukları gibi. Bunlar bir bütün olarak aynı zamanda sosyal hizmetin çocuk refahı alanıyla ilişkilidir.

Konular farklılaşınca yaklaşımlar da değişmektedir. Örneğin çocuğun cinsel ve duygusal istismarı çalışılması zor bir konu, daha çok yakın çevre içerisinde geçtiği görüşü yaygın olduğundan aynı zamanda karanlık bir örtüyle çevrili. Yaşadığımız toplumda konuya ilgi duyanların araştırmalarıyla, tek tek vak’alarla üzerinde çalışmalar yürütülse de sorun sürüyor. Adı üzerinde, bir sorun, nüfusun bir kısmını etkiliyor tek tek bireyler olduğu gibi aile üyeleri de olumsuz etkileniyor. Ve kolektif tepki alanına sahip. Ortaya çıkarıldığında suçu işleyen kişi bütün toplumca reddedilebiliyor. Kısaca sosyal sorun. Çözüm uğraşısında sağlıkçılar-sosyal bilimciler-hukukçular yaklaşım geliştirirken, ayrıca alana ilgili duyan siyasiler sosyal politikayı yönlendirmeye çalışıyor; sosyal mevzuat açısından kanunlar çıkıyor, bazı pratikler değişiyor, ancak değişen bir şey yok!

 

Önce çocuk istismarının temel bileşenlerine bir bakalım. Aslında kavramın çatısını “korunmaya muhtaç çocuk” oluşturuyor. Çocuk açısından genel olarak Çocuk Hakları Sözleşmesinde belirtilen yaşama, gelişime, katılım, korunma, bakım, eğitim gibi haklarının gözetilmemesi ihmal, fena muamele, istismar (cinsel, duygusal, fiziksel) oluşumuna neden olabiliyor. Öte yandan olgunun bir başka boyutu olan çocuğa yönelik ticari cinsel sömürü ise çocuk refahı alanında yeterince üzerinde durulmaya çalışılsa bile sağlıklı bir mücadele tarzı oturtulmadığı için sorunsallığını koruyor.

 

Korunmaya muhtaç çocuk kavramıyla anlatılmak istenen durum ne? Şöyle ki korunmaya muhtaç çocuk; beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup; 1. Ana veya babasız, ana ve babasız, 2. Ana veya babası veya her ikisi de belli olmayan, 3. Ana ve babası veya her ikisi tarafından terk edilen, 4. Ana ve babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen, çocuğu ifade etmektedir.[1]

 

Cinsel istismarın türlerine bakacak olursak. Çocuğa yönelik ticari cinsel sömürüde ilk akla gelen çocuk seks turizmidir. Ne anlama geliyor? Çocuğun cinsel istismarının ticareti, insan haklarının ve çocuk haklarının en üst noktadaki ihlalidir. Buradaki temel konu, bazı kişilerin ticari kazanç elde etmek için çocuğun ve onun haklarını çiğnemesidir. 18 yaşın altında bulunan çocukların cinsel amaçlı sömürüsünden kaynaklı bir ya da daha fazla kişinin değiş tokuştan kazanç elde etmesi, bu olayın en kısa özetidir. Kısaca para kazanma ve çocuk üzerinden menfaat temin etmek temel amaçtır. Üç tipi vardır: Pornografi, fahişelik ve çocuk seks turizmi diğer tipleri ise cinsel amaçlar uğruna karaborsacılık, çocukla evlilik ve zoraki evliliklerdir. Çocuk seks turizmi, yabancılar tarafından çocuğun cinsel sömürüsünün ticaretidir. Şunları tanımlamaktadır: a)Kendi ülkesinden diğer ülkeye çocukla cinsel aktiviteler yapmak için seyahat eden kişi veya b)Deniz aşırı ülkelerden gelerek çocukla cinsel aktivite yapan kişiler. Her yıl dünya çapında milyonlarca çocuğa karaborsacılık (organ transferi yapmak, yasadışı evlat edinmek, cinsel sömürü aracı yapmak, işçi olarak çalıştırmak için) yaptırılmakta ve 2800’e yakın çocuk her gün çocuk fahişeliğinin içine itilmektedir. Örneğin Estonya’da 1997-1999 arasında 881 çocuk seks turizm olgusu bildirilmiştir. Sadece 1999 yılında Kosta Rika’ya bu amaçla 5000 turist geldiği saptanmıştır.[2]

