Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 


 SOSYAL HİZMET UZMANLARI NE İSTEMELİ


Sosyal Hizmet Uzmanı Güven TUNÇ
Yazarın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı guventunc@yahoo.com   ulaştırabilirsin


     Sosyal Hizmet mesleği sosyal devletle alakalı bir şey.
Küreselleşmeyle birlikte sosyal devletten vaz geçiliyor. Ve tabii ki sosyal hizmet mesleğinden de uzmanlarında da.
Devletin doktordan, mühendisten, öğretmenden vaz geçtiği gibi vaz geçiliyor.
Devletteki çalışan sayısını azaltarak, devletteki işlevini düşürerek, etkisini sınırlayarak böylece saygınlığını tartıştırarak kamudan ve hayattan tasviye ediliyor bir meslek.
Düne kadar uzun vadeli bir oluşumun uygulamaları olarak böyleydi.
Küreselleşmenin bir özelliği olarak; planlayıcılar dışında uygulayanın da uygulananın da somut sonuçlarıyla ayrıntılarıyla farkında olmadığı bir süreç işliyordu.
Meslek örgütlerinin bile bazen kafası karışabiliyordu.
Büyük resmi bir yana bırakarak, konuya sadece bir hükümet ve seçim meselesi olarak bakmak bu sürecin en önemli yanılgılarından biriydi. Temizlik ve yemek hizmetlerinin özelleştirilmesi, kreş hizmetlerinin tasviyesi, meslek elemanları arasında sözleşmeli, sözleşmesiz ayrımı, kurum bakımından vaz geçilmemesi aksine sokak çocukları gibi yeni bir alanda bile bir kurum bakımı anlayışına gidilmesi, uyarılara karşın tabela çakmayı hizmet olarak görmekte ısrar, hizmet verilen kitlenin aktifleşerek kendi haklarını kullanabilir hale gelmesine yönelik bir çalışmanın yapılmaması bir yana, gündeme bile gelmemesi, yerel yönetimler ve diğer bakanlıklara ve buralarda çalışan sosyal hizmet uzmanlarına rehberlik eksikliği, birey ve gruplara haklar bazında taraf olmayıp, muhtaçlık açısından bakılması, liyakattan çok yönetime yakınlığın atamalarda etkili olması ile zaten süreç çok önceden başlamıştı. Yumuşak yumuşak işledi süreç. İkibinlerde biraz daha sertleşti. Yumuşak olduğunda ona uygun bir yönetim, biraz daha sert olduğunda da başka bir yönetim tercih edildi. hatta konu net olarak anlaşılmasın diye de başka gündemler dayatıldı. Toplum başka tartışmaların içine sıkıştırıldı.
Şimdi çok daha farklı bir sürece girmiş bulunuyoruz.
Sosyal devletin, hiç bir sosyal sorunu kökten çözmeyen ve sisteme çok da külfeti olmayan yapısına bile tahammül edemeyen küresel güç bambaşka bir karaktere bürünmek üzere.
Liberalizm adına;
Afrika'daki açlık, susuzluk ve kabile savaşları adı altında yürütülen soykırıma üç kuruş ayıramayan bu güç,
Küresel iklim değişikliklerinin yarattığı tahribat için kılını kıpırdatmayan küresel güç,
Dünyanın her yerinde aile içi şiddete maruz kalan binlerce kadın, kız çocuğu, taciz, tecavüzü gündelik olaylar haline getiren yaygınlığa sessiz kalan bu oluşum
Evsizlik, işsizlik, zulüm korkusu nedeniyle ülkelerinden yasadışı yollarla başka ülkelere iltica etmek için kaçan insanların kamyon içlerinde havasızlıktan, kötü teknelerin batışında denizlerde her gün otuzar kırkar ölmesini görmemezlikten gelen bu yapı,
Bankaları batmasın diye dünyanın paralarını aktardı.
Sanal değerler uydurup bunlara çok yüksek fiatlar belirleyen, bir Amerikan işçisinden beş yüz kat fazla kazanan, bankaları batarken golf ya da briç oynadıkları için telefonla bile ulaşılamayan ceo'ların zararlarını, yurttaşlarının vergisinden oluşan ulusal hazineden karşıladılar.
Bu çok yeni bir oluşum.
Burada hiç de liberal olamadılar. Bırakınız batsınlar bırakınız çöksünler diyemediler.
Sermayeden yana çok çok net bir tercih yaptılar.
Sanki çok daha sert bir dalganın üzerimize doğru geldiğinin göstergesi.
Yeni ve ayrıntılarını bilemediğimiz, deneyimimizin olmadığı bir süreç.
Radikal bir şeyler var havada.
Sosyal Hizmet Uzmanları bu süreçte sermaye hareketlerini iyi izlemeli.
Koruyanların korunması ilkesini unutmamalı.
Koruyan hukukçunun, sağlıkçının, mühendisin, hemşirenin, doktorun, öğretmenin, psikologun, çocuk gelişimi uzmanının, gazetecinin korunmasını da unutmamalı
Kendi ekonomik ve sosyal haklarını iyi korumalı.
Korumak zorunda olduğu çocuk haklarını, korunmaya muhtaç çocukları, yaşlıları, engellileri, yoksulları, kadın haklarını, şiddete uğramışları, suça itilmişleri korumalı.
Bu ikisini sağlıklı bir dengede korumak için sürekli tartışmalı.
Yeni hizmet modelleri için tartışmalı.
Meslek olarak kendini koruyamazsa, korumakla yükümlü olduğu grupları koruyamayacağını bilmeli.
Onları korumazsa mesleği koruyamayacağını bilmeli
Hizmet götürülen grupların hizmetin nitelik ve niceliğinde aktif olarak katılımını sağlamalı.
Ve özellikle şu dönemde, meslek adına resmi görüşmelerde bulunan sivil kuruluş, yaz tatili için bir kamp isteyecek değil ya.
Meslek onurunu koruyan şeyler istiyor tabi ki.
Sokakta çalışan, organize suç çetelerinin elinden çocuk ve kadınları kurtarmada taraf olan meslektaşlar için silah ruhsatı değil can güvenliği istiyor
Sürgünlere dur denmesini istiyor.
Pozitif bir düzenleme ile ekonomik kayıpların giderilmesini istiyor
Başta yoksullar olmak üzere, işçiler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar engelliler için verilen hizmetin, bir lütuf değil hak olduğunun tanınmasını istiyor.
Sosyal hizmetin bir hayır işi değil bir bilim olduğunun tanınmasını istiyor

Bu yazı http://guvencin.blogcu.com  dan alınmıştır .
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.