|
|
Syphogrant
Can Küçükali/ Sitemiz Yazarı
cankucukali@gmail.com
Bazı insanlar zamanlarının ötesinde yaşarlar.
Bulundukları çağa damgalarını basar ve kimi zaman da hain damgası yiyerek bu
hayattan ayrılırlar. Anlaşılmaları ve takdir edilmeleri yüzyıllar alır.
Kimileri ise yaşamları sona ermeden takdir edilir ve saygı görürler. Bunlar
şanslı sayılabilirler ve sayıları oldukça azdır.
Thomas More iki gruptan da değildi. More, çağının önde gelen kişilerinden
biriydi. Sözü dinlenir, kral tarafından sayılırdı. Ne yazık ki bazen
önemsenmek, sizin sonunuz olabilir. More’da bu talihsizliği yaşadı ve 8.
Henry hakkında yaptığı eleştiriler sonu oldu. Adını koymaksızın tasvir
ettiği ve özlemini çektiği sosyalist toplumun inşası ise, birkaç başarısız
denemeyi saymazsak 500 yıldır gerçekleştirilemedi.
More’a ütopik sosyalist demek zordur çünkü O, ütopyanın fiziksel varoluş
koşullarını bizlerle paylaşmıştı. Ütopia’yı tarif ederken, şehrin coğrafi
yapısından yönetim mekanizmalarına her ayrıntıyı bizlere anlatıyordu. Onun
anlatısında özellikle yönetimde görevli kişilerin bürokratik yozlaşmayı
önlemek için üstün yetkilerle donatılmamaları ve devinimleri, halk yönetimi
anlamında demokrasinin uygulanışı açısından kayda değerdir. Gerçi başkan,
aşırıya kaçmadığı sürece değiştirilmiyordu ama onun dışındaki görevliler
senelikti ve halk tarafından seçiliyor ya da yerinden ediliyorlardı.
Bunlardan ilgimizi çeken temel yönetici Syphogrant’tır. Syphogrant senede
bir seçilir ve 30 aileyi temsil ederdi. Görevleriyle ilgili More’un
söylediği ise şunlardır:
‘Syphogrant’ların başlıca ve hemen hemen tek görevi, kimsenin aylaklığa,
tembelliğe düşmemesini ve herkesin zanaatını canla başla yapmasını
sağlamaktı. Utopia’lıların sabahtan akşama kadar koşu hayvanları gibi işe
sarıldıklarını da sanmamalı. Böyle yorucu bir hayat, ruh için de, beden için
de işkenceden ve kölelikten beterdir…
…Çalışma, uyku ve yemek saatleri dışındaki zamanı, herkes istediği gibi
kullanabilir. Bu saatler, hayhuyla, aylaklıkla geçmez, Utopia’lılar,
işlerini uğraşılarını değiştirerek dinlenirler. Bu da gerçekten güzel bir
kurum sayesinde başarılır…’ (More, 1516)
Görüldüğü gibi More’un insan psikolojisi hakkında bazı görüşleri olduğu ve
bu görüşleri, siyasi yapıyı kurarken de değerlendirdiği kesin gibidir.
Utopia’nın bazı bölümlerinde bu türden analizler bulmak da mümkündür. Bu
bölümler, genellikle yönetimin insan zaafları karşısında aldıkları önlemleri
içerir. Genelde zararsız ama buyurucudurlar. İnsan özgürlüğü ile itaatkarlık
arasında hassas bir denge kurulur. İtaat, bilgisizlikten kaynaklanmaz.
Eğitim yönetim kurumları tarafından önemsenir ve itaat ancak bu
bilinçlendirme sonrası beklenir. İtaat, bir ödev olmanın dışında sistemin
devamlılığı açısından bir ‘fazilet’ olarak görülmektedir.
Bu anlamda itaat, yönetim erkleri tarafından kötüye kullanılmaz,
kişiselleştirilmez. Bu, daha çok var olan hakça düzenin durağanlığı için
gereklidir. Yani basitçe Brazanes’e (şehir yöneticisi) ya da Syphogrant’a
(aile birliği başı) olan başeğme, onların gücünden değil, temsil ettikleri
sistemin gücünden kaynaklanır. Modern devletin bürokratik makamları için de
aynı şeyden söz edilebileceği söylenebilir. Halbuki aynı durum modern
devlette geçerli değildir. Modern devletin bürokrasisinden farklı olarak,
Utopia’da yurttaş, her seçilmişi kısa süreler içinde geri çağırma hakkına ve
sürekli bu yönetici ile kişisel iletişim kurma lüksüne sahiptir. Yani Utopia
yurttaşı, Syphogrant’ı bir aracıdan daha fazlası olarak görmez. Sistemi
kendi yaratmamış olmasına rağmen, sahiplenmiştir. Burada asıl çelişki, kral
Utopia’dan başlayarak tüm yönetim mekanizmasının insanların iyiliği için
çalışmaya ‘yeminli’ olmalarıdır. Yemin, hem yöneticinin doğruluğunun
sigortası, hem de yurttaşın ona güveni açısından yeterli sigortadır ve
oldukça psikolojiktir. Bu ise More’un Katolik ahlakı ile siyaseti harmanlama
çabasının bir sonucudur ve bu haliyle aynı Katolik ahlakının gerçekçiliği
gibi insanı iyi ve kötü yönleriyle kavramış ve şekillendirmiştir. İşte
Syphogrant’ın görevi de, tam da bu çerçevede tüm bilinçliliğine rağmen
yurttaşı, yapısı gereği düşeceği aylaklık durumundan kurtarmak ve işe teşvik
etmektir. Asıl soru ise, bilinçliliğin ne ölçüde bu insansı zaafı
yenebileceği ve Syphogrant’ın hangi yollarla bu düzeni sağlayacağıdır.
More’a göre ise Syphogrant, zaten bu imkansızlığın bir sonucudur.
Ekim 2007
KAYNAKÇA:
More, T. (1516). Utopia. İstanbul: Kültür.
kaynak:
http://www.toplumvesiyaset.com
|
|