Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

    TEK TİP İNSAN ÜRETİMİNDE SOSYALİZM VE KAPİTALİZMİN ETKİSİ

Ramazan ALTUNÖZ/Sosyal Hizmet Uzmanı


  Son yıllarda özellikle genç nüfusa yönelik yapılan eleştirilerde gençliğin içi boşaltıldığı, siyasetten, bilimden ve sanattan çok uzak olduğu eleştirisini çok sık duyar olduk. Gerçekten sadece duymakla kalmayıp ABD ve AB’nin güdümünde medyanın pohpohladığı tüketim kültürünü benimseyen düşünmekten, sorgulamaktan, hakkını savunmaktan ve bir şey üretmekten aciz bir gençliğin oluştuğunu hepimiz görür olduk. Ve belki yeni yetişen neslin zenginiyle fakiriyle tek tip insana doğru hızla ilerlediğini artık söylemeyecek bir insana rastlamak güç oldu. Aslında buna sadece tek tip değil, yenidünya düzeninin ve kapitalist sistemin varlığını sürdürebilmesi için bilinçli bir proje olarak oluşturduğu birkaç insan tipi demekte fayda vardır. Sadece gençler değil işçi sınıfı ve orta tabaka da sistematik bir biçimde duyarsızlaşmaya doğru sürüklenmektedir.
 



 
 
