3-BÖLÜM
Yardımlardan Faydalananlar :
* Muhtaçlık nedeniyle haklarında koruma kararı aldırılarak sosyal hizmet
kuruluşlarının himayesine bırakılan çocukların desteklendikleri takdirde
yanlarına alabilecek özellikleri taşıyan anne, baba veya yoksa akrabaları,
* Korunmaya muhtaç oldukları tespit edilerek haklarında korunma kararı
çıkarılmış ancak yuvalara veya yurtlara yerleştirme imkanı bulunmadığı için
sıraya alınmış çocuklar,
* Doğal afetler muhtaç duruma düşen aileler veya yakınlarını kaybederek
kimsesiz ve korunmasız kalan kişiler,
* Olağanüstü bir felaket, hastalık veya kaza geçirerek belirli bir süre
kendisinin ve geçindirmekle yükümlü bulunduğu aile fertlerinin temel
ihtiyaçlarının karşılayamayacak durumda olanlar ile hayati tehlike arz eden
ameliyatla karşılaşan kişiler,
* Korunma kararı olup da yaş sınırlarını tamamlamaları nedeniyle yetiştirme
yurtlarından ayrılan çocuklar,
* Yüksek öğrenim gören ancak öğrenimini maddi zorluklar nedeniyle bırakmak
durumuyla karşı karşıya kalan yüksek öğrenim gençliğine yapılan yardımlar.
SHÇEK’e göre sosyal yardım hizmetlerinin genel ilkeleri
• Sosyal yardim hizmetlerinde esas ilke, kişilerin kendi kendilerine yeterli
duruma gelmesidir.
• Korunmaya muhtaç çocuğa, muhtaç özürlü ve yaşlıya öncelik tanınır.
• Yardim talebinin fazla olması durumunda muhtaç olma derecesi, aciliyet
durumu, başvuru veya tespit sırası dikkate alınır.
• Kamu kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon ve işbirliği sağlanarak
kaynakların yerinde kullanılmasına özen gösterilir.
• Yardımların yapılmasında ve muhtaçlık tespitinde kurumun takdir yetkisi
esastır. Yardımlardan daha önce faydalanmak sürekli hak doğurmaz.
• Yardımlar geçici süre ile verilir ve sürelerin bitiminde kurum tarafından
yardımın devam edip etmeyeceğine karar verilir.
• Yalan beyanda bulunarak veya sahte evrak tanzim ederek yardim alan kişiler
hakkında genel hükümlere göre işlem yapılır.
3816 Sayılı sağlık kanunu çerçevesinde yeşil kart uygulaması
Genel sağlık sigortası öncesinde, hiçbir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi
altında olmayan ve sağlık hizmetlerinin giderlerini karşılayacak durumda
bulunmayan kişilerin hastanelerde yatarak yaralanacakları teşhis, tedavi ve
ameliyat hizmetlerinin bedellerini genel sağlık sigortasının en yakın bir sistem
içinde devletin üstlenmesi amacıyla, 3816 sayılı “ödeme gücü olmayan
vatandaşların tedavi giderlerinin yeşil kart verilerek devlet tarafından
karşılanması hakkında kanun” 3.7.1992 tarih ve 21273 sayılı resmi gazetede
yayımlanarak uygulamaya girmiştir.
Kapsam içi olanlar bakımından yasada bir fakirlik çizgisi çizilmiştir. Sağlık
hizmetlerinden bedelsiz yararlanma olanağı sağlayan yeşil kart, aylık geliri
veya aile içindeki gelir payı 1475 sayılı İş kanununa göre belirlenen asgari
ücretin vergi ve sigorta primi dışındaki miktarını 1/32ünden az olan ve Türkiye
de ikamet eden vatandaşlarına verilmektedir.
Sağlık hizmetlerinden yararlanmak isteyen kişilerin talepleri bu kanundaki esas
ve usullere göre illerde idare kurulu ilçelerde ilçe idare kurulu tarafından
değerlendirilerek karara bağlanır. Köy ve mahalle ihtiyar heyetleri, muhtarlar,
jandarma ve emniyet görevlileri gerektiğinde talep sahiplerinin durumlarını
araştırarak yönetmelikte belirtilen esas ve usullere göre il ve ilçe idare
kurumlarına bildirirler.
