Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

TIBBİ SOSYAL HİZMET

TIBBİ SOSYAL HİZMETİN DUYGUSAL PENCERESİNDEN MÜRACAATÇI GÖRÜNÜMLERİ

Cafer ÇAY / Sosyal Hizmet Uzmanı
 cafer1998@hotmail.com 

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Kültür/Sanat
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


Sitemiz Yazarları

 

Tıbbi sosyal hizmet alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının, karşılaştıkları müracaatçı popülasyonundan bazı duygusal detayları paylaşmak istedim.
- Yabancısı oldukları şehrin hastanesine, hastasını yatırmış ama kendisinin gidecek yeri olmayan, hastane kuytularında bazen üşümüş, yağmurla ıslanmış, aç, yalnız, sevgisiz, başhekimin gözüne gözükmesinler diye kovulan, iki taş arasında ateş yakıp konserve kutusunda yumurta pişirerek çocuğunu doyurmaya çalışan, hasta yakınları,

- Elleri ve ayakları titreyerek iki büklüm yürüyen, muhtemelen çocuk ya da yakınlarından yardım isteyememiş ya da bulamamış, ellerinde bir yığın kağıt, film ve tahlille hastane labirentlerinde oradan oraya sürüklenen yılların yorgunu, yaşlılar, sakatlar..
- Vezneye kırık sesiyle ve çekinerek “ bir bakın acaba ne tutuyor efendim, şu kadar paramız var, şunları yaptırmasam olur mu?” diye istem kağıdını kaygıyla uzatan güvencesiz yoksullar,
- Küçücük yavrusunun ciddi bir hastalığa yakalandığını öğrenince dizlerinin üstüne yığılan ve “ daha o çok küçük” diye bağıran, feryat eden, yüreği dağlanan anneler ve bu manzara karşısında boğazı düğümlenen, yutkunarak gözyaşlarını yutan ve hangi parayla, neyle bir çare bulurum derdindeki babalar,

- Sosyal Hizmet Birimine gelmiş hastalık, kimsesizlik, bakımsızlık ve ihmal edilmişlikten dert yanan, aslında aynı yaşta olduğunuz ama ilk görüşte ufacık bir çocuk sandığınız, büyüyememiş kimseler,
- Hasta yatağında sürekli ölümü düşünerek eriyen, bir su uzatmak için bile refakatçısı olmayan sahipsizler, ilgili bir shu karşısında bulunmaz nimetmiş gibi sarılıp tüm hayatını anlatan, torunuyla oynaması, kızının demlediği çayı içip onlara dualar etmesi gerekirken güvenle sığınacağı bir yeri olmadığı için taburculuk direnci gösteren hastalar,
- Babanın ya da aile bireyinin tecavüzüne uğramış, yaşadıklarını sıradan bir şeymiş gibi kanıksayarak, donuk bir ifade ile anlatan istismar mağdurları. Ve yine bu benim utancım değil ki dercesine dik durmaya çalışıp bir yandan da bu çaresizlik içinde dünyadan silinip gitme ve yok olma arzusuyla dolu kız ve erkek çocukları,
- Aylardır yiyebildikleri tek sıcak yemeğin hastane karavanası olduğunu öğrendiğiniz insanlar,
- Evde sağlık hizmeti kapsamındaki bir incelemenizde terk edilmişlik yüzünden, beslenemediği için ölen yatalaklar ve öyle bir ölüm ki son 15 gün yatağındaki kurumuş dışkısıyla kalmış olanlar,
- Kocasının şiddeti yüzünden omurgası zedelenen ve artık yürüyemeyecek kadınlar,
- Aç çocuğunun ağlamasına dayanamayıp intihara kalkışan ve sonunda da sakat kalan adamlar,
- Bir gece ıssız bir yere götürülüp bacakları ve kolları insafsızca kırılan travestiler,
- Üstü başı kışın soğuğunu kaldıramayacak kadar ince giyimli, annelerinin kucağında hastaneyi yıkacakmışçasına öksüren bebekler,
- Acısının, ağrısının üstüne bir de ayakta duramadığı için ebeveyninden dayak yiyen çocuklar,
- Krikosu boşalan arabanın altında ezilmiş 9-10 yaşındaki tamirci çırağı işçi çocuklar,
- Çocuğuma doyamadan gitmek istemiyorum diyen ve her gün en çok da bu düşünsel ve duygusal acıyla ölen kanser hastası anneler,
- İki çocuğunu metobolik hastalık yüzünden kaybeden ve hasta olan son çocuğuna “ne olur iyileş, sana her şey alacağım taksiler.. bisikletler.. oyuncaklar…” diyen işsiz, beş parasız babalar,
İşte böylesi duygusal yoğunluğu olan ve türlü melanetlerle yaşayan insanlara hizmet verilen bir alandır, tıbbi sosyal hizmet. Tüm bu insanlara ne kadar profesyonel yaklaşsak da ne kadar başarılı sosyal hizmet müdahaleleri üretsek de, ne kadar entelijensi tespitler yapsak da üzülürüz. Üzülürüz, çünkü bunların kimsenin başına gelmesini istemeyeceğimiz için üzülürüz, onları rahatlatacak hizmet ve kaynakların azlığı ya da çabuk ulaşılabilir olmamasının verdiği çaresizlik karşısında üzülürüz, onların yaşamak zorunda oldukları hayatın sorumlusu bir yerde bizler olduğumuz gerçeği ile yüzleştiğimiz için üzülürüz, aslında ne çok şeye sahip olduğumuzu fark edemeyişimiz için üzülürüz….

…..içimizde bir yerlerde devamlı “dünyada ölümden başkası yalan” şarkısı çalar üzülürüz.
Kolaylıklar diliyorum…

 

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org