|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|

Sınav Kaygısı
 Uzun bir süredir sınava hazırlanıyor ve sınavın
yaklaşmasıyla beraber, gözle görülebilir bir endişe hali
yaşıyor olabilirsiniz. Uykuya dalmakta güçlük çekiyor
olabilir, yemek yiyememekten, iştahınızın azlığından
şikayet ediyor olabilir, hayattan aldınız zevkte bir
azalma hissediyor olabilirsiniz. Peki nedir bizi
böylesine kaygılandıran, iştahınızı azaltan, uykunuzu
bozan, hayattan aldığımızı zevki azaltan şey. Korku mu
kaygı mı? Bu soruların cevabını verebilmek için
öncelikle bu iki kavramı açıklamak gerekecektir.
Korku gerçekleşmesi durumunda bizde fiziksel bir sorun
yaratacak olan durumlardır. Örneğin köpekten korkarız
çünkü bizi ısırması fiziksel bir rahatsızlığa neden
olur.
Kaygı ise korkulmayacak, bizde aslında çok büyük
fiziksel bir hasar meydana getirmeyecek bir durumdur.
Örneğin üniversite sınavı sadece bir sınavdır. Bize
fiziksel olarak bir zarar verir mi? Onu korkunç hale,
kaygı duyulacak hale getiren bizleriz. Bizim o sınava
bakış açımız.
SINAV KAYGISI NASIL TANINIR?
Bir sınava girmeden günlerce önce sınavı başarıp
başaramayacağınız kaygısı beyninizi aşırı meşgul
ediyorsa ve yoğun bir kaygı hissediyorsanız üstelik bu
kaygı sizi gündelik işinizi bozuyorsa, uykularınızı,
yeme duyunuzu etkiliyorsa, neredeyse başka bir şey
düşünmüyorsanız sınav kaygısına adaysınız demektir.
Sınav ertesi gün, uyku tutmuyorsa, sınav saati ecel gibi
yaklaşıyorsa, sınava girerken eliniz ayağınız titreyip
soğuk terlemeye başladıysanız. Bir de sınavda beyniniz
zonkluyor, sınav kağıdını açmaya cesaret edemiyor,
soruları heyecandan okuyamıyorsanız yoğun bir sınav
kaygınız var demektir.
Hissedilen olumsuz duygular nelerdir ?
- Ya başarısız olursam korkuları
- Yeterince çalışmadığı için kendini suçlama
- Kesinlikle başarılı olamayacağım yargıları
- Sürenin çok yetersiz olduğunu düşünmek
- Hiç bir şey hatırlamadığını hiç bir şey bilmediğini
düşünmek
- Sık sık alacağı notu düşünmek
- Diğerlerinden farklı olduğunu, daha zayıf ve
beceriksiz olduğunu düşünme
- Sıkıntı bunaltı hisleri
- Hareketsizleşme, ya da huzursuzluk, aşırı hareketlilik
hissetme
- Sınav sonuçlarının felaket olacağını düşünmek
- Aile ve yakınlarını hayal kırıklığına uğratacağını
düşünme
- Ölsem de kurtulsam keşke bu duruma hiç düşmeseydim
düşüncesi
- Kaybederse asla tekrar denemeyeceğini ya da kendini
toparlayamayacağını düşünme
Hissedilen fizyolojik belirtiler nelerdir ?
- Çarpıntılar, düzensiz kalp atışları
- Düzensiz solunum, hava açlığı
- Ellerde titreme, vücut'ta ateş basması hissi
- Baş dönmesi, bayılma, beyni boşalmış hisleri
- Kas yorgunlukları, uyuşma, titremeler
Korkulmaması gereken bir durumdan korkmak yada kaygı
duyulmaması gereken bir olaydan kaygılanmak bizim
anormal olduğumuzu göstermez mi ?
Aksine kaygı bizim için belirli oranda gerekli olan bir
şey. Çünkü eğer az miktarda kaygı duymuyorsak, sınav
bizi heyecanlandırmıyorsa onu yeteri kadar istemiyoruz
demektir. Çünkü bu kaygıdır aslında bizi hedefimize
çeken, yönlendiren, bize, itici güç veren.
