Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

SOSYAL
 HİZMET MESLEĞİ

 
SURİYELİ ÇOCUKLAR VE “OKUL SOSYAL HİZMETİ” İÇİN ABSÜRD BİR DURUM .
İNSANLARIN DALGA GEÇİLMESİ NE ZAMAN SONA ERECEK ?

Nihat Tarımeri
Sosyal Hizmet Uzmanı
  ntarimeri@gmail.com 

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Kültür/Sanat
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


Sitemiz Yazarları

 
 Bilindiği gibi Suriye de yaşanılan savaş sonucu çocuklar dahil Türkiye’ye de sığınan ve göç etmek zorunda kalan Suriyeli kişilere yönelik insani boyutun yanı sıra güvenlik ,eğitim,sağlık ve sosyal hizmeti de içeren kamusal bir hizmet Türkiye Cumhuriyeti açısından öne çıkmıştır..Geciçi koruma kapsamında da oluşturulan kamplar ile bir barınma hizmeti ve sosyal destek verilirken önemli bir grup ise çeşitlli illerde yaşamalarını devam etmektedir. Buna bağlı olarak çocuklar dahil Türkiye de yaşanılan bu sorun sadece Türkiye yi ilgilendirmemiştir. Bu göçün devamı ile de başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa Birliği ülkelerini de ilgilendiren bu sorun daha da yoğunlaşmıştır..

Böyle bir sığınma ve göç ile ortaya çıkan bu sorunun özelliği nedeniyle çeşitli kamusal hizmet açısından bu çalışmalar ve hizmetler de yürütülmektedir. En son olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu arasında, Türkiye´de geçici koruma altındaki Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine entegrasyonunun desteklenmesi amacıyla 300 milyon avroluk mali bir kaynağın kullanımı içeren bir proje sözleşmesi imzalanmış , kamuoyuna da paylaşılmıştır.

3 Ekim 2016 tarihli bu sözleşmenin imzası ile bazı bilgilerde yansımıştır(1). Bu bilgiler arasında, AB Komisyonunun, Türkiye´nin bu gayretlerine katkı verebilmek amacıyla geçici koruma altındaki Suriyelilerin yaşam şartlarının iyileştirilmesine yönelik olarak ilk etapta 3 milyar avroluk bir fonun ayrıldığı yönünde bir bilgiye de öncelikle yer verilmektedir.Bugüne kadar bu fonun 179 milyon avroluk kısmının Suriyeli mültecilere ulaşıldığı da açıklanmıştır.Ayrıca ;"Geçici Koruma Altındaki Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonlarının Desteklenmesi" projesine ile de söz konusu olan bu çalışma için sağlanacak 300 milyon avroluk bir mali desteğin Türkiye´deki Suriyeli öğrencilere katkı vermesinin hedeflendiği de görülmektedir.

Gene bu bağlamda “ 300 bin Suriyeli öğrenciye Türkçe, 40 bin Suriyeli öğrenciye ise Arapça dil eğitimi sağlanacak. 10 bin Suriyeli öğrenciye telafi eğitimi, 20 bin öğrenciye ise destekleme eğitimi imkanı verilecek. Toplamda 500 bin Suriyeli çocuğa kırtasiye, eğitim materyali ve giyim desteği verilecek. 50 bin öğrenciye taşıma hizmeti sunulacak. Çeşitli eğitim seviyelerindeki 60 bin Suriyeli çocuğumuza burs imkanı sağlanacak. 340 bin Suriyeli öğrenciye ders kaynak kitapları temin edilecek. Savaş şartlarından kaçarak ülkemizde misafir olan eğitim çağındaki Suriyelilerin psiko-sosyal destek alabilmeleri için 500 psikolog, sosyolog, rehber öğretmen görevlendirmesi yapılarak bu hizmet sahada sağlanacak.”şeklinde ki bir bilgide görüleceği gibi Bakanlıkça açıklanmıştır.

