|
|
SOSYAL İNCELEME SÜRECİ ÜZERİNE
Sosyal
Hizmet Uzmanı
Serdar
GÖZÜKARA
Pek çok arkadaş değişik platformda bu konu üzerine düşüncelerini ifade etti,
deneyimlerini aktardı.Hepsini gelişim ve değişim adına birer değerli katkı
olduğunu belirtmek gerekir.
Sosyal hizmet uygulaması; anlaşılmaz bir karmaşık yapı değildir. Son derece
yalın, basit ve sade müdahalelerle, sorun haline gelmiş ya da sorun halini
almakta olan ya da ileride bir şekilde sorunlara yol açacağı belli olan
sistemlerin değişime ve gelişime uğratılarak içinde bulundukları durumdan
yeni bir duruma getirilmesi sürecidir. Subjektif olarak işlevsel tanımını
yaptığım bu durum, başlı başına bir sürecin hikayesidir. Bu hikaye mesleki
raporlarla kayıtlara girer ve “özel okuyucunun” dikkatine sunulur.
Yukarıda anılan karmaşık sistemlerin -adı üzerinde- çok değişik boyutları
bulunmaktadır. Psikolojik, sosyolojik, ekonomik, siyasal, konjonktürel,
fiziksel, zihinsel pek çok boyut.
Sosyal hizmet uzmanı mikro, mezzo ve makro boyutta olmak üzere bu sarmalın
üzerine odaklanarak insan ve onun içinde bulunduğu oluşumları sistematik bir
biçimde ele alarak müdahalelerle bulunmayı amaç edinmektedir.İnsan sosyal
bir varlıktır ve çevresi ile birlikte ele alınmalıdır. Bu çevre fiziksel
çevre olduğu kadar, düşünsel, kitlesel, grupsal vs. birçok çevreden
oluşabilir.
Sosyal hizmet müdahalesi psiko-sosyal açıdan birey-grup ve toplum dengesi
içinde “dengeleri” aramakta ve dengeleri oluşturmaya katkı sağlamaya, bunu
yaparken de üzerinde çalıştığı müracaatçı sistemi ile birlikte hareket
edebilmeye, böylelikle gerek tümevarımsal bir analiz, gerekse tümdengelimsel
bir analiz döngüsü içerisinde değişime ve gelişime katkı sağlamaya
çalışmaktadır.
Peki tedavi nerededir? Tedavi öncelikle koruma stratejilerinin
oluşturulmasındadır. Her düzeyde koruma önemli ve stratejiktir. Çocuğun
korunması buna bir örnek olarak gösterilebilir. Gerek konservatif gerekse
modern ya da postmodern yaklaşımlar dahi olsa sosyal hizmet müdahalesinin
etkin başlangıç alanını bu odak sağlamaktadır.
Ancak bu da tek başına yeterli olmamaktadır. Nitekim “önleme” adı verilen
kavram burada ön plana çıkmaktadır. Eğer bir sistemin tedavi edilmesi
gerekiyorsa bu zor yorucu ve zaman alan işlevin yükünü azaltmak ve toplum
kaynaklarını yerinde kullanabilmek adına önceliği önlemeye vermekte yarar
görülmektedir. Örneğin “5 yaş altı çocuk ölümleri oranını belirli bir
bölgede azaltmak” amaçlı girişimin içeriğinde önlemeye dönük uygulamaların
da olması gerektiği gibi.
Peki tedavi için bu da yeterli midir? Yeterli değilse şimdi de yönümüzü işin
zor, pahalı ve emek yoğun çabalar gerektiren kısma çevirelim.
Burada da aslında başlangıç için stratejik tercihlerle sosyal hizmet
müdahalesini oluşturmak ve yaklaşım farklılıkları bir yana, sosyal hizmetin
“edimsel” yönüyle ortaya çıkan yaklaşımını tanımlamak gerekmektedir. O da
şudur:
1-Sorunu basite indirgeyebilir misiniz?
2-Sorunu basite indirgerken yani pratikte bir sınavdaki öğrencinin soruyu
çözmeden önce sadeleştirmeye çalıştığı gibi bir “görme” yaklaşımı ortaya
koyabilir misiniz?
