|
|
SOSYAL REFAH İLE İLGİLİ ULUSLARARASI BELGE KÜNYELERİ
Hazırlayan: EMİNE ICLAL DOGAN/ SOSYAL ÇALIŞMACI
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
GİRİŞ
1-İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ
2-AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ /
İNSAN HAKLARININ VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİNİN KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞME
3-AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ PROTOKOLLERİ:
1. PROTOKOL
4. PROTOKOL
6. PROTOKOL
7. PROTOKOL
4- AVRUPA SOSYAL ŞARTI (AVRUPA SOSYAL HAKLAR SÖZLEŞMESİ)
5- BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ
6- BM ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME
7-ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞMEYE EK ÇOCUK SATIŞI ÇOCUK FAHİŞELİĞİ VE ÇOCUK
PORNOGRAFİSİ İLE İLGİLİ İHTİYARİ PROTOKOL
8- ÇOCUK HAKLARININ KULLANILMASINA İLIŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİ
9- EN KÖTÜ BİÇİMLERDEKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN YASAKLANMASI VE ORTADAN KALDIRILMASINA
İLİŞKİN ACİL EYLEM SÖZLEŞMESİ
10-ÇOCUKLARIN VELAYETİNE İLİŞKİN KARARLARIN TANINMASI VE TENFİZİ İLE ÇOCUKLARIN
VELAYETİNİN YENİDEN TESİSİNE İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
11. MİLLETLERARASI EVLAT EDİNMEDE ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE İŞBİRLİĞİ HAKKINDA
LAHEY SÖZLEŞMESİ
12 - ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER YÖNLENDİRİCİ
İLKELERİ (Riyad İlkeleri)
13- BM HER TÜRLÜ IRK AYRIMCILIĞININ ORTADAN KALDIRILMASINA İLİŞKİN ULUSLARARASI
SÖZLEŞME
14- BM SİYASİ VE MEDENİ HAKLAR SÖZLEŞMESİ / KİŞİ HAKLARI VE SİYASAL HAKLAR
ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ
15- BM KİŞİSEL VE SİYASAL HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİNE, ÖLÜM CEZASININ
KALDIRILMASINI AMAÇLAYAN İKİNCİ SEÇMELİ PROTOKOL
16- BM EKONOMİK, SOSYAL VE KÜLTÜREL HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ
17- BM KADIN HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME [ KADINLARA KARŞI HER ÇEŞİT AYRIMCILIĞIN
ÖNLENMESİ ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ]
18- SIĞINANLARIN STATÜSÜNE İLİŞKİN SÖZLEŞME
19- ÖZÜRLÜ KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ
20 -AVRUPA TEMEL HAKLAR ŞARTI
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
KAYNAKÇA
EKLER
EK1.
MİLLETLERARASI ANDLAŞMALARIN YAPILMASI,
YÜRÜRLÜĞÜ VE YAYINLANMASI İLE BAZI
ANDLAŞMALARIN YAPILMASI İÇİN BAKANLAR
KURULUNA YETKİ VERİLMESİ HAKKINDA KANUN
EK2. ÇALIŞMADA YERALAN 20 BELGENİN İNGİLİZCE İSİMLERİ
ÖNSÖZ
Sosyal devletin belirleyici araçlarından olan sosyal hizmetlerin, sosyal
korumanın insan hakları çerçevesinde yürütülmesine dayanak ve yol gösterici olan
temel uluslar arası belgelerin (sözleşme,antlaşma,bildiri vb.) künyelerini
vererek, bu belgeleri tanıtıcı nitelikte bir derleme hazırlamak amaçlanmistir.
(...)
GİRİŞ
Uluslararası bir sözleşme ya da antlaşma , bir yürütme kodunu ayrıntılarıyla
açıklayan hükümetler arasındaki hukuki bir anlaşmadır .
Bir sözleşmeyi ya da antlaşmayı kabul etmiş olan bir devlet “Taraf Ülke “ olarak
bilinir. Taraf ülkelerin, düzenli aralıklarla , sözleşmenin içerdiği hakların
elde edilmesinin sağlanması amacıyla ne yaptıklarını özetledikleri “ Ülke
Raporları “ iletme konusunda kanuni yükümlülükleri bulunmaktadır . Sözleşmelerin
uygulanması , Ülke raporunu inceleyen sözleşme grupları tarafından izlenir.
http://www.unicef.org/turkey/tr/yasalar
Son yüzyılda insan haklarıyla ilgili temel uluslar arası belgelerin yaratıcısı
olan iki önemli uluslar arası örgüt Birleşmiş Milletler (United Nations) ve
Avrupa Konseyi (Council of Europe)’dir.
Birleşmiş Milletler iki büyük savaşın sonunda galiplerin liderliğinde oluşmuş
bir dünya örgütüdür. Milletler Cemiyeti adıyla doğuşunda I. Savaş'ın sonunda
imzalanan 1920 Versailles Anlaşması'nın yürürlüğe girmesi, Birleşmiş Milletler
olarak örgütlenmesinde ise II. Savaş'ın sonunda 1945 Birleşmiş Milletler
anlaşması vardır. Türkiye Milletler Cemiyeti'ne 1932'de, Birleşmiş Milletler'e
ise kurucu 50 asıl üye arasında yer alarak 1945'te üye olmuştur. Günümüzde dünya
devletlerinin 189'u bu örgüte üyedir.
Birleşmiş Milletler, devletler-üstü değil devletler arası bir örgüt olarak
uluslararası dostluk ilişkilerini genişletmek; ekonomik, toplumsal, kültürel
alanlarda uluslararası işbirliği sağlamak ve üyelerin dış siyasetlerini
yumuşatan bir odak noktası oluşturmak amaçlarıyla kurulmuştur.
Avrupa Konseyi 'nin oluşturulması fikri, İkinci Dünya Savaşı'ndan maddi ve
manevi büyük kayıplarla çıkan Avrupa'da bir daha aynı trajedilerin yaşanmamasını
sağlamak amacıyla ortaya atılmıştır. Avrupa'da gerginliğin ve çatışmanın yerini
güven ve işbirliğinin alması hedeflenmiştir.
Bu ortamda, 5 Mayıs 1949'da 10 Avrupa ülkesi, Belçika, Danimarka, Fransa,
Hollanda, İngiltere, İrlanda, İsveç, İtalya, Lüksemburg ve Norveç Avrupa
Konseyi'ni kuran anlaşmayı imzalamışlardır.
Türkiye, 13 Nisan 1950 tarihinde Avrupa Konseyi'ne katılmıştır. Avrupa
Konseyi'nin statüsü gereği, hukukun üstünlüğü, temel insan hakları ve
özgürlüklerine saygı ilkelerine bağlı tüm Avrupa ülkeleri Konsey'e üye
olabilirler.
Kuruluşunu izleyen 15-20 yıllık dönem zarfında, bünyesinde çeşitli alanlarda
teknik işbirliği gerçekleştirilen ve aynı zamanda siyasi diyalog olanağı da
sağlayan Avrupa Konseyi'nin önemi gittikçe artmıştır.
http://www.mfa.gov.tr/turkce/grupa/ac/01.htm
Üye devletlerinin aynı zamanda Avrupa Konseyi’nde de yer aldığı Avrupa
Birliği’nin en son ve kapsamlı metni olan Temel Haklar Şartı’na da çalışmada yer
verilmiştir.
Uluslararası anlaşmalar ilkece Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerince imzalanmakta,
ancak TBMM onayı ile yürürlük kazanmaktadır. Buna karşın, TBMM 1963 yılında bir
yetki yasası kabul etmiş ve bazı anlaşmaların yapılması için Bakanlar Kurulu
kararını onay işlemi olarak yeterli saymıştır. Dünya ekonomisi ve siyasetinde
yaşanan köklü değişikliklere karşın, bu yasada günümüze dek herhangi bir
değişiklik yapılmamıştır.
"31.5.1963 gün ve 244 sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Yapılması, Yürürlüğü
ve Yayınlanması ile Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Bakanlar Kuruluna Yetki
Verilmesi Hakkında Kanun, RG: 11 Haziran 1963, 11425." (bkz.EK1)
www.yerelnet.org.tr
1- İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A (III) sayılı
kararı ile benimsenmiş ve ilan edilmiştir.
Resmi Gazete: 27 Mayıs 1949-7217
BAŞLANGIÇ
İnsanlık ailesinin tüm üyelerinin niteliğinde bulunan onurunu ve eşit ve
ayrılmaz haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli
olduğunu,
İnsanın zorbalık ve baskıya karşı son bir yol olarak ayaklanmaya başvurmak
zorunda bırakılmaması için İnsan haklarının hukuk düzeniyle korunması
gerektiğini,
Uluslar arasında dostça ilişkileri geliştirmeyi özendirmenin temeli olduğunu,
Birleşmiş Milletler halklarının Birleşmiş Milletler Antlaşmasında temel insan
haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, erkeklerle kadınların hak
eşitliğine olan inancını yeniden belirttiğini ve daha geniş bir özgürlük içinde
toplumsal gelişme ve daha iyi bir yaşam düzeyi sağlamaya karar vermiş olduğunu,
Üye Devletlerin Birleşmiş Milletlerle işbirliği içinde, insan haklarının ve
temel özgürlüklerin evrensel olarak saygı görüp gözetilmesini sağlamayı
yükümlendiklerini,
Bu hak ve özgürlükler konusunda ortak bir anlayış oluşturmanın bu yükümlülüğün
tam olarak gerçekleşmesi için büyük önem taşıdığını göz önüne alarak,
Genel Kurul, Toplumun her bireyi ve her organının bu Bildirgeyi sürekli olarak
göz önünde bulundurarak eğitim ve öğretim yoluyla bu hak ve özgürlüklere saygıyı
geliştirmeye ve ulusal ve uluslararası geliştirici önlemlerle gerek üye Devlet
halkları, gerekse bu Devletlerin yargı yetkisi içindeki ülkelerin halkları
arasında bu hak ve özgürlüklerin evrensel ve etkin biçimde tanınıp gözetilmesini
sağlayamaya çaba göstermeleri amacıyla tüm halklar ve uluslar için bir ortak
başarı ölçüsü olarak bu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini ilan eder.
Bildiri 30 maddeden oluşmaktadır.
2- AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi yaklaşık 800 milyon Avrupa vatandaşının hak ve
özgürlüğünü koruyacak bir sistem kurmuştur. Sözleşmedeki haklarının ihlal
edilmiş olduğuna inanan her şahıs, ulusal mahkemelerde yasal çare imkanlarının
tükenmiş olması şartı ile, Strasbourg'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine
şikayette bulunabilir.
11. Protokol ile yeniden düzenlenen metin
20 Mart 1950'de Roma'da imzalanan Sözleşme, 3 Eylül 1952'de yürürlüğe girdi.
Türkiye, Sözleşmeyi 18 Mayıs 1954'de onayladı. (R.G. 19 Mart 1954-8662)
Sözleşme metni, 21 Eylül 1970'de yürürlüğe giren 3 no'lu Protokol’un 20 Aralık
1971’de yürürlüğe giren 5 no'lu Protokol'un ve 1 Ocak 1990'da yürürlüğe giren 8
no'lu Protokol’un düzenlemelerine uygun olarak değiştirilmişti ve ayrıca,
yürürlüğe girdiği 21 Eylül 1970'ten bu yana 5. maddesinin 3. fıkrasına uygun
olarak Sözleşme'nin bir parçası olan 2 no'lu Protokol’un metnini içermekteydi.
Protokolların getirdiği bütün bu değişikliklerin veya eklemelerin yerini,
yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Kasım 1998’den itibaren 11 no'lu Protokol aldı.
Bu tarihten itibaren, 1 Ekim 1994’te yürürlüğe giren 9 no'lu Protokol
yürürlüktenkaldırıldı.
İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına
İlişkin Sözleşme
(Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi)
11. Protokol ile değiştirilen ve yeniden düzenlenen
sözleşme metni
(yürürlüğe giriş tarihi 1 Kasım 1998)
İNSAN HAKLARININ VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİNİN
KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞME
Roma, 4.XI.1950
Aşağıda imzası bulunan Avrupa Konseyi üyesi hükümetler,
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 10 Aralık 1948’de ilan edilen İnsan
Hakları Evrensel Bildirisi’ni,
Bu Bildiri’nin, metninde açıklanan hakların her yerde ve etkin olarak
tanınmasını ve uygulanmasını sağlamayı hedef aldığını,
Avrupa Konseyi’nin amacının, üyeleri arasında daha sıkı bir birlik kurmak
olduğunu ve insan hakları ile temel özgürlüklerinin korunması ve
geliştirilmesinin bu amaca ulaşma yollarından birini oluşturduğunu göz önüne
alarak,
Dünyada barış ve adaletin asıl temelini oluşturan ve sağlanıp korunabilmesi, her
şeyden önce, bir yandan da insan hakları konusunda ortak bir anlayış ve
ortaklığa saygı esasına bağlı olan bu temel özgürlüklere derin inançlarını bir
daha tekrarlayarak,
Aynı inancı taşıyan ve siyasal gelenekler, idealler, özgürlüklere saygı ve
hukukun üstünlüğü konularında ortak bir mirası paylaşan Avrupa devletlerinin
hükümetleri sıfatıyla, Evrensel Bildiri’de yer alan bazı hakların ortak
güvenceye bağlanmasını sağlama yolunda ilk adımları atmayı kararlaştırarak;
49 maddelik metin üzerinde anlaşmışlardır.