Uzun yıllar boyunca ideolojik bir suçlama olarak literatürde yer alan tek tip insan deyimi bugün geldiğimiz aşama itibariyle acaba dedirtmektedir. Çünkü kapitalist sistem sosyalist sisteme karşı bu suçlamayı en etkili silahlardan biri olarak uzun bir süre kullanmıştır. Ve bumerang tarih sahnesinde yeniden ortaya çıkıp sahibine geri dönmüştür. 90’lı yıllarda doğu blokunun çöküşüyle beraber tek başına ayakta kaldığını iddia eden kapitalizm şimdiki varlığını eski azılı düşmanına yönelttiği suçlamayı yaparak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Tek tip insan yaratarak varlığını çelişkileriyle birlikte sürdürmek zorunda kalmıştır.
Sosyalist sistem eşitliği, kardeşçe üleşimi, sosyalliği, ihtiyaca göre üretimi, bilimselliği ve sanatsallığı felsefi bir düşünce ve eylem biçimi olarak kabul eder. Herkese insanca yaşamayı temel ilke olarak benimser. Bu bağlamda herkesi hem üretime hem tüketime dahil etmeye dikkat eder. Emek sömürüsüne müsaade etmediğinden artı değerin oluşup sermayenin birikmesi söz konusu değildir. Bir ülkede yer alan yerüstü ve yeraltı kaynakların halkın bütünü gözetilerek kullanılması ve paylaşılması esasına dayanır. Bireysel mülkiyeti red eder. Buna karşın toplumsal mülkiyeti savunur. Yani fabrikalar, madenler, işletmeler, hastaneler, barajlar, okullar halkın ortak malıdır. İşte bu yapısı itibarıyla özel mülkiyeti kısıtlaması dolayısıyla da özgürlükleri kısıtladığı eleştirişiyle karşı karşıya kalmıştır.
Bireysel çıkarı ve özel mülkiyeti önplana çıkarmayan bir sistemde kişiler arasında sosyal ve ekonomik fark pek fazla olmaz. Ekonomik açıdan herkes birbirine yakın sevide olur. Dolayısıyla da zengin ve fakir kavramları pek fazla önem kazanmaz. Bir ülke fakirse herkes fakirliği, zenginse yine herkes bu zenginliği paylaşır. Emeğin satılması, sömürülmesi söz konusu değildir. Çalışma saatleri az buna karşın çalışan sayısı fazladır. Kısacası halkın hepsi çalışmakta ve birbirine yakın gelir gider dengesine sahiptir. Bu yüzden tüketim alışkanlıkları da bu anlamda dolaylı biçimde sınırlanmış olup birbirine benzemektedir.
Bireysel çıkar yerine toplumsal çıkar gözetilip herkese iş, herkese ekmek, herkese ücretsiz eğitim, herkese ücretsiz sağlık, herkese insan onuruna yakışır bir yaşam sağlama düşüncesi birbirine yakın bir genel yaşam standartı ortaya koyması yönüyle kapitalistlerin hedef noktası olmuştur. Kapitalizm bu duruma haksız ve acımasız bir şekilde tek tip insan üretimi adını vermiştir. Kendi kişisel gelişimini sağlayan, ailesine daha çok zaman ayırabilen, kitap okuyabilen, sanatsal faaliyetlere katılabilen, değişik kültürel ve sportif faaliyetlere zaman bulabilen etkin bir tek tip insan tipi! Tabi ki bütün bunlara karşın sosyalist sistemde bir handikap olarak burjuva gibi davranan sosyalist parti yöneticilerini unutmamak lazım!
Kapitalist sistemde serbest rekabet ve piyasa ekonomisi hakimdir. Özel mülkiyet ve sermaye birikimi söz konusudur. Emeğin satılması, sömürülmesi ve artı değer oluşturması esasında çalışan ve işveren tarafları vardır. Bir insan istediği kadar mal mülk sahibi olabilir. Sermaye sahibi veya işverenin amacı kar etmektir. Bunun için daha çok üretim ve daha çok tüketim gerekmektedir. Daha çok artı değer yaratarak sermaye birikimi oluşturmak mümkündür. Bu anlamda en fazla işgücünü en az ücrete satın almaya dolayısıyla da üretim maliyetini en alt düzeye çekmeye çalışacaktır. Gelişmiş kapitalist ülkeler de dahi çalışma saatleri üzerinde tam olarak bir uzlaşmaya varılamamıştır. Uluslar arası çalışma örgütü(ILO) bu süreyi 8 saat olarak kabul eder. Fakat ne yazık ki az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bunun uygulanması neredeyse imkansızdır.
İşsizlik ve yoksulluk işverenin elinde çalışana karşı en büyük tehdittir. Birkaç kişinin yapabileceği bir iş, daha az çalışanla haksız biçimde günde 14-15 saat çalıştırarak sağlanmaya çalışılmaktadır. Hatta bu çalışanların bir çoğunluğunun iş güvencesi, iş güvenliği ve sosyal güvenliği bulunmamaktadır. Bu düzende zenginler ve fakirler bulunur. Tabi ara sınıf olarak orta tabaka da yer alır. Günde 10 saat ve üzeri çalışan bir insanın sizce kendisine, ailesine, sosyal etkinliklere, kültürel faaliyetlere, siyasete, düşünmeye ve spora zaman ayırabilme oranı ne kadar olur? Şu an yaşadığımız düzen tablosunun bir kısmında yer alan çalışan kesim için biçilen bir standart var mı acaba? Yine aynı şekilde işveren ve orta sınıf yaşam şekli üzerine bir standart var mıdır?
Bütün bu sorulara kapitalist sistemin elbette bir cevabı vardır. Öncelikle çalışanlara taşeron ağı atıp siz geçinebilmek için çok çalışmalısınız. Çok çalışınca çok yorulmaktasınız o yüzden ne memleketi, ne sanatı ne de aşkı düşünecek zamanınız kalmamaktadır. Eh ne yapalım! Sanırım siz sadece uyumalısınız. Ey işçiler çalışın çalışın daha çok çalışın! Ve hiçbir şeye karışmayın. Böylece iyi bir vatandaş oluyorsunuz. Dediklerini duyar gibi oldum. Sonra gençlere sakın düşünmeyin! Düşünmekte neymiş! Filozof mu olacaksınız? memleketi siz mi kurtaracaksınız? Yemenize, içmenize, sevişmenize bakın. Bu tarafta güzel hamburgerlerimiz, hop hop oynatan müziklerimiz ve renk renk jeanslerimiz var dediklerini duyar gibi oldum. Ve son olarak orta sınıfa, çocuklarınızı mukayyet olun aman siyasete bulaşmasınlar hem harcanırlar hem de sizin başınızı ağrıtırlar. Ha unutmadan sizde çok büyümeyin bol bol tüketin. Çok büyürseniz sisi barındırmazlar. Ayrıca elinizdekinden olursunuz. Gezin tozun bol bol alış veriş yapın. Paranız biterse ipotek karşılığında bankalarımızdan size kredi açalım dediklerini duyar gibi oldum.
Bitmek tükenmek bilmeyen insanın zenginleşme hırsı aşırı üretime götürür. Haliyle bir stok tüketilmediği sürece anlam kazanmayacağından bunu kapitale çevirmek için kitle iletişim araçlarıyla yoğun bir bombardıman başlar. Reklamlar, promosyonlar, sponsorlar ve idolleştirmeler yoluyla kapana kıstırılan gençlik bir av gibi düşer tuzağa. Açlık, yoksulluk, işsizlik tehdidi ve aşırı iş yüküyle sindirilen işçi sınıfı, geçim ve hayatta kalma yolunda ne şehittir nede gazi! Hem reklam kuşatması hem de büyük tekellerin baskısı altındaki duyarlı orta sınıfta maalesef bir şekilde sindirilir. Görüldüğü üzere kapitalizm varlığını tüketim üzerine kurgulamıştır. Düşünmeden, sormadan, anlamadan sadece tüketmek hem de ihtiyacından kat kat daha fazlasını tüketmek!
Sonuç olarak hem sosyalizm hem de kapitalizm tek tip insan üretme konusunda çaba harcamaktadır. Fakat aradaki ince fark biri etkin öbürünün ise boş bir insan tipi yaratmaya çalışmasıdır. Kapitalist sistem kendi dinamiği gereği akıllı, düşünen ve sorgulayan insanı değil sormadan sadece harcayan insanı destekler. Sosyalist sistem ise insana ihtiyacı oranında üretmesi ve tüketmesine izin verir. Varın özgürlük neymiş tek tip insan neymiş birazda siz düşünün…


 

 


               Bize Ulaşın

Google