AB Delegasyonu ve MEB ile birlikte yürütülen bu çalışmada Türkiye de yaşayan Suriyeli öğrencilere yönelik özellikle de bir psiko-destek uygulamasından da bahsedilmektedir.Ruhsal ve kişisel ile ilgili olarak psikolojik ve aynı zamanda sosyal etkilerin bir bütün olarakta ele alınmasına yönelik ise 500 psikolog, sosyolog, rehber öğretmenin görevlendirmesi de söz konusu olmuştur.Böyle bir çalışmanın kaynağının ise AB vergi verenlerce karşılandığı da anlaşılmaktadır.Özellikle de Suriye deki savaş ve buna bağlı olarak ortaya çıkan göç/sığınma ile sağlık dahil çeşitli travmaları da içeren çeşitli sosyal sorunların 1.5 milyona yakın çocuk ve gençler ile ilgili olduğu bir gerçektir. Eğitim gibi temel bir kamusal hizmet açısından Suriyeli çocukların sosyal uyumu/entegrasyonu ayrı bir önemi de arttırmaktadır.Aslında geciken bu sorunun giderilmesi için bu yönde söz konusu olan psiko -sosyal desteğin böyle bir çalışmada yer alması da oldukça önemli olup hem bir teknik hemde hukuksal açıdan ayrı bir yükümlüğün yerine getirilmesi de önemli bir önceliktir.

Eğitim dahil böyle bir hedef grubun Türkiye deki sosyal uyumu için psiko- sosyal gibi teknik içerikli böyle bir uygulamayı gerektirirken psikolog, sosyolog, rehber öğretmen gibi meslek elemanları için bir görev ve yetki de görüldüğü gibi öne çıkarılmıştır.Ancak, kamusal bir hizmet olan sosyal hizmet boyutunun ve bu yöndeki yetki ve görevin bu çalışmada ele alınmadığı veya almak istenmediği bir durumda ayrıca ortaya çıkmaktadır.

Yaklaşık 100-150 bin arasında refakati olmayan ve “vasi” gibi bir uygulamanın hala yerine getirilmediği Suriyeli çocuk ve gençler dahil büyük bir grubun Türkiye de geçici bir koruma kapsamında konumlanmaları ve hukuksal kimlikleri ile de yaşamış olmaları 18 yaşını tamamlamamış “çocuk”lar için yeterli değildir. Aynı zamanda BM Çocuk Hakları dahil T.C.Anayasa’sının 90 .maddesi kapsamın da hukuksal açıdan bir güvence altına alınması da ayrıca gerektirmektedir. Bu bağlamda uluslararası sözleşmelerde iç hukukun bir parçasıdır.Sosyal ve hukuk Devlet özelliği açısından da sözleşmelerin arasında Avrupa Sosyal Şartının/ASŞ(Sözleşme)na da yer verilmektedir.AİHS ile de ilişkili olan bu sözleşmede sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı gibi bir yükümlülüğe 14 . madde de yer verilirken kamusal bir böyle hizmetin sosyal hizmet yöntemlerine dayalı verilmesi de öngörülmüştür.(2)Gene sosyal ve tıbbi yardım hakkı (md.13);çocukların ve gençlerin korunması hakkı (md.7); çocukların ve gençlerin sosyal yasal ve ekonomik korunma hakkı (md.17); konut hakkı (md.31) vede çalışan göçmenlerin ve ailelerinin korunması ve yardım hakkı (md.19) gibi bu hakların yanı sıra diğer hakların sosyal bir devlet kapsamında yerine getirilmeside bir görev ve yükümlülük olarak kabul edilmiştir.

Avrupa Sosyal Şartı ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesinde yer alan yükümlülükler arasında özellikle eğitim ile görev ve yükümlülüklerin yanı sıra 18 yaşını tamamlamamış olan “çocuk” ların yarar ve esenliğinin gözetilmesi gibi bir görev ve yükümlülük için ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile kamusal bir uygulama bilindiği gibi kabul edilmiştir.Bu bağlamda , yarar ve esenliğin gözetilmesi kamu hizmeti açından ayrı bir yükümlülük zorunlu kılınmıştır(md/4). Bu yönde bir ihbar yükümlüğü (md/) ile bu yükümlüğün yerine getirilmediğinde idari bir dokunulmazlığının engellendiği (md/44) bir uygulamada öngörülmüştür.Aynı zamanda “koruyucu ve destekleyici” tedbirler için de MEB açısından ayrı bir görevde öngörülmüştür.