3- Bunu yaparken sorunu hafife alma yanlışını yapabilir misiniz?
4-Bunu fark ettiğinizde tekrar başa ya da dönmek istediğiniz noktaya dönme
şansınızın olup olmadığını kavrayabilir misiniz?
5-1. sorudan önce gelmek üzere sorunu tanımlayabilir misiniz?
6-5. sorudan sonra gelmek üzere 6. soruda sorunu tanımlaya başladığınızda
artık çok geç olduğunu anlayıp bu işi berbat ettiğinizi kabul edebilir
misiniz?
7-Giderek saçmalamaya başladığınızda işin ucunun nereye varacağını tahmin
edebilir misiniz?
8-5.,6. ve 7. soruları dışarıda bırakarak (gerçekten bırakın ve 4 ten devam
edin yani sorunu hafife almamış olduğunuzu varsayarak), sorunu sizden hizmet
almakta olan yararlanıcı ya da yararlanıcılar ile birlikte
tanımlayabildiğinizi düşünüyor musunuz?
9-Gerçekten bunu yaptıktan sonra sorunu bir an için onun ya da onların
gördüğü gibi görebildiğinizi düşünüyor musunuz?
10- Kurduğunuz bu empatinin ardından birlikte çalıştığınız sisteme
(yararlanıcı) bir sempati duyup duymadığınızı kontrol edebiliyor musunuz?
11-Eğer gerçekten cevabınız evet ise artık birlikte değişim için ve gelişim
için harekete geçebileceği-n-iz-e inanıyor musunuz?
12-Hazır mısınız?
13-Her şey hazır mı?
14-Diğerleri hazır mı?
15-Kaçtı mı?
16-Yararlanıcı mı?
17-Keyfiniz mi?
18-14ten sonra devam edelim mi, o kısmı yok sayalım mı?
Biraz mizahi karışık üsluptan ötürü bağışlayın elbette yaptığımız işin
keyfini de çıkarmak gerekiyor. Sanırım bunu da yukarıda bir yerlere madde
olarak eklemek de yarar var!
Bu praksi, beraberinde işte yukarıda da birkaç soruyla tanımlanmaya
çalışıldığı üzere karmaşık ve kaotik bir görünümde olsa da basitçe görünür
bir yapıya sahip kılınabilir.
Sosyal hizmet esasen daha çok pragmatik bir ard geçmişe sahiptir. Nitekim
yoksulluk sorunsalı ve onun toplumsallığı sosyal hizmetin daha çok bu
yapıyla ortaya çıkışını güçlendirmiş, tarihsel gelişiminde bunun sayısız
örneklerini vermiştir.
Sade bu yönüyle olmasa bile Sanayileşme ile birlikte derinliği ve kalıcılığı
yönetimsel tercihlerin kuşatması ile giderek artmış yığınların yeryüzündeki
acı tablosu karşısında bir çare olarak sosyal hizmet ön plana çıkmaya
başlamıştır.
Küreselleşme ile birlikte, küreselleşen sermaye kadar küreselleşemeyen
toplumsal eşitlik, giderek dışlanmayı oluşturmaya başlamış ve ardından da
yoksulluk adlandırmasıyla bu eşitsizlik görmezden gelinmeye başlamıştır.
Öyle bir duruş olmalı ki sosyal hizmet, bu pragmatik yapısı yanı sıra biraz
da ütopik olsun. Varmayı düşündüğü nihai hedefleri oluştursun ve bunu için
kalıcı çözümleri yakalayabilsin...
Daha fazla karıştırmadan buradan devamla denilebilir ki; sosyal hizmet,
belirli bir hedefi olan planlamayı, misyonunu, vizyonunu oluştursun ve bu
yolda emin ve sağlam adımlarla yoluna devam edebilsin.
...............
Bireyin işlevselliği aynen bir dişlinin yarattığı etki ile çarkı
döndürdüğüne göre bireyden yola çıkarak topluma dönük, bazen de toplumdan
yola çıkarak bireye dönük etkileşimler üzerinde çalışmaktadır sosyal
hizmet..Bu onun doğasında bulunmaktadır.
Yani sosyal hizmet bir anlayış, bir felsefe, bir özgünlük odaklı anlayışı
ifade eder.
