Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

                         SOSYAL HİZMET BİLGİSİNİN TAŞERONLAŞTIRILMASI

   Sosyal Hizmet Uzmanı Aziz ŞEKER / Sitemiz Yazarı

İnsanın mutlak gücü; bilgi olgusunu bir güç olarak kullanmasını gerçekleştirebilmesinde anlam buluyor. Ki, bilgi, egemen olanındır. İnsanlık tarihi bunu kimi örneklerle yetkin bir şekilde göstermektedir. Özde Batı’da daha bir güç / değer gören bilgi doğu toplumlarında işlevini inatçı bir metafizikle ikame edebilmektedir.

Sosyal hizmet bilgisinin Batı’da laik-seküler bir tarz içinde örgülenmesi bilginin Batı’da kullanım amacının en güzel kanıtıdır. Doğu toplumlarında sosyal hizmet bilgisi, ulvi referansların toplumsal gerçek üzerinde hüküm süren politik prestijini dikkate alıp onun kapsamı alanına girdiği zaman; az çok “kimliksel” bir kabul görebilmektedir. Yanlış kurgulansa da… Görüyoruz ki, her iki örnekte de yaşamı belirleme ve yaşam niteliğini düzenlemenin gerisindeki güçler niteliksel olarak aslında değişiklik göstermektedir.

Doğuda küçük burjuva mesleği olma çabası, iktidar yapısı içinde yer edinmeye çalışması ya da tam anlamıyla meslekleşememesi / Batı’da ise sosyal hizmetin orta sınıf mesleği olması, mesleğin duruşunu önemsemediğimizi sandırmasın. Sosyal hizmet bir biçimde var oluyor. 21. yüzyılın gereksinimlerinin gereği olarak etkisini artırarak sürdürecek gibi de.

Genel olarak sosyal hizmet meslek erbabının orta sınıf “durağanlığını” içselleştirmiş olması onun bilgi üreticisine de uygulayıcısına da acımasızca yansıyor. Onu durağanlaştırıyor. Bu nedenle mesleğin olmazsa olmaz koşullarının öneminin kavranması dışında bu kesimin çoğunluğu rasyonel bir sosyal politika ve toplumsal değişme istemlerine kendi yanıtlarını üretemediği gibi rol alma durumunda da bağımsız kalabiliyor. Durum böyle olunca; somut koşulların somut tahlili disiplin ve mesleğin arka bahçesine bile uğratılmıyor.

İnsanlara olanaklar ölçüsünde özgürce seçim yaptıran meslek; kendi politik tercihlerinde ise beslendiği meslek ve disiplin unsuru olan toplumsal kesimlerin yer yer aciz söylemlerini ne yazık ki pratiğe taşıma gerçekliğini hakkıymış gibi gösteriyor. Bu onu sosyal politika belirleme noktasında bir aktör kılmıyor. Böylece mesleki disiplinel duruş bazen gerilerde kalıyor.

Türkiye’de sosyal hizmetin tercihlerini belirleyen unsurlar; toplumsal gerçeği değiştirmenin dışında gibi. Ondan bağımsız. Sosyal hizmet bilgisi yer yer kabul edilse de; bilgiyi elinde bulunduranın bu bilgiyi toplumsallaştırma adına pek bir gayretine / belirleyici rolüne rastlayamıyoruz. Dolayısıyla sosyal hizmet bilgisi, bilgi üreticisi ve uygulayıcısı olan meslek elemanına yabancılaşıyor. Sosyal hizmet bilgisine gereksinim toplumsal gereksinim gruplarının yanında yer almıyor çoğunluk. Egemen olan neyse; yani hegemonik güç yapısının yanında boynu bükük kala kalıyor. Ve inandırıcılığını, kötüyü değiştirme istencini, güvenirliğini de yitiriyor. Bir ölçüde taşeronlaşıyor.