|
|
|
 |
1. SOSYAL HİZMET UYGULAMALARINDA AİLEYE
SOSYAL HİZMET MÜDAHALESİ AİLE-ÇOCUĞUN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bölüm - 1 Bölüm - 2
Sosyal Hizmet Uzmanı. İsmet Galip
YOLCUOĞLU
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
ismetgalip@gmail.com
ulaştırabilirsiniz.
|
Toplumlar, çocuklarına
muamele ettiği şekilde yargılanırlar (Olaf Carlson, İsveç Başbakanı, Ocak
1993)
Toplumların gelişmesi büyük ölçüde
yeni kuşakların sağlıklı yetişmesine ve iyi eğitilmesine bağlıdır. Bu açıdan
gerek aileye, gerekse topluma önemli toplumsal görevler düşmektedir. Her
toplum, kendi sağlıklı gelişimi ve varlığının devamı için çocuklara büyük
önem vermek zorundadır.
Başta hızlı kentleşme, göç ve yeni yaşam biçimleri ve değerleri aile
kurumunu parçalanma ve dağılma sürecine itmiş ve toplumsal sistemde yaşayan
bazı ailelerin temel fonksiyonlarını yerine getiremeyecek derecede
zayıflamasına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak ailenin parçalanması, tek
ebeveynli ailelerin giderek artması, boşanma oranlarının yükselmesi, evlilik
dışı beraberliklerin çoğalması, bu birlikteliklerin ürünü olan çocukların
artması, kültürel ve ahlaki değerlerde yozlaşmalar, yabancılaşma, suç
oranlarının artması, uyuşturucu kullanımı, bireysel ve toplumsal şiddetin
yaygınlaşması, ruhsal rahatsızlıklar gibi insanı ve dolayısıyla toplumu
tehdit eden sorunlar gündeme gelmiştir.
Sosyal hizmet, toplumda yaşayan bireylerin yaşadığı
toplumla bütünleşmesini, müracaatçı sistemlerin sorunlarıyla baş edebilme
becerisi geliştirmelerini ve iyilik halini hedefleyen bir meslek olarak
korunması gereken çocuklarla ilgili çocuğun yararını gözeten alternatif
bakım modelleri geliştirmek ve uygulamaya sokmakla yükümlüdür.
Ailelerle çalışma, sosyal hizmetin çok sayıda alternatif planlı değişim
süreci müdahalelerinden birisidir. Uzman sorunu değerlendirme esnasında,
plan yaparken uygularken birincil hedef olarak aile sistemine dikkatini
odaklayabilir. Değerlendirme, genelci uygulayıcının ne zaman ailelerle ne
zaman bireylerle ve diğer dış sistemlerle çalışacağı sorularına yanıt
aradığı bir süreçtir aynı zamanda. Bu sorunun yanıtını bulmak kolay
değildir. Bununla birlikte, değerlendirme ve plan yaparken göz önüne
alınabilecek bazı önemli değişkenler de vardır. Birincisi, problemin diğer
aile bireylerini hangi ölçüde etkiliyor? İkincisi, diğer aile bireyleriyle
çalışmak için yeterince zamanınız ve kaynak var mı? Sonuçta, aileye
müdahalenin başarılı sonuç verebilmesi muhtemel mi?
1.1. Aile Değerlendirme
Sosyal Hizmet müdahale sürecinde, angaje olmak ve
değerlendirme planlı değişim sürecinin ilk iki adımıdır. Angaje olma, uzman
ile müracaatçı sistemi arasında profesyonel ilişki kurulmasına odaklanır.
Bilindiği üzere genelci uygulama, müracaatçı sistemi ile ilgili olarak
gerekli toplama ve en iyi müdahale planı kararını vermekle ilgilidir. Aile
sisteminin tümü müracaatçı sistemi olarak ele alınır.
