|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|

Sitemizin Yazarları
|
Sınav Çocukları: Karında Tost, Kafada Test
SHU.Şadiye
DÖNÜMCÜ
(Sitemiz yazarı)
Bu bize ve çocuklarımıza bir dayatma."Gönül yaylarının
gevşediği, çayır ve çimenlerin bay ve bayanları beklediği nisan ve mayıs
aylarında" ders çalış diye direttiğimiz testçi ve tostçu çocuklarımıza
sevgiler! Sabır yayları gergin ebeveynlere, annelere de.
Arkadaşım
Nezahat'ın oğlu
Berk, bu yıl üniversite sınavına
girecek. Ben bu badireyi 'çifte kavrulmuş'
atlattığımdan, deneyim ve yaşantılarım onun için önemli.
Empatik yaklaşabildiğimden olsa gerek, sıkça arıyor, görüşüyoruz. Misyonum onu
dinlemek, doğru yaptıklarını onamak, sürecin üst aşamalarının alt yapısına
arkadaşımı hazırlamak.
Nezahat, grubumuz içindeki arkadaşlar farklı yıllarda bu sıkıntıyı yaşarken,
bizleri anlayamıyor ve "abartıyorsunuz
arkadaşlar!" diyordu. Hiç birimiz bu söylemini ona hatırlatmadıysak
da, o ziyadesiyle farkında.Arkadaşım
kaygılı. Berk'in sınavı kazanmaması değil onu kaygılandıran:
'çalışır, ertesi yıl girer.' diyor.
Onu asıl yoran: oğlunun bu başarısızlığı kaldıramayacağı düşüncesi
Etkinlikler Minimuma
Berk, dışa dönük, kendine güvenli, okul başarısı hep yüksek, iyi bir basket
oyuncusu, arkadaşları tarafından kabul gören, çok iyi kitap okuyan, sinemayı
seven, planlı-programlı çalışan bir çocuk idi.
Bu yıl spor, sinema, okuma, arkadaşlarıyla bir araya gelebilme gibi etkinlikler
minimuma indi. Bu yıl -öncesini saymazsak- her şey ders oldu yaşamında, tüm
akranları gibi.
Çocuk yorgun. Bahar geldi. Dışarıda hayat var, ve o hayata dahil olamıyor. Sınav
tarihi yaklaşıyor. Fizik ve matematikten yetersiz olduğu konular için kendine
ayırabildiği saatlerden feragat edip, özel ders almaya başlayınca iyice
bunalmış.
İki de bir "Ben bu sınavı kazanamayacağım!"
demeye başlamış. Uyku kalitesi bozulmuş.
Kaygıyı belli düzeyde tutmak
Annesi, Berk'in gergin, karamsar, durgun, iştahsız olduğunu gözlemiş. Arada bir
üşüme ve titreme nöbetleri de geliyormuş. Baş ve mide ağrısı yakınmalarını bu
gözlemleriyle birleştirince, dershanede de matematik ve Türkçe başarısı düşünce,
arkadaşım paniğe kapılmış.
"Oğlum elden gidiyor!" diye
ağlaşıyor telefonda. Sakinleşmesi pek mümkün değil. 'Bence ikinizde B vitamini
almaya başlayın. Berk'i bir psikolojik danışmana götürsen iyi olur." dedim.
Geçen hafta sınav kaygısı üzerine çalışan bir Psikolojik Danışmanlık Merkezi'ne
gittiler ana-oğul..
Danışman; "Yaşam doyumunu arttırmak için kaygının önemli olduğunu, ancak kaygıya
yenik düşme yerine kaygıyı belli düzeyde tutarak kendi yararına kullanmayı
becerebilmelisin Berk!'demiş.
Bizimkilerin şaşırdığını fark eden danışman sözlerini "Kaygı kişiye; istek
duyma, karar alma, aldığı kararlar doğrultusunda enerji üretme, bu enerjiyi
kullanarak performansını arttırma olanağı sağlar. Kaygı başarı düzeyini
arttırır. Kaygı olmazsa başarı düzeyi düşer. Ancak çok yoğun kaygı, kişinin
enerjisini verimli kullanmasını engeller, dikkatini ve gücünü yapacağı işe
yönlendiremeyen kişi de potansiyelini etkisiz hale getirir." diye sürdürmüş.
Berk'te olduğu gibi kişinin kaygı düzeyi arttığında bedenimiz fizyolojik olarak
tepki verdiğinden kalp atışlarımız artar, terler yada üşürmüşüz. Yorgunluk,
solunumda güçlük çekme, kalp çarpıntısı, titreme, mide ağrısı yada baş ağrısı da
hissedilen diğer tepkiler imiş.