ASŞ açısından sosyal/toplumsal koruma bağlamında çocukların yarar ve esenliğinin gözetilmesi de dahil korunup kollanması vede korunması için kamusal bir hizmet olarak öngörülen sosyal hizmetin özellikle sosyal hizmet yöntemleri ile yerine getirilmesi de gerekmektedir. “Sosyal inceleme raporu” gibi bir araç ise temel uygulamalardan biridir. Bir nitelik ve özelliğinde aranılmasını da gerektirmekte olup sosyal hizmetler/çalışma bilimi ile bir ilişkinin de aranılması da bir zorunluluktur.Bunun için ise sosyal hizmetler konusunda en azından lisans eğitim almış kişilerce yerine getirilmesi vede hak sahiplerine yönelik verilen bu hizmet için bir görev ve yetki de özellikle liyakat ve kamusal açıdan mutlaka aranmayı gerektirmektedir.Eğitim,sağlık ve hukuk ile ilgili tarihsel bir dönüşüm/evrimleşme ile bireyin/kişinin/yurttaşın korunması ile ilgili olarak hayırseverliğin sosyal hizmete dönüşmesi de bu ilişkinin özellikle aranmasını bu açıdan zorunlu kılmaktadır.

Böyle bir süreçte,Cenevre merkezli ve 1924 tarihli “Internional Social Services/Uluslararası Sosyal Hizmetler Birimi/ISS” gibi uluslararası kurumsal bir yapı aracıyla sosyal inceleme rapor dahil diğer ülkelerden yapılan bu talebin Türkiye de yerine getirilmesinde (ki Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı da bir işbirliği bir görev olarak kabul etmektedir) görüldüğü gibi sosyal hizmet/çalışma konusunda eğitim almamış kişilerce söz konusu olan bir yetki ve görevin engellenmesinin de söz konusu olduğu bir durum somut bir örnektir.(3).Uluslararası bir niteliğin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları açısından aranılmaması nedeni ile de Çocuk Koruma Kanunu ile oluşan Türkiye ye özgü bu durum ve Uluslararası karşılığı olmayan uygulamanın TC Anayasası dahil hukuka aykılığının engellenmesi amacıyla SHU Derneğince hukuksal bir süreçte başlatılmıştır. Afganistan da bile böyle bir nitelik ve özelliğinin aranılması nedeni ile MEB ve Avrupa Birliği Delegasyonun işbirliğinde Suriyeli çocuklara yönelik öngörülen bu çalışma için öne çıkarılmış olan psiko-sosyal desteğe yönelik verilmesi gereken bu hizmetin sosyal hizmetler ile ilişkinin de ayrıca ve özellikle aranılması bu açıdan gerekmiştir.

Ancak görüldüğü gibi Türkiye de geçici koruma konumunda olmasına rağmen 18 yaşını tamamlamamış Suriyeli çocukların/gençlerin Uluslararası sözleşmeler açısından güvence altına alınması vede kaynağı AB vergilerince karşılanan bu hibe ile MEB nin işbirliği sonucu söz konusu olan bu çalışma da yer verilen psiko -sosyal destek için sosyolog,psikolog ve rehber öğretmenlerce bir görev ve yetki görüldüğü gibi söz konusudur. Kamusal bir hizmet olan sosyal hizmet boyutu ise hiç bir şekilde ele alınmamıştır. Bu yönde mesleksel bir nitelik ve özellikte aranılmamıştır.Söz konusu olan böyle bir uygulamanın sadece “psiko” boyutu destek olarak kabul edilmiştir.Böylece ruhsal ve kişisel gelişim boyut yeterli kılınmıştır .Ya da sosyal hizmet boyutu için bu üç mesleğe yönelik ek bir yetki ve görev kabul edilmiştir. Yani fizik öğretmeni yerine psikoloji veya sosyoloji öğretmeni yetkilendirmiştir.Veya bir sağlık hizmetinde tıp eğitimi yerine veteriner eğitim almış kişiler için bir yetki ve görevlendirmek gibi bir benzer söz konusu olmaktadır...

Özellikle de yaşanılan sorunun ve toplumun özelliğinin anlaşılması açısından bir “sosyolog” mesleğinin dışında sosyal hizmet yöntemi açısından müdahale dahil sosyal hizmetler için yeterli ve yetkin kılınması vede sosyal uyuma yönelik bu proje kapsamında bir uygulayıcı şeklinde yer alması gibi bir durumda ortaya çıkmaktadır.Bilim açısından bakıldığında teoriye dayalı bir bilim olan sosyoloji konusunda lisan eğitimi almış kişilerin sosyal hizmet ile ilgili uygulamalı bir lisans eğitim kişilerce benzer bir yetkin ve göreve sahip kılınması bu açıdan ayrı önemli tartışmaya ve soruna da neden olmaktadır.Liyakat ve yetki gözetilmeden ortaya çıkan bu durum sadece ayıp ve absürd olmayıp aynı zamanda meslek sorumluluğu açısından bir yetki ve görev gaspı gibi bir özelliğini de kazandırmaktadır.