Prof. Dr. Feyyaz GÖLCÜKLÜ - Prof. Dr. A.Şeref GÖZÜBÜYÜK, AVRUPA İNSAN HAKLARI
SÖZLEŞMESİ VE UYGULAMASI, Turhan Kitabevi, Ankara, 1998
(20 KASIM 2000)
3- AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ PROTOKOLLERİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ
1. PROTOKOL
11. Protokol ile yeniden düzenlenen metin
20 Mart 1952'de Paris'te imzalanan bu protokol, 18 Mart 1954'de yürürlüğe girdi.
Türkiye, protokolu 18 Mayıs 1954'de onayladı. (R.G. 19 Mart 1954-8662)
Bu protokolla, Sözleşmeye, "Mülkiyet hakkı", "Eğitim ve öğrenim hakkı" ve
"Serbest seçim yapma hakkı" eklendi. Türkiye, protokolu onaylarken, eğitim ile
ilgili 2. maddesine çekince koyarak, 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Yasası
kurallarının saklı tutulduğunu belirtti.
İNSAN HAKLARININ VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİNİN
KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞME'YE EK PROTOKOL
Paris, 20.III.1952
11. Protokol ile değiştirilen ve yeniden düzenlenen metin
Bu Protokolu imza eden Avrupa Konseyi üyesi hükümetler,
Roma’da 4 Kasım 1950 tarihinde imza edilmiş bulunan İnsan Haklarının ve Temel
Özgürlüklerinin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (aşağıda “Sözleşme” diye
anılmıştır) birinci bölümünde belirtilenler dışında bazı hak ve özgürlüklerin
ortak güvenceye bağlanmasını sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almayı
kararlaştırarak,
6 maddelik metin üzerinde anlaşmışlardır.
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ
4. PROTOKOL
11. Protokol ile yeniden düzenlenen metin
16 Eylül 1963'de Strasbourg'da imzalanan bu protokol, 2 Mayıs 1968'de yürürlüğe
girdi. Türkiye, protokola 23 Şubat 1994 tarih ve 3975 sayılı yasayla katıldı.
Bu protokolla, Sözleşmeye, "Özel hukuk ilişkilerinden doğan yükümlülük nedeniyle
kişi özgürlüğünü kısıtlama yasağı", Serbest dolaşım ve yerleşme hakkı",
"Vatandaşların sınırdışı edilmesi ve ülkeye girmelerinin engellenmesi yasağı",
"yabancıların topluca sınırdışı edilmeleri yasağı" hakları eklendi.
İNSAN HAKLARININ VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİNİN KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞME İLE BU
SÖZLEŞME'YE EK BİRİNCİ PROTOKOL'DA TANINMIŞ BULUNAN HAKLARDAN VE ÖZGÜRLÜKLERDEN
BAŞKA HAK VE ÖZGÜRLÜKLER TANIYAN
Protokol No: 4 Strasbourg, 16.IX.1963
11. Protokol ile değiştirilen ve yeniden düzenlenen metin
Bu Protokol’un imzacıları, Avrupa Konseyi üyesi hükümetler,
Roma’da 4 Kasım 1950 tarihinde imza edilmiş bulunan İnsan Haklarının ve Temel
Özgürlüklerinin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin birinci bölümünde ve 20 Mart
1952 tarihinde Paris’te imzalanmış olan Sözleşme’ye Ek Birinci Protokol’un l’den
3'e kadarki maddelerinde tanınmış bulunanlardan başka bazı hak ve özgürlüklerin
ortak güvenceye bağlanmasını sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almayı
kararlaştırarak,
7 maddelik metin üzerinde anlaşmışlardır.
KAYNAKLAR:
- Prof. Dr. Feyyaz GÖLCÜKLÜ - Prof. Dr. A.Şeref GÖZÜBÜYÜK, AVRUPA İNSAN HAKLARI
SÖZLEŞMESİ VE UYGULAMASI, Turhan Kitabevi, Ankara, 1998
- Doç. Dr. Şeref ÜNAL, AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ, TBMM Basımevi, Ankara,
1995
(20 KASIM 2000)
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ
6. PROTOKOL
11. Protokol ile yeniden düzenlenen metin
28 Nisan 1983'de Strasbourg'da imzalanan bu protokol, 1 Mart 1985'de yürürlüğe
girdi. Türkiye, bu protokola katılmadı.
Bu protokol ile "ölüm cezası" kaldırıldı.
İNSAN HAKLARININ VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİNİN KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞMEYE EK ÖLÜM
CEZASININ KALDIRILMASINA DAİR
Protokol No: 6 Strasbourg, 28.IV.1983
11. Protokol ile değiştirilen ve yeniden düzenlenen metin
Roma’da 6 Kasım 1950’de imzalanan İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin
Korunmasına ilişkin Sözleşme’yi imzalayan Avrupa Konseyi üyesi devletler,
Avrupa Konseyi üyesi devletlerin birçoğunda yer alan gelişmelerin ölüm cezasının
kaldırılması yolunda genel bir eğilimi ifade ettiğini göz önünde bulundurarak,
9 maddelik metin üzerinde anlaşmışlardır.
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ
7. PROTOKOL
11. Protokol ile yeniden düzenlenen metin
22 Kasım 1984'de Strasbourg'da imzalanan bu protokol, 1 Kasım 1988'de yürürlüğe
girdi. Protokol, Türkiye tarafından 19 Ekim 1992'de imzalandı, 23 Şubat 1994 gün
ve 3975 sayılı yasa ile onaylanması uygun bulundu ve 9 Haziran 1994 tarihinde
Bakanlar Kurulu'nca onaylandı.
Bu protokol ile "bir ülkede yasal olarak bulunan yabancının keyfi surette
sınırdışı edilmesi yasağı", "bir suçtan hüküm giyen kimsenin üst mahkemeye
başvurma hakkı", "haksız hüküm giyen kişiye tazminat ödenmesi", "aynı suçtan
dolayı yeniden yargılanma yasağı" ve "evlilikte eşlerin hak eşitliği" hakları
getirildi.
İNSAN HAKLARININ VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİNİN
KORUNMASINA İLİŞKİN SÖZLEŞMEYE EK
Protokol No: 7 Strasbourg, 22.XI.1984
11. Protokol ile değiştirilen ve yeniden düzenlenen metin
4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da imzalanan İnsan Haklarını ve Ana Özgürlüklerini
Koruma Sözleşmesi yoluyla belirli hak ve özgürlüklerin ortak güvenceye
bağlanmasını sağlamak için daha ileri adımlar atmayı kararlaştıran burada imzası
bulunan Avrupa Konseyi üyesi ülkeler;
10 maddelik metin üzerinde anlaşmışlardır.
4- AVRUPA SOSYAL ŞARTI
(AVRUPA SOSYAL HAKLAR SÖZLEŞMESİ)
18 Ekim 1961
Bu Antlaşmayı imzalayan Avrupa Konseyi Üyesi Hükümetler;
Avrupa Konseyinin hedefinin mirası olan ülkü ve ilkeleri gerçekleştirmesi ve
korunması amacıyla üyeleri arasında daha güçle bir birliğin sağlanması ve
özellikle insan hakları ve temel özgürlüklerin gerçekleştirilmesi ve devam
ettirilmesi suretiyle sosyal ve ekonomik gelişmenin sağlanması olduğunu göz
önüne alarak;
Avrupa Konseyi üyesi devletlerin, 4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da imzalanış olan
İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Avrupa Sözleşmesiyle 20 Mart 1952
tarihinde Paris’te imzalanan ek protokolde halklarına bu belgelerde kendilerinin
ortak belirtilen kişisel ve siyasal hak ve özgürlükler sağlamayı kabul
ettiklerini göz önünde bulundurarak;
Hiçbir ırk, renk, cinsiyet, din, siyasal görüş, ulusal soy veya sosyal köken
ayırımı gözetmeksizin sosyal haklardan yararlanma hakkının sağlanması
gerektiğini gözönüne alarak; uygun kuruluş ve faaliyetlerle kent ve kırsal
nüfusun yaşam düzeyini geliştirmek ve sosyal refahını yükseltmek için her türlü
ortak çabada bulunmaya kararlı olarak; aşağıdaki hükümlerde mutabık
kalmışlardır:
5- BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ
20 Kasım 1959
Birleşmiş Milletler halkları Birleşmiş Milletler Antlaşmasında temel insan
haklarına ve insan kişiliğinin saygınlık ve değerine olan inançlarını yinelediği
ve daha geniş bir özgürlük içinde toplumsal ilerlemeyi ve daha iyi bir yaşam
düzeyini sağlamaya karar verdiği için,
Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde herkesin ırk, renk,
cinsiyet, dil, din, siyasal ve başka bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken,
mülkiyet, doğuş ya da benzeri bir statü ayrımı gözetilmeksizin bu Bildirgede öne
sürülen hak ve özgürlüklere yetkili olduğunu ilan ettiği için,
Bedensel ve zihinsel bakımdan henüz olgunlaşmamış olan çocuk, doğumdan önce
olduğu gibi doğumdan sonra da uygun yasal korunma dahil özel gözetim ve bakıma
gereksinme gösterdiği için,
Bu özel gözetimin gereği, 1924 tarihli Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesinde
belirtildiği ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde ve çocukların esenliğiyle
ilgili uzmanlık kuruluşları ve uluslar arası örgütlerin statüsünde tanındığı
için,
İnsanlığın çocuğa verebileceğinin en iyisini vermek gerektiği için, Şimdi bu
gerekçelerle Genel Kurul, Çocuğun mutlu bir çocukluk geçirmesi ve kendisinin ve
toplumun iyiliği için burada öne sürülen hak ve özgürlüklerden yararlanması
amacıyla bu Bildirgeyi ilan eder ve ana ve babaları, kadın-erkek herkesi,
gönüllü örgütleri, yerel makamları ve Hükümetleri bu hakları tanımaya ve
aşağıdaki ilkeler uyarınca giderek alınacak yasal ve başka önlemlerle bu hakları
gözetmeye çağırır.
İlke 1
Çocuk, bu Bildirgede öne sürülen haklardan yararlanır. Her çocuk, kendisinin ya
da ailesinin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş,
ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş ve başka bir statü bakımından
herhangi bir ayrım yapılmaksızın bu haklara sahiptir.
İlke 2
Çocuk, özel olarak korunur, yasalar ve başka yollarla sağlıklı ve normal
biçimde, özgürlük ve saygınlık koşullarında bedensel, zihinsel, ahlaki, manevi
ve toplumsal olarak gelişmesine olanak sağlayacak fırsat ve kolaylıklardan
yararlanır. Bu amaçla çıkarılacak yasalarda, çocuğun çıkarları önde gelir.
İlke 3
Çocuğun doğuştan başlayarak bir isme ve vatandaşlığa hakkı vardır.
İlke 4
Çocuk toplumsal güvenlik olanaklarından yararlanır. Sağlık içinde gelişme ve
yetişme hakkı vardır. Bu amaçla kendisine ve annesine özel bakım ve korunma
olanakları sağlanır. Bu olanaklar doğum öncesi ve doğum sonrası bakımı da
içerir. Çocuğun, yeterli beslenme, barınma, eğlenme ve sağlık hizmetlerine hakkı
vardır.
İlke 5
Bedensel, zihinsel ve toplumsal bakımdan özürlü çocuğa özel durumunun
gerektirdiği gibi davranılır ve özel eğitim ve bakım sağlanır.
İlke 6
Çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu gelişmesi için sevgi ve anlayışa gereksinimi
vardır. Ana-babanın bakım ve sorumluluğu altında ve her durumda yakınlık, maddi
ve manevi güvenlik ortamında elden geldiğince yetiştirilir. Ailesiz ve yeterli
destekten yoksun çocuklara özel bakım sağlamak, toplum ve kamu makamlarının
ödevidir. Çok çocuklu aile çocuklarının korunması amacıyla devletçe ve başka
kaynaklardan yardım sağlanır.
İlke 7
Çocuğun, en azından ilköğretim aşamasında ücretsiz ve zorunlu bir eğitim almaya
hakkı vardır. Çocuğa, genel kültürünü geliştirmeye yarayacak ve eşitlik temeli
üzerinde yeteneklerini, yargı gücünü, manevi ve toplumsal sorumluluk duygusunu
geliştirmesine ve yararlı bir toplum üyesi olmasına olanak sağlayacak bir eğitim
verilir.
Çocuğun eğitiminden ve rehberliğinden sorumlu olanlar için yol gösterici ilke,
çocuğun çıkarlarıdır. Bu sorumluluk her şeyden önce ana -babasınındır.
Çocuk, eğitimle aynı amaçlara yönelik oyun ve eğlenme konusunda tüm olanaklarla
donatılır; toplum ve kamu makamları çocuğun bu haktan yararlanma olanaklarını
artırmaya çaba gösterir.
İlke 8
Çocuk her durumda korunma ve yardımdan ilk yararlanacaklar arasındadır.
İlke 9
Çocuk, her türlü ihmal, zulüm ve sömürüye karşı korunur. Çocuk, her ne biçimde
olursa olsun alım-satım konusu olamaz.