Öyleyse şunu söyleyebiliriz ki sınav kaygısı belirli
oranda olduğunda bize fayda sağlayan, başarılı olmamız
için bizi kamçılayan bir olgu. Sınav kaygısı yaşayan
insanlar ya programlı çalışmışlar, kendilerine güvenleri
tam, sınavı ölüm kalım savaşı durumuna getirmemiş
insanlardır, ya da derslerine hiç çalışmamış sınavdan
beklentisi olmayan tembel insanlardır.
BAZI DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ GÖRÜLEBİLİR:
Aşırı hareketli ya da tersine donuk olma:
Sınav stresi olan kişiler huzursuzluk nedeniyle yerinde
duramamak, hareketlilik ve bunun neden olduğu istem dışı
uygunsuz davranışlarda bulunabilirler. Bu durumda
kendilerini gözleyip sakinleşmeye çalışmalıdırlar. Bunun
tam tersine donuk hareketsiz içe kapanık davranış
sergileyebilirler. Sevdiklerinden arkadaşlarından
uzaklaşırlar.
Zaman kullanımında düzensizlik:
Tüm stresli insanlarda yaşam ritminde bozukluk
görülebilir. Uyku, yemek yeme, gündelik iş saatleri
bozulabilir. Acelecilik ve zamanın tükendiği duygusu
zaman bozukluğuna buda olumsuz başka sonuçlara yol açar.
Gündelik ritmimizin bozulmamasına dikkat etmeliyiz.
Çatışmacı ve tahmmülsüz durum:
Kaygı nedeniyle oluşan gerginlik bizim diğer insanlara
tahammülümüzü azaltır. İlişkilerimizin azalması bir yana
tatsız çatışmalar yaşayabiliriz. Çatışmalar
kırgınlıklara yol açar. Bu da içinde bulunduğumuz duygu
durumunu kötüleştirir. Çevredeki insanların bizim
kaygılarımızı yeterince anlayamayacağını kabul etmemiz
gerekir. İyi ilişkiler yaşıyor olmak bizi ruhsal olarak
rahatlatır.
PROFESYONEL YARDIM ALMAK GEREKEN KONULAR NELERDİR?
Depresyon:
Depresyon yaygın bir hastalıktır. Her 4-5 kişiden biri
depresyon geçirir. Belirtiler uyku, iştah düzensizliği
sabah geç kalkmak, yorgunluk hisleri, kötümserlik,
hayattan zevk alamama, huzursuzluk, tahammülsüzlük,
kararsızlıktır. Bu belirtiler 15 günden beri
hissedilirse mutlaka bir psikiyatristten yardım alınmalı
ve süratle tedavi edilmelidir. Sınav kaygısı ve
umutsuzluk duygularını arttırır. Karasızlık,
dikkatsizlik başarıyı düşürür.
Ağır ve genelleşmiş kaygı bozuklukları:
Sadece sınav kaygısı değil gün boyu sıkıntılı huzursuz
endişeli ve isteksiz olma durumudur. Denediğimiz hiç bir
yöntemle baş edilemeyen, olumlu gelişmelerin bile
yararlı olmadığı bu durum profesyonel yardım gerektirir.
Psikolog ve psikiyatrlardan yardım alınmalıdır.
Takıntılar:
100 gençten üçünde ağır olarak görülebilen bu sendromda
kafasına takılan bir düşünceyi istemeden düşünmeye
zorlanma başka bir şey düşünemez olma hali vardır.
Okuduğu satırı tekrar okuma, okuduğundan emin olamama
gibi akademik belirtilerin yanı sıra dinsel, cinsel
içerikli takıntılar, saçma takıntılar, aşırı temizleme,
aşırı düzenlilik, simetri saplantısı vb. şekillerinde
kendini gösterir. Psikiyatri ve psikologların yardımına
gerek vardır.
Uyku bozuklukları:
1 ay boyunca hemen her gün süren uykuya dalamama, kötü
rüya görme, uyku bölünmesi, gündüz uykulu olma halidir.
Psikiyatrlardan yardım alınmalıdır.
SINAV KAYGISI İLE BAŞ ETME:
Sınavla ilgili kaygımızı azaltmak için iki türlü çalışma
yapabiliriz. Bunlardan ilki zihinsel diğeri bedensel
uygulamadır.
A-) ZİHİNSEL UYGULAMALAR
Zihinsel uygulamalar yapıyoruz çünkü kaygımız ve
heyecanlanmamıza neden olan duygular düşüncelerimizle
şekilleniyor. Kaygımızı azaltmak için değiştirmemiz
gereken düşünceler şunlardır;
Üniversite sınavı hayatta mutlu olmaya, başarılı olmaya
giden yollardan sadece biridir.