3294 Saylı sosyal yardımlaşma ve dayanışma teşvik kanunu
Kanunun Amacı
Fakru zaruret içinde ve muhtaç durunda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her
ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere
yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının
adilane bir şekilde dağıtılmasını tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma
ve dayanışmayı teşvik etmektir.
Kanunun Kapsamı
Fakru zaruret ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik
kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık gelir almayan vatandaşlar
için geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması
halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirebilecek kişiler
bu kanunun kapsamı içindedir.
SYDTF Kuruluşu ve Gelirleri
Bu kanunda ön görülen hizmetlerin gerçekleştirilmesi için Başbakanlığa bağlı ve
T:C Merkez Bankası nezrinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu
kurulmuştur.
Fonun Gelirleri;
* Kanun ve kararnamelerle kurulu bulunan ve kurulacak olan fonlardan Bankalar
Kurulu kararıyla %10’a kadar aktarılacak miktar,
* Bütçeye konulacak ödenekler,
* Trafik para cezası hasılatının yarısı,
* TRT reklam gelirinden aktarılacak %30’luk miktar,
* Yıllık beyanname veren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, hesaplanan
gelir ve kurumlar vergisine ilave olarak ödeyecekleri %1’lik miktar,
* Her bağış ve yardımlar,
* Diğer gelirler.
SYDTF ‘nun Görevleri
Fon, sosyal güvenlikten yoksun muhtaç ve düşkün kesimlere ilişkin tüm sosyal
sorumluluklarını üstlenmektedir. Kaynaklarını ağırlıklı olarak söz konusu
kesimlerin himayesi ve güçlendirilmesi için kullanmaktadır.
Bu amaçla ;
* Sosyal güvenlikten yoksun muhtaç hastaların ilaç ve tedavi giderlerini
karşılıyor.
* Dar gelirli üniversite gençliğini kapsayan 100 bin kişilik karşılıksız burs
veriyor.
* Ekonomik ve sosyal yoksunluk içinde bulunan kesimlerin desteklenmesi için her
ay tüm il ve ilçelere para gönderiyor.
* Terörden zarar görenlerin zararlarını kısmen telafi ediyor.
* Göçe maruz il ve ilçeler ile işsizliğin ve yoksulluğun belirginlik taşıdığı
yerlerde aşevleri açıyor.
* Özür grupları için destek programları uyguluyor.
* Fakir-fukaranın iş kurma, mesleki eğitim ve istihdamına yönelik olarak
vakıfların her birinin geliştirdiği projelere kaynak tahsis ediyor.
Vakıflar
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonunda toplanan kaynağın ülke çapında
ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi ve ayni olarak dağıtılması ve bu kanunun
amacına uygun faaliyet ve çalışmalarda bulunmak üzere her il ve ilçede Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları kurulmuştur.
Mülki İdare amirleri vakıfların başkanı olup,
İllerde; Belediye Başkanı, İl Emniyet Müdürü, İL Eğitim Müdürü, İl Sağlık
Müdürü, Defterdar, İl Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Müdürü ve Müftü.
İlçelerde ; Belediye Başkanı, İlçe Emniyet Üst Görevlisi, Mal Müdürü, İlçe Milli
Eğitim Müdürü, Sağlık Bakanlığının İlçe Üst Görevlisi, Müftü vakfın mütevelli
heyetini oluşturur.
Vakıfların gelirleri
* Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan aktarılacak miktardan,
* Mahalli İdari Bütçelerinden %2 oranında ayrılacak paydan (köyler hariç),
* Her nevi fitre, zekat, kurban derileri vb. yadımlardan,
* İşletme ve İştiraklerden elde edilecek gelirlerden,
* Diğer gelirlerden oluşur.
2022 sayılı Emekli Sandığı kanunu
Emekli Sandığı, 1.7.1976 tarihli 2022 sayılı “Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve
Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun”u uygulamakta ve
esas itibariyle bir sosyal sigorta kuruluşu olduğu halde, 2022 sayılı kanunun
özü gereği, bir sosyal yardım kuruluşu gibi işlev görmektedir.