Berk'in başarısının düşme nedeni, giderek yükselen kaygı düzeyi imiş. Berk
zihninde yarattığı 'Ya başarılı olamazsam, ya
sınavı kazanamazsam!' şeklindeki olumsuz düşüncesinin esiri olmaktan
kurtulursa, endişesi azalacağından bedeninden gelen sinyallerde süreç içerisinde
yok olabilecek imiş.
Herkes heyecanlanır
Danışman'ın Berk'e "Sınav anında heyecanlanmaya başladığını fark ettiğinde, bunu
diğer tüm öğrenciler gibi seninde yaşadığını, bunun doğal olduğunu hatta sınavda
başarılı olabilmek için bu heyecanın doğal ve gerekli olduğunu kendine söyle!"
önerisi bizimkilere çok iyi gelmiş.
Berk'in "Başaramayacağım.","Yetersiz ve eksiğim." gibi olumsuz düşünce ve
beklentilerinden oluşan endişelerinin, "Ben bu sınavı başaracağım."," Sınavda
rahat olup, elimden geleni yapacağım"a dönüşebilmesi için yapması gerekenleri
iletmiş Danışman,
Potansiyelini doğru değerlendirebilmesi için; hangi derste hangi konularda
kendini yetersiz bulduğunu, neyi ne kadar daha öğrenmesi gerektiğini gerçekçi
olarak değerlendirip karar vermesi durumunda endişeleriyle başa çıkabileceğini
öğrenmek iyi gelmiş bizimkine.
Duyguları, düşünceleri ve bedeni arasındaki olumlu etkileşimin onu başarı yada
mutluluğa, olumsuz etkileşimin onu mutsuzluk yada başarısızlığa götüreceğini
uzman bir kişiden öğrenen Berk'e 'anlaşılabilmek' iyi gelmiş asıl, ifadesine
göre.
Berk'in yeni programı
O gün ana oğul açık havada uzun uzun yürüyüp, dertleşmişler. Uzun zamandır
sohbet bile edemeyen ana-oğul bu birliktelikten pek bir keyif almışlar.
Bir yere oturup yemek yerlerken bir ara Berk "Sabah okula gitmeden sitenin
basket sahasında yarım saat spor yapıp, duş aldıktan sonra okula gideceğini,
akşam eve geldiğinde yarım saat yatıp- dinleneceğini, müzik eşliğinde ders
çalışma alışkanlığını terk edeceğini, reddettiği felsefe dersini çalışacağını,
tarih dersindeki Osmanlı dönemi açığını kapatacağını, matematik eksikleri için
zaten ders aldığını, Türkçe'de eksiği olmadığını ancak daha fazla test çözmesi
gerektiğini, sabahları mutlaka kahvaltı yapacağını, dışarıda yediği tüm
öğünlerde beslenmesine dikkat edeceğini, B vitamini alacağını, dikkatini
toplayamadığını fark ettiğinde çalışmaya ara vereceğini "söylemiş.
Arkadaşım mutlu. Her geçen gün oğlunun eski haline dönmeye başladığını söylüyor
rutin telefon görüşmelerimizde. Bu hafta Danışman'a yine gidecekler.
Berk çabucak toparlayacak kendini.Annesi de bu sürece destek verecek..
Herkesin öyküsü
Yukarıda anlattığım Berk'in değil Berk'lerin öyküsü aslında. Bu yıl bilumum
sınavlara giren tüm çocuklarda olmasa bile, önemli bir çoğunluğunda bu ve
benzeri kaygılar mevcut.
Çocukların kaygı düzeyinin düşmesine ilişkin; okul- dershane- çocuk - veli
(anne) işbirliği gerektiğinde profesyonel başka destekler de alınarak çalışmalar
yapılıyor bir şekilde.
Sınav sürecinde ebeveynlerinde durumu zor, pek dile getirilmese de. Ebeveyn her
şeyi yapmakla mükellef, tabii ki ebeveynden daha çok anne anlamak gerek.
Kızlarım Anadolu Lisesi ve Üniversite sınava hazırlanırken ben en çok kendi
doğrularımla çelişkili davranışlar sergilemek durumunda olmaktan dolayı
mutsuzdum.
Çocuklarımın "karınlarını tost, kafalarını test
ile doldurmak" benim tercihim değildi, bu bana ve çocuklarıma bir
dayatmaydı.
"Gönül yaylarının gevşediği, çayır ve
çimenlerin bay ve bayanları beklediği nisan ve mayıs aylarında" ders
çalış diye direttiğimiz testçi ve tostçu çocuklarımıza sevgiler!
Sabır yayları hep gergin ebeveynlere, evet yani annelere de...(ŞD/BA)
* Başlık hocam 'Ergun Evren'den
alınmadır.
**
Eğitim/Gençlik web sitesiyle ile
Rehberlik Hizmetleri web sitesinden yararlandım.
NOT: Bu yazı
http://www.bianet.org da yayınlanmaktadır.

|
|