|
|
|
 |
SOSYAL BİLİM NEDİR SOSYAL HİZMET NEYE YARAR
SOSYAL HİZMET UZMANI NE YAPAR
Sosyal
Hizmet Uzmanı Murat PERÇİN |
Yürüyerek öğreniyoruz. Yapmamız gerekeni bize
gösteren bir el kitabımız yok. Yardıma ihtiyacı olmayanlardan başkasına arka
çıkmayan bir piyasa düzeni içinde sadece özgürlüğün kokusunu alma
yeteneğimiz ve Don Qijote olma potansiyelimiz var.
Uygarlık tarihimizin çok geniş bir kesiti mücadeleler tarihidir. Sosyal
hizmetlerin tarihi ise iktidarların stres topu olması gerçekliğidir. Hatta
sosyal hizmetler, devletlerin toplumlara karşı tek sorumluluk alanlarıdır da
diyebiliriz. Bu realite, sosyal hizmetlerin üretildiği ilk günden beri böyle
olagelmiştir. Yani iktidar aygıtları çelişkilerinden arınmak için sosyal
hizmetleri, psikolojik savunma mekanizmalarından olan mantığa büründürme
yoluyla meşru kılınmaktadırlar. Hak ve özgürlüklerden bahsedildiğinde
devletin meşruluğu nasıl tartışılıyorsa, sosyal hizmetler de iktidar
aygıtlarının halk kitleleri arasında muhalif bir tepki doğmaması için
geliştirdiği bir meşruluk göstergesidir. Her ne kadar bugün farklı bir
noktaya evirilmişse de, sosyal hizmetler halen toplumsal tepkilerin önünü
tıkayan bir anlayışa sahip.
Tarih ya da bir bütün olarak sosyal bilimler kurumların(yapıların)
analizinden ibarettir.* Din, siyaset, iktidar, millet ve sınıf sosyal
bilimlerin temel konularıdır. Toplumun en canlı dinamiği olması gereken
sosyal hizmetler kendini özerk bir özne olarak kurumsallaştıramadığı için
sosyal bilimlerin konusu olamamıştır. Bu önermenin doğruluğunu kanıtlayacak
birçok örnek ülkemizde varlığını taze tutmaktadır. 81 ilin ezici
çoğunluğuyla il sosyal hizmetler müdürü tesadüftür ki ilahiyat kökenlidir.
Bu da ülkemizde sosyal hizmetlerin halen dini bir vecibe olarak
algılanmasını güçlendiriyor.
Mevcut bilimlerde kurumsallaşmayan (özerk olarak) dinamiklerin, dili,
tanımları, varlıkları görülmüyor. Bunlar var olan egemen kurumların
tanımlamaları ile tanımlanmış, onların diliyle konuşmuş, geleneksel
kurumların yedekleri olmaktan kurtulamamıştır. Yani içinde bulunduğu
toplumsal grubun, hareketin, örgütün tanımlamasını çoğu zaman kabul
etmiştir. Kendi özgünlüğünü, kendi doğasını kendisi tanımlamamıştır. Hep
dışardan birileri onu tanımlamıştır. İşte bu nedenle sosyal hizmetler meşru
biri bilim/meslek değildir.
Sosyal bilimlerin klasik mantığı, toplumsal sorunlara bakış açısı, gerek bu
sorunları problematize ederken, gerekse çözüm sunarken çok ciddi felsefi,
sosyal-siyasal kaymalar yapar. (ülkemizde sosyal hizmet diye dağıtılan
kömür, beyaz eşya ve çeyiz sandıkları gibi) Bu kaymalar da sorunların çok
ciddi bir boyutunu teşkil etmektedir. Bütün bu kaymalar ya da bilim adına
yapılan yanılsamaların temel nedeni şudur: iktidar merkezli bilim anlayışı.
İktidardan kopuk ya da iktidar karşıtı bir bilim geleneği ne yazık ki
oluşamadı. Platon ya da Aristoteles ne kadar felsefe tarihinde anlatılıyorsa
bir o kadar hatta daha fazlası devlet-iktidar tarihinde anlatılır. Tarih
bilimi, milliyetçiliği ya da ulus-devlet iktidarını ortaya çıkarmadı,
tersine milliyetçi ulus-devlet iktidarı tarihi yaygınlaştırıp, tarih
bilimine saygınlık kazandırdı. Hakeza sosyoloji de Fransız Devrimi
sonrasında oluşan burjuva iktidarının ihtiyaçları sonucudur. Bilimi
kurumsallaştıran, güç sahibi yapan dolayısıyla aygıtlaştıran iktidar olduğu
için, bilim, iktidarın her isteğine boyun eğmiş, saygıda kusur etmemiştir.
Bundan dolayı da sosyal bilimler daha çok kurum analizidir. Sokağa sırtını
çevirmiş, yüzünü ise iktidar aygıtlarına(kurumlarına) dönmüştür.
Nietzsche, uygarlığın mevcut düşüncesinde iktidara uzak durabilen nadir
kişilerdendir. Bundan kaynaklı iktidarların resmi ders kitaplarında en az
bahsedilen kişidir. En az bahsedildiği gibi topluma veba gibi
gösterilmiştir.
