|
|
 
SOSYAL HİZMET BİLGİSİNİN TAŞERONLAŞTIRILMASI
Sosyal Hizmet Uzmanı
Aziz ŞEKER / Sitemiz Yazarı
İnsanın mutlak gücü; bilgi olgusunu bir güç olarak kullanmasını
gerçekleştirebilmesinde anlam buluyor. Ki, bilgi, egemen olanındır. İnsanlık
tarihi bunu kimi örneklerle yetkin bir şekilde göstermektedir. Özde Batı’da daha
bir güç / değer gören bilgi doğu toplumlarında işlevini inatçı bir metafizikle
ikame edebilmektedir.
Sosyal hizmet bilgisinin Batı’da laik-seküler bir tarz içinde örgülenmesi
bilginin Batı’da kullanım amacının en güzel kanıtıdır. Doğu toplumlarında sosyal
hizmet bilgisi, ulvi referansların toplumsal gerçek üzerinde hüküm süren politik
prestijini dikkate alıp onun kapsamı alanına girdiği zaman; az çok “kimliksel”
bir kabul görebilmektedir. Yanlış kurgulansa da… Görüyoruz ki, her iki örnekte
de yaşamı belirleme ve yaşam niteliğini düzenlemenin gerisindeki güçler
niteliksel olarak aslında değişiklik göstermektedir.
Doğuda küçük burjuva mesleği olma çabası, iktidar yapısı içinde yer edinmeye
çalışması ya da tam anlamıyla meslekleşememesi / Batı’da ise sosyal hizmetin
orta sınıf mesleği olması, mesleğin duruşunu önemsemediğimizi sandırmasın.
Sosyal hizmet bir biçimde var oluyor. 21. yüzyılın gereksinimlerinin gereği
olarak etkisini artırarak sürdürecek gibi de.
Genel olarak sosyal hizmet meslek erbabının orta sınıf “durağanlığını”
içselleştirmiş olması onun bilgi üreticisine de uygulayıcısına da acımasızca
yansıyor. Onu durağanlaştırıyor. Bu nedenle mesleğin olmazsa olmaz koşullarının
öneminin kavranması dışında bu kesimin çoğunluğu rasyonel bir sosyal politika ve
toplumsal değişme istemlerine kendi yanıtlarını üretemediği gibi rol alma
durumunda da bağımsız kalabiliyor. Durum böyle olunca; somut koşulların somut
tahlili disiplin ve mesleğin arka bahçesine bile uğratılmıyor.
İnsanlara olanaklar ölçüsünde özgürce seçim yaptıran meslek; kendi politik
tercihlerinde ise beslendiği meslek ve disiplin unsuru olan toplumsal kesimlerin
yer yer aciz söylemlerini ne yazık ki pratiğe taşıma gerçekliğini hakkıymış gibi
gösteriyor. Bu onu sosyal politika belirleme noktasında bir aktör kılmıyor.
Böylece mesleki disiplinel duruş bazen gerilerde kalıyor.
Türkiye’de sosyal hizmetin tercihlerini belirleyen unsurlar; toplumsal gerçeği
değiştirmenin dışında gibi. Ondan bağımsız. Sosyal hizmet bilgisi yer yer kabul
edilse de; bilgiyi elinde bulunduranın bu bilgiyi toplumsallaştırma adına pek
bir gayretine / belirleyici rolüne rastlayamıyoruz. Dolayısıyla sosyal hizmet
bilgisi, bilgi üreticisi ve uygulayıcısı olan meslek elemanına yabancılaşıyor.
Sosyal hizmet bilgisine gereksinim toplumsal gereksinim gruplarının yanında yer
almıyor çoğunluk. Egemen olan neyse; yani hegemonik güç yapısının yanında boynu
bükük kala kalıyor. Ve inandırıcılığını, kötüyü değiştirme istencini,
güvenirliğini de yitiriyor. Bir ölçüde taşeronlaşıyor.
|