Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

TAYİN MESELESİ
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
    dastanilyas@gmail.com  ulaştırabilirsiniz.

      Hanımın tayinini sonunda yaptırdık. Ancak bu tayin meselesi oldukça meşakkatli oldu. Neredeyse bir yuva yıkılacaktı bu tayin meselesi yüzünden.

Malum ülkemizde, özellikle de kamu kurumlarında referans olmadan, tavsiye kartı götürmeden bir bürokrata iş yaptırmak kolay iş değil. Biz de her iş buna bakar. Tavsiye kartı ya da sözü geçer bir referansı olmayan taşrada çalışan bir memur belki yıllarca ilk atandığı yerde kalıyor. Hatta orada unutulur, emekli olunca memleketine dönüp ailesine kavuşur.

Eşlerin farklı illere atandığı, farklı illerde çalışıp da çocuklarını üçüncü bir il de bulunan kendi anne babalarının yanında büyüten devlet memurları vardır. Eşler aynı şehre tayin yaptıramadıklarından ancak yılın belli bir döneminde bir araya gelirler. Çocuklarının düğünü ya da okul mezuniyetine farklı illerde görev yapmaları nedeniyle katılamayan, hatta çocuklarının mürvetini göremeyen anne babalar vardır.

İşte böyle bir zamanda, bizim hanımında tayini doğuda küçük bir ile yapıldı. Eş durumunu gerekçe gösterir hemen tayin isteriz diye düşündük. Ne de olsa ailenin bütünlüğü anayasada da var.

Hanım taşra ilinde çalışmaya başladıktan üç ay sonra eş durumu gerekçesiyle tayin dilekçesini verdi.





    
  Gelen cevabi yazıda merkez teşkilatında kadrolarda yığılma olduğundan tayin talebimizin reddedildiği ifade ediliyordu. Altı ay geçtikten sonra tekrar tayin dilekçesi verdik. Genel müdürlük personel başkanlığı daha önce ki matbu yazı dosyada hazır durduğundan aynı yazı tekrar elimize geldi. Biz artık her üç ayda bir tayin dilekçesi veriyoruz ve aynı cevapları alıyoruz. Karşılıklı dilekçe ve matbu red yazısı atışması beş yıl sürdü.

Bir arkadaşımla sohbet ederken bana artık bakanlıklarda ve devlet dairelerinde işlerin farklı yürüdüğünü söyledi. Artık torpilsiz iş yapılmadığını görmemi istedi. Tayin isteğimizin normal koşullarda olmayacağını anladıktan sonra hasbel kadar bize torpil olmayı kabul edecek yüksek mevkilerde kişiler aramaya başladım.

Bacanağım Zekai, hanımın tayin meselesine ilk el atan kişi oldu. Muhalefet partisinde tanıdığı bir milletvekili varmış. Bacanağımın sözünden dışarı çıkmazmış. Bacanağımın bu küçücük ricasını da kıracaksa o vekil gözüne gözükmesinmiş. İyi dedim. Allahtan daha ne isteyebilirim. Bacanağıma hanımın nerede çalıştığını, sicil numarasını ve tayin dilekçesinin tarih ve sayısını yazıp verdim.

—Bu iş oldu bil bacanak, dedi. Bu işi oldu bilerek yanından ayrıldım. Bu konuşmanın üzerinden bacanağımı uzun bir süre görmedim.

Hanım yıllık iznini alıp evimize geldi. Tatil için memlekete akrabaları ziyarete gittik. Hoş beş sohbet ederken bizim enişte;

—Yahu ne oldu yeğen sizin şu tayin meselesi diye sordu.

Halamın kocası olan İhsan enişteye durumu anlattım, torpil olmadığı için tayin yapılamadığını söyledim.

Eniştem memlekette hatırı sayılan kişilerden biridir. Bacanağa verdiğim bilgileri ona da verdim.

—Yeğen, ben senin tayin işini yaparım ama senden şöyle rakılı ziyafet isterim dedi. Ziyafetin lafı mı olur, tayin işi olsun ben deve keseceğim. Enişteye ziyafet sözü verirken, halam söze karıştı. Acıyan gözlerini uzun süre üzerimizde tuttuktan sonra,

—Herif, şu çocukların tayin meselesini çöz, ben sana kendi ellerimle ziyafet sofrası hazırlayacağım, dedi.

Umut dünyası işte, insan başına gelmeyince bilmiyor. Kim ne derse ona yöneliyorum. Tayin yaptırmak için kendince yüksek torpilini benim için devreye sokacağını söyleyenlere karşı minnet duymaya, sanki hanım tayin olmuşta ben bunun karşılığında bir şey yapamamışım gibi mahçup olmaya başlıyorum. Neredeyse kalkıp el etek öpeceğim, o denli müteşekkir oluyorum.