Sosyal hizmet anlayışında insana ve onun haklarına verilen önem her fırsatta
onun işlevselliğine verilen değerle bütünleşir. Etik açıdan somutlaştırılmış
sayısız değerleri vardır. Sosyal hizmet anlayışı, özgürlüğünden yoksun
bırakılmış bir çocuğun bir daha kanunla ihtilafa düşmemesi için onun
“içeride” dövülmesi ya da insanlık dışı müdahalelere maruz kalmasını
kesinlikle reddeder. Reddetmek de yetmez bunun da üstesinden gelinmesi için
üzerine görev düştüğü anlayışını benimser.
Sosyal hizmet anlayışı bir bakım yurdunda ya da yuvasında gençlerin ya da
çocukların şiddete ve ihmale uğramalarını yani bir şekilde istismar
edilmelerini sorun alanı olarak görür.
Sosyal hizmet “hak temelli” yaklaşımları benimser ve savunur. Bu açıdan
savunuculuk rolleri bulunmaktadır. Yaşamak en temel insan hakkıdır. Bundan
sonra insanca ve onurlu bir yaşam hakkı gelmektedir.
“Sosyal adalet” kavramı, sosyal hizmetin aradığı en kritik gerekliliklerden
biridir.
Öyleyse; tüm bu yapı içerisinde sistematik olarak insan ve çevresini ele
aldığımızda işlevselliğinin arttırılması, değişimi ile gelişiminin
sağlanması adına sosyal hizmet müdahalesinin bir “süreç anlayışını” özünde
barındırdığını belirtmek gerekmektedir.
Sosyal inceleme bir süreçtir derken yukarıda yapılan fikir jimnastiğinin
yanı sıra bilimsel ve profesyonel uygulamalar ışığında geliştirilmiş yöntem
ve tekniklerin de kullanılmasıyla bütünleşen bir süreçten söz etmek
gerekiyor.
Peki bu süreç ne değildir!
Sosyal inceleme süreci yaygın kanıda ve uygulamada olduğu gibi bir rapor
yazma işi değildir. Adı da üzerinde bulunduğu gibi sıradan bir inceleme
değildir. Donanım gerektirir, neyi aradığını bilmeyi, neyi nerede ve nasıl
uygulayacağını, planlayacağını ve bu yolla neyi çözeceğini açığa çıkarma
işidir. Bu da yetmez...Bir plan gerektirir. En iyi planlar doğru hedeflere
doğru analizlerle, doğru zamanda, olabilecek en hasarsız biçimde ve bazı
hasarları göze alarak yapılır. Dolayısıyla bu süreç bir haneye giderek
oradaki durumu bir görüşme ile tasvir etmekten ibaret değildir.
Bir çoklarının yaptığı gibi uzaktan kumanda ile ya da uydudan alınan görüntü
ile gölgeleri ve karartıları birer gerçek yapı ve onun sanal yansıması
olarak görüp karar alma süreci değildir. Yerinde ve ciddi bir şekilde
yapılması zorunluluğu vardır!
Süreç bir süre değildir! Bir sürü süreden ibaret olabilir!
Sosyal inceleme sadece incelemeden ibaret bir uygulama değildir!
Bu açıdan bakıldığında sosyal inceleme bir format değildir. Öyle olsa idi
tıpkı bilgisayarda olduğu gibi format atıp yeniden temiz bir şekilde
çalışmaya başlayabilirdiniz. İnsana format atamazsınız...Bu yönü ile sosyal
inceleme bir form asla değildir.
Sosyal hizmet bir gün her insanın ihtiyacı halini alabilir. İnsan her an
yoksullaşabilir, her an suça maruz kalabilir, şiddete maruz kalabilir...
Derler ya “ne oldum değil ne olacağım diyeceksin”...Bu yönü ile sosyal
inceleme her yerde yapılabilir, ihtiyaç duyan her insan, grup ya da toplum
için orada olabilir/olabilmelidir.
Tek başına sosyal hizmet nedir! Sosyal hizmetin bileşenleri nedir! Bu, başlı
başına bir ders konusu olacağından tartışılması gereken bir konudur.