Aileyi tanımlamanın çok değişik yolları vardır. Bir tanıma göre “Aile
genellikle aynı evi paylaşan üyelerinin birbirlerine karşı yükümlülükleri,
aile sistemini önemli bir unsuru olarak kabul edilen gruptur (NASW, 1982).
Aile, genellikle aynı konutu paylaşan birbirine karşı yükümlülükleri olan
birinci grup bir sistemdir. İçtenlik ve samimiyet esastır.
Aile üyeleri, sorumlulukları ve görevleri paralelinde aile kimliği ve
fonksiyonelliği açısından aile sistemine gerekli katkıyı yaparlar. Öte
yandan aileler biricik, eşsiz kimlik taşırlar. Her bir aile bireyi, büyük
aile sisteminin bir alt sistemidir. Bu nedenle, üyelerini etkileyen her şey
aynı zamanda tüm aileyi ve diğer aile üyelerini de etkiler.
Biricik özellikleri, kimliği ve içtenliği ile aileler özel tipte
gruplardır. Bir bakıma, mikro, mezzo sosyal hizmet uygulamasına müsait
gruplardır. Ailenin bir diğer önemli özelliği, üyelerinden birisi ile mikro
sosyal hizmet uygulaması açısından çalışırken aile sistemine de müdahale
gerektiği gerçeğidir. SHU’nın, mikro- mezzo ve makro düzeylerde sürekli
olarak ailelerle çalışmaları gerekmektedir.
Ailenin özel tipte bir sistem olduğundan, ailenin iyilik halinin devamı,
üyelerini fiziksel ve duygusal açıdan iyilik hali ile direkt ilgilidir. Aile
bireyleri açısından sorunun doğası, kaynağı ve kapsamı farklıdır. Bu
farklılık onların kendi yaşam tecrübeleri ve sosyal çevrelerinin
farklılığından ileri gelmektedir.
Bu açıdan iyi konsantre olarak problem ve aile bireyleri hakkında kapsamlı
bir anlayış ve algılama geliştirilmelidir. Örneğin bir aile üyesi bir
diğerini öncelikli “problem” olarak görebilir yada tamamen dışarıda
tutabilir. Uzmanın görevi, tüm perspektif ve üyelerin bakış açılarından
sorunu değerlendirebilmektir. Çünkü uzman birkaç aile üyesi onun görüşleri,
güçlerine ilişkin bilgilere sahiptir. Bu durum, her bir üyenin güçleri kadar
tüm ailenin güçlerini de karakterize eder. Tüm aile ile çalışırken, bütün
üyelerle etkileşim ve iletişime giren uzman hiçbir şekilde “taraf”
olmamalıdır. Unutmamalıdır ki onları sadece değerlendirmeyip, aynı zamanda
onların arasında bir etkileşime girmektedir. Şüphesiz aile değerlendirmesi
ele alınabilecekten çok daha fazla veri toplamayla ilgili bir risk
taşımaktadır ancak bu veri bolluğu durumu uzmanın görevinin asli
unsurlarından da birisidir.
Ailelerle çalışmak genelci sosyal hizmet uygulamasının çok önemli bir
boyutudur. Aile ilişkilerini değerlendirme tüm aileyi anlayabilmekle
ilgilidir. Aile bu değerlendirmeye katılmalı, bilgilerin potansiyel anlamı
anlaşılmalıdır.
Ev ziyaretleri, müracaatçının kendi evlerinde uygun tipte bir servis hizmeti
sunulabilmesini sağlamak amacı ile yapılan çalışmadır. Ev ziyaretleri,
aileyi yaşadığı çevresiyle değerlendirme olanağı verir. Kurumsal ortamda
müracaatçıya yardım amaçlı mülakattan ziyade, ev ziyaretinde dikkat çekici
ve çok daha steril bilgiler toplanabilir. Barker (1995), ev ziyareti için
birkaç neden sıralamıştır. Birincisi, müracaatçı ortopedik engelli olabilir.