Memleketten döndükten sonra hanımı çalıştığı ile yolcu ediyorum. Terminalde ikimizin de gözlerinden yaşlar boşanıyor. Hanımı teselli ediyorum, bu gidişin son olacak, bak bu sefer kesin tayin yaptıracağım. Daha kuvvetli torpiller arayacağım ama var olan torpiller bu işi çözecek diyorum. Hanım da benim kadar umutsuz, boynu bükük bakıyor otobüsün camından.

Hanım gittikten sonra iş yerine döndüm. Müdürüm benim tayin işini duymuş. Yanına çağırdı.

—Kadir bey kardeşim, sen neden bana anlatmadın sorununu. Bak, daire başkanı bizim partiden, ben ondan rica edeyim de bir an önce eşinle seni kavuşturalım dedi.

Ellerim önümde bağlı, müdür beyin eline atıldım. Müdür değil sanki baba. Himayesinde çalışan bir memurun iş dışındaki sorunlarıyla da ilgileniyor. Büyük adammış bizim dairenin müdürü de benim haberim yokmuş. Müdür beye, bacanağıma ve enişteme verdiğim bilgileri yazıp verdim. O da katlayıp cebine koydu ve evrakı koyduğu cebine elleriyle vurarak bu iş olmuş bil dedi.

Müdür beyin yapmış olduğu bu iyiliği anlatıp onu överken Çaycı İzzet geldi. Kulak misafiri olmuş anlattıklarıma. Bırak bey, o düzenbaz adamdan sana hayır yok demesin mi? Bütün hevesim kursağımda kaldı.

Bu İzzet’in bizim bağlı bulunduğumuz bakanlıkta odacılık yapan hemşerileri varmış. İş yapsa yapsa onlar yaparmış. Zaten ülkede bütün tayinler odacı, çaycı, hizmetlilerin elinden geçiyormuş. Çaycı İzzet hindi gibi şişinerek;

—Bakan ya da vekil tanıdığın olacağına bakanlıkta odacı, çaycı tanıdığın olsun ülkeyi yönetirsin dedi. Demek bunca müdürü, daire başkanını hep odacı ve çaycılar belirleyip göreve getiriyorlar.

Bacanağıma, enişteme ve müdüre verdiğim tayin bilgilerini Çaycı İzzet’e de verdim. Bu sevinçle İzzet’in bayat çaylarından dört çay içmişim. İzzet daireden çıkarken arkasından bakıp adam ne kadar doğru söylüyor diye düşünmeye başladım.

Denizde donanmasını batıran amiral gibi başım yerde eve doğru giderken omzumdan biri dürttü. Aylardır görmediğim ve alacağım olduğu için benden köşe bucak kaçan üç kağıtçı asker arkadaşım Fevzi sırıtarak bana bakıyor.

—Bu ne hal çavuşum dedi. Askerde ben çavuş, Fevzi onbaşıydı.

Canım burnumda, Fevzi’den alacağım aklıma geldi. Durup dururken de alacağımı isteyemiyorum. Çok yumuşak yüzlü bir adam olduğumdan Fevzi askerde de çok paramı tırtıklamıştır.

—Onbaşı, sorma dedim. Onun sormasına fırsat bırakmadan, hanımdan ayrı olduğumu, beş yıldır tayin yaptıramadığımı, hanımın yüzünü unuttuğumu kahırlanarak anlattım. Neredeyse onbaşının omuzlarına yaslanıp salya sümük ağlayacağım.

Onbaşı koluma girdi. Birlikte bir meyhaneye oturduk. Rakı sofrasını kurdurdu. Çeşitli mezeler masaya dizildi. Kendisine acılı kebap bana şiş köfte ısmarladı. Ben masaya dizilen onca şeyin kaç para edeceğini hesaplamaya çalışırken onbaşı birinci kadehten sonra coştu ve anlatmaya başladı.

Ben bunca zamandır boşuna torpil aramışım. Asıl mesele paraya bakıyormuş. Bu tayin işlerine bakan memurlara biraz para koklatırsam el altından benim tayini yaptırırlarmış. Bak bu hiç aklıma gelmemişti. İşin içinde rüşvet vardı ama rüşvet olmadan da işler olmazdı. Onbaşı, benim adıma bütün işleri halledeceğini, bu tayin meselesinin bir hafta içinde çözüleceğini söyledi. Onbaşının ağzından bal damlıyor. Kimlerin tayin işini takip etmemiş ki? Ne de olsa dolandırıcılık mesleği olduğundan dediğini yaptırır diye geçiyor içimden.