Sistemler açık olmadığı taktirde sistem olma özelliğini kaybeder ve yok
olmayla karşı karşıya kalırlar. Bu nedenle sürekli, sistemin durumu hakkında
değerlendirmeye ihtiyaç vardır.Yeryüzünde hiçbir şey kendi başına
bırakılmamıştır. İnsan sosyal bir varlıktır, bu bakımdan hem self
determination denilen yöntemle kendi kendini kontrol etmeye, denetlemeye
çalışmakta hem de kimlik oluşturma süreçleri ile self concept denilen benlik
tasarımını oluşturmaya çalışmaktadır. Gelişimsel yaklaşımla, bilimsel olarak
küçük yaşlardan itibaren başladığı vurgulanan bu yapılanma insanın kendini
gerçekleştirebilmesi yolunda önemli bir adımdır. O halde teoride bile olsa
merkezkaç bir şekilde açığa çıkan bu enerjinin iyiye kanalize edilmesi
gerekmez mi?Peki bunu kim yapar. Eğer insandan bahsediyorsak önce kişinin
kendisinden daha sonra en yakınlarından, annesinden babasından,
kardeşlerinden,arkadaşlarından ve diğerlerinden söz ediyoruz demektir.
Bu enerjinin merkezkaç olduğu iddiası belki de iddialı bir söylemdir.Ancak
başı boş ve kontrolsüz bir durumda ve belli desteğe dayanmayan bir yapıya
büründüğünde sistemin nereye gideceğinin belli olmadığını gösteren önemli
bir argümandır. Kolayca örnekleyelim.Elinize aldığınız bir ipin ucuna
yeterli büyüklükte bir taş bağlayın ve elinizde ipin diğer ucunu tutarak
dairesel hareketle - taşı 360 derecelik bir açı ile çevirmeye başlayın. Bir
müddet çevirdikten ve yeterince hızlandırdıktan sonra ipi bırakınız.Taş hem
sizin hem de merkezkaç kuvvetin etkisi ile oldukça uzak bir noktaya
düşebilecektir. Kim bilir belki de yüzünüze çarpmıştır ya da komşunun camı
kırılmış olabilir. İşte tesadüf gibi görünen ama aslında bir takım
bileşenlere bağlı olan insan yaşamının durumu...
Sosyal inceleme işte bu entelektüel yapıyı görmeli ve değerlendirmesini ona
göre yapmalıdır.Aksi taktirde etkili olma şansını yitirir.
Sosyal hizmet, kişiyi çevresi ile birlikte ele alırken onun birey olarak
ayrılığını ve ayrıcalıklarını görmezden gelemez. Bir bütün olarak insan,
çevresi içinde bir bireydir. Bu hali ile vazgeçilmez haklar sahiptir. Bu
haklar yok edilemez, yok sayılamaz ve bir başkasına devredilemez. Ancak bu
özelliği bireyin haklarının kısıtlanabileceği sınırlar olmadığı anlamına
gelmez. Bu sınır, başkalarının hakları ve toplumsal gereklilikler ile
çizilmiştir. Her bireyin içinde bulunduğu topluma mümkün olan en sağlıklı
şartlarda katılım göstermeye hakkı vardır. Her toplumun da bireylerine bu
hakkı eşit fırsatlar temelinde sağlama ve bunu güvence altına alma
sorumluluğu vardır. İdealize ettiğimiz bu yaklaşım paralelinde vurgulanmak
istenen nihai düşünce; sosyal hizmetin bu yönü ile izlemeci olduğu gerçeğini
açığa kavuşturmaktır.
Sosyal hizmet uzmanları işte sosyal hizmetin bu yapısı nedeniyle taraftır.
Hak savunuculuğu yapar. Bu asla körü körüne bir savunuculuk değildir. Her ne
pahasına olursun anlayışı değildir.
Örnek: Siz bir alkol bağımlısını her ne pahasına olursa olsun sana bu alkolü
bıraktıracağım diyebilir misiniz?
Bunu derseniz bırakın sosyal hizmet felsefesini bir kenara bu işi
bilmediğinizi ortaya çıkarırsınız ve bir çok şeyi kaybedersiniz.
