|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|

Sitemizin Yazarları
|
 |
Sokaktaki Çocuklar İçin Çözümler
Prof. Dr Oğuz POLAT |
Devletin suça itilen çocuklar için ara
kurumları açmamış olması, rehabilitasyon için hiçbir şey yapmaması pratikte suç
işleyen çocukların polis tarafından sokağa salıverilmesi gibi bir sonucu
getirdi. Çözüm için devlet mutlaka işin içinde yer almalı.
Sokakta çalışan ve yaşayan çocuklar için çözüm önerilerini tartışırken konuya
güç koşullardaki çocuklar olarak yaklaşmanın doğru olacağını da vurgulamak
gerekiyor. Çünkü bu konumdaki çocukların tümünde istismar öyküsü bulunmakta,
çoğu da suça itilen çocuklar kategorisine geçiş yapabiliyor. Bu konuda
yapılacaklar içinde kısa-orta-uzun dönem olarak 3 boyutta yaklaşımların kalıcı
çözümleri sağlayacağını da belirtmek gerekiyor.
Bu konudaki kısa dönem çalışmalar için devletin mutlaka işin içinde yer alması
mecburi. Çünkü hizmet üretebilmek devletin birinci sorumluluğunda. Ancak şu
andaki modelle yapılan çalışmaların kalitesi ve sayısal açıdan uzman desteğinin
arttırılması bile yeterli sonuçlar yaratamayabilir.
Çünkü tüm çocukların birlikte yaşadığı, koğuş sistemlerinin artık uygulamadan
kalktığını gözden kaçırmamak gerekiyor. İstismara maruz kalan çocuklar için
cinsel istismar, fiziksel istismar yaşayan çocuklara özel 4-8 kişilik ev
uygulamaları yapmak gerekiyor. Bu suça itilen, sokakta yaşayan ve madde kullanan
çocuklar için de geçerli.
Bu ev uygulamaların 3 aşamalı olarak ilk istasyon -ara istasyon ve kalıcı
ortamlar olarak yapılması gerekmektedir. Ancak tüm bu modelin ana model
olmadığını çözümün aile yanında çocuğun büyütülmesi olduğunu da eklemek
gerekiyor. Burada çocuğun kendi gerçek ailesi olmuyorsa koruyucu aile sisteminin
birinci alternatif olması gerekiyor.
Bugünkü sistemde yapılanlara baktığımızda geçmişe göre hizmet verilen çocukların
sayısının düşmesi olayı daha da dramatik ve üzücü sonuçlara gebe duruma
getiriyor. Son verilere göre Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu; 2002'de
çocuklarına daha iyi bakabilmeleri için 24 bin 257 aileye para yardımı yaptı. Bu
miktar 2004'te sadece 11 bin 900 aileye yardım şeklinde. 2001'de yuvalarda
bakılan ve 18 yaşını doldurmuş 2 bin 265 çocuk işe yerleştirilmiş. Bu sayı,
2005'te 800'e inmiş.
Kurumun personel sayısı 2002'de 10 binken, bugün 8 bin 500'lere gerilemiş.
Siyasal amaçlı atamalarla liyakatın göz ardı edildiği ve deneyimli meslek
elemanlarının pasifize edildiği bugünkü ortamı tartışmaya açmadan bile durumun
ne kadar kötü olduğu gözler önünde. Her 6-8 çocuğa bir bakıcı gerekirken,
yurtlarda 20-25 çocuğa bir bakıcı düştüğü de gözden kaçırılmamalı.
Öncelikli öneme sahip olan hukuksal mevzuatın uygunluğu açısından olaya
baktığımızda bu konuda da önemli problemler bulunuyor.
Yeni Türk Ceza Kanunu'nda var olan 31. maddenin değişikliğinden başlayarak
çocuklarla ilgili yasal mevzuatın, "Çocuk Koruma ve Ceza Yasası" adı altında tek
bir yasada toplanması hukuksal açıdan çocuklar için en doğru yaklaşım olacak.
Devletin özellikle suça itilen çocuklar için ara kurumları açmamış olması,
rehabilitasyon için hiçbir şey yapmaması pratikte suç işleyen çocukların polis
tarafından sokağa salıverilmesi gibi bir sonucu getirdi. Bunun yansıması da suç
makinesi haline getirilen ve kullanılan çocuklar profilinin ortaya çıkartılması.
Konudan sorumlu olan Adalet Bakanlığının bu konuda hiçbir şey yapmaması, konuya
sahip çıkmaması bugünkü ortamı yarattı. Bu durum çocuk polisinin çalışamaması
gibi bir sonucu da beraber getiriyor.
Toplum eğitimi orta dönemde mutlaka uygulanması gereken konuların başında
geliyor. Toplumun büyük oranda çocuk haklarını daha duymamış olması en önemli
problemlerden birisi. Aile planlaması, dayağın yasaklanması, şiddetin
alternatiflerinin öğretilmesi gibi konuların tartışmaya açılması gerekiyor. Bu
konuda sivil toplum kuruluşlarına da önemli görevler düşüyor. Hedef gruplara ki
buna konuda çalışan profesyoneller, anne-babalar, öğretmenler ve bizzat çocuklar
da giriyor.
Uzun dönemde eğitim sorununun kız çocuklardan başlayarak çözülmesi gerekiyor.
Eğitim probleminin çözülememesi bu gibi olayların sürekli yaşanmasını beraber
getirecek. İlköğretimden başlayarak yaygınlaşma, kalitenin yükseltilmesi ve ana
çerçevede ezbercilikten karar verici olmaya, analitik yaklaşımı verebilen eğitim
modeline geçilebilmesi çok önemli.
KAYNAK:http://www.bianet.org/

|
|