Çocuğun, uygun bir yaş sınırına ulaşmadan önce çalışmasına izin verilmez; hiçbir
durumda sağlık ve eğitimine zarar verecek ve bedensel, zihinsel ya da ruhsal
gelişmesine engel olacak bir işte çalışmasına yol açılıp izin verilemez.
İlke 10
Çocuk ırk, din ve başka herhangi bir ayrımcılığı besleyen uygulamalardan
korunur. Anlayış, hoşgörü ve halklar arasında dostluk, barış ve evrensel
kardeşlik ruhuyla, güç ve yetkilerini insanlığın hizmetine sunması gerektiği
bilinciyle yetiştirilir.
6- BM ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul
edilmiştir.
Türkiye'de anlaşma 27 Ocak 1995 tarihli ve 22184 sayılı Resmi Gazete'de
yayınlanmıştır. Türkiye bu anlaşmayı aşağıdaki çekince ile kabul etmiştir.
İhtiraziKayıt:
Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 17, 29 ve
30. maddeleri hükümlerini T.C. Anayasası ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan
Anlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun olarak yorumlama hakkını saklı
tutmaktadır."
Aşağıdaki metin Resmi Gazete'den aynen alınmıştır.
ÖNSÖZ
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler:
Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilân edilen ilkeler uyarınca insanlık
ailesinin tüm üyelerinin, doğuştan varlıklarına özgü bulunan haysiyetle birlikte
eşit ve devredilemez haklara sahip olmalarının tanınmasının, dünyada özgürlük,
adalet ve barışın temeli olduğunu düşünerek,
Birleşmiş Milletler halklarının, insanın temel haklarına ve bireyin, insan
olarak taşıdığı haysiyet ve değere olan kesin inançlarını Birleşmiş Milletler
Antlaşmasında bir kez daha doğrulamış olduklarını ve daha geniş bir özgürlük
ortamında toplumsal ilerleme ve daha iyi bir yaşam düzeyi sağlama yolundaki
kararlılıklarını hatırda tutarak,
Birleşmiş Milletlerin, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde ve Uluslararası İnsan
Hakları Sözleşmelerinde herkesin, bu metinlerde yer alan hak ve özgürlüklerden
ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka görüş, ulusal ya da toplumsal
köken, mülkiyet, doğuştan veya başka durumdan kaynaklanan ayırımlar dahil,
hiçbir ayırım gözetilmeksizin yararlanma hakkına sahip olduklarını
benimsediklerini ve ilân ettiklerini kabul ederek,
Uluslararası İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde, Birleşmiş Milletlerin,
çocukların özel ilgi ve yardıma hakkı olduğunu ilân ettiğini anımsayarak,
Toplumun temel birimi olan ve tüm üyelerinin ve özellikle çocukların gelişmeleri
ve esenlikleri için doğal ortamı oluşturan ailenin toplum içinde kendisinden
beklenen sorumlulukları tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli koruma ve
yardımı görmesinin zorunluluğuna inanmış olarak,
Çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve
anlayış havasının içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul
ederek,
Çocuğun toplumda bireysel bir yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle
hazırlanmasının ve Birleşmiş Milletler Antlaşmasında ilân edilen ülküler ve
özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla
yetiştirilmesinin gerekliliğini göz önünde bulundurarak,
Çocuğa özel bir ilgi gösterme gerekliliğinin,1924 tarihli, Cenevre Çocuk Hakları
Bildirisinde ve 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel
Kurulunca kabul edilen Çocuk Hakları Bildirisinde belirtildiğini ve İnsan
Hakları Evrensel Bildirisinde, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası
Sözleşmesi'nde (özellikle 23 ve 24 üncü maddelerinde) ve Ekonomik, Sosyal ve
Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmede (özellikle 10 uncu maddesinde)
ve çocukların esenliği ile ilgili uzman kuruluşların ve uluslararası örgütlerin
kurucu ve ilgili belgelerinde tanındığını hatırda tutarak,
Çocuk Hakları Bildirisinde de belirtildiği gibi "çocuğun gerek bedensel gerek
zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle doğum sonrasında
olduğu kadar, doğum öncesinde de uygun yasal korumayı da içeren özel güvence ve
koruma gereksiniminin bulunduğu"nu hatırda tutarak,
Ulusal ve uluslararası düzeyde çocukları aile yanına yerleştirme ve evlât
edinmeye de özel atıfta bulunan Çocuğun Korunması ve Esenliğine İlişkin
Toplumsal ve Hukuksal İlkeler Bildirisi; Çocuk Mahkemelerinin Yönetimi Hakkında
Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Beijing / Pekin Kuralları) ve
Acil Durumlarda ve Silâhlı Çatışma Halinde Kadınların ve Çocukların Korunmasına
İlişkin Bildirinin hükümlerini anımsayarak, Dünyadaki ülkelerin tümünde çok güç
koşullar altında yaşayan ve bu nedenle özel bir ilgiye gereksinimi olan
çocukların bulunduğu bilinci içinde,
Çocuğun korunması ve uyumlu gelişmesi bakımından her halkın kendine özgü
geleneklerinin ve kültürel değerlerinin taşıdığı önemi göz önünde tutarak,
Her ülkedeki, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocukların yaşama
koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası işbirliğinin taşıdığı önemin
bilincinde olarak,
54 maddeden oluşan kurallar üzerinde anlaşmaya varmışlardır.
7- ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞMEYE EK ÇOCUK SATIŞI ÇOCUK FAHİŞELİĞİ VE ÇOCUK
PORNOGRAFİSİ İLE İLGİLİ İHTİYARİ PROTOKOL
ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞMEYE EK ÇOCUK SATIŞI ÇOCUK FAHİŞELİĞİ VE ÇOCUK
PORNOGRAFİSİ İLE İLGİLİ İHTİYARİ PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU
HAKKINDA KANUN
Kanun No. 4755
Kabul Tarihi : 09.5.2002
MADDE 1– 8 Eylül 2000 tarihinde New York’ta imzalanan “Çocuk Haklarına Dair
Sözleşme’ye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili
İhtiyari Protokol”ün ekli beyan yapılmak suretiyle onaylanması uygun
bulunmuştur.
MADDE 2– Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3– Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞMEYE EK ÇOCUK SATIŞI, ÇOCUK FAHİŞELİĞİ VE ÇOCUK
PORNOGRAFİSİ İLE İLGİLİ
İHTİYARİ PROTOKOL
İşbu Protokol’e Taraf olan Devletler,
Taraf Devletlerin, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin amaçlarını daha fazla
gerçekleştirmek ve Sözleşme hükümlerinin, özellikle 1, 11, 21, 32, 33, 34, 35 ve
36 ncı maddelerinin daha iyi uygulanmasını sağlayabilmek amacıyla, çocuk satışı,
çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisinden çocukların korunmasını güvence altına
almak için almaları gereken önlemleri artırmalarının uygun olacağını düşünerek;
Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin, çocukları ekonomik istismardan ve çocuk
açısından tehlike arz edebilecek veya çocuğun eğitimini aksatabilecek veya,
çocuk sağlığına veya fiziksel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ya da sosyal gelişimine
zarar verebilecek herhangi bir işte çalışmaktan korunma hakkını tanıdığını da
göz önünde bulundurarak,
Çocuk satışı, çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisi amacıyla yapılan kayda
değer ve giderek artan uluslararası çocuk ticaretinden ciddi endişe duyarak,
Çocukların özellikle duyarlı oldukları yaygın ve sürekli seks turizmi
uygulamasından çocuk satışını, çocuk fahişeliğini ve çocuk pornografisini
doğrudan teşvik etmesi nedeniyle derin endişe duyarak,
Kız çocukları dahil olmak üzere, özellikle duyarlılık taşıyan birtakım grupların
cinsel istismara maruz kalma hususunda daha büyük bir risk altında olduklarını
ve kız çocuklarının cinsel açıdan istismar edilenler arasında orantısız ölçüde
temsil edildiklerini kabul ederek,
Çocuk pornografisinin internette ve diğer gelişen teknolojiler üzerinde artan
erişilebilirliğinden endişe duyarak ve internet üzerinde Çocuk Pornografisiyle
Mücadele Uluslararası Konferansını (Viyana, 1999) ve özellikle de, bu
konferansın çocuk pornografisinin üretiminin, dağıtımının, ihracatının,
naklinin, ithalatının, kasıtlı zilyetliğinin ve reklamının tüm dünyada suç
olarak kabul edilmesi için çağrıda bulunan sonuç kararını anımsayarak ve
hükümetler ile internet endüstrisi arasında daha yakın işbirliği ve ortaklığın
önemini vurgulayarak,
Çocuk satışı, çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisinin ortadan kaldırılmasının,
az gelişmişlik, yoksulluk, ekonomik eşitsizlikler, adil olmayan sosyo-ekonomik
yapı, gereği gibi işlemeyen aile yapısı, eğitim eksikliği, kır-kent arası göç,
cinsiyet ayrımcılığı, yetişkinlerin sorumsuz cinsel davranışları, zararlı
geleneksel uygulamalar, silahlı çatışmalar ve çocuk ticareti dahil, bu durumu
ağırlaştıran etkenleri ele alan bütüncül bir yaklaşım benimsemekle
kolaylaşacağına inanarak,
Çocuk satışına, çocuk fahişeliğine ve çocuk pornografisine olan tüketici
talebini azaltmak amacıyla kamuoyundaki bilinci artırmak için çaba göstermek
gerektiğine ve tüm taraflar arasındaki küresel ortaklığın güçlendirilmesinin ve
ulusal düzeyde hukukun uygulanmasının geliştirilmesinin de önemine inanarak,
Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinmede İşbirliği Hakkında Lahey
Sözleşmesi, Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine ilişkin Lahey Sözleşmesi,
Çocukların Korunması için Tedbirler ve Ebeveyn Sorumluluğu ile ilgili İşbirliği,
Tanıma, Tenfiz, Uygulanabilir Kanun ve Mahkeme Yetkisine ilişkin Lahey
Sözleşmesi, Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO )182 sayılı En Kötü Biçimlerdeki
Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Acil Eylem
Sözleşmesi gibi çocukların korunmasına ilişkin uluslararası yasal düzenlemelerin
hükümlerini kaydederek,
Çocuk haklarının ilerletilmesi ve korunmasına yönelik geniş çaplı bağlılığı
ortaya koyan Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye gösterilen güçlü destekten cesaret
alarak,
Çocukların Satışını, Çocuk Fahişeliğini ve Çocuk Pornografisini Önlemek için
Eylem Programının hükümlerinin ve Çocukların Ticari Amaçlı Cinsel İstismarına
Karşı 1996 Stockholm Kongresi Bildirisi ve Eylem Gündeminin ve ilgili
uluslararası organların bu konulardaki diğer karar ve tavsiyelerinin
uygulanmasının önemini kabul ederek,
Çocuğun korunması ve uyumlu gelişimi için her halkın geleneklerinin ve kültürel
değerlerinin önemini gerektiği gibi dikkate alarak,
17 madde üzerinde anlaşma sağlamışlardır.
http://www.izmirbarosu.org.tr/mevzuat/kanun_4755.htm
8- ÇOCUK HAKLARININ KULLANILMASINA İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİ
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi 25 Ocak 1996'da imzaya
açıldı. Türkiye, Sözleşme'yi 9 Haziran 1999'da imzaladı, 18 Ocak 2001'de
"beyanda bulunulmak suretiyle" onayladı.
Sözleşmenin onaylanmasına ilişkin 4620 sayılı yasa, 18 Ocak 2001'de TBMM'de
kabul edildi. Yasa, 1 Şubat 2001'de Resmi Gazete'de yayımlandı. (Sayı: 24305)
Sözleşmede, çocukların birey ve insan olarak haklarının korunması için, adli bir
makam önünde kendilerini ilgilendiren davalarda bazı usuli haklar tanınması, bu
hakların bizzat kendileri veya diğer şahıslar ya da kurumlar aracılığı ile
kullanılmasının kolaylaştırılması konularında hükümler yer alıyor.
Sözleşme, çocukların adli bir makam önünde boşanma, velayet ve şahsî ilişki
kurulması gibi kendilerini etkileyen aile hukuku davalarına katılmak, tercih ve
görüşlerini açıklamak ve bilgilendirmek olanağı tanınmak ve görüş ve arzuları da
dikkate alınmak suretiyle çocuğun en fazla yararına olabilecek çözümlerin
bulunması amacına yönelik bulunuyor.