Bu işin en hassas kabullerinden biri sistemin bulunduğu yerden başlamaktan
geçer. Bu yer hem yer olarak hem de konum olarak önemlidir. Sokaktaki
çocukla sokakta, cinsel istismara uğramış çocukla kendini hissettiği
noktada...
Ayrım yapamazsınız. Ayrımcılığa hem de her türlü ayrımcılığa karşı bir
duruşu gerektirir sosyal hizmet felsefesi. Böylelikle bir içerme davranışı
ve ideolojisi bulunmaktadır.
Belki de bu yüzden bir yerlere yakın görülmektedir. Oysa bu yol uzlaşmaya en
yakın noktanın başlangıcıdır. İnsanla toplumun, toplumla insanın uzlaşması
ve her ikisinin birbirine kazandırılması adına.
Topluma kazandırma söylemi yeterli bir söylem değildir. Her koşulda kendine
kazandırmadığınız birisini topluma kazandırma şansınız çok azdır, sadece
kazandırdığınızı sanırsınız.
Birkaç paragraf önce değinilmişti ancak yeri geldiği için bir kez daha
vurgulamakta yarar var. Sosyal hizmet sihir peşinde koşmaz, elinde sihirli
değnek bulunmamaktadır. Bu nedenle sosyal hizmet yapmak diye bir başlangıç
vurgusu kabul edilemez.
Örnek diyalog: Devlet tarafından korunma altına alınmış gençlerin yaşamakta
olduğu bir bakım yurdunda bir görevlinin, sosyal hizmet uzmanına dönerek:
Bir gencin sürekli uyumsuz davranışlar sergilediğinden yakınarak “şuna bir
sosyal hizmet yap da kurtulalım” , diğer yana dönüp görevli psikologa da:
“şunun psikolojisini de sen düzelt” dediğini varsayalım ki böyle bir şey
mümkün değildir!.Bu durumda öneriyi getiren görevliden birer Harry POTTER
sihirli sopası istenmesi yerinde bir yaklaşım olabilecektir. Nitekim burada
sosyal hizmet yalnız başına kalmış demektir. Yani çözümün bir parçası
olmayan organik yapı, sorunun da bir diğer parçasını oluşturmuş
bulunmaktadır. Böylelikle bahse konu gencin de yalnız olduğunu söylemek
maalesef olası bir durum olacaktır.
Farklılaşalım! Ama nerede farklılaşalım?
1-Sınırlılıklarımızda
2-Bazen odaklarımızda
3-Sahip olduğumuz “otoritelerimizde ”
4-sürüden ayrılmak için düşüncelerimizde...
Sosyal inceleme bir süreçtir. Bir günde şehrin birkaç noktasına nefes nefese
ulaşıp 10 adet yapılan şey inceleme değildir. Ancak onun uydudan çekilmiş
fotoğrafı olabilir. Yanıltıcıdır. Sorun çıkarabilir,mağdur edebilir,
yıpratabilir, sağlıklı düşünceyi olumsuz düzeyde etkiler, muhakeme
repertuarını daraltır, etkili sonuç almayı çok zor bir hale sokar vs..
Yani bu kadar kısa sürede bu kadar çok yerinde tespit çalışması bir
başarının habercisi değil tam tersine muhtemel kurumsal başarısızlıkların
habercisidir. Bu konuda farklılaşma gerekliliği bulunmaktadır.
Örnek: Sosyal rehabilitasyon merkezi olarak adlandırılan bir kurumda haftada
6 saat özel eğitim seansına giren bir özürlünün eğitimi ve
rehabilitasyonunun bu suretle yerine getirilmiş saymak aşırı iyimser bir
yaklaşımdır. Hele hele o özürlünün toplumla bütünleşmesi için gerekli sosyal
rehabilitasyon ihtiyacını görmezden gelmek, onunla çalışırken ailesiyle
gerekli adaptasyon, eğitim ve diğer sosyal rehabilitasyon ihtiyaçlarını
görmezden gelmek son derece sakıncalıdır ve hak kaybına sebep olur.
Farklılaşmak gerekir.
Gelelim raporlara...
Sosyal inceleme raporuna...