1- Üniversite sınavı hayatta başarılı ve mutlu olabilmek
için tek yoldur. Böyle bir düşünceye sahipsek,
kaygımızın artması muhtemeldir. Mantıklı bir şekilde
düşünürsek, üniversite sınavı bizi hayatta başarıya ve
mutluluğa götüren yollardan sadece biridir. Tek seçenek
değil. Üniversite sınavını kazanamamış ancak hayatta
başarıyı ve mutluluğu yakalamış milyonlarca insan var.
Üniversiteyi kazanamasak da farklı alanlarda mutlu ve
başarılı olabiliriz.
2- Sınavı kazanmak zorundayım. Sınavı mutlaka
kazanmalıyım. Sınavı kazanmak bir istek ve seçim
meselesidir. Mutlaka başarmalıyım, "şu okula gitmeliyim
" gibi düşünceler yerine "sınavı kazanmak istemiyorum,
şu okula gitmek istiyorum " şeklinde düşünmeliyiz. -meliyim
- malıyım şeklindeki ifadeler düşünceleri istek olmaktan
çıkarıp, yasa haline getirir. Yasalarda bir kesinlik
vardır. Oysa bir isteği yerine gelmeyen bir kişinin
başka bir isteği yerine gelebilir.
3- Kazanmazsam mahvolurum, hapı yutarım, komşuların
yüzüne nasıl bakarım, ailemin yüzüne nasıl bakarım, çok
korkunç olur. Bu gibi düşünceler kesinlikle gerçekle
ilişkisi olmayan düşüncelerdir ve bize olumlu yönde hiç
bir katkısı yoktur. Daha çok olumlu yönde düşünmeye
çalışın. Geçmişteki yaptığınız güzel ve başarılı işleri
düşünün. Okul yıllarında aldığınız başarılı sınav
sonuçlarını, iyi yaptığınız işleri düşünün. Ben aptalım,
ben zaten hiç bir şeyi beceremem demeyin. Bu tip
düşünceler hem sizi amacınızdan uzaklaştırır, hem de hem
endişelendirir.
4- Sınav sonucu benim iyi ya da kötü olduğumu gösterir.
Sınav sadece bir bilgi sınavıdır. Bu nedenle öğrencinin
ilgi, yetenek ve çalışma alışkanlıklarıyla kazanmış
olduğu bilgilerin değerlendirmesidir. Kişiliğinizin
değerlendirilmesi değil. Sınav başarınızla kişilik
değerinizi eş görmeyin. Sınavlarda uygulanan testler;
kişilik testler olmayıp bilgi ve başarı testleridir.
5- Sınavı kazanamamak her şeyin sonu olur. Bu hatalı bir
düşünce yapısıdır. Mantıklı bir şekilde sınavı kazanma
şansınız çok yüksek bile olsa, kendinize bir başka amaç
düşünün. Bu amacın hayatınıza neler kazandıracağı
üzerinde durun. Sınavda başarılı olarak, esas amacınıza
ulaşmak birinci tercihinizdir. Başarılı olamadığınız
taktirde yöneleceğiniz ise ikinci tercihiniz olacaktır.
Biz sizin birinci tercihinize yerleşmenizi istiyoruz.
Ancak ikinci tercihinize yerleşmekte dünyanın sonu
değildir. Eğer bu düşünceyi içinize sindirebilirseniz
gayretiniz ve çalışma isteğiniz azalmayacak ancak
elinizi kolunuzu bağlayacak şiddetteki sınav stresinde
kurtulmuş olacaksınız.
B-)BEDENSEL UYGULAMALAR
SOLUNUM EGZERSİZLERİ
BEDENİ KONTROL ETME YOLUNDA BİRİNCİ BASAMAK :
SOLUNUM KONTROLÜ
Nefes almayı öğrenmek:
Otonom (kendi kendine çalışan) organlarımız olduğunu
biliyoruz. Kalbimizin vuruşları, kan basıncımız, beden
sıcaklığımız bu sisteme örnektir. Bu organlar veya
fonksiyonlar bizim doğrudan denetim ve isteğimiz dışında
çalışır. Ancak, eğitim ve egzersizle bu organ ve
fonksiyonları kısmen veya bütünüyle kontrol altına almak
mümkündür.