Strazburg, 25.1.1996
Önsöz
Avrupa Konseyi'nin üye Devletleri ve bu Sözleşmeyi imzalayan diğer Devletler,
Avrupa Konseyi'nin amacının, üyeleri arasında daha sıkı bir birlik kurmak
olduğunu göz önüne alarak,
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesini ve özellikle, bu Sözleşme'nin
Taraf Devletlerin yasal, idari ve Sözleşme ile tanınan diğer hakları uygulamaya
geçirmelerini isteyen 4 üncü maddesini dikkate alarak;
Parlamenter Meclis'in çocuk haklarına ilişkin 1121 (1990) sayılı Tavsiye
Kararı'nın içeriğini kaydederek,
Çocukların haklarının ve yüksek çıkarlarının geliştirilmesi gerektiğine ve bu
vesileyle çocukların özellikle kendilerini ilgilendiren ailevi işlemlerde olmak
üzere, bu hakları kullanma olanağına sahip olmaları gereğine inanarak,
Çocukların haklarının ve yüksek çıkarlarının geliştirilmesi için gerekli
bilgiler edinmeleri ve çocukların görüşlerinin usulüne uygun şekilde ele
alınması gerektiğini teslim ederek,
Ailelerin çocuklarının hakları ile yüksek çıkarlarının korunmasında ve
geliştirilmesindeki rolünün önemini teslim ederek ve lüzumu halinde Devletlerin
de bu koruma ve geliştirmeye iştirak etmeleri gerektiğini göz önüne alarak,
Bununla birlikte, anlaşmazlık durumunda, ailelerin sorunu bir adli merciinin
önüne getirmeden çözüm bulmayı denemelerinin uygun olacağını göz önünde tutarak,
26 maddelik metin üzerinde anlaşmışlardır.
Türkiye’nin Sözleşmeyi onaylayacağına dair BEYAN METNİ şöyledir:
"Türkiye Cumhuriyeti, Sözleşme'nin 1. Maddesinin 4. Paragrafı uyarınca,
Sözleşme'nin adli bir makam önünde aşağıdaki kategori aile hukuku davalarında
uygulanacağını beyan eder.
1. Boşanma davaları,
2. Ayrılık davaları,
3. Çocukların velayetine ilişkin davalar,
4. Ebeveynle çocuk arasında kişisel ilişki kurulması,
5. Babalığın mahkeme kararı ile kurulmasına ilişkin davalar" .
9- EN KÖTÜ BİÇİMLERDEKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN YASAKLANMASI VE ORTADAN KALDIRILMASINA
İLİŞKİN ACİL EYLEM SÖZLEŞMESİ
KÖTÜ ŞARTLARDAKİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN YASAKLANMASI VE ORTADAN KALDIRILMASINA
İLİŞKİN ACİL ÖNLEMLER SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
Kanun No. 4623 Kabul Tarihi : 25.1.2001 Resmi Gazete Tarihi: 03.02.2001
Uluslararası Çalışma Örgütünün 1999 yılında Cenevre'de yapılan 87 nci Genel
Konferansında kabul edilen 182 sayılı "Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin
Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Sözleşmesi"nin
onaylanması uygun bulunmuştur.
Uluslararası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Cenevre'de toplantıya
çağrılan Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı, 1 Haziran 1999 tarihinde
yaptığı 87 nci Oturumunda;
Çocuk İşçiliğine ilişkin mevcut temel belgeler olmaya devam eden 1973 tarihli
İstihdama Kabulde Asgarî Yaş Haddine İlişkin Sözleşme ve Tavsiye Kararını
tamamlamak üzere uluslararası işbirliği ve yardımlaşma da dahil ulusal ve
uluslararası eylemler için temel öncelik olmak üzere en kötü biçimlerdeki çocuk
işçiliğinin yasaklanması ve ortadan kaldırılması ile ilgili yeni belgeler kabul
edilmesi gerektiğini göz önünde bulundurularak ve
En kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğinin aynı zamanda ailelerin ihtiyaçlarına
cevap vererek ücretsiz temel eğitimin önemine ve buna maruz çocukların bütün bu
işlerden uzaklaştırılmaları gereğini ve onların rehabilitasyonlarını ve sosyal
uyumlarının sağlanmasını dikkate almak suretiyle derhal ve kapsamlı bir eylem
yapılmasını gerekli kıldığını göz önünde bulundurarak,
Uluslararası Çalışma Konferansının 1996 yılında yapılan 83 üncü Oturumunda kabul
edilen çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasına ilişkin kararını hatırlatarak ve
Çocuk işçiliğinin büyük ölçüde yoksulluktan kaynaklandığını ve uzun vadeli
çözümünün sosyal gelişmeye ve özellikle yoksulluğun azaltılmasına ve evrensel
eğitime imkân tanıyan sürekli ekonomik büyümede yattığını kabul ederek ve
20 Kasım 1989 tarihinde yapılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen
Çocuk Hakları Sözleşmesini hatırlatarak ve
Uluslararası Çalışma Konferansının 1998 yılında yapılan 86 ncı Oturumunda kabul
edilen Çalışmaya İlişkin Temel Haklar ve İlkeler ILO Bildirgesi ve İzlemesini
hatırlatarak ve
En kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğine diğer uluslararası belgelerde ve özellikle
1930 tarihli Zorla Çalışma Sözleşmesi, 1956 tarihli Birleşmiş Milletler Kölelik
ve Köle Ticareti ile Kölelik Benzeri Kurumların ve Uygulamaların Ortadan
Kaldırılması Ek Sözleşmesinde yer verildiğini hatırlatarak,
Oturum gündeminin dördüncü maddesini oluşturan çocuk işçiliği konusunda yapılan
bazı önerileri kabule karar vererek,
Bu önerilerin bir uluslararası Sözleşme biçimini almasını kararlaştırarak,
Bindokuzyüzdoksandokuz yılı işbu Haziran ayının onyedinci günü En Kötü
Biçimlerdeki Çocuk İşçiliği Sözleşmesi, 1999 olarak adlandırılabilecek
16 maddelik metni kabul etmiştir.
10-ÇOCUKLARIN VELAYETİNE İLİŞKİN KARARLARIN TANINMASI VE TENFİZİ İLE ÇOCUKLARIN
VELAYETİNİN YENİDEN TESİSİNE İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİ
ÇOCUKLARIN VELAYETİNE İLİŞKİN KARARLARIN TANINMASI VE TENFİZİ İLE ÇOCUKLARIN
VELAYETİNİN YENİDEN TESİSİNE İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
Kanun No. 4433 Kabul Tarihi : 4.8.1999
MADDE 1. – 20 Ekim 1997 tarihinde Strazburg’da imzalanan “Çocukların Velayetine
İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velayetinin Yeniden
Tesisine İlişkin Avrupa Sözleşmesi” nin onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
AVRUPA KONSEYİ
NO : 105
ÇOCUKLARIN VELAYETİNE İLİŞKİN KARARLARIN TANINMASI VE TENFİZİ İLE ÇOCUKLARIN
VELAYETİNİN YENİDEN TESİSİNE İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİ
LÜKSEMBURG 20.5.1980
İşbu Sözleşmede imzası bulunan Avrupa Konseyi Üyesi Devletler,
Avrupa Konseyi Üyesi Devletlerde, çocuğun çıkarının göz önüne alınmasının,
velayeti konusundaki kararlarda, hayatî önemi haiz olduğunu kabul ederek,
Çocuğun velayeti konusundaki kararların tanınması ve tenfizini kolaylaştırmaya
yönelik önlemlerin alınmasının, çocukların çıkarının daha iyi korunmasını
sağlayacağını göz önüne alarak,
Bu amaçla, ebeveynin ziyaret hakkının velayet hakkının normal sonucu olduğunu
belirtmenin temenniye layık olduğunu görerek,
Çocukların haksız olarak uluslararası sınırlar ötesine götürülmesi olaylarındaki
artışı ve bu gibi hallerin ortaya çıkardığı sorunların uygun biçimde
çözümlenmesinde karşılaşılan güçlükleri gözleyerek,
Çocukların velayetinin, bu velayet keyfi olarak kesildiği takdirde, yeniden
tesisini sağlayacak uygun önlemleri getirmek isteği ile, Bu amaçla çeşitli
gereksinimlere ve çeşitli şartlara uygun önlemler alınmasının yararına inanarak;
Makamlar arasında hukukî işbirliği ilişkileri tesisine istekli olarak,
30 maddelik metin üzerinde mutabık kalmışlardır.
http://www.izmirbarosu.org.tr/mevzuat/kanun_4433.htm
11 - ULUSLARARASI EVLAT EDİNMEDE ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE İŞBİRLİĞİ HAKKINDA
LAHEY SÖZLEŞMESİ
Sözleşme, ülkelerarası evlat edinmeye dahil olan ülkelerle işbirliği kurmayı
amaçlamaktadır.
Bu Sözleşmeyi imzalayan devletler;
Çocuğun kişiliğinin tam anlamıyla ve uyum içinde gelişmesi için bir aile ortamı
içinde , mutluluk , sevgi ve anlayış içindeki bir çevrede büyümesi gerektiğini
kabul ederek,
Her Devletin önceliğe sahip konu olarak , çocuğun kendi asıl ailesinin bakımı
altında kalmasının sağlanması için uygun önlemleri alması gerektiğini göz önünde
tutarak,
Milletlerarası evlat edinmenin , çocuğun doğduğu ülkede uygun bir ailenin
bulunamadığı durumlarda çocuğa kalıcı bir aileye sahip olma avantajını
sağlayabileceğini kabul ederek,
Milletlerarası evlat edinmelerin çocuğun ana menfaatlerine uygun olarak ve onun
temel haklarına riayet edilerek yapılmasını sağlamak ve çocuk kaçırma, çocuk
satma ile çocuk ticaretinin önlemek için gereken tedbirleri almanın zorunlu
olduğuna kani olmuşlardır.
Uluslararası belgelerde beyan edilmiş olan prensipleri , özellikle de 20 Kasım
1989 tarihli Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesini ve Koruyucu Aile (Foster)
Yerleştirmesi ve Ulusal ve Uluslararası olarak Evlat Edinme Hakkında Özel
Referansla birlikte ( Genel Kurul Önergesi 41/85, 3 Aralık 1986 ) Çocuğun
Korunması ve Refahı hakkındaki Sosyal ve Hukuki Prensiplerle ilgili Birleşmiş
Milletler Deklarasyonunu dikkate alarak bu hususta ortak hükümler tesis etmek
arzusu ile;
48 maddeden oluşan Sözleşme üzerinde anlaşma sağlanmıştır.
http://www.die.gov.tr/CIN/CIN-tr/Hague.html
12 - ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER YÖNLENDİRİCİ
İLKELERİ (Riyad İlkeleri)
Bu yönetmelikler çocuk suçluluğuna kapsamlı, aktif bir yaklaşım sunmaktadır.
BM Genel Kurulu’nun 14 Aralık 1990 tarih ve 45/112 sayılı kararıyla kabul ve
ilân edilmiştir.
