|
|
Sosyal Hizmetin Tarihsel Grameri
Aziz ŞEKER
(Sosyal Hizmet Uzman/Sitemiz Yazarı)
Yazarımızın
yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
shuaziz@gmail.com ulaştırabilirsiniz.
“How goes the world?
It wears, sir, as it grows”.
Sosyal hizmet, tarihsel yurttaşa, özne olan bireye sosyal devletin rol ve
sorumluluklarına gönderme yapan bir kavramdır. Aydınlamanın mirasçısıdır. Ve
yeryüzündeki diğer bütün sosyal disiplinler gibi.
Sosyal hizmete gereksinim duyan gruplar ise tüm insanlık ailesi olduğu gibi
özelde toplumla bütünleşmeye gereksinim duyan; sosyal dışlanmayı yaşayan,
toplumsal eşitsizliğe her yönüyle yüz yüze kalan kesimlerdir. Başka bir
ifadeyle ötekileştirilenler; toplumsal koşulların acımasız sonuçlarını bir
adaletsizlik kuşatmasında yaşayan insanlardır…
Sosyal hizmet, sosyal devletin görünümünde bir bağlama oturtulunca ancak
değerlendirilebilmektedir. Bu nedenle sosyal devlete dokunan her geriletici
yıpratma hamlesi somut olarak sosyal hizmete yansımaktadır. Ki, 21.yüzyıl
bir vahşet, acımasız kirli ağlarla, sömürüyle, rezillikle, kan kokan
günlerle, hep insan yüzünden eksik bir şeylerle yer edinirken zamanda…
Türkiye, UNDP (BM Kalkınma Programı) 2006 İnsani Gelişme Raporunda 177 ülke
arasında 92 inci sırada yer alıyor. Elbette bu sıralamada; genel sosyal
hizmetlere insanların ulaşabilme sorunu, sosyal refah olanaklarını kullanma,
sosyal ekonomik eşitsizlik gibi göstergelerden gidilerek yer edinilmektedir.
İşsizlik, değer yitimi, sevgisizlik, dışlanma bu değin neden yaşanmakta?
Bunun da insani gelişme raporundaki yerimizle bir ilişkisi olmasın sakın!
Sevginin karşılığı, ölümün karşılığı yok!
Şu yaşadığımız yıllarda sosyal hizmet Türkiye’de içerik olarak yok! Sosyal
hizmet, hayaletlere adanmış bir meslek konumunda. Şablon olarak hükmünü
sürdüren hayırseverlik dünyası bir karnaval havası görüntüsündeki yardım
sunumlarıyla sosyal hizmetlerden daha belirleyici olabilmekte. Oluyor da!
Kadınların ve çocukların çamurlara batarak ellerini yardım diye kamyonlara
umutla uzattığı bu erkek egemen toplumda… Öyle ki, biten yüzyılın sonlarında
sosyal hizmetin idealleri, hayırsever örgütlenmeler tarafından hazmedildi de
diyebiliriz. Sosyal hizmet 19. yüzyıldaki ilk dönemlerine indirgendi. Sosyal
hizmet kendisini reddedenlerin aracı oldu. Sosyal hizmetin gerekleri bu
değildi oysa…
Bugün Türkiye’de sosyal hizmet; taşrada hayırseverlik yönüyle, merkezdeki
suskunların dondurucu tavırları arasında sıkışıp kalmış durumda. Artık
sosyal hizmetin tarihsel gramerinde rastlanması muhtemel şeyler olarak ifade
edebiliriz bunları.
Son tahlilde sosyal hizmeti sunmak devletin yükümlülüğündedir. Devlet bundan
dolayı yurttaşına karşı sorumludur. Sosyal hizmet uzmanı da… İnsan hakları,
demokrasi, refah devleti olmanın içleminde bir praksisi ancak ve ancak
kurumsallaşmış bir sosyal hizmet dünyası ortaya çıkarmada doğru bir yol
olabilir; yeterli olmasa da…
|