|
|
Sosyal Hizmet mesleği sosyal devletle alakalı bir şey.
Küreselleşmeyle birlikte sosyal devletten vaz geçiliyor. Ve tabii ki sosyal
hizmet mesleğinden de uzmanlarında da.
Devletin doktordan, mühendisten, öğretmenden vaz geçtiği gibi vaz geçiliyor.
Devletteki çalışan sayısını azaltarak, devletteki işlevini düşürerek, etkisini
sınırlayarak böylece saygınlığını tartıştırarak kamudan ve hayattan tasviye
ediliyor bir meslek.
Düne kadar uzun vadeli bir oluşumun uygulamaları olarak böyleydi.
Küreselleşmenin bir özelliği olarak; planlayıcılar dışında uygulayanın da
uygulananın da somut sonuçlarıyla ayrıntılarıyla farkında olmadığı bir süreç
işliyordu.
Meslek örgütlerinin bile bazen kafası karışabiliyordu.
Büyük resmi bir yana bırakarak, konuya sadece bir hükümet ve seçim meselesi
olarak bakmak bu sürecin en önemli yanılgılarından biriydi. Temizlik ve yemek
hizmetlerinin özelleştirilmesi, kreş hizmetlerinin tasviyesi, meslek elemanları
arasında sözleşmeli, sözleşmesiz ayrımı, kurum bakımından vaz geçilmemesi aksine
sokak çocukları gibi yeni bir alanda bile bir kurum bakımı anlayışına gidilmesi,
uyarılara karşın tabela çakmayı hizmet olarak görmekte ısrar, hizmet verilen
kitlenin aktifleşerek kendi haklarını kullanabilir hale gelmesine yönelik bir
çalışmanın yapılmaması bir yana, gündeme bile gelmemesi, yerel yönetimler ve
diğer bakanlıklara ve buralarda çalışan sosyal hizmet uzmanlarına rehberlik
eksikliği, birey ve gruplara haklar bazında taraf olmayıp, muhtaçlık açısından
bakılması, liyakattan çok yönetime yakınlığın atamalarda etkili olması ile zaten
süreç çok önceden başlamıştı. Yumuşak yumuşak işledi süreç. İkibinlerde biraz
daha sertleşti. Yumuşak olduğunda ona uygun bir yönetim, biraz daha sert
olduğunda da başka bir yönetim tercih edildi. hatta konu net olarak anlaşılmasın
diye de başka gündemler dayatıldı. Toplum başka tartışmaların içine
sıkıştırıldı.
Şimdi çok daha farklı bir sürece girmiş bulunuyoruz.
Sosyal devletin, hiç bir sosyal sorunu kökten çözmeyen ve sisteme çok da külfeti
olmayan yapısına bile tahammül edemeyen küresel güç bambaşka bir karaktere
bürünmek üzere.
Liberalizm adına;
Afrika'daki açlık, susuzluk ve kabile savaşları adı altında yürütülen soykırıma
üç kuruş ayıramayan bu güç,
Küresel iklim değişikliklerinin yarattığı tahribat için kılını kıpırdatmayan
küresel güç,
Dünyanın her yerinde aile içi şiddete maruz kalan binlerce kadın, kız çocuğu,
taciz, tecavüzü gündelik olaylar haline getiren yaygınlığa sessiz kalan bu
oluşum
Evsizlik, işsizlik, zulüm korkusu nedeniyle ülkelerinden yasadışı yollarla başka
ülkelere iltica etmek için kaçan insanların kamyon içlerinde havasızlıktan, kötü
teknelerin batışında denizlerde her gün otuzar kırkar ölmesini görmemezlikten
gelen bu yapı,
Bankaları batmasın diye dünyanın paralarını aktardı.
Sanal değerler uydurup bunlara çok yüksek fiatlar belirleyen, bir Amerikan
işçisinden beş yüz kat fazla kazanan, bankaları batarken golf ya da briç
oynadıkları için telefonla bile ulaşılamayan ceo'ların zararlarını,
yurttaşlarının vergisinden oluşan ulusal hazineden karşıladılar.
Bu çok yeni bir oluşum.
Burada hiç de liberal olamadılar. Bırakınız batsınlar bırakınız çöksünler
diyemediler.
Sermayeden yana çok çok net bir tercih yaptılar.
Sanki çok daha sert bir dalganın üzerimize doğru geldiğinin göstergesi.
Yeni ve ayrıntılarını bilemediğimiz, deneyimimizin olmadığı bir süreç.
Radikal bir şeyler var havada.
Sosyal Hizmet Uzmanları bu süreçte sermaye hareketlerini iyi izlemeli.
Koruyanların korunması ilkesini unutmamalı.
Koruyan hukukçunun, sağlıkçının, mühendisin, hemşirenin, doktorun, öğretmenin,
psikologun, çocuk gelişimi uzmanının, gazetecinin korunmasını da unutmamalı
Kendi ekonomik ve sosyal haklarını iyi korumalı.
Korumak zorunda olduğu çocuk haklarını, korunmaya muhtaç çocukları, yaşlıları,
engellileri, yoksulları, kadın haklarını, şiddete uğramışları, suça itilmişleri
korumalı.
Bu ikisini sağlıklı bir dengede korumak için sürekli tartışmalı.
Yeni hizmet modelleri için tartışmalı.
Meslek olarak kendini koruyamazsa, korumakla yükümlü olduğu grupları
koruyamayacağını bilmeli.
Onları korumazsa mesleği koruyamayacağını bilmeli
Hizmet götürülen grupların hizmetin nitelik ve niceliğinde aktif olarak
katılımını sağlamalı.
Ve özellikle şu dönemde, meslek adına resmi görüşmelerde bulunan sivil kuruluş,
yaz tatili için bir kamp isteyecek değil ya.
Meslek onurunu koruyan şeyler istiyor tabi ki.
Sokakta çalışan, organize suç çetelerinin elinden çocuk ve kadınları kurtarmada
taraf olan meslektaşlar için silah ruhsatı değil can güvenliği istiyor
Sürgünlere dur denmesini istiyor.
Pozitif bir düzenleme ile ekonomik kayıpların giderilmesini istiyor
Başta yoksullar olmak üzere, işçiler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar engelliler
için verilen hizmetin, bir lütuf değil hak olduğunun tanınmasını istiyor.
Sosyal hizmetin bir hayır işi değil bir bilim olduğunun tanınmasını istiyor
Bu yazı
http://guvencin.blogcu.com dan alınmıştır .
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|