Böyle bir durum Sosyal hizmet yöntemlerin kamusal açıdan öngörülmesi bağlamında Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mesleği gibi Türkiye ye özgü bir uygulamanın öngörülmesi vede sosyal hizmetler ile ilgili benzer bir mesleğin ilişkilendirilmesi ve benzerleşmesi de diğer bir sorundur. Kısaca “PDR” denilerek eğitim dahil bu işlev ve görevin somut olarak ele alınmaması veya “pedagog” şeklinde adlandırmalar ile hak sahipleri için ayrı bir kargaşaya da neden olunması kamusal hizmetin niteliği açısından da ayrı bir nedendir vede gerçektir.Özellikle de Türkiye de “pedagoji” gibi bir lisan eğitiminin ortadan kalmasına ve “pedagog” gibi bir meslek tanımının söz konusu olmamasına rağmen bu yönde bir zorlama vede toplumu yanıltma da diğer bir sorundurBilindiği gibi.”Pedagoji”, çocuklarda "eğitim bilim ve teorisi" anlamına gelmektedir. Çocuklarda öğrenme, öğrenme problemleri, önemli kişiliklerin, diğer kültürlerin nasıl öğrendiği pedagoji kapsamındadır. Buna rağmen oluşturulan bu kargaşa ile başka bilim ve ve meslek alanına da rahatlıkla saldırılmaktadır veya mesleksel bir yetki ve görev artışı gasp edilmek istenmektedir.Hak sahiplerine ulaşım ise idari açıdan da engellenmektedir.Sulandırılmakta vede ayıplı bir kamusal hizmete ve savurganlığa da ayrı bir neden olup kamusal bir zarara de etken olunmaktadır..

Türkiye deki kamusal hizmet kapsamında sosyolog ve PDR gibi meslek elemanlarının sosyal hizmetler konusunda lisans eğitim almış kişilerin proje kapsamında bu şekilde benzerleştirmek istenmesi ve sosyal hizmetler konusunda mesleksel bir nitelik ve özelliğinin aranmadığı da bu açıdan gayet açık bir şekilde görülmektedir. Hak sahipleri (ki Suriyeli çocuk ve gençler) ile ve projenin hibe özelliği (kaynağı AB vergi verenleri) ortaya çıkan bu durum sadece MEB bağlamında ki bir kamu hizmeti ile ilgili değildir. Özellikle ve öncelikle uluslararası boyut açısından bu durumun ayrıca ele alınmayı da gerektirmiştir.

Ayrıca ;Türkiye de 12 yıllık bir eğitim zorunluluğu bağlamında Suriyedeki çocuk ve gençlere de yönelik verilmesi gereken bu eğitim hizmetinde bilindiği gibi ruhsal ve kişisel gelişim ile ilgili psikolojik boyut ayrı bir hizmet şeklinde yerine getirilmektedir..Psikolog ve PDR gibi Psikolojik Danışmanlık ve Rehber mesleğine sahip kişilerce de bir yetki ve görevde söz konusudur.Ancak sosyal hizmetler ile ilgili bu boyut hala eğitim hizmetinin temel bir parçası olarak yer almamaktadır.Söylem düzeyinde bir ”Okul Sosyal Hizmetinden” ise zaman zaman bahsedilmektedir. Fakat idari bir uygulama henüz başlatılmamıştır.Sosyal hizmet gibi somut bir kavram ve uygulamanın PDR ve/veya sosyolog gibi mesleklerce idari açıdan meşrulaştırılmak istenmesi ve bu noktaya gelinmemesinin muhtemelen bu gecikmeye bir nedeni de olabilir.Eğitim ile ilgili yayınlanan en son rapor ve “okul sosyal hizmeti” bu önemi daha da arttırmaktadır (4).

