Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 


TAKINTILARIMIZIN İÇİNDEKİ TÖRENLER - I

SHU.Soner KOŞAN

 Pedagog/Psikoterapist
sonercan66@hotmail.com


      Birisi doğuran, birisi uyan rolünü üstlenmektedir. Doğuran kelime anne rolündedir. Anne’nin görevlerini biliyoruz. Anne kollayan, saklayan, kollayan bir güçtür. Uyan rolündeki kelime ise bebek’tir. Bebek masumdur, korumasızdır, bilgisizdir ve en önemli özelliği de uyandır. Yani verilen her bilgiye uyandır.
Tören bir merasim’dir. Tören bir virtüel’dir. Tören bir kurallar topluluğudur. Tören katılımdır. Tören bir inançtır. Tören bizi kanalize eder içine alır. Bazen gönüllü bazen bir anda kendinizi orada bulursunuz. O anı yaşarken kendiniz kaptırmanızdır. Çoğu zaman o andan çıkmak istemeyiz çünkü tören göz alıcıdır. Ama bazen de çıkmak istesek te toplumsal, kültürel, dinsel baskı yüzünden çıkmaya gücümüzün olmamasıdır.
Tören anne gibidir. Sizi kollar, sizi önemli bir kişi yapar. Size bir mertebe atlatır. Bunu sizi düşündüğü için değil kendisinin huzuruna çıkacak kişiyi tertipli ve düzenli bir asker gibi görme isteğinden kaynaklanır. Bu istek doğal olarak sizde farklı yapılanma olarak göze çarpar. Önce kılık kıyafette bir değişiklik sonra davranış, duygu ve öngörülerde yeniden bir yapılanma olacaktır. Buda eski yapıya yeni yaşam biçimi demek oluyor.
Tören Kutsal’dır. Hayatımızın tüm evrelerine bakın törensiz bir yapı, düşünce biçimi, adet, din veya kültür var mı? Biraz düşündüğünüzde törensiz bir yaşamın aslında olmadığını göreceksiniz!
Örneğin; dünya evine girme yani evlenme düşüncesi yine bir törensel olgudur. İlk bu düşünce iki kişinin severek ya da sevmeyerek bir arada bulunma isteğinden ortaya çıkar. Daha sonra bu düşünce bir yaşamı paylaşma isteği ile bütünleşir ve aileler toplumsal değerlerden dolayı bu olguyu törensel bir yapıyla bir güç gösterisine dönüştürme gayreti içine girerler. Bunun adı “DÜĞÜN’dür” Düğün hem bir güç gösterisi hem de aile kavramının ilk kurulma aşamasındaki en önemli bilinçaltına yerleşen en önemli yapı taşıdır. Zaten evlenmeyi cazip kılan en önemli şey belki de düğün ve düğün hazırlıklarıdır. İlk cinsel ilişkiye girme, ilk beraber yaşama, ilk farklı bir evde farklı bir kişiyle aynı yatakta yatma ve aynı sofrada yemek yeme isteği törenle yapılır ki; bu süreç sağlıklı ve uzun geçsin. Bu tören olmazsa olmazdır yeni bir yapı için. Evlilik törenleri, devlet otoritesinin olmadığı veya zayıf olduğu yerlerde dinsel tören ve eğlence olarak ikiye ayrılır. Yani kişiye şu telkin verilir. “Artık dinsel anlamda tanrı sizi karı-koca olarak biliyor ve gözetliyor bunun farkında olun.” Toplumsal tören ise: En yakınların sizin ne yaptığınızı biliyor ve sizi onaylayarak gülümseyerek hayata başlamanızı istiyor anlamı taşımaktadır. Acaba; bu törenler olmasaydı bu yapı bu kadar güçlü olur muydu? Yani örneğin mail veya telefon yolu ile dinsel tören ve düğün yapılsaydı evlilik bu kadar önemli ve kutsal bir olgu olur muydu?
