ŞİDDETİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Uzman Klinik Psikolog Gülbin ÖZTÜRK TÜTER
http://www.dokudanismanlik.com
Şiddet gelişen teknolojiyle birlikte insanların yaşamlarında
daha fazla yer almakta ve çocuklar kendi yaşantılarında olmasa da şiddete daha
fazla tanık olmaktadırlar. Günümüz koşullarında anne babaların çocuklarını
şiddetten tamamıyla korumaları imkansız hale gelmiştir.
Şiddet, çocukların yaşamlarında değişik koşullarda ve farklı derecelerde ortaya
çıkabilir. Şiddetin çocuklara olan etkisi düşünüldüğünde çocuklar üzerinde en
fazla etkiyi aile içi şiddetin yarattığı bilinmektedir.
Aile İçi Şiddet
Aile üyeleri arasında yaşanan fiziksel, cinsel ve psikolojik istismar ve evdeki
eşya ve hayvanlara gösterilen şiddet aile içi şiddet olarak adlandırılır. Şiddet
yaşanan bir ortamda çocukların gelişimsel ve duygusal ihtiyaçları yeterince
karşılanamaz çünkü şiddet gören veya şiddet uygulayan kişiler çocuklara uygun
bakımı veremeyecek durumda olurlar. Şiddetle içiçe yaşayan ebeveynler
çocuklarına kendi çaresizlik ve umutsuzluk duygularını geçirirler ve çocuklarına
güven hislerini veremezler.
Aile içi şiddetin çocuklar üzerinde birçok etkisi olur. Küçük yaşlardaki
çocuklar yaşananlara anlam vermekte zorlanırlar ve kendilerinin bir hata
yaptığına inanmaya başlarlar. Bu da suçluluk hissetmelerine sebep olur. Sözel
olarak duygularını ifade etmekte zorlandıkları için davranışsal bazı tepkiler
vermeye başlarlar.
Şiddete maruz kalmış ya da tanık olmuş çocuklar aşağıdaki belirtilerden bir veya
daha fazlasını gösterebilirler :
Aşırı bir endişe hali, korku, sık irkilme,
Karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi psikosomatik belirtiler,
Alt ıslatma,
Dil gelişiminde gerileme,
Çevreye karşı ilgisizlik,
Uyumakta zorluk, kabus görme,
Sık ve uzun süreli ağlama,
Yeme problemleri,
Konsantrasyonda zorluk,
Sinirlilik, öfke nöbetleri, agresif davranışlar,
Dürtüsel davranışlar,
Özgüven azalması,
Temel güven duygusunun sarsılması,
Yaşından küçük davranışlar,
Arkadaş ilişkilerinde sorunlar,
İntihar eğilimleri,
Okulda başarısızlık.
Çocuklar ilişki kurma biçimlerini ailelerden öğrenirler. Şiddet yaşanan
ailelerde çocuklar şiddet kullanarak ilişki kuran aile üyelerini gözlemledikleri
için dışarıda ilişki kurma biçimleri de bu şekilde olur. Bazı çocuklar agresif,
yıkıcı, kaba ve uygunsuz davranışlar sergileyebilirler. Kendilerini ifade
etmekte zorlanırlar ve problem çözme becerileri yoktur. İstediklerini
arkadaşlarını tehdit ederek almaya çalışır veya şiddet kullanarak insanların
ilgisini çekmeye çalışır. Özellikle ergenlik döneminde başkalarına ve kendine
zarar verme, alkol ve ilaç kullanımı gibi sıkıntılar ortaya çıkabilir. Bazı
çocuklar ise saldırgan davranışların aksine içe kapanır, üzüntü, korku ve endişe
gibi belirtiler gösterebilir. İleriki yıllarda da şiddet konusunda hassas,
endişeli ve depresif bir ruh haline sahip olabilirler.
Şiddet yaşanan ailelerde ebeveynler şiddetin çocuklar üzerindeki etkilerini
farkedip, şiddeti durdurmak ve çocukları korumak için adımlar atmalılar.
• Çocukları şiddetten korumanın tek yolu şiddeti durdurmaktır.