Uluslararası boyut açısından bakıldığında ise 50 yıldan beri böyle bir uygulamanın sosyal hizmetler ile birlikte uyumlaştılmasının MEB tarafınca önemli olmaması bu projedeki eksikliğin de temel bir nedeni olup hak sahibi Suriyeli çocukların/gençlere yönelik belli bir niteliğin aranılmasına da önemli neden olmaktadır. Bu yönde bir nitelik ve özellik açısından aranılmaması aynı zamanda kaynağı AB vergi verenleri içinde geçerlidir. Bu yönde bir nitelik ve verimliğin aranılmaması ile de sosyal uyum dahil diğer sosyal sorunların engellenmesi de mümkün olmadığı gibi bu yönde bir savurganlığa da neden olacaktır.Bu ise AB vergi verenlerini de ilgilendiren diğer bir neden olmaktadır.

AB Türkiye Delegasyonu Başkan Vekili Begeot’un bu imza için yaptığı açıklamada da ise Suriyeli mültecilerin eğitim alanında desteklenmesinin önemine işaret ederek Türkiye´deki Suriyeliler için açılan kampları ziyaret ettiğini ve kampların çok iyi organize olduğunu ifade etti. Begeot, 300 milyon avroluk desteğin özellikle acil ihtiyaçların karşılanması noktasında destek olacağını belirttilmiştir Eğitim ve sağlık için 300´er milyon avroluk hibenin sağlandığını, bunun yanı sıra 200 milyon avronun da okulların inşası için ayrıldığını aktaran Begeot, "Bunlar 800 milyon avroluk tutar yapıyor. Ayrıca 1,4 milyar avro insani yardım için tahsis edilmiş durumda. Bunların hepsi bir araya geldiğinde 2 milyar avroyu aşkın bir tutardan söz ediyoruz. Fonun geri kalan kısmı da belediye alt yapısını desteklemek amacıyla kullanılacak. İleride konut ihtiyacını gidermek, su ihtiyacını gidermek üzere belediye çalışmaları desteklenecek geri kalan fonla da." ifadelerini kullannıştır.

Dolayısı verilen bu bilgiler bağlamında proje kapsamında psiko-sosyal destek için 500 sosyolog,psikolog ve PDR den bahsedilmesi ile bu sorunun ve alanın özelliğinin belirlenmesi amacıyla % 5 oranında bir sosyolog için 25 sosyolog dışında bir uygulayıcı olarak en azından %50 oranında sosyal hizmet uzmanı/çalışmacı ile geriye kalanının psikolog ve PDR olması böyle bir projenin nitelik özelliğinide belirleyecektir.Böyle bir niteliğin ve oranın gözetilmemesi ile de hem Suriye deki hak sahibi çocuk ve gençlere belli bir desteğin verilmesi zordur.Ciddiyettende uzaktır.Yaşanılan sorunların diğer sorunlara ek neden olacağı da diğer bir gerçektir.Sadaka gibi bir uygulamanın bu şekilde benimsenmesi ve tercih edilmesi aynı zamanda AB vergi verenlerce ayrı bir savurganlığına neden olunacağını da mümkün kılmaktadır.

Bilindiği gibi Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, üniversitelerin sosyal hizmet lisans bölümü mezunu olan Sosyal Hizmet Uzmanı/Sosyal Çalışmacıların üye olabildikleri bir meslek kuruluşudur. Ülkemizde profesyonel anlamda sosyal hizmet eğitimi 1961 yılında başlamış olup 1965 yılından sonra mezunlar sosyal hizmet uzmanı ve sosyal çalışmacı kadro ve unvanıyla farklı alanlarda görev yapmaya başlamıştır. Sosyal hizmet mensuplarının mesleki örgütlenme süreci de daha 1962 yılında öğrenim döneminde başlamış, süreç içerisinde farklı aşamalardan geçen örgütsel sürekliliğin devamı olarak, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği 1988 yılında Ankara’da kurulmuştur. 2200 üyeye sahip olan Dernek, Ankara İlinde bulunan Genel Merkezi ve ülkemizin tüm bölgelerine yayılmış olan 22 Şubesi ile ülke genelinde hizmet vermektedir.Dernek, Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinin(IFSW) Dünya ve Avrupa ağının da etkin bir üyesidir. Bu çerçevede ülkemizi temsil etmekte, organizasyonlar düzenlemekte ve uluslararası alanda düzenlenen organizasyonlarda görev almakta, toplantılarda ülkemizi temsilen katılım sağlamaktadır. Avrupa Ağı Yönetim Kurulu üyeliği yapmış olup halen Avrupa Ağı İnsan Hakları Komisyonu Başkan yardımcısıdır.