Bedeni konrol etme yolundaki ilk adım solunumu
kontrol etmektir. Çünkü solunum bir yönüyle, istediğimiz
zaman nefes aldığımız, istediğimiz zaman nefesimizi
tuttuğumuz için, irademizle yönlendirdiğimiz bir
faaliyettir. Ancak diğer taraftan solunum, beyin
sapındaki bir merkez tarafından kandaki oksijen ve
karbondioksit dengesine göre bütünüyle otonom (kendi
kendine) olarak yürüyen bir faaliyettir.
Otonom faaliyetleri kontrol etmeye , "solunumu kontrol
etmekten" başlamak gerekir. Aynı zamanda doğru ve derin
nefes almayı öğrenmek, gevşemeyi öğrenmek yolunda atılan
en önemli adımdır.
Nefes almanın kendisi bir gevşeme yolu olduğu gibi,
bütün gevşeme egzersizleri içinde, egzersizin bir
parçası olarak da kullanılmaktadır. Ayrıca nefes
egzersizleri günlük hayatın akışı içinde uygulanması en
kolay egzersizdir.
Derin nefes almanın önemi nedir ?
Doğru ve derin nefes almanın kendisinin doğrudan
damarları genişletme ve kanın (dolayısıyla oksijenin)
bedenin en uç ve en derin noktalarına kadar ulaşmasını
sağlama özelliği vardır. Panik atak sırasında kan beden
yüzeyinden içeri çekilir ve yüzey sıcaklığı düşer (el ve
ayaklarda soğuma). Hem stres tepkisinin biyokimyasal
maddeleri, hem de gevşemenin biyokimyasal maddeleri bir
arada bulunamaz. Bu sebeple doğru ve derin nefes alarak
sağlanan değişiklik, özellikle kaygının da dahil olduğu
birçok durumda başlayacak olan (veya başlamış olan)
tepki zincirini kırmakta veya kaygının şiddetini
azaltmaktadır.
İyi nefesin özellikleri:
İyi nefes ağır, derin ve sessiz olmalıdır. Bunun içinde
denge, ölçü ve uyum gerekir. İyi bir nefes yavaş olarak
burundan alınır, sessiz olur ve akciğerin bütününü
doldurarak diyaframı aşağı iter.
Endüstrileşmiş ve şehirleşmiş toplumlarda yaşayan
insanların büyük çoğunluğunun ciğerlerinin dörtte birini
veya beşte birini kullandıkları saptanmıştır. Nefes
egzersizlerinden amaç, akciğerin bütününü kullanmaktır.
Akciğerinizin üçe bölünmüş olduğunu düşünün. Derin, tam
bir nefes, diyaframın aşağı hareket etmesi ve akciğerin
en alt bölümünün havayla dolmasıyla başlar. Daha sonra
orta bölüm havayla dolar ve göğüs genişler. Son olarak
da akciğerin üst bölümü dolar ve omuzlar hafifçe
kalkabilir.
1.) Nefes alma egzersizine başlamadan önce sağ
avucunuzu göbeğinizin hemen altına, sol elinizi
göğsünüzün üstüne (göğüs hizasına) koyun ve gözlerinizi
kapatın.
2.) Nefes almadan önce ciğerinizi iyice boşaltın.
(nefesi verirken ciğerler zorlanmamalı ve nefes
itilmeden kendiliğinden çıkmalı.)
3.) Ciğer kapasitenizi hayali olarak ikiye bölün ve "biir"
, "ikii" diye içinizden sayarak ciğerinizin bütününü
doldurun. Kısa bir süre bekleyin, "bir-iki" diye diye
sayarak, nefesinizi aldığınızın iki katı sürede
boşaltın. Sağ eliniz göğüs kemikleinizin, hareketli bir
köprü gibi, yana doğru açıldığını hissetmeli. Yine bir
nefes almadan iki saniye bekleyin .
İkinci ve üçüncü maddede yazılanları tekrarlayarak bir
derin nefes daha alın ve verin. Egzersizi bir kere daha
tekrarlayıncaya kadar mutlaka en az 4-5 normal nefes
alın. Eğer derin nefes almaya devam ederseniz bir
başdönmesi hissedebilirsiniz.