 

Yine Latin Amerika, Güneydoğu Asya ve Afrika’da on milyonlarca çocuk, uyuşturucu, dilencilik, şiddet ve fahişelikle damgalanmış bir varlık sürdürüyor. Sokakta yaşayan, yiyip içen ve uyuyan çocuk ve 15 yaş altı yeni yetmelerin sayısının yalnızca Brezilya’da en az 8 milyon olduğu hesaplanıyor. Bu görüngü Avrupa ve Kuzey Amerika’daki büyük kentlerde yayılmaktadır. Aynı biçimde, gece gündüz sokaklarda yaşayan evsiz yetişkinlerin sayısı da artmaktadır. Fransa’da bunların 600.000’den fazla olduğu hesaplanmaktadır, bu sayı dört kat fazla nüfusa sahip olan ABD’de aynıdır.[3]

Devam edersek, on yaşında olgunlaşan, 20 yaşında yaşlanan, 30 yaşında ölen yaklaşık 2 milyon çocuk, her yıl seks pazarına sokulmaktadır. Sri Lanka’da olduğu gibi seks turizminde erkek çocuklarının yoğun bir şekilde kullanıldığı birkaç istisna ülke dışında, dünyada yaygın olarak kız çocukları ve genç kadınlar bu sektörde kullanılmaktadır. Seks turizminde kullanılan çocuklar en fazla 8-18 yaş arasındadır. Tayvan, Filipinler, Tayland, Vietnam, Kamboçya, Endonezya, Rusya, Romanya, Polonya, çocuklarını pazarlayan ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 1998’de Endonezya, Malezya, Filipinler ve Tayland’ın turizm gelirlerinin %2-%4’ünü bu sektörlerden karşıladıkları ve seks turizmi için bu ülkelere gelen erkeklerin çoğunluğunun Batı Avrupa ve Kuzey Amerika kökenli olduğu bildirilmektedir.[4] Çeşitli kaynaklarda 21. yüzyılın ilk çeyreğinde yalnızca Brezilya’da 250 bin çocuk fahişe olduğu, Latin Amerika’da ise 100 milyon çocuğun sokaklarda yaşadığından söz edilmektedir.

 

BM’ye göre kadınların ve genç kızların %87’si cinsel istismar amacıyla kaçırılmaktadır.[5] Bu sorun Asya’daki belli özellikleri etkilemektedir. Kaçırılanlar arasında her yıl 5.000 ile 7.000 arasında Hindistan’a götürülen Nepalli kız çocuğu ve kadın yer almaktadır.[6]

 

Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürüyle Mücadele Ağının Turizm ve Seyahatte Çocukların Ticari Cinsel Sömürüsü Türkiye 2015 Raporunun verileri ise Türkiye’de söz konusu olgunun karanlıkta kalmasını anlamak yönünden dikkate değerdir: Basına yansıyan haberlerden ve ulusal/uluslararası raporlardan görülmektedir ki Türkiye’de yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerde, Türkiye vatandaşı yolcuların da dahil olduğu, turizm ve seyahatte çocukların cinsel sömürüsü vakaları bulunmakta ancak sorunun yaygınlığı, risk faktörleri, cinsellik amaçlı turizmin gerçekleştiği koşullar ve ilgili aktörler üzerine derinlemesine yapılmış bir çalışma ya da istatistik bulunmamaktadır. Özellikle son yıllarda Türkiye’ye gelen Suriyeli kız çocuklarının erken evlilik, para karşılığı fuhuş gibi farklı şekillerde cinsel sömürüde kullanıldığı gözlenmektedir.[7]

 

Peki Türkiye’deki veriler ne anlama geliyor. Buzdağının milimlik kısmı görünebiliyor. Koruma altına alınan çocukların çok azı ise bu gruptan oluşuyor. Ortalama %10 kadar bir bölümü: Veriler ne diyor? Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Eylül 2015 verilerine göre kurum bakımı altında 12.337 çocuk bulunuyor. 69.248 çocuk koruma altına alınmadan aile yanında destek görüyor, 10.935 çocuk aileye döndürüldü, 14.026 çocuk evlat edindirildi, 4.464’nın koruyucu aile yanında bakımı sağlanıyor, özel kreş ve gündüz bakım evlerinde 1.831 çocuğa ücretsiz bakılıyor.[8]