Ayrıca bilindiği gibi 2014 yılında Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğince(IFSW) bu tanım “Sosyal hizmet sosyal değişimi ve gelişimi, toplumsal bağlılığı ve insanları güçlendiren (ekonomik, politik, sosyal, eğitimsel, cinsiyet ya da ruhsal yönlerden birey ve cemiyetleri geliştiren) ve özgürleştiren uygulama bazlı meslek ve akademik disiplindir. Adli prensipler, insan hakları, ortak sorumluluk ve farklılıkları kabul etme sosyal hizmet için merkezdir. Sosyal hizmet teorileri ile desteklenen, sosyal bilimler, insanlık ve yerel bilgiler, sosyal hizmet yapıları ve insanları birleştirerek hayat zorluklarını tespit eder ve esenliği geliştirir.” şeklindedir.Türkiye de ise yasal düzenleme ile ilgili tanım 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununda yer verilmektedir(md.3/a).Çocuk Esirgeme Kurumu “ başlığı dahil diğer uygulamaların 11.10.2011 tarihinde iptal edildiği ve aynen devam eden bu düzenleme de "Sosyal Hizmetler"; kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına, sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütününü,” şeklindedir.

Dolayısı ile psiko-sosyal destek bağlamında söz konusu olan bu iki tanım ve diğer bilgiler birlikte değerlendirildiğinde Suriyeli çocuk ve gençlere yönelik bir uygulama için insan hakları boyutu da dahil bilim ve teknik açıdan bir savunuculuk görevinin yerine getirilmesi mesleksel bir sorumluluk olup ortaya çıkan bu durum hem MEB hemde AB Delegasyonun tekrar ele alınmasını da gerektirmiştir.Çünkü bu durum Uluslararası bir boyut için de söz konusudur. Ortaya çıkan bu durumun acil bir şekilde Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğine(IFSW) bildirilmesinin ve değerlendirilmesinin yanı sıra diğer Avrupa ağındaki ülkelere de bu durumun değerlendirlmesi vede “Uluslararası Sosyal Hizmetler/ ISS” gibi kurumsal yapı içinde bir bilgi ve değerlendirmenin yapılması da gerekecektir.AB ile söz konusu olan hibe nedeniyle gene bu durumun AB komisyonuna ve AB Parlemento gruplarına bildirilmesi de ayrı bir sorumluluk olup bu durumun AB Delegasyonu açısından da bu durumun yeniden ele alınmasına yönelik bir talep yapmayı gerekecektir.

Kamu hizmetinde belli bir niteliğin aranılmaması nedeni ile “ayıp” özelliğinin kazandırıldığı böyle bu durumun engellenmesi için aynı zamanda bu başvurulara ek olarak “Kamu Denetçiliği Kurumu/Ombudsmanlık” ile Türkiye İnsan Hakları Kurumu” gibi kurumlara bu durumun başvurulmasını da gerekecektir.Gene buna bağlı olarak ortaya çıkan bu durumun hukuksal açıdan ayrıca ele alınması ve başlatılmasıda gerekecektir. Urla/17.10.2016


DİPNOTLAR:
1)http://www.meb.gov.tr/meb-ile-ab-turkiye-delegasyonu-arasinda-proje-sozlesmesi-imzalandi/haber/11980/tr 
http://www.ahaber.com.tr/ekonomi/2016/10/03/abden-mebe-suriyeli-ogrenciler-icin-300-milyon-avroluk-fon
http://europa.eu/rapid/press-release_IP-16-2661_en.htm

2)Prof.Dr.Tekin Akıllıoğlu;”Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı ve Türkiye”,Ankara İmaj Yayınevi Aaralık 2015;sf.72;sf.66;sf.113;sf.133;sf.154
3)http://www.sosyalhizmetuzmani.org/hayirseverliktensosyalhizmetebiryuturma.htm
4)http://www.egitimreformugirisimi.org/sites/www.egitimreformugirisimi.org/files/
ERG.TEGV.%C3%87GOY.Ara%C5%9Ft%C4%B1rmaRaporu.09.08.16.pdf
5) http://www.shudernegi.org/?SyfNmb=1&pt=Anasayfa
 

 

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org