2022 sayılı kanun, esas itibariyle 65 yaşın üstündeki kişilere yönelik olmakla
birlikte, bazı istisnai halleri de kapsamaktadır. Kanun istisnaları engellilerle
ilgilidir. Buna göre; “başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam
ettiremeyecek şekilde malül olduğunu resmi sağlık kurumlarında görevli bir
hekimden alacakları rapor ile belgeleyen“ ve “durumuna uygun bir işe
yerleştirilemeyen“ engelli kişiler, Kanunun gerekli gördüğü diğer şartları
taşımları halinde,sosyal gelir elde etme hakkını kazanmaktadır.
Ülkemizde Yoksullara Yönelik Sosyal Yardımların Yeterlilik Durumu
Ayrı ayrı sosyal yardım programların düzeyindeki bir ele alışın yanı sıra
ülkemizdeki tüm yardım programların açısından bir değerlendirme yapılması sosyal
yardımların yeterliliği konusunda daha iyi genellemeler olanak sağlayacağı
açıktır. Özellikle yönetmelik kapsamında yardım alan bireylerin 2022 kapsamında
yardım alan bireylerin tamamına yakın bir bölümü ülkemizde sosyal yardımlar
yetersiz görülmüştür. 3294 kapsamında yetersiz görme oranı diğer iki programa
göre daha düşüktür. Her üç program kapsamındaki bireyler de sosyal yardımları
önemli ölçüde yetersiz bulmuşlardır. Bu sonuçların ortaya çıkmasında ülkemizde
dağınık bir yapıya sahip olan sosyal yardımların, yoksul bireylerin sorunlarını
çözecek etkililikte olmamasının nitelik ve nicelik olarak yetersiz kalmasının ve
tüm yoksul bireylere ulaşamamasının etkili olduğu söylenebilir. Görüldüğü gibi
sosyal yardımlara programlar düzeyindeki bakış açısı ülke düzeyindeki bakış
açısıyla paralellik göstermektedir.
4- SONUÇ
İnsanın onurlu ve insanca yaşmasını sağlayacak yardımları yapma, sosyal refahı
sağlayacak önlemleri alma, sosyal devlet olmanın gereğidir. Sosyal Devlet,
bireyleri zor durumlarında, yardıma ihtiyaç duyduklarında koruyan ve onlara
gerekli imkanları sunan devlet anlayışıdır. Sosyal devletin bireyleri türlü
tehlikelere karşı koruma ve refahını sağlama görevi olduğuna göre; yoksul
bireylere öncelikli korunacak, yardım edilecek ve refahı arttırılacak bireyler
olarak sosyal devlet açısından ön plana çıkmaktadır. Bir ülkede
muhtaçlık-yoksulluk sorunları çözümlenmeden sosyal refah devleti düzeyine
ulaşmak mümkün değildir.yoksulların ihtiyaçlarının karşılanması, sorunların
çözümlenmesinin, sosyal devlet uygulamalarında öncelikli hedef ve görev olarak
görülmesinin dayanağı insan haklarıyla da ilgilidir. Yoksulun da diğer bireyler
gibi yaşaması hakkını sosyal devlet gözetir. Sosyal devlet, tüm bireylerin
olduğu gibi, öncelikli olarak yoksulların refahını sağlamaya yönelir. Bunun
içinde, bu konuda gerekli sosyal politika tedbirlerini alarak, toplumdaki refah
düzeyi açısından mevcut farklılıkları giderebilir.
Sonuç olarak, yoksulların yaşamlarının iyileştirilmesi için bireysel yardımlar
yapmak yerine öncelikli olarak ailelerin güçlendirilmesine çalışılmalıdır. Bunun
için ailelerin gerekli kaynaklara ulaşma becerilerinin geliştirilmesine yönelik
hizmet politikalarına ihtiyaç vardır. Geliri asgari geçim sınırının altında
bulunan yoksul bireyler için sosyal yardım standartlarının belirlendiği ulusal
düzenlemeler gerçekleştirilmelidir. Böylece toplumun yaşamlarını sürdürmek ve
geliştirmek için mücadele eden yoksul bireylere daha uygun fırsatlar sunma
sorumluluğu da yerine getirilmiş olabilecektir.
Yoksulluk sorununun çözümünde kısa süreli ve geçici önlemler yerine, kalıcı ve
makro çözümler getirilmelidir. Özellikle yoksullara eğitim, sağlık ve sosyal
güvenlik hizmetlerinin götürülmesine yönelik çabaların artırılması ve yeni iş
olanaklarının yaratılmasına çalışılmalıdır.