İçkiyle pek aram olmadığından kısa zamanda sarhoş oldum. Onbaşıyı ikide bir kalkıp yanaklarından, alnından, gözlerinden öpüyorum. O geceki ziyafetin parasını ben ödedim, tayin işi içinde onbaşıya o ayın maaşını verdim. Helal olsun diyorum asker arkadaşıma, benim derdimi sahiplendi, tayin meselesini bir haftada halledecek.

Ertesi sabah baş ağrıları ile uyandığımda anladım dolandırıldığımın, çünkü onbaşının iş takibi yapabilmesi için gerekli bilgileri yazdığım kâğıt cebimde duruyordu. O günden sonra ne onbaşıyı gördüm ne de haftası dolmadan kesin çözülecek olan tayin işi oldu.

Bu arada hanımla telefonda konuşuyoruz. Aslında konuşmuyoruz telefonun bir ucunda o ağlıyor diğer ucunda ben ağlıyorum. Artık dayanacak gücümüz kalmamış. Baktık bu işin sonu yok. Boşanmaya karar verdik. Böyle birbirimizin hayatını mahvedeceğimize herkes kendi yoluna gitsin diyoruz.

Bir akşam evde kös kös oturup derdime yanarken kulakları çınlayasıca Sultan teyzem telefonla beni aradı. Elinde büyüdüğüm için kocaman adam olsam da hala eşek sıpası diye sever beni. Sultan teyzem, bir iş için Ankara’ya geleceğini ve kendisini karşılamamı istedi. Kendisi memleketten ayrıldıktan sonra büyük kentlerden birine yerleşmişti. Kocasından boşandıktan sonra yalnız yaşamaya başlamış. Üzerindeki köylülük çarşafını sıyıran ilkokul mezunu teyzem oturduğu mahallenin bütün kadınlarını örgütlemiş. Köyde de erkekler arasında konuşma cesareti gösteren tek kadındı. Hatta kocasını bile paylardı. Bu Sultan teyzem, mahallesindeki kadınları arkasına almış. Gidip iktidar partisine yazılarak partinin il merkezinde kadın kolları başkanı olmuş. Genel merkezdeki kadın kolları başkanı ile de bir toplantı yapmak üzere Ankara’ya geliyordu.

Teyzemi terminalden alıp eve getirdim. Biraz uyudu. Kalktıktan sonra beni karşısına aldı ve anlatmaya başladı.

—Eşek sıpası bunca zamandır neden beni arayıp sormadın, dedi. Gerçektende teyzemle iki yıldır görüşmemişiz, ben hanımın tayin meselesi yüzünden kendi derdime düşmüşüm, neredeyse yuvam dağılacak aklıma kim gelip de kimi arayım. Teyzem benim durumumu bildiği için fazla üzerime gelmedi ve anlatmaya başladı.

—Bana bak, dedi. Sen bunca zamandır boşuna torpil, referans mektubu ya da tavsiye kartı aramışsın. Yapman gereken tek şey bir bürokratın ya da vekilin eşini bulmaktı. Hiçbir zaman unutma yatakta ve mutfakta patron kimse onun dediği olur. Bizim erkeklerin yatakta ve mutfakta patron olmadığını düşünürsek gerisini sen anla.

Ağzım açık teyzemi dinlerken, birazda yüzümün kızardığını fark ettim. Ama o kendinden emin devam etti.

—Biz kadınlar, ne istersek yapabilir ve yaptırabiliriz. Yeter ki gizli gücümüzün farkında olalım. Öğleden sonra partinin kadın kolları genel başkanı ile toplantı var, sen merak etme, ben senin hanımın tayinini üç gün içinde yaptırırım ve hanımın üçüncü gün dolmadan Ankara’ya gelir. Çünkü kadın kolları genel başkanının eşi bakanlıkta genel müdür yardımcısıdır.

İşte dedim kendi kendime kadın dediğin Sultan teyzem gibi olmalı. Onun kendine olan güveni ve kadınlık gücünün farkında oluşu beni bile etkiledi.

Teyzem partideki işlerini hallettikten sonra gitti. O gittikten sonra benim hanım üç gün sonra Ankara’ya tayin oldu. Şimdi aile düzenimizi yeniden kuruyoruz. Beş yılda bizim hanımın bütün saçları ağarmış, benim kafam da sırmalı ayna gibi olmuş. Ben hanıma bakıyorum, o bana bakıyor. Neredeyse birbirimizi tanıyamayacağız. Beş yıl önce evlenen o genç insanlarda eser kalmamış.

Görüntü olarak yaşlanmış ve çökmüş gibi dursak da daha yaşımız genç. Şimdi mutla aile yuvamızda birlikteyiz ve en kısa zamanda çocuk sahibi olmak istiyoruz.

 



Bize Ulaşın