Sosyal hizmet uzmanları, sosyal inceleme raporu düzenleme ve bu rapora
dayalı olarak uygulayacağı mesleği planı hayata geçirme hak, ehliyet ve
sorumluluğuna sahip bir meslek elemanıdır. Almış olduğu detaylı eğitim neyi
nerede nasıl yapacağını açıkça bilmesine ve bunu formüle etmesine anahtar
olur. Ancak bu da yetmez yasal donatılara ve sürekli geliştirmesi gereken
çeşitli alanlardaki bilgiye de ihtiyaç duyar.
Sosyal inceleme raporu bir son değildir. Öncelikle ve daha çok başlangıçtır.
Bu yolla hizmetten yararlanıcıların yukarıda değinilen tüm varlıkları ele
alınır, zayıf ve güçlü yanları tanımlanmaya çalışılır. Ardından sorun ya da
ihtiyaç teşhisi yapılır.Bunun çözümü için elde ne tür seçenekler olduğuna
bakılır.Tüm bunlar diğer tarafla ve taraflarla birlikte ancak diğer taraf
için yapılır. Aslında her iki tarafta bir yerde aynı taraftadır. Bu plan
birlikte uygulamaya konulur. Diğer disiplinlerden ve ekiplerle birlikte
çalışılır, açıklayıcı ve hak savunuculuğu ödevi bu fasılda ve sonuna kadar
hiç akıldan çıkarılmaz.
İş burada da bitmez,plan uygulamaya konduktan sonra sıra izlemeye
gelir,planın gidişatı izlenir, izlettirilir, özel hayatın gizliliği
önemlidir. Gerekli gelişim ve değişimler not edilir. Sosyal inceleme
raporlarına esas diğer ara raporlar da düzenlenir. Yapılan müdahale ve
rehberlikler not edilir. Bunlar gerek özet şeklinde gerekse de detaylı
süreç/mülakat raporları şeklinde kaleme alınır. Bu raporlar mesleki
müdahalelerin ayrıntılarını ve görüşmelerin detaylarını içerir. Kimin için
kiminle nerede ne için ne zaman görüşüldü, amaç neydi ne sonuç alındı ya da
alınabilir, grup çalışmasında neler yaşandı,neden bir grup oluşturulmasına
ihtiyaç duyuldu, talepler ve gereklilikler doğrultusunda hangi mezzo ya da
makro uygulamalar hayata geçirildi.
Vs vs. mesleki detaylar...
Tüm bunları yaparken akılcı, gerçekçi, geleceği görebilen, önleme ya da
koruma öncelikli, niceliklerin yanı sıra nitelikleri ve kapasiteleri
arttırıcı olmak gerekmektedir.
Gerekli görüldüğünde gerekli tüm taraflarla, kurumlarla,
kişilerle,raporlarla, geçmişle, eldeki resmi ya da yarı resmi ya da özel
evraklara ulaşmaya çalışarak bir döngü yaratmak ancak bu döngüyü kısır
döngüye dönüştürmeden adım atmak gerekir.
İşte bu yüzden ve daha bir çok nedenden ötürü sosyal inceleme bir süreçtir.
Şovenizm nedeniyle değil, güvenmek, inanmak ve başarmak azmi nedeniyle, hak
olduğu için, insan hakları ve eşitlik için, fırsat eşitliği için, uzlaşma
için, çocukların yüksek yararı için, hasta hakları için, toplumun kalkınması
için...
Bir büyüğü gördüğünde önünü iliklemek gerektiğini salık vermek için değil,
içeri girer girmez her yanına vurmak ve aşağılamak için değil, zil
çaldığında içeri girmek için değil, yaptığı iş suç olduğu için onu insan
olarak dışlamak için değil, dersten başarısız olduğu için onu beyinsizlikle
suçlamak için değil, tembelliği nedeniyle yoksul olduğunu söylemek için
değil, saf bir iyimserlik için değil, tamamıyla duygusal ya da maneviyata
dayalı yaklaşım sergilemek için değil...
Hani bir söylem vardır. Kişiye balık vermek değil balık tutmasını öğretmek
gerek denilir. Ya balık kalmadıysa, ya o bir çocuksa, ya bir özürlüyse, bunu
nasıl yapacağını da öğretebiliyor muyuz.Ya-pa-ma-ya-ca-ğı-nı da
bildiklerimiz için ne yapabiliyoruz, bunu biliyor muyuz.