Genel Kurul,
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Uluslararası Kişisel ve Siyasal Haklar
Sözleşmesi ve Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ile
genç insanların haklarına ve esenliklerine ilişkin, Uluslararası Çalışma Örgütü
standartları dahil diğer uluslararası belgeleri dikkate alarak,
Ayrıca, Çocuk Hakları Bildirgesi’ni, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi ve
Birleşmiş Milletler Çocuk Ceza Adaleti Sisteminin Uygulanması Hakkında Asgarî
Standart Kurallar’ı (Pekin / Beijing Kuralları) dikkate alarak,
Genel Kurul’un, Suçların Önlenmesi ve Suçlulara Muamele 7. Birleşmiş Milletler
Kongresi tarafından tavsiye edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Ceza Adaleti
Sisteminin Uygulanması Hakkında Asgarî Standart Kurallar’ı kabul ettiği 29 Kasım
1983 tarih ve 40/33 sayılı Genel Kurul kararını anımsatarak,
Genel Kurul’un, 29 Kasım 1985 tarih ve 40/35 sayılı kararıyla, çocuk
suçluluğunun önlenmesi alanında özel programlar ve uygulamalar geliştirmelerinde
Üye Devletler’e yardımcı olacak, yardım, bakım ve topluluk katılımını vurgulayan
standartların belirlenmesi yönünde çağrıda bulunduğunu; bu arada Ekonomik ve
Sosyal Konsey’den, standartların yaşama geçirilmesinde kaydedilen mesafeyi
Suçların önlenmesi ve Suçlulara Muamele 8. Birleşmiş Milletler Kongresi’ne
iletmesi talebinde bulunduğunu anımsatarak,
Ayrıca, Ekonomik ve Sosyal Konsey’in, 21 Mayıs 1986 tarih ve 1986/10 sayılı
kararıyla, 8. Kongreden, çocuk suçlarının önlenmesiyle ilgili standartları kabul
gözüyle değerlendirmesini talep ettiğini anımsatarak,
Çocuk suçluluğunun önlenmesi için ulusal, bölgesel ve uluslararası nitelikte
yaklaşımlara ve stratejilere gerek duyulduğunu belirleyerek,
Her çocuğun, ücretsiz eğitim başta olmak üzere temel insan haklarına sahip
olduğunu teyit ederek,
Yasalarla herhangi bir sorun yaşasınlar ya da yaşamasınlar, kendi başına
bırakılan, ihmale uğrayan, istismar edilen, uyuşturucu kullanımına sürüklenen,
marjinal koşullarda yaşayan ve genel olarak sosyal risklerle karşılaşan çok
sayıda çocuk olduğunu bilerek,
Suçluluğun önlenmesi ve toplumun esenliği yönünde benimsenen ilerici
politikaların sağladığı yararları dikkate alarak,
1. Suç Önleme ve Denetim Komitesi ile Genel Sekreter’in, çocuk suçluluğunun
önlenmesi alanındaki yönlendirici ilkelerin geliştirilmesinde başardıkları
önemli işleri memnuniyetle kaydederek;
2. Riyad’daki Güvenlik Çalışmaları ve Eğitim Merkezi’nin, Viyana’daki Birleşmiş
Milletler ofisi ile işbirliği içinde, 28 Şubat - 1 Mart 1989 tarihlerinde
Riyad’da toplanan Çocuk Suçluluğu Uzmanları Uluslararası Toplantısı’na ev
sahipliği yaparak sağladığı katkılar dolayısıyla teşekkürlerini sunar;
3. Bu kararın ekinde yer alan ve Riyad İlkeleri olarak anılacak Çocuk
Suçluluğunun Önlenmesine İlişkin Birleşmiş Milletler İlkeleri’ni kabul eder;
4. Üye Devletler’e, kapsamlı suç önleme planlarında, bu İlkeleri ulusal
yasalarına, politikalarına ve uygulamalarına yansıtmaları; bu İlkeleri,
politikaları belirleyenler, çocuk ceza adaleti sisteminde çalışanlar,
eğitimciler, kitle iletişim araçları, uygulayıcılar ve akademisyenler dahil
olmak üzere en geniş kesime tanıtmaları çağrısında bulunur;
5. İlkelerin, Birleşmiş Milletler’in bütün resmî dilleriyle mümkün olan en geniş
biçimde tanıtılması için Genel Sekreter’den talepte bulunur ve Üye Devletler’i
de bu yöndeki çalışmalara davet eder;
6. Ayrıca, İlkelerin yaşama geçirilmesi için uyumlu çabalar gösterilmesini
sağlamak üzere Genel Sekreter’den talepte bulunur ve başta Birleşmiş Milletler
Çocuk Fonu olmak üzere ilgili bütün kuruluşlarla bireysel uzmanlara aynı yönde
çağrıda bulunur;
7. Ayrıca, Genel Sekreter’den, sosyal risk içeren belirli durumlara, çocukların
sömürülmelerine, bu arada çocukların suç araçları olarak kullanıldıkları
durumlara ilişkin araştırmaların yoğunlaştırılması, böylece kapsamlı karşı
önlemler alınarak bunları Suçların Önlenmesi ve Suçlulara Muamele 9. Birleşmiş
Milletler Kongresi’ne iletilmesi talebinde bulunur;
8. Ayrıca, Genel Sekreter’den, çocuk ceza adaletine ilişkin olup, Çocuk
Suçluluğunun Önlenmesine İlişkin Birleşmiş Milletler Yönlendirici İlkeleri’ni (Riyad
İlkeleri), Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin
Birleşmiş Milletler Kuralları’nı ve bu belgelerde yer alan hükümlerin
yorumlarını içeren toplu bir çocuk ceza adaleti standartları elkitabı çıkartması
talebinde bulunur;
9. Birleşmiş Milletler Sistemi içindeki ilgili bütün organları, buradaki
kararların yaşama geçirilmesi için gerekli önlemleri almak üzere Genel
Sekreter’le işbirliği yapmaya davet eder;
10. İnsan Hakları Komisyonu Azınlıkların Korunması ve Azınlıklara Ayrımcılık
Yapılmasını Önleme Alt Komitesi’ni, hükümlerini yaygınlaştırmak üzere bu yeni
uluslararası belgeyi dikkate almaya davet eder;
11. Üye Devletler’i, İlkelerde yer alan hükümlerle ilgili pratik meselelere ve
politika konularına ilişkin teknik ve bilimsel grup çalışmalarını, pilot ve
örnek nitelikteki projeleri desteklemeye; gençlerin özel gereksinimlerine,
sorunlarına ve duyarlılıklarına yanıt vermek üzere geliştirilmiş topluluk
temelli hizmetlere yardımcı olmaya hararetle davet eder ve Genel Sekreter’den bu
yöndeki çabaların eşgüdümünü sağlamasını talep eder;
12. Ayrıca, Üye Devletler’i, ilkelerin yaşama geçirilmesi konusunda Genel
Sekreter’i bilgilendirmeye ve elde edilen sonuçları düzenli olarak Suç Önleme ve
Kontrol Komitesi’ne bildirmeye davet eder;
13. Suç Önleme ve Kontrol Komitesi’ne, Dokuzuncu Kongre’den, Riyad İlkeleri’nin
yaygınlaştırılması ve yerleştirilmesi ve bu kararda yer alan tavsiyelerin yaşama
geçirilmesi alanında alınan mesafe konusunda bilgi talep etmesini ve bu
hususları ayrı bir madde ile sürekli gündemde tutmasını istemesini tavsiye eder.
Metin 66 maddeden oluşmaktadır.
http://www.die.gov.tr/CIN/CIN-tr/Riyad.html
13-HER TÜRLÜ IRK AYRIMCILIĞININ ORTADAN KALDIRILMASINA İLIŞKIN ULUSLARARASI
SÖZLEŞME
Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası
Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 21 Aralık 1965'de oybirliğiyle
kabul edilerek, 7 Mart 1966'da imzaya açıldı. 4 Ocak 1969 tarihinde yürürlüğe
giren Sözleşmeyi,
Türkiye,13 Ekim 1972'de imzaladı.
Sözleşme, Birleşmiş Milletler’in insan hakları alanındaki ilk sözleşmesidir.
Taraf ülkeler, Sözleşme uyarınca, kişiler, gruplar veya kurumlar aleyhinde ırk
ayrımcılığı içeren hiçbir uygulamada bulunmamayı; ayrımcılığı desteklememeyi;
kişiler, gruplar veya kuruluşlar tarafından yapılan ırk ayrımcılığını
yasaklamayı ve ulusal ve yerel düzeydeki hükümet politikalarını gözden
geçirerek, ırk ayrımcılığına neden olabilecek mevzuatlarını ilga etmeyi
üstlenmektedirler.
"Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası
Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı", 57. Hükümet
tarafından 12 Ekim 2001'de TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Tasarı, TBMM Genel Kurul
gündeminde görüşüldü. Kanun No. 4750 Kabul Tarihi : 3.4.2002
Resmi Gazete Tarihi: 9.04.2002
Sözleşmenin onaylanması konusu, Türkiye'nin "AB Ulusal Programı"nda da yer
alıyordu.
Türkiye, Sözleşmeye iki "beyan" ve bir "çekince" koydu.
21 Aralık 1965 tarih ve 2106 (XX) sayılı
BM Genel Kurul kararı uyarınca kabul edilerek imza ve onaya açılmıştır.
19. madde uyarınca, 4 Ocak 1969 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Sözleşmeye Taraf Devletler,
Birleşmiş Milletler Şartı'nın tüm insanların onur ve eşitlik ilkelerine
dayandığı ve tüm üye devletlerin, birlikte veya ayrı olarak, Teşkilatla
işbirliği halinde, Birleşmiş Milletler'in amaçlarından biri olan herkesin
evrensel insan haklarına ve temel özgürlüklerine, ırk, cinsiyet, dil veya din
ayrımı yapılmaksızın saygı gösterilmesinin geliştirilmesi ve desteklenmesi
doğrultusunda faaliyette bulunmayı taahhüt ettiklerini göz önünde bulundurarak,
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin bütün insanların özgür, onur ve haklar
bakımından eşit doğduklarını ve herkesin, hiçbir ayrım ve özellikle ırk, renk ve
ulusal köken ayrımı yapılmaksızın, burada kayıtlı haklardan ve özgürlüklerden
yararlanacaklarını ilan ettiğini göz önünde bulundurarak,
Herkesin yasalar önünde eşit olduğunu ve herhangi bir ayrımcılık veya
ayrımcılığa teşvik karşısında yasaların eşit korumasından yararlanma hakkına
sahip olduğunu göz önünde bulundurarak,
Birleşmiş Milletler'in sömürgeciliği ve buna bağlı her türlü ırkçı ve ayrımcı
uygulamayı, her ne şekilde ve nerede olursa olsun kınadığını ve Sömürge Yönetimi
Altındaki Ülkelere ve Halklara Bağımsızlık Verilmesine İlişkin 14 Aralık 1960
tarihli Bildirge'nin (1514 (XV) sayılı Genel Kurul kararı) bu tür uygulamaların
süratle ve koşulsuz şekilde sona erdirilmesi gerekliliğini teyit ve ciddiyetle
ilan etmiş olduğunu göz önünde bulundurarak,
Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin 20 Kasım 1963
tarihli Birleşmiş Milletler Bildirgesi'nin (1904 (XVIII) sayılı Genel Kurul
kararı) tüm dünyada, ırkçı ayrımcılığın her türünün ve şeklinin süratle ortadan
kaldırılması ve insan onuruna saygının temininin gerekliliğini ciddiyetle teyit
ettiğini göz önünde bulundurarak,
Irk farklılığına dayalı her türlü üstünlük öğretisinin bilimsel açıdan yanlış
olduğuna, etik açıdan kınanması gerektiğine, sosyal açıdan gayri adil ve
tehlikeli olduğuna, hiç bir yerde, teoride ve uygulamada ırk ayrımcılığı için
bir mazeret bulunmadığına inanarak, İnsanlar arasında ırk, renk ve etnik kökene
dayalı ayrımcılığın uluslararasında barışçı ve dostça ilişkiler geliştirilmesine
bir engel oluşturduğunu, barışı ve güvenliği ve aynı ve tek bir devlet içinde
bir arada yaşayan insanların uyumunu bozabileceğini teyit ederek,
Irkçı engellerin varlığının her insan toplumunun ideallerine aykırı olduğuna
inanarak,
Dünyanın bazı bölgelerinde hala var olan ırk ayrımcılığı ve apartheid,
ayrımcılık veya ayrım politikaları gibi ırk üstünlüğü veya ırk düşmanlığı
üzerine kurulu hükümet politikalarından kaygılanarak,
Irklar arasında anlayış ortamını desteklemek ve her türlü ırkçı dışlamadan ve
ırk ayrımcılığından arınmış bir uluslararası toplum inşa etmek amacıyla, ırk
ayrımcılığının her şekil ve oluşumunu süratle ortadan kaldırmak için gerekli tüm
önlemleri almak, tüm ırkçı öğretileri ve uygulamaları önlemek ve bunlarla
mücadele etmek kararlılığında olarak,
Uluslararası Çalışma Örgütü ILO tarafından 1958 yılında kabul edilen İstihdam ve
Mesleki Ayrımcılığa İlişkin Sözleşme ile Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve
Kültür Teşkilatı UNESCO tarafından 1960 yılında kabul edilen Eğitimde
Ayrımcılığa Karşı Sözleşme'yi hatırda tutarak,
Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması için BM Deklarasyonunda yer
alan ilkeleri uygulamak ve bu amaçla en kısa zamanda pratik önlemlerin kabul
edilmesini sağlamak arzusuyla,
25 maddelik metin üzerinde anlaşmışlardır.
Türkiye’nin Sözleşmeye ilişkin Beyanları ve Çekincesi:
Birinci Beyan
Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası
Sözleşme'nin onayı sırasında Türkiye Cumhuriyeti tarafından yapılan beyanın
metni
Türkiye Cumhuriyeti, işbu Sözleşme'nin hükümlerini yalnızca diplomatik ilişkisi
bulunan Taraf Devletlere karşı uygulayacağını beyan eder.
İkinci Beyan
Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası
Sözleşme'nin onayı sırasında Türkiye Cumhuriyeti tarafından yapılan beyanın
metni
Türkiye Cumhuriyeti, işbu Sözleşme'nin ancak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın
ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yasal ve idari düzeninin yürürlükte olduğu ülkesel
sınırlar itibariyle onaylanmış bulunduğunu beyan eder.
Çekince
Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası
Sözleşme'nin onayı sırasında Türkiye Cumhuriyeti tarafından Sözleşme'nin 22.
maddesi ile ilgili olarak konan çekincenin metni
Türkiye Cumhuriyeti, kendisini işbu Sözleşme'nin 22. maddesi ile bağlı
saymamaktadır. Sözleşme'nin yorumlanması ya da uygulanması ile ilgili olarak
ortaya çıkabilecek ve Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu bir uyuşmazlığın
Uluslararası Adalet Divanı'na intikal ettirilebilmesinden önce her durumda
Türkiye Cumhuriyeti'nin açık muvafakatının sağlanması gerekmektedir.
________________________________________
İnsan Hakları Derneği http://www.ihd.org.tr/belge/irkayrimciligi.html
14- BM SİYASİ VE MEDENİ HAKLAR SÖZLEŞMESİ
[ KİŞİ HAKLARI VE SİYASAL HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ ]
Türkiye, insan hakları ve demokratikleşme konusunda evrensel normları belirleyen
en önemli uluslararası belgelerden biri olarak kabul edilen "Birleşmiş Milletler
Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi"ni 15 Ağustos 2000 tarihinde imzaladı.
Bugüne kadar BM üyesi 188 ülkeden 144'ünün imzaladığı Sözleşme, TBMM'de
onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek.
SİYASİ VE MEDENİ HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ
BM Genel Kurulu'nun 16 Aralık 1966 tarihli ve 2200 A (XXI) sayılı
Kararıyla kabul edilmiş ve imzaya, onaya ve katılmaya açılmıştır.