 

TUİK 2013 verilerinde çocuk adalet sistemi içinde Türkiye’de Çocuğa Karşı Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismar ile ilgili veriler şu şekilde yer alıyor: Adalet Bakanlığı’nın Ceza Kanunu maddeleri 82/1-k, 102, 103, 104 ve 105 (insan ticareti, fuhuşa zorlama suçları hariç) istatistiklerine göre; Türkiye’de 2013 yılında cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suç davalarının %46’sı çocuklara karşı işlenmiştir (toplam 42.780 davada suç sayısı); cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûmiyet alanların %61’i suçu çocuklara karşı işlemiştir (14.417 kişi).[9] Aslında olgunun ne kadar yaygın olduğu ortadadır.Türkiye İstatistik Kurumunun 2014 verilerine göre Türkiye Nüfusunun %41,1’ini çocuklar ve gençler oluşturmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumunun Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuklar 2014 verilerine bakalım: 2014 yılında, 2013 yılına göre % 6,2 oranında artarak 290414 oldu. Çocukların % 57,5’inin 15-17 yaş gurubunda, % 24,5’inin 12-14 yaş grubunda olduğu, % 17,9’unun ise 11 yaş ve altı çocuklar olduğu görüldü. Güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların 2014 yılında (2013’e göre %1,8 artış) % 68,3’ü erkek, % 31,7’si ise kız çocuklarıdır. Suça sürüklenme nedeni ile gelen 117486 çocuğun %87,2’si erkek, %12,8’i ise kız çocuğu. Olayların gelişimine göre 45211’i yaralama suçu, 30489 çocuk hırsızlık, 8855 çocuk ise uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak şeklinde sıralanmıştır. 100900 çocuk adli birimlere sevk edilirken, sosyal kuruma teslim edilen çocuk oranı %3,1’dir. Mağdur olarak gelen 131172 çocuğun %87,4’ü suç mağduru olarak gelmiştir. Bunların içinde kız çocukların %19,1’i cinsel suçlar olarak görülürken, erkeklerde bu oran %2,2’dir.[10]

 

Küntay’ın İstanbul’da yaptığı çalışmaysa olgunun dinamiklerini farklı bir yaklaşımla gözler önüne sermektedir: Şöyle ki, İstanbul’da 18 yaşın altında ticari seks işçisi olarak sömürülen yüksek risk altındaki kız çocuklarına yönelik araştırma yapan Prof. Dr. Esin Küntay, “bunun bir coğrafyası var” diyor. “Ortalama 14-18 yaş arasındalar ama 10-11 yaşında kız çocukları da var. 40 senedir bu alanda çalışıyorum ve birçoğu ensest vakası. Ensestten kaçıyor, şiddetten kaçıyor. Erkek arkadaşları da kandırıyor. Namusla bekâret çok sıkı birbirine bağlı. Bekâret giderse iki yolu var. Ya intihara zorlanacak ya da kaçacak. O da kaçıyor. İstanbul’da bunları koruyan büyükleri var, daha evvel gelmiş bu yola kaymış daha büyük ablalar. Erkekler de var ama daha çok kadınlar ağırlıklı bir ilişki demeti. Uyuşturucu kullananlar da var, özellikle içilmesi yasak olan ilaçlar Tarlabaşı’nda satışa sunulduğu için en büyük tehlike o. Bu ilaçları alan kızlar, kendilerinden geçiyor ve o zaman da kendine şiddet uyguluyor.” İstanbul’da altı çocuk evinde 11-18 yaş arasında cinsel istismara uğramış yüzlerce kız çocuğu yaşıyor. Rakamlarla Adli Tıp Kurumu’na her ay 650 çocuk istismarı vakası geliyor. Her yıl 91 bin kız çocuğu anne oluyor. Tüm evliliklerin üçte birini 18 yaş altı kız çocukları oluşturuyor. Çocukların Cinsel İstismarı Suç ve Karar 2014 verilerine göre 24 bin 825 mahkeme kararı var. 13 bin 968’i mahkûmiyet. Cinsel suçlardan mağduriyet nedeniyle güvenlik birimlerine getirilen çocuk sayısı 11 bin 95. 2014 yılında 1463 çocuk ve 13 bin 287 yetişkin, çocuğa karşı cinsel istismar suçu işlemiş.[11]