Bir başka nokta ise, iktidar mantığından kaynaklı sosyal bilimler sorunları
sürekli gerginlik üzerine kurgulanma istenci ve sorunlara olan
bağımlılığıdır (Birkaç yıl önceye kadar da ülkemizde TVlerde bol bol
gösterilen aç insanların önüne atılan makarna torbaları için birbirini
ezenlerin trajedisi gibi).
Foucault, bir iktidar aygıtı olarak Tıp'ı analiz ederken hastalıkların tıp'a
olan ihtiyacından çok, kurumsallaşmış tıp mekanizmasının hastalıklara
duyduğu ihtiyaç ve kendi popüler varlığını sürekli canlı tutmak için
hastalıkları yaratma potansiyelinden bahseder. Kısacası iktidarın
izdüşümleri ya da meşrulaştırıcı aracı olarak sosyal bilimler(sosyal
hizmetlerin bilgi temeli olan sosyal bilimler), iktidarların direktifiyle
ilk önce zihinde ve teoride yapay sorun üretir (işsizlik sorunu ile işi
olanların birçok yasal hakkından vazgeçmesi gibi), bu yapaylığı düşünce
zemininde işleyerek toplumu buna ikna ettirir, toplumu bu yapaylık temelinde
taraflara ayırıp çatışma haline getirdikten sonra gerisi yani fiziksel
müdahale aşamasını da iktidara havale eder.
Toplumun kendisi zaten bir karmaşa bütünüdür. Ama bu karmaşanın çok geniş
düzlemlerde bir düzeni vardır. Yani kaosun nasıl kendi doğasına göre bir
yasası varsa ve bu yasa içinde hareket ediyorsa, toplumda öyledir. Toplumun
bu çok sesliliği ve bu doğasını korku kaynağı olarak okumak, düzen adına
toplumu dallara, budaklara ayırmak bir iktidar hastalığıdır. Toplumun bu
karmaşa hali çok renklidir, hiçbir iktidarın kontrol edemeyeceği kadar
karmaşa ve renkliliktir. Ne burjuvazinin sanayi toplumu kadar kentli, ne
ulus-devletin toplumu kadar birbirine benzeyen tekçi, ne de sınıfsal
analizlerin ön gördüğü gibi katı sınıfsaldır.
Sosyal bilimler dolayısıyla da sosyal hizmetler yukarda ki bilgiler ışığında
ele alınırsa mevcut bilimlerin kavramsal şizofreniyi nasıl hortlattığını ve
bunu mantığa büründürme şeklini anlayabiliriz. Peki, sosyal hizmet uzmanı
denilen uygulayıcı bu konunun neresinde? Bence tam ara noktada, yani sosyal
bilimciler ile toplum arasında bir yerde. Sosyal hizmet uzmanının hizmet
ettiği şey ise toplum değil, tam anlamıyla iktidar aygıtlarıdır. Bugün
pratikte birçok il sosyal hizmet müdürlüklerinde çalışan sosyal hizmet
uzmanları deyim yerindeyse kırtasiyecilik yani getir-götür işleriyle ve
dönemin hâkim siyasal görüşünün müridi olmak zorunda bırakılıyorlar. Sosyal
hizmetler her seçim döneminde lastik gibi çekiştirilen yasal düzenlemeler ve
yerel yönetimler yoluyla oy çekme taktiği olarak toplumun algısına
yerleştiriliyor. Hatta daha da ileri gidersek birçok siyasal yapı iktidar
olmak adına en çok bu alanı kullanmaktadır. Şimdiki mevcut hükümetin
başbakanı bizzat sosyal hizmetlerin kullanılmasıyla ile belediye
başkanlığından başbakanlığa halk tarafından terfi edilmiştir. Oysa
anayasamızın 2. maddesinde belirtildiği gibi "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun
huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,
Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere
dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir." Lakin halka
öğretilen çaresizlikle ve açlıkla terbiye kuramı anayasanın bu maddesi
bizzat yok sayılmaktadır.
Elinde gücü bulunduranın en büyük maşası haline gelen sosyal hizmetler bu
yazgısından ancak ve ancak yine anayasanın 5. maddesinde yer alan "Devletin
temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü,
ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve
toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve
hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak
surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın
maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya
çalışmaktır." Vurgusuna dayandırarak kurtulabilecektir. Sosyal hizmetler
sadece bu şekilde kendini doğru bir temelde gerçekleştirebilecektir. Burada
bizzat Sosyal hizmet uzmanına çok ama çok büyük sorumluluklar düşmektedir.
En temelde de Türkiye'de yaşayan yardıma gereksinimi olan herkese aynı
mesafede ve aynı ölçüde yardım etmektir.
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
Sosyal Bilimleri Açın
Immanuel Wallerstein Çeviren: Şirin Tekeli
Metis Yayınları; Siyasal Bilimler;
Cogito 25. sayısı,YKY, Kış 2001
Özgürlüğün Ekolojisi Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı ve Çözülüşü
Murray Bookchin; Çeviren: Alev Türker
Ayrıntı Yayınları; Çevrebilim ;
İstanbul , 1994,
(Bu yazı
http://www.toplumvesiyaset.com/ yayınlanmaktadır)
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|