Yürürlüğü giriş: 23 Mart 1976
BAŞLANGIÇ
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler,
Birleşmiş Milletler Şartı’nda ilan edilen prensiplere göre insanlık ailesinin
bütün üyelerinin doğuştan sahip oldukları insanlık onurunu ve eşit ve
vazgeçilmez haklarını tanımanın, yeryüzündeki özgürlük, adalet ve barışın temeli
olduğunu dikkate alarak,
Bu hakların insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onurundan türediğini kabul
ederek,
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ne uygun bir biçimde, korkudan ve yoksulluktan
kurtulma özgürlüğünü kullanabilen özgür insan idealinin ekonomik ve sosyal ve
kültürel hakları ile birlikte kişisel ve siyasal haklarını da kullanabildiği
şartların yaratılması halinde gerçekleştirilebileceğini kabul ederek,
Birleşmiş Milletler Şartı’na göre Devletlerin insan haklarına ve özgürlüklerine
her yerde saygı gösterilmesini sağlama ve bu haklara ve özgürlüklere uygun
davranma yükümlülüğünü dikkate alarak,
İçinde yaşadıkları topluma ve diğer bireylere karşı ödevleri bulunan bireylerin,
bu Sözleşmede tanınmış olan hakları ilerletme ve bu haklara uyulmasını sağlamak
için çaba gösterme sorumluluğu bulunduğunun farkında olarak,
53 metin üzerinde anlaşmışlardır.
(BU METİN, BM MÜLTECİLER YÜKSEK KOMİSERLİĞİ TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ TARAFINDAN
YAYINLANAN "SIĞINMA VE MÜLTECİ KONULARINDAKİ ULUSLARARASI BELGELER VE HUKUKİ
METİNLER" ADLI YAYINDAN ALINMIŞTIR)
BM TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ www.un.org.tr
15- BM KİŞİSEL VE SİYASAL HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİNE, ÖLÜM CEZASININ
KALDIRILMASINI AMAÇLAYAN İKİNCİ SEÇMELİ PROTOKOL
15 Aralık 1989
Bu Protokole Taraf Devletler, Ölüm cezasının kaldırılmasının insan onurunun
yüceltilmesine ve insan haklarının giderek geliştirilmesine katkıda bulunacağına
inanarak, 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen İnsan Hakları Evrensel
Bildirisi'nin üçüncü maddesi ile 16 Aralık 1966 tarihinde kabul edilen Kişisel
ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin altıncı maddesini hatırlatarak,
Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin altıncı maddesinin,
kaldırılmasının arzu edildiğini ciddi biçimde ima edecek şekilde ölüm cezasının
kaldırılmasından söz ettiğini not ederek, Ölüm cezasının kaldırılmasının yaşama
hakkının kullanılmasında bir ilerleme olarak kabul edileceğine ikna olarak, Ölüm
cezasını kaldırmak için uluslararası bir yükümlülüğü taahhüt etmeyi arzulayarak,
11 maddelik metin üzerinde anlaşmışlardır:
http://www.ihd.org.tr
16- BM EKONOMİK, SOSYAL VE KÜLTÜREL HAKLAR SÖZLEŞMESİ
Türkiye, "Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi"ni
15 Ağustos 2000 tarihinde imzaladı. Bugüne kadar BM üyesi 188 ülkeden 137'sinin
imzaladığı Sözleşme, TBMM'de onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek.
BM Genel Kurulu'nun 16 Aralık 1966 tarihli ve 2200 A (XXI) sayılı
Kararıyla kabul edilmiş ve imzaya, onaya ve katılmaya açılmıştır.
Yürürlüğe giriş: 3 Ocak 1976
BAŞLANGIÇ
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, Birleşmiş Milletler Şartı’nda ilan edilen
prensiplere göre insanlık ailesinin bütün üyelerinin doğuştan sahip oldukları
insanlık onurunu ve eşit ve vazgeçilmez haklarını tanımanın yeryüzündeki
özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu dikkate alarak,
Bu hakların insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onurundan türediğini kabul
ederek,
İnsan Hakları Evrensel Bildirisine göre, korkudan ve yoksulluktan kurtulma
özgürlüğünü kullanabilen özgür insan idealinin, kişisel ve siyasal haklarla
birlikte ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını da kullanılabildiği şartların
yaratılması halinde gerçekleştirilebileceğini kabul ederek,
Birleşmiş Milletler Şartı’na göre Devletlerin insan haklarına ve özgürlüklerine
her yerde saygı gösterilmesini sağlama ve bu haklara ve özgürlüklere uygun
davranma yükümlülüğünü dikkate alarak,
Yaşadıkları topluma ve diğer bireylere karşı ödevleri bulunan bireylerin, bu
Sözleşmede tanınmış olan hakları ilerletme ve bu haklara uyulmasını sağlamak
için çaba gösterme sorumluluğu bulunduğunun farkında olarak,
31 maddelik metin üzerinde anlaşmışlardır.
(BU METİN, BM MÜLTECİLER YÜKSEK KOMİSERLİĞİ TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ TARAFINDAN
YAYINLANAN "SIĞINMA VE MÜLTECİ KONULARINDAKİ ULUSLARARASI BELGELER VE HUKUKİ
METİNLER" ADLI YAYINDAN ALINMIŞTIR)
BM TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ www.un.org.tr
http://www.ihd.org.tr
17- KADIN HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME
[BM-KADINLARA KARŞI HER ÇEŞİT AYRIMCILIĞIN ÖNLENMESİ ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ]
18 Aralık 1979
1 Mart 1980 tarihinde imzaya açılan ve 3 Eylül 1981 tarihinde yürürlüğe giren
Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine katılmamız
11.6.1985 tarih ve 3232 Sayılı Kanunla uygun bulunmuş, Bakanlar Kurulunca
24.7.1985 tarihinde 85/9722 sayılı kararla onaylanmış ve 14 Ekim 1985 tarih ve
18898 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Bu sözleşmeye taraf olan devletler,
Birleşmiş Milletler yasasının temel insan haklarına, insan onur ve değerine ve
erkeklerle kadınların eşit haklara sahip olmaları gerektiği inancını
yenileyerek,
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin, insanlara karşı ayrımcılığın kabul
edilmezliği ilkesini doğrulayarak ve tüm insanların özgür olduğunu ve eşit
saygınlık ve haklara sahip olduklarını ve bu bildiride böylece öne sürülen tüm
haklar ve özgürlüklerin cinsiyete dayalı olanlar dahil hiçbir ayrıma
uğratılmaksızın herkes tarafından kullanılabileceğini bildirdiğini ileri
sürerek,
İnsan Hakları Sözleşmesine Taraf Devletlerin, kadınlar ile erkeklerin tüm
ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve siyasal haklardan eşit olarak
yararlanmalarını sağlamak yükümlülüğü bulunduğunu bildirerek,
Birleşmiş Milletler ve ona bağlı uzman kuruluşları denetiminde kabul edilmiş ve
erkeklerle kadınların eşitliğini sağlamaya çalışan uluslararası sözleşmeleri
gözönünde tutarak;
Ayrıca, Birleşmiş Milletler ve ona bağlı uzman kuruluşların kabul ettiği erkek
ve kadınların haklarının eşitliğini sağlamayı amaçlayan kararları, bildirileri
ve tavsiyeleri de göz önüne alarak;
Ancak, bu çeşitli belgelere karşın kadınlara karşı ayrımcılığın hala sürmekte
olduğundan endişe duyarak,
Kadınlara karşı ayrımcılığın, hak eşitliği ve insan onuruna saygı ilkelerini
çiğnediğini, kadınların erkeklerle eşit olarak ülkelerinin siyasal, toplumsal,
ekonomik ve kültürel hayatlarına katılmalarını engellediğini, toplumun ve
ailenin refahının artmasına engel oluşturduğunu ve kadınların ülkeleri ve
insanlık hizmetinde kullanabilecekleri olanaklarını geliştirmelerini
zorlaştıracaklarını ileri sürerek,
Yoksulluk hallerinde kadınların yiyecek, sağlık, eğitim, öğretim ve iş bulma ve
öteki gereksinimlerinin karşılanması bakımından en az olanağa sahip
bulunduklarından huzursuzluk duyarak;
Hak ve adalete dayalı yeni uluslararası ekonomik düzenin kurulmasının,
kadınlarla erkekler arasındaki eşitliği sağlamak için önemli bir aşama
oluşturacağına inanarak;
Irk ayrımcılığının (Apartheid’in), ırkçılığın her türünün, sömürgeciliğin,
saldırganlığın, yabancı devletlere karşı işgal ve üstünlük sağlamasının ve
ülkelerin içişlerine karışılmasının ortadan kaldırılmasının, erkekler ile
kadınların eşit haklardan yararlanmaları için gerekli olduğunu önemle
belirterek;
Uluslararası barış ve güvenliğin kuvvetlendirilmesinin, uluslararası gerilimin
azaltılmasının, toplumsal ve ekonomik sistemlerine bakılmaksızın bütün ülkeler
arasında karşılıklı işbirliğinin, genel ve tam silahsızlanmanın ve özellikle
sıkı ve etkili bir uluslararası denetim altında nükleer silahsızlanmanın,
ülkeler arası ilişkilerde, adalet, eşitlik karşılıklı çıkar ilkelerinin
kabulünün ve yabancı ve sömürge yönetimi veya yabancı işgali altında bulunan
yerlerdeki hakların kendi kaderlerini belirleme ve bağımsızlık elde etme hakları
kadar ulusal bağımsızlık ve toprak bütünlüklerine saygının
gerçekleştirilmesinin, toplumsal gelişme ve kalkınmaya ve bunun bir sonucu
olarak da, erkeklerle kadınlar arasında tam bir eşitliğin elde edilmesine
katkıda bulunacağına inanarak,
Bir ülkenin tam ve eksiksiz kalkınmasının, dünyada refahın ve barışın elde
edilmesinin, kadınların erkeklerle eşit koşullarda her alanda en üst düzeyde
katkılarının gerektiğine inanarak,
Kadınların ailenin refahına ve toplumun kalkınmasına yaptıkları büyük katkının
henüz tam olarak anlaşılamadığını, analığın toplumsal önemi ve ana-babanın aile
içinde ve çocukların büyütülmesindeki rollerini göz önünde bulundurarak ve
kadınların soyların üremesindeki önemli rolünün aile içinde ayrıma neden
olmaması gerektiğini, nitekim çocukların yetiştirilmelerinin kadın ve erkek ile
toplumun bütününün sorumluluk paylaşmalarını gerektirdiğinin bilincinde olarak,
Erkeklerle kadınlar arasında tam bir eşitliğin gerçekleşmesi için kadınlar ile
erkeklerin toplumdaki geleneksel rollerinde bir değişiklik gereksinimi bulunduğu
bilincinde olarak,
Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Bildirgesinde yer alan
ilkeleri uygulamaya ve bu amaçla bu tür ayrımcılığın her şekli ve belirtisinin
ortadan kaldırılması için gerekli önlemleri almaya kararlı olarak,
30 maddelik metin üzerinde anlaşmışlardır.
kssgm.gov.tr
18- BM SIĞINANLARIN STATÜSÜNE İLİŞKİN SÖZLEŞME
28 Temmuz 1951
BAŞLANGIÇ
Birleşmiş Milletler Antlaşması ve 10 Aralık 1948’de Genel Kurulca kabul edilen
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin, insanların ana özgürlüklerinden ve insan
haklarından, ayırım gözetmeksizin yararlanmaları esasını doğruladığını göz önüne
alan, Birleşmiş Milletlerin birçok kez, sığınanlara olan derin ilgisini ortaya
koyan ve sığınanların ana özgürlükleri ile insan haklarını elden geldiğince
geniş kapsamlı bir biçimde kullanmalarını sağlamaya çaba gösterdiğini gözönüne
alan, sığınanların hukuksal durumu ile ilgili daha önce imzalanan Anlaşmaların
yeniden incelenme düzene konması ile bu Anlaşmaların uygulama alanını ve
sığınmacılar için sağladığı korunmayı yeni bir Anlaşma aracılığı ile
genişletmenin isteğe uygun olduğunu gözönüne alan, Sözleşme hakkını tanımanın
bazı ülkeler için son derece ağır yükler getirebileceğini ve Uluslararası kapsam
ve niteliği Birleşmiş Milletlerce kabul edilmiş bulunan sorunların, bu durumda,
Uluslararası işbirliği olmaksızın memnun edici bir biçimde çözülemeyeceğini
gözönüne alan, bütün devletlerin, sığınmacı sorununu toplumsal ve insancıl
niteliğini kabul ederek, bu sorunun devletler arasında bir gerginlik durumu
almasını önlemek için, olanakları ölçüsünde ellerinden geleni yapmalarını
sağlayan,
Birleşmiş Milletler Sığınmacılar Yüksek Komiseri’nin sığınmacıların korunmasını
sağlayan uluslararası sözleşmelerin uygulanmasını gözetim altında tutmakla
görevli olduğunu gözönüne alan ve bu sorunu çözüme kavuşturmak için alınan
önlemlerin herbiri ile yararlı bir biçimde bağdaştırılmasının devletler ile
Yüksek Komiser arasındaki işbirliğine bağlı olduğunu kabul eden, Yüksek
Sözleşmeci Taraflar,
46 maddelik metinde uzlaşmış bulunmaktadır.