Veya evlendikten sonra evliliğin en önemli amaçlarından biride neslini devam ettirme ve kendisinden olan bir parçaya şekil verme isteği olan çocuk yapma arzusudur. Doğum olgusu basit bir süreç değildir. İki tarafın istemesi arzusu ve sonrasında doğum sürecinde yaşanacak olan birçok vücutsal ve ruhsal olaylara dirayetli olması gerekir. Bu kadar zor bir süreci karşılamak ve özümsemek için merasim yapılır. Belki de her şey o an için yani çocuk doğduğunda yapılan o tören içindir. O doğum anında yapılan her şey unutulur ve heyecan yaşanır. Aylar öncesinden çocuk neşesi evi kaplar hazırlıklar yapılır, annenin aş ermesi, hormonal dengesizliğine kocaların gülümseyerek hizmet etmesi, onlarca defa hastaneye gidilmesi vs… En sonunda çocuk doğar ve aslında merasimler devam der, Erkekse sünnet düğünü, kızsa annesinin ergenlik çağına girdiğinde küçükte olsa törensel anlamda anlatması, okula başlama ve diploma alma törenleri( diploma aldığımızda veya kepi fırlattığımızda ancak anlarız onca yılın bize kazandırdığı şeyi… Yani elimizdeki o kuru kağıt parçası o an törenle anlam bulur.), işe başlama törenleri, kutlamalar, askere gittiğimizde silah yemin töreni, öldüğümüzde cenaze töreni ve hayatımızda yaptığımız birçok şeylerin törenle birebir ilintisi var aslında. Birde kendi kendimize oluşturduğumuz törenler vardır. Bu törenlerde iç dünyamızı yaşadıklarımız, öngörülerimiz ve duyduklarımızla örülür ve bize nur topu gibi tabu ve takıntılar olarak geri döner.
Takıntıların hemen hemen hepsi törensel durumlardan ortaya çıkar. Duygusal çalkantılar bizi bir yerlere savurur ve nasıl bir kadın; beyaz gelinlik giymek o hazzı yaşamak için evleniyorsa bazen bizde içimizdeki çalkantıları durdurmak için bir tören yaparız ama o törenin sonunda her zaman beyaz gelinlik gibi güzel bir yaşam bizi beklemez. Bazen o törenler bizi daha da iç dünyamıza hapseder ve yeni bir tabu ve takıntımız oluşur. Bu tabu ve takıntılardan kurtulmak için bilinçli halimizle ne kadar çabalasak ta olmaz, kurtulamayız. Bu takıntılardan kurtulmak için tekrar doğru bir tören yapmak. Uzman eşliğinde yapılacak psikotörenle kurtulabilinir bu takıntılardan.
Daha bizden bir örnekle anlatmaya çalışayım bu tezimi: Evlendik ve anlaşamadık boşanmak istiyoruz. Ne yapmamız gerekiyor mutaassıp bir yapımız varsa dinsel bir törenle ayrılmamız gerekir buda bize öğretilen dinsel törendir. Örneğin 3 kez boşol, boşol, boşol demek ya da yasalarla örülü bir sistemin içinde yaşıyorsak devletin belirlediği kurallar doğrultusunda aile mahkemelerine başvurarak mahkemede yasalarla örülü bir törenle ayrılırız. Bunun dışındaki bir ayrılığı kabul etmeyiz. Takıntılardan kurtulmak içinde aynen bu denli güçlü ve kabul edilen bir merasimle kurtulmak mümkündür.
Takıntılar-Tabular ve Törenler; ne kadar birbirini kucaklayan ama bir o kadarda birbirlerine uzak anlamlar Bu kelimeler çocuklar ve anneler gibi hem birbirlerine çok benziyorlar hem de birbirlerine belli bir süreden sonra ne kadar uzak kalıyorlar.
Onlarca takıntılar vardır hayatımızda bunların hemen hemen hepsi kendimizi korumak için geliştirdiğimiz savunma mekanizmalarıdır. Yani savaşa giderken düşmandan korumak için yanımıza aldığımız silah önce bize huzur ve güven verir sonrada bize ağır gelir. Çünkü bize ait olmayan veya benimsemediğimiz şeyler yapmışızdır bu silahla. Hesaplaşmalar yaşarız sonra ondan korunmak için kendimize yeni bir takıntı yaratırız. O silahı kullanmamak için ellerimize, gözlerimize cezalar veririz. Cezalar verdikçe hayatımız ağırlaşır ve güven duymak için aldığımız o silah bize zulüm olur ve kimbilir belki de o silahla kendimizi vurup bu dünyadan ayrılmak bile isteriz. Bunun en iyi örneklerini Vietnam sendromunda ve dünyamızda süregelen savaşlarda çarpışan kişilerin savaş sonrası sürdüre getirdikleri psikososyal sendromlardır. Bu takıntılardan kurtulmak için yine törene ihtiyacımız var hem de güçlü inançlı bir törene.

S. Pedagog/Psikoterapist
Soner KOŞAN
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.