Konuşmak kadar susmakta yaşamamızın bir
parçasıdır. Hayatın içersinde susmağa farklı anlamlar yüklenilmiştir. Sesin
çıkmayışı, söyleyecek sözün olmayışı ve belki de beklentisi olmamaktır.
Havadaki sakinlik, geminin yelkenin inmesi, gözleri konuşturmak için yapılan
hareket, endişe ve olasılık hesapları arasındaki gelgitlerle biraz da
huzursuz bekleyiştir. Soluklanma, geçmişin ve geleceğin muhasebesi, eğer bir
sohbette konuşulanlar sıkıcı ve gereksiz bulunursa onların yerine geçmedir.
Bir içe kaçış ve söylenemeyenlerin biriktirilmesi, hassas kırılgan bir
tepkidir. Yaşanan bir acı, çaresizlik ve küçük bir hatırlatmadır.
İnsan farkında olmalı kendisinin, olayların ve gidişatın. Susmak,
benimsemektir kimi zaman köleliği, haksızlığın olduğu yerde susmak; seyirci
kalarak, egemen anlayışa destek vermedir. Bu anlayışa destek veren sözlere
bakarsak: “Dertsiz aşım kaygısız başım.” “Ağam bey bilir işini aman sus hiç
onlar yanlış yapar mı”? Bu sözler bireyciliği ve pasifliği kabul ederek, halka
hizmet sözleriyle iktidara gelen, halkı kendine hizmet ettirmek isteyen
anlayışın bir göstergesidir. Bireyci ve pasifliği kabul eden anlayışa karşı,
aydınlık bir Türkiye için ülkeyi satmayın diye mücadele veren genç fidanlar bu
uğurda mücadele vererek bunu da canlarıyla ödediler. Halkın susmasında
baskıların ve darbelerin etkisi bulunmakla birlikte, baskıcı anlayışlarda
susmak, yaşamın garantisi ve güvencesi olarak kabul edilir. Susana zarar gelmez
de bu anlayışın söylemidir. Yakın tarihimizde Susurluk kazası da devlet siyaset
mafya ilişkisini gözler önüne sermişti. Süreci basından izlemiştik. Olaya mizahi
yönden bakarsak Salih Memecan’ın karikatüründe: Bir adam elini dudağına götürmüş
susurluk diyordu.
Sosyal yaşamımızda da, susmanın önemini vurgulayan düşünce ve davranışlarla iç
içeyiz. Geleneklerimizi gözden geçirdiğimizde, temel temanın, itaat ve susmadan
yana olduğunu görürüz. Suskunluğu yenmek için, eğitim ve çok yönlü bilgilenmekle
birlikte, yaşamda da duyarlılığın artırılması gerekir.
Toplumsal refleksi diri tutmak için “Susma sustukça sıra sana gelecek” sözüne
vurgu yapılmalıdır. Söz, sükût kadar değerli ve anlamlıdır. Haksızlık karşısında
susmayarak direnç gösterilerek, insan olmanın onurunu ve sorumluluğunu taşıyan
kişi, ona zarar da verse söylenmesi gerekenleri, söylemelidir. Yaşamdaki
hareketlerimizin temel direği susmak değil anlamlı bir şekilde konuşmaktan geçer
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.