• Şiddeti durdurmak mümkün değilse, çocuğu şiddetten uzaklaştırmak gerekir.
• Ailenin tüm üyeleri psikolojik olarak yardım almalıdır.
• Aile üyeleri kendi aralarında yaşanan şiddeti konuşmalıdırlar.
• Şiddete maruz kalmış ya da tanık olmuş çocuk bu konuda konuşmak isterse, ona
duygu ve düşüncelerini ifade edebilmesi için olanak sağlamak gerekir. Dinlerken
yargılamadan, anlayışla dinlemek çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlayacak
ve ileride yardım almasını kolaylaştıracaktır.
• Sözel olarak kendini ifade etmekte zorlanan çocuklar duygu ve düşünceleri
hakkında yazmaları ve resim yapmaları için teşvik edilmelidir.
Medyada Yer Alan Şiddet
Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle artık evlerinde şiddete maruz kalmayan veya
tanık olmayan çocuklar da medya yolu ile şiddete tanık olmaktadırlar. Amerika'da
yapılan araştırmalarda medya yolu ile şiddete tanık olan çocuklarda saldırgan
davranışların arttığı bulunmuştur. Buna ek olarak çocukların şiddete karşı
duyarsızlaştığı ve genel endişe ve korku düzeylerinin arttığı gözlemlenmiştir.
Televizyonlarda yer alan haber programları, filmler, diziler ve çizgi filmlere
bakıldığında çoğunun şiddet içerdiğini görüyoruz. Çocukların ve gençlerin
şiddeti taklit etmesini azaltmak amacıyla bu tür programlarda ana fikir şiddetin
onay görmemesi ve cezalandırılması olmalıdır. Fakat programlara bakıldığında
şiddetin doğurduğu sonuçların üzerinde durulmadığı, buna bağlı olarak da
izleyenlerin yaşanan acılara karşı duyarsızlaştığı görülmektedir. Çocuklar da bu
duyarsızlaşma sonucu şiddete maruz kalan kişilerle değil, şiddeti uygulayanla
özdeşleşmeye başlamaktadır. Bunun sonucu olarak da kendi hayatlarında
problemleri çözme ve onlarla başetme yolu olarak şiddeti kullanmaktadırlar.
Medyada yer alan şiddetin, ilgili kurumlarca kontrol edilmesi ve engellenmesi
gerekirken ailelerin de çocuklarının üzerindeki medya etkisini sınırlamaları
gerekmektedir.
Bunun için:
Çocuğunuzun hangi programları izlediğinden haberiniz olsun.
Televizyonu çocuğunuzu oyalamak için kullanmayın.
Televizyonu izlemek istediği belli bir program olduğu zaman açmasını öğretmeye
çalışın.
Çocuklarınızın izlediği programları siz de izleyin.
Programı izlerken çocuğunuzla program hakkında konuşun, yaşananları
anlamlandırın.
Çocuğunuz seyrettiği şiddet içeren rahatsız edici bir programdan sonra bunu
kendi hayatı ile ilişkilendirebilir. Bazen kendi güvenliğinden endişe duyabilir.
Bu gibi durumlarda ona güvende olduğuna dair güvence verin. Çocuklar böyle
zamanlarda ‘Bunlar sana olmaz çünkü ...' gibi kendilerini güvende hissettirecek
sözler duymak isterler.
Çocukların tanık oldukları şiddet yerine benzer durumlar için alternatif
davranışlar öğrenmelerine yardımcı olun. Bunun için çocuğunuzun kendi
deneyimlerini kullanabilirsiniz. Örneğin ‘İnsanların problemlerini birbirlerini
inciterek çözmeleri beni kızdırıyor. Hatırlıyor musun, sıra arkadaşına
......için çok kızmıştın? Sen onu incitmedin. Onunla ..... hakkında
konuşmuştun.' gibi bir yardımda bulunabilirsiniz.
Çocuğunuzun televizyon seyretmesini günde 1-2 saatle sınırlayın.
Çocuğunuza örnek olun ve kendi televizyon zamanınızı da sınırlayın.
KAYNAK: http://www.dokudanismanlik.com/