Son soru:
Bir anne birkaç ay önce doğurduğu çocuğunun tamamen görme yetisinin
olmadığını tıbbi olarak öğreniyor. Ve şöyle diyor “her yere gittim.benim
görme özürlü bir bebeğim var onun için ne yapmam gerekir,acaba bu çocuk
büyüyünce onu nasıl bir yaşam bekliyor, toplum bu sorunum için bana nasıl
bir yardımda bulunur diye kendime ve tanıdığım herkese sordum.Açıkçası pek
bir cevap bulamadım. Veremediler de...Ne yapmam gerektiğini bilemiyorum.
Kendimi çok üzgün ve çaresiz hissediyorum”
Var mı bu sorunun bir cevabı burada...
Yani diyebiliyor musunuz ki bu ülkede bir çocuk bu şekilde dünyaya geldikten
sonra önce şu yapılır daha sonra şunlar şunlar yapılır,bu doğrultudaki
devlet politikası beşikten mezara kadar olmak üzere şu sosyal politikalar
uygulanır, aileler şöyle desteklenir, çalışan annelere şu kolaylıklar
getirilmiştir, bu şemsiye herkesi kapsar diyebiliyor musunuz.
Sosyal hizmete her an herkes ihtiyaç duyabilir. Mesele sadece balık
tutmasını öğretmek meselesi değildir. Mesele bir “hak” meseledir.
Düşünsenize kimsesiz ve ağır mental retardasyon teşhisi konulmuş bir hak
sahibine balık tutmasını öğretmek diye bir şeyden söz edebilir miyiz.
Ya da rakı şişesinde balık olsam diyen bir alkoliğe ne öğretmek gerekir.
Diyelim ki tıbbi tedavi gördü ya da görüyor ya geride kalanlar, ailesi,
çocukları, eşi, onlar için ne yapmalı...Ya da alkolik, balığı bol bir
sahilde sarhoş bir halde boğulduğunda ne yapmalı.
Ya bundan önce yüzlercesi gibi töre cinayetine kurban gitmesini
istemediğimiz yüzlerce binlerce saf temiz ve hatta çocuk yürekli
kızlarımıza, kadınlarımıza ne öğretmeliyiz. Ya onları öldürenlere ve
öldürtenlere ne öğretmeliyiz.
Ne yapmalıyız?
Sosyal hizmet, bu ve bu gibi pek çok sorun alanında çalışmayı kendisine
görev edinmiştir. Ve bu alanda, devletlerin de -uluslar arası sözleşmelere
imza atmasıyla -kamusal görev olarak yapması gerekli pek çok hizmetler
bulunmaktadır.
Ülkeler bunu yapmasa da artık sivil toplum bu açığı giderek kapatıcı
uygulamalara imza atmakta ve devletleri bu alanlarda faaliyet göstermeye
teşvik etmektedirler.
Unutmadan!
Sosyal hizmet sosyal hizmet için yapılmaz. Toplum için, birey için onları
güçlendirmek için, onların yararına yapılır. Halk içindir, kalkınmayı,
kapasite geliştirmeyi ve işlevselliğin arttırılmasını hedefler. Sadece sorun
odaklı çalışmaz. Bu bakımdan bir elit kabul edilemez, aksi taktirde hiçbir
şeyin bulunduğu yerden başlanılamaz.
Son söz: Sosyal adalet öncül anlayış olmalıdır. Gelişme sadece ekonomik
alanda ilerleme ile yapılamaz.Sosyal hizmet mikro düzeyden makro düzeye
kadar toplumun genelini içine alır ve onun etkileşimlerini izler. Ön
yargılarla hareket etmez, suçu değil insanı birey olarak kabul eder.
Sistemcidir, çevrecidir, güçlendiricidir, bilime değer verir, kişinin
kendini geliştirme istencine saygı duyar, araştırmacıdır, sorgulayıcıdır,
geçici çözümler üzerinde durmaz, stratejiktir, planlar, uygular,denetler,
değerlendirir ve izler......
Bu yüzdendir ki sosyal inceleme bir süreçtir.Geçiştirilemez......
|