Yoksul ailelere yönelik ihtiyaç önceliklerini belirleme, ekonomik ve insansal
kaynakların kullanımı, insanın kapasitesini geliştirme, nitelikli işgücüne
katılım, gelirin aile üyeleri arasında dengeli dağılımı, iletişim gibi konuları
içeren programların düzenlenmesi ve bu programlarının bölgeler arası
farklılıklar da dikkate alınarak uygulanması gerekmektedir. Böyle bir
uygulamanın tek bir disiplinle sınırlanmasının mümkün olmadığı da açıktır.
Hizmete yönelik bu çalışmalar farklı uzmanlık alanlarının işbirliği ile
planlanmalı ve yürütülmelidir.
Böylece yoksulların yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik sosyal hizmet
uygulamaları ve eğitim faaliyetleri yaşamdan duyulan tatmini artırarak öznel
yaşam kalitesinin sürdürülebilirliğine katkıda bulunabilecektir
5- KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Son yıllarda yaşana ekonomik krizler ve göç olgusu, Ankara, İstanbul ve İzmir
başta olmak üzere büyük metropollere hızla insan akışına neden olmuştur. Bu
süreç yoksulluk, işsizlik, niteliksiz iş gücü gibi sorunları da beraberinde
getirmiştir. Kentte tutunamayan bu aileler için kurumsal aile destek sistemleri
oluşturulamamış, mevcut hizmetlerin dağınık, geçici ve eşgüdümden uzak olması
nedeniyle, müracaatçı gruplarına yönelik verilen hizmetler bütünlükçü bir sosyal
hizmet sunumuna dönüşmemiştir.
Yukarıda söz edilen sorunlar nedeniyle Ankara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne
olan başvurular artmış, ayrıca niteliksel olarak da çeşitlilik göstermiştir.
İşsizlik ve yoksulluk temel problem olarak görülmekle birlikte işsizlik
nedeniyle, parçalanan aileler, terk kadın ve çocuklar, aile içi şiddet vb.
sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu tür vakalar uzun süreçli mesleki çalışmayı, izleme
ve değerlendirmeyi gerekli kıldığı halde çeşitli nedenlerle Müdürlük tarafından
verilen hizmetler bu süreçten yoksun kalmıştır. Toplumsal yeni dinamikler ve
sorunlara rağmen aynı çeşitlilikte hizmet modelleri geliştirilememiştir.
Ruh sağlığı bozuk olan kişilerin, kadın- erkek konuk evi, huzurevi ve
rehabilitasyon merkezi ve yetiştirme yurtlarına alınmalarındaki riskler ruh
sağlığı bozuk olan kişiler için ilgili tedavi kuruluşlarının açılmasını
gerektirmektedir. Ayrıca gerek aile yanında gerekse çeşitli kurumlarda kalan,
ancak uzun süreli ve yoğun bakım gerektiren hasta yaşlılar için de özellikli
kuruluşlara ihtiyaç bulunmaktadır.
Çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi ve rehabilitasyon merkezi gibi
kuruluşların genellikle kışla tipi kuruluşlar olmasından kaynaklı, sıcak aile
ortamı, birebir ilişkiler yaratılamamaktadır. Bu nedenle hizmetin kalitesini
arttırmak amacıyla kuruluşların daha az kapasiteli ve daha küçük binalar
şeklinde inşa edilmesi gerekmektedir. Özürlülere verilecek hizmetlerin özür
gruplarına göre yaygılaştırılması gerekmektedir.
Mevcut kuruluş kapasitelerinin yetersiz olması nedeniyle acil tertibi yapılan
çocuk, özürlü ve yaşlıların alınmalarında büyük problemler yaşanmaktadır. Bu
nedenle ihtiyaç duyulan alanlarda yukarıda önerilen biçimde yeni kuruluşların
açılmasına gereksinim duyulmaktadır.
İl Müdürlüğü tarafından yapılan ayni nakdi yardım hizmetinde ödeneklerin
zamanında gönderilememesi ve nakit yokluğu, verilen hizmetin amacına ulaşmasını
engellemektedir. Ayrıca Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfı Ve Genel Müdürlük
arsında Temmuz 2000 tarihinde yapılan işbirliği ile ayni nakdi yardım
yönetmeliğinin bazı maddelerine giren müracaatçılara yardımları SYDV tarafından
yapılan ödemelerde sık sık yaşanan güçlükler nedeniyle yardımlar zamanında
ödenememekte, zor koşullar altında yaşayan müracaatçılar iyice yoksulluğa
düşmektedir.