http://www.ihd.org.tr
19- BM ÖZÜRLÜ KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ
9 Aralık 1975
Genel Kurul,
Üye Devletlerin, Birleşmiş Milletler Şartı’na göre, daha yüksek bir yaşam
standardı, tam istihdam ve ekonomik ve toplumsal kalkınma ve gelişme şartları
sağlamak için Birleşmiş Milletler Teşkilatı ile işbirliği içinde birlikte veya
tek başlarına faaliyette bulunma taahhüdünde bulunduklarını akılda tutarak,
Birleşmiş Milletler Şartı’nda ilan edilen insan haklarına ve temel özgürlüklere
ve barış, insanlık onuru ve insanın değeri ile sosyal adalet prensiplerine olan
inancını yeniden teyit ederek,
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin, İnsan Haklarına dair Uluslararası
Sözleşmeleri’nin, Çocuk Haklarına dair Bildiri’nin ve Zihinsel Geriliği bulunan
Kişilerin Haklarına dair Bildiri’nin prensipleri ile birlikte, Uluslararası
Çalışma Teşkilatı’nın, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür
Teşkilatı’nın, Dünya Sağlık Teşkilatı’nın, Birleşmiş Milletler Çocuk Vakfı’nın
ve ilgili diğer örgütlerin kurucu belgelerinde, sözleşmelerinde, tavsiye
kararlarında ve diğer kararlarında toplumsal gelişme için daha önce getirdikleri
standartları hatırlayarak,
Ekonomik ve Sosyal Konseyin özgürlülüğün önlenmesi ve özürlü kişilerin
rehabilitasyonu hakkında 6 Mayıs 1975 tarihli ve 1921 (LVIII) sayılı kararını
hatırlayarak,
Sosyal Kalkınma ve Gelişmeye dair Bildiri’nin, fiziksel ve zihinsel bakımından
dezavantajlı durumda bulunan kimselerin haklarının korunması ve iyiliklerinin ve
rehabilitasyonlarının güvence altına alınması gereğini ilan ettiğini
vurgulayarak,
Fiziksel ve zihinsel özürlülüğe karşı korunma ve özürlü kişilerin hemen her
faaliyet alanında yeteneklerini geliştirme ve normal yaşamla mümkün olduğu kadar
bütünleşmelerini sağlama gereğini akılda tutarak,
Gelişmelerinin ilk aşamalarında olan bazı ülkelerin, bu hedef için sadece
sınırlı bir çaba gösterebileceklerinin farkında olarak,
Bu Özürlü Kişilerin Haklarına dair Bildiri’yi ilan eder ve aşağıdaki hakların
korunması için ortak bir temel ve çerçeve olarak kullanılmasını sağlamak üzere
ulusal ve uluslararası alanda faaliyette bulunmaya çağırır:
1. “Özürlü kişi” terimi, fiziksel veya zihinsel yeteneklerinde doğuştan veya
sonradan meydana gelen yoksunlukların sonucu olarak, kısmen veya tamamen, kendi
başına normal bireysel ve/veya sosyal yaşam yaşayamayan kişileri ifade eder.
2. Özürlü kişiler bu Bildiri’de belirtilen bütün haklara sahiptir. Bu haklar,
her ne olursa olsun hiç bir istisnaya ve ayrıma veya ırk, renk, cinsiyet, dil,
din, siyasal veya diğer bir fikir, ulusal veya sosyal köken, sağlık durumu,
doğum veya özürlü kişinin kendisi veya ailesi ile ilgili her hangi bir durum
nedeniyle hiç bir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın, bütün özürlü kişilere tanınır.
3. Özürlü kişiler, doğuştan sahip oldukları insanlık onurlarına saygı
gösterilmesi hakkına sahiptir. Engellerinin veya özürlerinin sebebi, niteliği ve
ağırlığı ne olursa olsun bütün özürlü kişiler, aynı yaştaki vatandaşlar ile aynı
temel haklara sahiptir; bu hakların başında ve hepsinden önce, mümkün olduğu
kadar normal ve tam bir insan gibi nezih bir hayat yaşama hakkı gelir.
4. Özürlü kişiler diğer insanlarla aynı kişisel ve siyasal haklara sahiptir;
Zihinsel Geriliği bulunan Kişilerin Haklarına dair Bildiri’nin yedinci maddesi,
zihinsel özürlü kişilerin haklarının kısıtlanması ve kaldırılması ihtimalinde de
uygulanır.
5. Özürlü kişiler, mümkün olduğu kadar kendilerini yeter hale getirecek
tedbirlerin alınmasını isteme hakkına sahiptir.
6. Özürlü kişiler protez ve ortopedik araçlar da dahil, kabiliyetlerini ve
maharetlerini en üst düzeye çıkaracak ve kendilerinin toplumla bütünleşme ve
kaynaşma sürecini hızlandıracak olan tıbbi ve sosyal rehabilitasyon, eğitim,
mesleki öğrenim ve rehabilitasyon, yardım, danışmalık, barınma hizmetleri ile
diğer hizmetler gibi tıbbi, psikolojik ve işlevsellik muamelesi görme hakkına
sahiptir.
7. Özürlü kişiler, ekonomik ve sosyal güvenlik ile yaşamalarını nezih bir
düzeyde sürdürme hakkına sahiptir. Özürlü kişiler, kabiliyetleri ölçüsünde
çalışma veya yararlı, üretici ve kazanç sağlayıcı bir meslek icra etme ve
sendikalara katılma hakkına sahiptir.
8. Özürlü kişiler ekonomik ve sosyal planlamanın her aşamasında özel
ihtiyaçlarının dikkate alınmasını isteme hakkına sahiptir.
9. Özürlü kişiler kendi aileleri veya bakıcı aileler ile birlikte yaşamak ve her
türlü sosyal, yaratıcı veya eğlendirici faaliyetlere katılmak hakkına sahiptir.
Hiç bir özürlü kişi, içinde bulunduğu durumun veya şahsi durumundaki
gelişmesinin gerektirdiği muameleler dışında, ikameti ile ilgili olarak farklı
bir muameleye tabi tutulamaz. Özürlü bir kişinin özel bir kurumda kalması
kaçınılmaz ise, buradaki yaşama şartları ve çevresi, kendisinin yaşındaki normal
bir kişinin yaşama şartlarına mümkün olduğu kadar yakın olur.
10. Özürlü kişiler bütün istismarlara, ayrımcı, kötüye kullanıcı veya onur
kırıcı nitelikteki bütün düzenlemelere ve muamelelere karşı korunur.
11. Özürlü kişilerin şahsiyetlerinin ve mallarının korunması için nitelikli
hukuki yardıma duydukları ihtiyaç kaçınılmaz ise, kendilerine bu tür bir hukuki
yardım verilir. Özürlü kişiler hakkında bir dava açılmış olması halinde
uygulanacak olan usul, kendilerinin fiziksel ve zihinsel şartlarını tam olarak
dikkate alır.
12. Özürlü kişilerin haklarını ilgilendiren bütün konularda, özürlü kişilerin
örgütleri ile yararlı olacak biçimde istişare edilir.
13. Özürlü kişiler, onların aileleri ve yaşadıkları çevre, bu Bildiri’de yer
alan haklardan her türlü uygun vasıta ile bilgilendirilir.
20 -AVRUPA TEMEL HAKLAR ŞARTI
Avrupa Temel Haklar Şartı Nice'de 7 Aralık 2000'de imzalandı.
AB Temel Haklar Şartı, Nice Zirvesi’nde ele alınmakla birlikte, Şartın hukuken
hangi yasal nitelikle bağlayıcı olacağı hususunda bir karar verilmemiş, bu konu
sonraki bir tarihe bırakılmıştır.
AB Temel Haklar Şartı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı,
Çalışanların Temel Sosyal Hakları Topluluk Şartı, Adalet Divanı İçtihatları,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatları, birincil ve ikincil Topluluk
mevzuatı, ortak anayasal gelenekler ve diğer çeşitli uluslararası sözleşmelerde
yer alan mevcut hakların bir araya getirilmesi ile oluşmaktadır.
Bireyin ön plâna çıkarıldığı ve korumanın asıl gayesi olarak gösterildiği
Şart’ta klasik medeni ve siyasi haklar olan yaşama, işkence ve kötü muameleye
maruz bırakılmama, özgürlük ve güvenlik mülk edinme hakları gibi temel hakların
yanısıra aile düzeni, çalışma düzeni, çocuk, yaşlı ve engellilerin korunmasına
yönelik sosyal ve ekonomik içerikli haklara da yer verilmektedir.
Benzerlerinden farklı olarak teknolojik ilerlemelerin dikkate alınması suretiyle
kişisel verilerin korunması, çevresel koruma, tüketici hakkı gibi konular
Şart’ta düzenlenmektedir.
Şart’ta sıralanan hakların çoğunluğu birey amaçlı ve genele yönelik olarak
düzenlenmiştir. Bunun yanında çocuklar, yaşlılar, özürlülerin hakları da sosyal
haklar kapsamında ayrıca ela alınmıştır. Ayrıca birlik yurttaşları için ise
çalışma özgürlüğü, iş arama özgürlüğü, herhangi bir üye ülkede yerleşme ve
hizmet sunma özgürlüğü, sosyal güvenlik sistemlerine eşit erişim, Avrupa
Parlamentosu veya yerel yönetim seçimlerine katılma hakları tanınmaktadır.
http://www.adalet.gov.tr/AvrupaToplulugu/tarihce4.htm
GİRİŞ
Avrupa halkları, aralarında daha yakın bir birlik oluşturmak için ortak
değerlere dayalı barışçı bir geleceği paylaşmaya kararlıdır.
Ruhani ve manevi mirasının bilincinde olan Birlik, bölünmez ve evrensel değerler
olan insan onuru, özgürlük, eşitlik ve dayanışma değerleri üzerine inşa
edilmiştir. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanmaktadır. Birlik
vatandaşlığını tesis ederek ve bir özgürlük, güvenlik ve adalet bölgesi
oluşturarak bireyi, faaliyetlerinin merkezine yerleştirir.
Birlik, bu ortak değerlerin korunması ve geliştirilmesine katkıda bulunurken
Avrupa halklarının kültürleri ve geleneklerinin çeşitliliği yanı sıra Üye
Devletlerin ulusal kimlikleri ve bunların ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerdeki
kendi kamu makamlarının düzenlenmesine saygı gösterir. Dengeli ve sürdürülebilir
kalkınmayı teşvik etmeye çalışır ve insanların, eşyaların, hizmetlerin ve
sermayenin serbest dolaşımını ve yerleşme özgürlüğünü sağlar.
Bu amaçla, toplum, sosyal ilerleme, bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında
temel hak ve özgürlüklerin bir Bildirge'de daha açık bir şekilde ortaya
konulması yoluyla bu hak ve özgürlüklerin korunmasının güçlendirilmesi
gerekmektedir.
Bu Bildirge, Topluluk ve Birliğin yetkileri ve görevlerini ve yetki ikamesi
ilkesini dikkate alarak özellikle Üye Devletlerin ortak uluslararası
yükümlülükleri ve anayasal gelenekleri, Avrupa Birliği Antlaşması, Topluluk
Antlaşmaları, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması
Sözleşmesi, Topluluk ve Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen Sosyal
Bildirgeler ve Avrupa Toplulukları Adalet Divanı ve Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin içtihat hukukundan kaynaklanan hakları yeniden teyid etmektedir.
Bu haklardan yararlanılması, öteki kişiler, insanlık ve gelecekteki kuşaklar
konusunda sorumluluklar ve görevleri beraberinde getirmektedir.
Birlik, bu nedenle -54 maddelik metinde yer alan- hakları, özgürlükleri ve
ilkeleri tanımaktadır.
http://www.deltur.cec.eu.int/avrptemelhaklarsarti.rtf
EK. 1
MİLLETLERARASI ANDLAŞMALARIN YAPILMASI, YÜRÜRLÜĞÜ VE YAYINLANMASI İLE BAZI
ANDLAŞMALARIN YAPILMASI İÇİN BAKANLAR
KURULUNA YETKİ VERİLMESİ HAKKINDA KANUN
Kanun Numarası : 244 Kabul Tarihi : 31/5/1963
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 11/6/1963 Sayı: 11425
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 5 Cilt: 2 Sayfa: 1507
İmza yetkisinin verilmesi:
Madde 1 - Milletlerarası antlaşmaların parafe edilmesi, imzalanması veya
nota teatisine konu teşkil etmesi veyahut bu antlaşmalara katılma bildirilerinin
yapılması için Türkiye Cumhuriyetinin temsilcilerinin tayini ve bu temsilcilerin
yetkilerinin tespiti, Bakanlar Kurulu kararnamesiyle olur. Bu kararnameler,
Resmi Gazete’de yayınlanmaz.
Onaylamanın uygun bulunması kanunu:
Madde 2 - Milletlerarası antlaşmaları onaylama veya bu antlaşmalara katıl-
ma, onaylama veya katılmanın bir kanunla uygun bulunmasına bağlıdır.
İktisadi, ticari veya teknik münasebetleri düzenleyen ve süresi bir yılı
aşmayan antlaşmaların onaylanması veya bunlara katılmak için; Türk kanunlarına
değişiklik getirmemek, Devlet maliyesi bakımından yüklenme gerektirmemek, kişi
hallerine ve Türk vatandaşlarının yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına
dokunmamak şartıyla, onaylamanın veya katılmanın uygun bulunmasına dair bir
kanun yapılması zorunluluğu yoktur. Bu halde, antlaşmanın onaylanmasının veya
buna katılmanın uygun bulunması hakkında bir kanun çıkmamış olup da, onaylama
veya katılma işlemlerinin yerine getirilmiş olması takdirinde, bu antlaşma,
Resmi Gazetede yayınlanmasından başlayarak iki ay içinde, bir Başbakanlık yazı-
sına ekli olarak Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Başkanlıklarına gönderi-
lir. Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Başkanlıkları, bu antlaşmaları,
ayrı ayrı genel kurulların bilgisine sunarlar.