 

Çocuk Pornografisi

 

Çocuk pornografisi, çocuğun cinsel davranışı ya da organları üzerinde odaklanan yazılı ve işitsel araçlar dahil olmak üzere, çocukların cinsel istismarını göstermenin ya da teşvik etmenin her türlü yolu biçiminde tanımlanmaktadır. Başka bir boyutu olan çocuk fahişeliğinde ise yoksulluk başta olmak üzere, evi içi sorunlar, silahlı çatışma, AIDS yetimleri, sokakta yaşamak ve çalışmak, ayrımcılık-etnik farklılıklar (ör Tayland tepe kavmi), sorumsuz cinsel davranışlar, zararlı gelenek görenekler, (örneğin, Gana’da 10 yaşın altındaki kız çocuklar, rahiplere hem işçi hem cinsel köle olarak verilmektedir) tüketicilik vb. nedenler çocuğun ticari cinsel sömürüsüne etki etmektedir.[12]

Denetim toplumunda yaşadığımıza yönelik sosyolojik gözlem yaparsak birçok malzemeye erişeceğimiz bir gerçek. Denetimin yanında toplumun güvenliğini sağlamak için yasak başta olmaz üzere birçok yola başvurduğumuzu biliyoruz. İnternete yasak getire durun, karşılığında alacağınız şey yasağın pek bir işe yaramadığıdır. İnternet konumuzun ilk başlığının ilk kısmında belirtildiği gibi çocuk pornografisi açısından bir kaynak. Bu ise bu sosyal sorunun besleyiciliğini yapıyor. Nasıl mı? Bu siteler ve bu siteler etrafında dönen şebekeler sayesinde. Öyle ki, uluslararası suç örgütlerinin en büyük gelir kaynağı fuhuş, porno ve uyuşturucu. Çocuk ögesi işin içine katılınca buradan kazanılan paranın miktarı daha da büyüdüğünden, bu suç her geçen gün büyüyerek yaygınlaşmakta. Örneğin çocuk pornografisi içerikli sitelerin 1998’de sayısı 3.267 iken bu sayı 2004’te 106.119 olmuştur.[13]

 

Küreselliğin her yere sızdığı günümüzde turizmde ve seyahatte çocukların cinsel sömürüsü ise kimi ülkelerdeki gibi bir turizm aracı biçiminde resmi olarak yürütülüyor. Ülkelerin büyük bir kısmında kayıt dışı. Bu nedenle verilere ulaşmak çok zor. Uluslararası mevzuat bu konuyla ilgili önemli düzenlemeler barındırsa da sorun büyüyor. Öyle ki Çocuk Hakları Sözleşmesinin 34., 35., 36 ve 39 maddelerinde bu konularla ilgili olarak çocukların korunmasından söz edilir.

Çocuk istismarı alanında göz ardı edilmemesine rağmen üzerine pek az çalışma yapılabilen başka bir konuysa ensest: Ensest aile üyelerinden kaynaklı bir cinsel istismar türüdür. Zor olgular içinde yer alır. Hem saptanması hem de üzerine çalışma yapılması açısından. Toplumun her kesiminde gözlenebilmektedir. Enseste maruz kalan bireyin ileriki yıllarda yaşamı ruh sağlığı açısından önemli sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Araştırmacılar ensest olgularının yalnızca %10’unun bildirildiği düşünmektedirler. Cinsel istismarın travma sonrası stres bozukluğu başta olmak üzere uzun dönemde benlik ve kişilik yapısı üzerinde önemli kalıcı hasarları olabilir.[14] Olmaktadır da…

 

Çocuk Gelinler

 

Çocuk gelinler sorunu tarih boyunca azgelişmiş ülkelerin yanı sıra gelişmekte olan ülkelerin toplumsal yapılarında rastladığımız bir olgu olarak kabul edilmektedir. Çoğu zaman bu ülkelerde çocuk gelinler konusu görmezden gelindiği gibi bir sorun alanı olarak değerlendirilmemektedir. Çünkü kültürel ve geleneksel, ekonomik, dinsel, ataerkil gibi toplumsal referansların kabulü içerisinde meşru bir yer bulabilen çocuk gelinler sosyal sorun olarak görülmemekte hatta tartışılmamaktadır.