Hizmette kuruluş bakımının tercih edilmemesi nedeniyle ekonomik olarak
desteklendiği takdirde çocuğuna ,özürlüsüne ve yaşlısına bakabilecek ailelere
verilecek nakdi yardım miktarının yükseltilmesi gerekmektedir.
İl Müdürlüğünün çalıma temelini başvuru esasına dayalı sosyal inceleme süreci
oluşturmaktadır. Bu süreç müracaatçıların ev, okul, iş ziyaretleri gibi aile ve
çevre koşullarının sosyo-ekonomik yönden değerlendirilmesini içermektedir.
Dolayısı ile de riskli çalışma koşullarında az sayıdaki meslek elemanlarınca tüm
başvurulara cevap verilmeye çalışılmaktadır. Bu meslek elemanlarının ne kadar
sürede ne kadar vaka ile çalışacağının standardı olmadığından en temel
problemlerinden biri olan bu sorunun acilen çözümlenmesi ve meslek elemanlarının
sayısal olarak arttırılması gerekmektedir.
İl Müdürlüğü ve bağlı kuruluşlar, tasarruf tedbirlerinin uygulanması nedeniyle
fiziki koşullarını düzeltememektedir. Tefriş ve donanım, gerekli teknolojik alt
yapı açısından desteklenmelerine acilen ihtiyaç bulunmaktadır.
Yukarıda belirildiği gibi çalışma esasına ikamet adreslerinde yapılan
değerlendirmelere dayalı çalışmalar olması nedeniyle donanımlı araçlara
gereksinim duyulmaktadır.
Genel olarak tüm yaklaşımlar değerlendirildiğinde, yukarıdaki önerilere ek
olarak kendi görüşlerimizi de katarak yoksulluğun sona erdirilmesi veya
azaltılmasına yönelik yapılabilecekleri içeren geniş bir liste vermek mümkündür.
• Eğitim, sağlık, beslenme ve diğer sosyal hizmetlere ilişkin yapılacak
yatırımlar arttırılmalıdır.
• Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmalıdır.
• Bireylerin istihdam edilmelerine yönelik, beceri kazanmalarına olanak
sağlayacak eğitimden geçmelidirler.
• Yatırımlarla istihdam olanaklarının arttırılması,
• Devletlerin, sosyal hizmetler kapsamında; yiyecek, konut, sağlık, eğitim, alt
yapı, çocuk, gençlik, kadın ve özürlülere yönelik yatırım ve uygulamalarını
genişletmesi ve tüm bireylerin sosyal güvenlik hizmetlerinden yaralanması
sağlamalıdır.
• Ulusal asgari düzeydeki gelirler arttırılmalıdır.
• Ekonomik büyümenin paylaşılması; ulusal olarak elde edilen toplam gelirin
eşit, adilane dağılımını sağlayacak önlemlerin alınması ve gelirin büyük
kısmının çok azınlıkta bir nüfusa küçük bir kısmının ise büyük bir nüfusa
dağılmasından ziyade, herkesi hakkettiği ölçüde dengelerin korunduğu bir dağılım
yapılmalıdır.
• Kaynakların hareketliliğinden; yurt içi kaynakların top yekün harekete
geçirilmesi, yurtdışı kaynaklardan da sosyal kapsamlı yardımlar temin
edilmelidir.
• Uluslar arası yoksullukla ilgili program ve projeler üreten kuruluşlarla
(örneğin; Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler Kalkınma Örgütü gibi) hedef alınan
ülkelerdeki hükümetlerle iş birliği yapılmalıdır.
• Ülkelerin kendi şartları içinde yoksul nüfus gruplarına ilişkin nitel ve nicel
verilerin birlikte analiz edilmesi; yoksul bireylerin söylemlerinin alınacak
önlemlerde ve hizmet götürmede dikkate alınmalıdır.
• Hükümetlerin ve sivil toplum örgütlerinin yoksulluğun önlenmesi için gerek
kendi kulvarında, gerekse birbirlerile işbirliği halinde yoğun çaba göstermeleri
ve üzerlerine düşen görevleri yerine getirmeleri, yeni fikirler üretmeleri
gerekmektedir.