Milletlerarası bir antlaşmaya dayanılarak Bakanlar Kurulunca yapılan uygu-
lama antlaşmalarından Türk kanunlarına değişiklik getirmeyenleri onaylamak
veya bunlara katılmak için; bunların konusu iktisadi, ticari veya teknik münase-
betlerin dışında kalsa veya süresi bir yılı aşsa veya Devlet maliyesi bakımın-
dan bir yüklenmeyi gerektirse veya kişi hallerine veyahut Türk vatandaşlarının
yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunsa dahi, onaylama veya katılma-
yı uygun bulmak üzere kanun yapılması zorunluluğu yoktur.
Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca yapılan iktisadi,
ticari, teknik veya idari antlaşmalardan Türk kanunlarına değişiklik getirmeyen-
leri onaylamak veya bunlara katılmak için; bunların süresi bir yılı aşsa veya
Devlet maliyesi bakımından bir yüklenmeyi gerektirse veya kişi hallerine veyahut
Türk
vatandaşlarının yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunsa dahi, onay-
lama veya katılmayı uygun bulmak üzere kanun yapılması zorunluluğu yoktur.
Onaylama ve sair tasarruflar:
Madde 3 - 1. Milletlerarası antlaşmaların onaylanması, bunlara katılma,
bunların feshini ihbar etmemek suretiyle yürürlük süresini uzatma, Türkiye
Cumhuriyetini bağlıyan bir Milletlerarası Antlaşmanın belli hükümlerinin yürür-
lüğe konulması için gerekli bildirileri yapma, milletlerarası antlaşmaların
uygulama alanının değiştiğini tespit etme, bunların hükümlerinin uygulanmasını
durdurma ve bunları sona erdirme, Bakanlar Kurulu kararnamesiyle olur.
Onaylama veya katılma konusu olan milletlerarası antlaşmanın Türkçe metni
ile antlaşmada muteber olduğu belirtilen dil veya dillerden biri ile yazılmış
metni, yukarıdaki fıkrada söz konusu kararnameye ekli olarak Resmi Gazetede
yayınlanır.
2 nci maddenin 2, 3 ve 4 üncü fıkraları gereğince bir milletlerarası antlaş-
manın onaylanmasının veya buna katılmanın uygun bulunmasına dair bir kanun
çıkarılması zorunluluğu yoksa ve bu antlaşmanın onaylanması veya buna katılma
bir Bakanlar Kurulu kararnamesiyle olursa, bu antlaşmanın onaylanmasının veya
buna katılmanın uygun bulunması hakkında kanun çıkarılamaz.
2. Bir milletlerarası antlaşmanın veya Türkiye Cumhuriyetini bağlıyan bir
milletlerarası antlaşmanın belli hükümlerinin Türkiye Cumhuriyeti bakımından
yürürlüğe girdiği; bir milletlerarası antlaşmanın uygulama alanının değiştiği,
uygulanmasının durdurulduğu ve sona erdiği tarihler, bir Bakanlar Kurulu karar-
namesiyle tespit olunarak Resmi Gazetede yayınlanır.
Bir milletlerarası antlaşma, yukarıdaki fıkrada söz konusu yürürlük tarihi-
nin tespitine dair kararnamede belirtilen yürürlüğe giriş tarihinde kanun kuv-
vetini kazanır.
3. Milletlerarası bir antlaşmaya dayanılarak Bakanlar Kurulunca yapılan
teknik veya idari nitelikteki uygulama antlaşmalarından ve kanunun verdiği yet-
kiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca yapılıp 2 nci maddenin 2 nci fıkrasına
göre Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosunun bilgisine sunulanların dışında
kalan teknik veya idari antlaşmalardan iktisadi veya ticari nitelikte olmayan,
özel kişilerin haklarını ilgilendirmeyen ve Türk kanunlarına değişiklik
getirmeyenlerin yayınlanması zorunlu değildir. Bu fıkra gereğince
yayınlanması zorunlu olmayan antlaşmalar hakkında 1 ve 2 numaralı
bentler uyarınca çıkarılan kararnamelerin yayınlanması da zorunlu değildir.
Yukarıdaki fıkra hükmünün dışında kalan milletlerarası antlaşmalar,
1 numaralı bendin 2 nci fıkrası uyarınca yayınlanmadan yürürlüğe konulamaz.
Antlaşmalarla ilgili belgelerin hazırlanması:
Madde 4 - (Değişik: 5/5/1969 - 1173/8 md.)
1 inci, 2 nci ve 3 üncü maddeler gereğince kanun tasarılarını ve karar-
name tasarılarını ve 2 nci maddenin 2 nci fıkrası gereğince Cumhuriyet Senatosu
ile Millet Meclisinin bilgisine sunulacak olan antlaşmaların bu Meclislerin
Başkanlıklarına sunma yazılarını hazırlamak görevi, Dışişleri Bakanlığınca
yerine getirilir.
Yetki belgesi, onaylama belgesi, onaylama belgesinin alınıp verilmesi veya
sadece verilmesi tutanağı ve değişik şekillerdeki antlaşmaların metinleri gibi
milletlerarası hukukun veya tatbikatın gerektirdiği her türlü belgelerin asıl
veya örneklerini hazırlamak, Türkiye Cumhuriyeti adına yapılan antlaşmaları
milletlerarası kurullarda tescil ettirmek ve Türkiye Cumhuriyeti adına yapılmış
veya yapılacak antlaşmaların resmi sicilini tutmak, Dışişleri Bakanlığının
görevidir.
İktisadi, ticari, idari ve teknik antlaşmaların yapılmasında Hükümetin
yetkisi:
Madde 5 - Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı Devletlerle ve milletlerarası
kurullarla veya bunlar adına hareket eden kurumlarla yapılmış olup Türkiye
Cumhuriyeti bakımından yürürlükte bulunan iki veya çok taraflı antlaşmaların
iktisadi, ticari, teknik, veya idari hükümlerinin taşıdığı amaçların yerine
getirilmesi gayesini güden iki veya çok taraflı antlaşmalar ile Türkiye
Cumhuriyetine
hibe, kredi veya sair suretlerle yardım sağlayan iki veya çok taraflı
antlaşmaları,
iki veya çok taraflı teknik veya idari işbirliği antlaşmalarını, iki veya
çok taraflı borç ertelenmesi veya ticaret antlaşmalarını ve aynı nitelikteki
modüsvivendileri 2 nci maddenin 4 üncü fıkrası gereğince onaylamaya veya
bunlara katılmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
NATO ile ilgili antlaşmaların yapılmasında Hükümetin yetkisi:
Madde 6 - 18 Şubat 1952 tarihli ve 5886 sayılı Kanunla onaylanmış olan
Kuzey Atlantik Antlaşmasının gereği olarak bu Antlaşmaya taraf olan Devletlerle
ve Kuzey Atlantik Antlaşması teşkilatı ile yapılan iki veya çok taraflı andlaş-
maları, 2 nci maddenin 4 üncü fıkrası gereğince onaylamaya veya bunlara katıl-
maya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Antlaşmalarda yer alan maddelerin gümrük resimleriyle ilgili olarak Hüküme-
tin yetkisi:
Madde 7 - 5 inci maddede yazılı antlaşmaların ve modüsvivendilerin kapsamına
giren maddelerin yürürlükteki Gümrük resimlerinde Dışişleri, Maliye, Ticaret,
Gümrük ve Tekel, Tarım ve Sanayi Bakanlıklarının birlikte lüzum göstermeleri
üzerine değişiklik yapmaya veya bu maddelerden bazılarının resmini kaldırmaya
veyahut muaf tutulmuş olanları umumi tarifedeki resme tabi kılmaya
ve bu değişikliklerin uygulanmasına dair usul ve şartları tespit etmeye
Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Bakanlar Kurulu, yukarıdaki fıkra gereğince aldığı tedbirleri bir kararname
ile yürürlüğe koyar ve bunları, bu kararnamenin Resmi Gazete'de yayımlanmakla
yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak üç ay içinde, bir kanun tasarısı ile
Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunar.
Kaldırılan hükümler:
Madde 8 - Türkiye Hükümeti ile Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Gıda
ve Tarım Teşkilatı, Milletlerarası Sivil Havacılık Teşkilatı, Milletlerarası,
Çalışma Teşkilatı ve Dünya Sağlık Teşkilatı arasında Teknik Yardım Teminine
Mütedair Esas Anlaşma ve eklerinin Onanması hakkında 3 Temmuz 1953 tarihli ve
6114 sayılı Kanunun 2 nci maddesi, Yabancı memleketlerle muvakkat mahiyette
modüsvivendiler ve ticaret anlaşmaları akdi ve bunların şümulüne giren madde-
lerin gümrük resimlerinde değişiklikler yapılması ve anlaşmaya yanaşmayan
devletler muvaredatına karşı tedbirler alınması hususunda Hükümete salahiyet
verilmesi hakkında 1 Şubat 1956 tarihli ve 6653 sayılı Kanunun 1, 2 ve 3 üncü
maddeleri ile Birleşmiş Milletler Antlaşması ile Birleşmiş Milletler Teşkilatına
bağlı ihtisas müesseselerinin Ana Sözleşmeleri, Avrupa Ekonomik İş Birliği
Sözleşmesi, Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri Arasında Münakit
Ekonomik İş Birliği Anlaşması, Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve Hükümetimiz
tarafından imza edilmiş veya edilecek sair antlaşma ve sözleşmelerin
icaplarından olarak ilgili Hükümet ve teşekküller veya bunlar namına hareket
edecek müesseseler ile kredi, yardım ve ödeme anlaşmaları akdine Hükümetin
salahiyetli kılınması hakkında 20 Mayıs 1959
tarihli ve 7280 sayılı Kanunun 1, 2 ve 3 üncü maddeleri yürürlükten
kaldırılmıştır.
Yürürlüğe giriş:
Madde 9 - Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürürlük:
Madde 10 - Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.
244 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN
YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE
Kanun Yürürlüğe
No. Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler giriş tarihi
------- ---------------------------------------------------- ------------
1173 -- 17/5/1969
http://www.hukukcu.com/bilimsel/index.htm
EK.2 ÇALIŞMADA YERALAN 20 BELGENİN İNGİLİZCE İSİMLERİ
ENGLISH NAMES OF THE 20 INSTRUMENTS
1- UNIVERSAL DECLARATION OF HUMAN RIGHTS
2- EUROPEAN CONVENTION ON HUMAN RIGHTS / CONVENTION FOR THE PROTECTION OF HUMAN
RIGHTS AND FUNDAMENTAL FREEDOMS
3- PROTOCOLS TO THE EUROPEAN CONVENTION ON HUMAN RIGHTS
PROTOCOL NO 1
PROTOCOL NO 2
PROTOCOL NO 3
PROTOCOL NO 4
4- EUROPEAN SOCIAL CHARTER
5- DECLARATION ON THE RIGHTS OF THE CHILD
6- CONVENTION ON THE RIGHTS OF THE CHILD
7- OPTIONAL PROTOCOL TO THE CONVENTION ON THE RIGHTS OF THE CHILD ON THE SALE OF
CHILDREN, CHILD PROTECTION AND CHILD PORNOGRAPHY
8- EUROPEAN CONVENTION ON THE EXERCISE OF CHILDREN’S RIGHTS
9- CONVENTION (No.182) CONCERNING THE PROHIBITION AND IMMEDIATE ACTION FOR
ELIMINATION OF THE WORST FORMS OF CHILD LABOUR
10-EUROPEAN CONVENTION ON RECOGNITION AND ENFORCEMENT OF DECISIONS CONCERNING
CUSTODY OF CHILDREN AND ON RESTORATION OF CUSTODY OF CHILDREN
11-THE HAGUE CONVENTION ON THE PROTECTION OF CHILDREN AND
CO-OPERATION IN RESPECT OF INTERCOUNTRY ADOPTION
12-UNITED NATIONS GUIDELINESFOR THE PREVENTION OF JUVENILE DELINQUENCY (RIYADH
GUIDELINES)
13-INTERNATIONAL CONVENTION ON ELIMINATION OF ALL FORMS OF RACIAL DISCRIMINATION
14-INTERNATIONAL CONVENANT ON CIVIL AND POLITICAL RIGHTS
15-SECOND OPTIONAL PROTOCOL TO THE INTERNATIONAL CONVENANT ON CIVIL AND
POLITICAL RIGHTS, AIMING AT THE ABOLITION OF THE DEATH PENALTY
16-INTERNATIONAL COVENANT ON ECONOMIC, SOCIAL AND CULTURAL RIGHTS
17-CONVENTION ON THE ELIMINATION OF ALL FORMS OF DISCRIMINATION AGAINST WOMEN (CEDAW)
18-CONVENTION RELATING TO THE STATUS OF REFUGEES
19-DECLARATION ON THE RIGHTS OF DISABLED PERSONS
20-CHARTER OF FUNDAMENTAL RIGHTS
|
|