Kavramsal olarak eğildiğimizde çocuk gelinler, çocuk yaşta evlendirilen kızları ifade etmektedir. Evrensel kabul görmüş Çocuk Hakları Sözleşmesinin çocukluğu 18 yaşla sınırlayan durumunun tersine 18 yaşın altında evlendirilenler böylece çocuk istismarına olanak tanıyan bir yaşama itilmektedir.

 

Özelikle toplumsal değişmeyle birlikte refah göstergelerinin olumlu anlamda değiştiği modern aile kurumunun varlık bulduğu sosyal yaşamda sekülerleşme ve medenileşme süreçlerinin yaşandığı dönemlerde; insanların toplumsal alanda yaşamalarının hukuksal bir çerçevesi inşa edildiğinde yalnızca çocuk gelinler değil, kadın-erkek ilişkisi gibi toplumsal yaşamı ilgilendiren çok önemli alanlarda iyileştirmeler sağlanmıştır. Tarihsel bir örnek verelim, örneğin daha 19. yüzyıl sanayileşmesine kapılarını dayayan Batı toplumlarında çocuk işçilerin ne kadar acımasızca sanayi sektöründe kullanıldığı çocukluğun sosyal tarihi okunduğunda bilinen tarihsel gerçekler arasında yer almaktadır. Ancak insanlık ailesi zamanla birey için doğru ve yanlışı değerlendirdiğinde çalışan ya da sömürülen çocukların koşullarını ortadan kaldırmak, çocukların korunmasını sağlamak için çocuk haklarını gündeme getirmiştir. Çocukluk dönemi “hakları” olan bir toplumsal kategori olarak kabul görmüştür. Ancak çocuk gelinler açısından ise durum farklılık göstermekle beraber ekonomik temelli de olan kültürel-toplumsal bir fasit daire haline gelmiştir. Görünen o ki kendisini yeniden üreten bir çarpıklık olarak varlığını sürdürmüştür. Bu nedenle sorunla mücadelede yürütülecek çalışmalarda tek tek bireylerle ilgilenmekten ziyade çocuk gelinlerin yaygınlık gösterdiği toplumlarda süreci ortaya çıkaran dinamikleri analiz etmek ve bunun üzerinden giderek sosyal politika çalışmalarını yürütmek çocukların yüksek refahı açısından istenilen sonuçlara ulaşılmasını sağlayacaktır…

                                                                                         2.BÖLÜM DEVAM EDİNİZ

1.BÖLÜM          2.BÖLÜM          3.BÖLÜM


[1]SHÇEK/2828/1983 Kanunu

[2]Polat, O. (2007) Çocuk Pornografisi. Nokta Kitap Yay., İstanbul, s, 21-22-30-36

[3]Gallıno, L. (2012) Küreselleşme ve Eşitsizlik. çev., Durdu Kundakçı. Dost Yay., Ankara, s, 59

[4]Polat, O. (2007) a.g.y., s,151

[5]UNODC, 2006; akt. Heywood, (2014) a.g.y., s, 506

[6]Crawford, 2009; akt: Heywood, (2014) a.g.y., 506

[7]Turizm ve Seyahatte Çocukların Ticari Cinsel Sömürüsü Türkiye Raporu/Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürüyle Mücadele Ağı 2015

[8]Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2015

[11]Cumhuriyet, 04 Ekim 2015-Haber Figen Atalay

[12]Polat, O. (2007) a.g.y., s, 52-120

[13]Polat, O. (2007) a.g.y., s, 8

[14]Polat, O. (2006) Aile İçi Cinsel Tecavüz Ensest. Nokta Kitap Yay., İstanbul, s, 87-153

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org