• Bireylerin çeşitli sorunlarla baş edebilmelerine yönelik ve yoksun olmalarına
neden olan varolan sorunlarını çözmelerine yönelik bilgilendirme,
rehabilitasyon, beceri kazandırma ve güçlendirme çalışmaları yapılmalıdır.
• Sosyal programlar çerçevesinde sosyal hizmetler ve sosyal güvenlik
hizmetlerine yönelik yatırımlara hız verilmesi gerekmektedir.
• Doğrudan yardıma ihtiyacı olan yoksul birey ve aileye ayni nakdi yardımlar ve
sosyal hizmetler daha aktif götürülmelidir.
• Yoksulların refahına yönelik sosyal refah politikalarının geliştirilmesi,
iyileştirilmesi ve etkili bir şekilde uygulamaya aktarılması gibi önlemler
sayılabilir.
• Sosyal sorunların ülke gündemine oturtulmasında, basın-yayın aracılığıyla
gündeme getirilmesinde sosyal hizmetlerin yeri büyüktür. Burada sosyal
hizmetlere düşen görev medya ile yoksul bireyler arasında aracı kurum olmak ve
bu insanların sorunlarını evrensel düzeyde gündeme getirmektir.
• Gelir dağılımının iyileştirilerek yoksulluğun azaltılması ve ekonomik refah
artışından toplumun büyük kesimlerinin adil pay alması gerekir.
• Ekonomik büyümeyi esas alan, mutlak yoksulluğu giderecek, göreli yoksulluğu
azaltacak ve yoksul kesimleri ortalama refah seviyesine yaklaştıracak iktisadi
ve sosyal politikaların uyum içinde uygulanması temel ilke olmalıdır.
• Kırsal kesimde yaşayan nüfusun verimliliğini artıracak ve tarımsal üretim
yelpazesini zenginleştirecek mesleki yönlendirme programlarına ve projelere
ağırlık verilerek, ilgili yöre halkının katılımı sağlanmalıdır.
• Bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmak üzere, ekonomik yatırımlar
yanında, eğitim, sağlık ve sosyal hizmet yatırımlarına hız kazandırılmalı.
• Sosyal yardım ve hizmetlerin yoksul kesimlere daha etkin bir şekilde
ulaştırılması sağlanmalıdır.
• Eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerin dar gelirli ve yoksul kesimler için
ulaşabilir olması sağlanacak, bu kesimlerin konut ihtiyacını gidermeye yönelik
projeler teşvik edilmelidir.
KAYNAKÇA
1- ÇENGELCİ, Ethem. Türk Sosyal Yardım Sistemine Genel Bir Bakış. SHÇEK Dergisi
Ankara, 1989
2- ÇENGELCİ, Ethem. Sosyal Hizmetler Ve Çocuk Esirgeme Kurumu. Ankara, 1998
3- ÇENGELCİ, Ethem. Türkiyede Sosyal Yardımlar, Bir Model Geliştirme Denemesi.
Yayımlanmış Doktora Tezi, Ankara, 1985
4- KOŞAR, G. Nesrin Sosyal Hizmetlerde Sosyal Yardım Alanı (Yoksulluk ve Sosyal
Hizmet). Ankara, 2000
5- TOPLUM VE BİLİM. Yoksulluk ve Yoksunluk. Sayı: 89, Yaz, 2001
6- Sosyal Hizmetler ve Yardımlar. Özel İhtisas Komisyonu Raporu. Ankara, 2001
7- Devlet Planlama Teşkilatı. VIII. 5 Yıllık Kalkınma Planı. Ankara. DPT
Yayınları, 2002
8- İLİK, Bülent. Yoksulluğun Genel Belirleyicileri. Hacettepe Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Hizmetler ABD, ( Yayınlanmamış Doktora
Tezi),Ankara, 1992
9- İKİZOĞLU, Musa. Yoksulluk ve Sosyal Yardım İlişkisi. Yayımlanmış Doktora Tezi
Ankara, 2000
10- KARATAŞ, Kasım. Değişen Türkiye’de İnsan Hakları Açısından Sosyal Hizmetler.
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi Yayını, Yayın No: 006,Ankara, 2002
11- COHEN, Daniel. Dünyanın Zenginliği Ulusların Fakirliği. İletişim yayınları,
Ankara, 2000
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.