RELAKSASYON EGZERSİZLERİ
Gevşeme bedeninizdeki gerilimden sistematik bir
şekilde, kurtulmaktır. Derinlemesine gevşediğinizde,
motivasyonunuzu ve dikkatinizi yoğunlaştırmayı
yitirmeyeceksiniz. Tam tersine bedeninizin neresinde en
çok gerilim taşıdığınızın farkına varıp, bu kasları
nasıl gevşetebileceğinizi öğreneceksiniz. Hatta,
derinlemesine gevşeme için yapılan düzenli alıştırmalar
enerjinizi ve üretkenliğinizi artıracaktır.
UYGULAMA
Şimdi yerinize iyice ve rahatça yerleşin ve herhangi
bir tedirginlik hali varsa bir kenara bırakın. Kendinizi
gevşetebilme yeteneğini kazandıkça tedirginliğiniz
azalıp, yerini gevşemeye bırakacaktır.
Gözlerinizi kapatın ve dikkatinizi önce kollarınıza
ve özellikle ellerinize çevirin. Şimdi ellerinizi yumruk
yapın ve bunu yaparken el ve kollarınızdaki gerilime
iyice dikkat edin.
Şimdi her iki elinizi de bileklerden, parmak uçları
tavanı gösterecek şekilde bükün. Ellerinizin üst
kaslarını ve kolunuzun üst tarafını kasarak iyice gerin.
Gerilimi hissedin. Ve şimdi gevşeyin kollarınızı eski
pozisyonuna getirin. Gerginlik ve gevşeme arasındaki
farkı hissedin.
Aynı alıştırmaları şu bölgelerde de tekrarlayın.
Kafa:
1. Alnınızı kırıştırın.
2. Gözlerinizi sıkıca kapayın.
3. Ağzınızı iyice açın, dilinizi damağınıza doğru itin,
çenenizi kuvvetlice sıkın.
Boyun:
1. Kafanızı geriye itin.
2. Kafanızı göğsünüze değecekmiş gibi öne eğin.
3. Kafanızı sağ omuzunuza doğru döndürün.
4. Kafanızı sol omuzunuza doğru döndürün.
Omuzlar:
1. Omuzlarınızı kulaklarınıza çekecekmiş gibi yukarı
çekin.
2. Sağ omuzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı
çekin.
3. Sol omuzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı
çekin.
Bu alıştırmalar da bazı kasları belli bir süre gergin
hale getirme, gergin tutma ve yavaş yavaş gevşeterek,
gerginlik ve gevşeklik arasındaki farkı hissetmek
amaçlıdır. Kaslarınızı gergin halden gevşetirken aynı
zamanda içinizden "rahatla ve bırak" deyin. Derin soluk
alın. Nefesinizi yavaş yavaş verirken sessizce rahatla
ve bırak deyin.
ÖĞRENCİLERE ÖNERİLERİMİZ
Zamanınızı planlamaya çalışın:
Kaygı zaman düzensizliklerine yol açar ve bu da kaygıyı
daha da arttıran sonuçlara neden olur. Bunu kırmanın
yolu zamanı düzenlemektedir. Sınav öncesi telaşla bir
şeyler okuma, veya başka aktiviteler gösterme yerine
normal ritminizi korumasında yarar var. Sabah zamanında
kalkmak yapılacak işleri listelemek, programlı olmak
yaralıdır. Ek işler üstlenmekten kaçınmalıyız.
Hareket bozukluklarına karşı koymaya çalışın:
Gerginlik bizi aşırı hareketliliğe veya donukluğa
itebilir. Sınavın çok yaklaştığı günlerde beklenilen
tersine daha çok ders çalışmak yerine; fizik
aktivitelerini arttırmak, eğlenceli sporlara zaman
ayırmakta yarar var. En iyi aktivitelerden biri
yürümektir. Her gün en az yarım saat yürümek iyi
gelebilir.
Kaygıya karşı hoşluklar yaratmaya çalışın:
Negatif duyguların karşısına pozitifleri koymak önemli
bir yöntemdir. Zevk aldığımız şeylere ve hobilerimize
hafta içinde en az birkaç saat ayırmalıyız. Sinema yada
açık havaya çıkmak gerginliği azaltır. Enerjiyi ve
olumluluğu artırır.
Ekstra sorunlardan kaçının:
Çatışmalardan kaçmak, sorunları ertelemek, sınav
stresinize başka stresler eklememek önemlidir.
Beslenmenize dikkat edin:
Beslenme düzeni önemlidir. Şekerle kaygı arasındaki
ilişki anlatılacaktır. Şekerli gıdaları aşırı almak
yerine düzenli beslenme. Düşkünlüğü olanların sınırlı
çikolata ve bunu gibi şekerli gıdalar kullanmaları
öğütlenir. Rejim yapmak, tersine aşırı beslenmenin
yararı olduğuna inanmak yersizdir. B vitaminin
kullanılması yararlı olabilir. Şeker oynamalarını
kontrol eder. Yorgunluk hislerini azaltır.
Bedeninize önem verin:
Uzun çalışma saatleri ve artan zaman baskısı sonucunda
bazı öğrenciler şartları daha fazla zorlayarak çalışma
sürelerini arttırmak için bazen kahve çay gibi uyarıcı
maddeleri ya da bazı ilaçları kullanmaktadırlar. Bu tür
uyarıcıların ilk baştan çalışma süresini artırdığı
görülebilir. Ancak zaten sınav kaygısı sebebiyle üst
düzeyde uyarılmış olan sinir sistemimizin bir de bu tip
uyarıcılarla uyarılması doğru değildir. Uyarı ilaçlar
dışında çok masum kalan çay, kahve gibi içecekler bile
ellerde titreme, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü,
huzursuzluk gibi istenmeyen durumlara sebep olabilir.
Mümkün olduğunca bu içecekleri kullanmamaya özen
gösterin. Daha doğal içecekler meyve suları, bitki
çayları önerilebilir.
Uykunuza özen gösterin:
Uyku bir ritim meselesidir. Dolayısıyla belli
periyotlarda devam eder. Ortalama uyku süresi 11
yaşındakiler için 9-10 saat bu yaştan büyükler için ise
8-8,5 saat arasındadır. Uykumuz iki bölümden
oluşmaktadır; birinci bölümde bedensel, ikinci bölümde
ise ruhsal dinlenme gerçekleşmektedir. Bu nedenle
gecelik 3-5 saatlik kısa uykunun zihinsel becerilerde
bir azalmaya yol açmadığını bu sürenin yeterli olduğu
söylenebilir. Ancak bu kısa uykuların sürekli biçimde
böyle devam etmesi, öğrenme, mantık yürütme, dikkat ve
konsantrasyon üzerinde olumsuz etkileri başlamaktadır.
Bazı öğrenciler 8 saatlik uykunun kendileri için gerekli
ve zorunlu olduğuna inanırlar ve bu sürenin altında bir
süre uyudukları zaman kendilerinin başarısız olduklarına
inanırlar ve paniğe kapılırlar. Hatta bazı durumlarda
aileler de bu durumu istemeyerekte olsa büyütürler.
Sınav öncesi "zaten dün gecede çok az uyumuştun, keşke
daha çok uyuyabilseydin, inşallah seni kötü etkilemez"
gibi konuşmalarla öğrencinin kaygısını arttırırlar.
Burada yapılmaması gereken tek şey sınav öncesi geceyi
uykusuz geçirmek.
İlaçlar:
Sınavdan bir iki gün öncesine kadar gerginlik ya da
uykusuzluk için doktor tavsiyesi ile ilaç
kullanabiliriz. Sınavdan bir iki gün önce başlamak bizi
beklenmedik yan etkilerin sonuçları ile karşı karşıya
bırakır.
SINAV KAYGISIYLA BAŞETMEMİZDE BİZE YARDIMCI
OLABİLECEK İNSANLAR
1- Aile ve yakın arkadaşlar: Bu kişiler bize gereksinim
olan sevgi şefkat ve dayanışma gösterirler. Onlarla
ilişkimizi sıcak tutmak moralimizi yükseltir.
2- Sorun olduğunda başvurabileceğimiz uzman kişiler:
Bunlar genellikle sahip olduğunuz sorun ve çözümleri
konusunda uzmanlaşmış kişilerdir. Psikologlar rehber
öğretmenler vb.
3- Bizim yaşadığımız sorunları yaşayan kişiler: Sınav
kaygısı olan herkes bir diğerini daha kolay anlayabilir.
Fikir alışverişinde bulunmak sorun paylaşma yalnızlık
duygusunu azaltır. Sorunu kişileştirmeyi önler
Kaynak:www.ruhsagligi.org/cgi-bin/rs/pagesff95.html?p=sinav_kaygisi.htm


|
|