Evden ayrılmak çok zor olabilir. İkincisi, bazı uzmanlar ev ziyareti yapar,
çünkü onlar yardım sürecinin bu şekilde daha yeterli ve etkili şekilde
yönetilebileceğini, müracaatçının çevresi içerisinde daha doğru
değerlendirileceğine inanırlar. Üçüncüsü, bazı ev ziyaretlerini komşuluk ve
çevre ilişkilerini, ortaya çıkan “sosyal nedenlere” karşı harekete geçirmek
için yaparlar. Sonuçta, sosyal çalışmacılar toplumla kaynaşmak, toplum
üyelerini kazanmak ve birlikte taahhüt ve güven ilişkisine girebilmek amacı
ile ev ziyareti yaparlar.
1.1.1. Aile İçi İletişimi Değerlendirme
Aile iletişimi, her bir aile üyesinin kendi duyguları
ve düşüncelerini birbirine ne derece iyi aktardıkları ile ilgilidir.
Üyelerin, niyetlerini, vurgulamak istediklerini diğerlerinin doğru algılayıp
algılamadığı önemlidir.
Aile içi iletişimin etkililiği konusu yalnız değerlendirme, planlama ve
müdahale sürecinde de önemlidir. İletişimi geliştirmek ailelerle çalışmada
sıklıkla asıl kor amaçtır. Aile yapısı, organizasyon, ilişkiler ve aile içi
davranış kalıplarını içerir. Değerlendirme aile yapısının 5 boyutuyla
ilgilidir. Birincisi, aile bir sistem olarak alt sistemleri olan üyelerle
uygun sınırlarda fonksiyonlarını yerine getirir. İkinci boyut, “aile
normları” ile ilgilidir. Bu normlar, aile içerisindeki kuralları ve özel
davranış şekillerini kapsar. Üçüncüsü, “aile rolleri”dir. Aile rolleri,
medeni hal ve durum farklılıkları ile üyelerin yerine getirmesi beklenen
davranışlardır. Dördüncüsü, aile bireyleri arasındaki “güç dengesi” ile
ilgili boyuttur. Beşinci boyut, kuşaklar arası bakış açısından ve ailenin
mevcut fonksiyonuna aile geçmişinin, tarihinin nasıl etki ettiği bakımından
önemlidir.
Aile bir sistemdir. Bu kavram sistem teorisiyle ilgilidir. Bu nedenle aile,
sistem teorisinin kavramlarıyla değerlendirilebilir. Holman (1983:23)’in
dediği gibi, “sistem teorisinin terimleriyle dinamik bir sistem olarak
kavranabilir. Sistemi oluşturan unsurlar olan aile üyeleri, belirli
zamanlarla şebekenin kendisi olan aile ile bağlantılı ve kararlı bir şekilde
Aile sisteminde aile ilişkileri bireylerin ihtiyaç ve dürtülerinin üzerinde,
bireylerin patolojisinden ziyade aile fonksiyonelliğine odaklıdır (Goldenberg,
1996:34). Ayrıca aileyi sistem olarak düşünmek, ailelerle çalışırken onun
sorunlarını çözmede yardımcı olan bir faktördür.
Aile normları, aile grubunun içerisinde uygun davranışlarını belirleyen özel
kurallar olarak, aile davranışlarına nüfuz eden, üzerinde uzlaşılmış
ilişkilerdir. Çoğu zaman çok güçlü kurallar, çok açık şekilde üzerinde sözlü
olarak konuşulmamış kurallardır. Bununla birlikte bu kurallar kesin ve açık,
ailenin sürekli tekrarladığı üyelerinin çok iyi anlayıp hiç tartışmadığı
doğrularıdır. Problemli ailelerde etkili olmayan normlar ailenin ve
üyelerini fonksiyonelliğini engeller. Bu durumda, etkisiz normlar
tanımlamalı ve değiştirilmelidir. Pozitif normlar geliştirilmelidir.
Aile rolleri, aile sisteminin üyelerinden beklediği davranış kalıplarıdır (Worden
1994:2). Aile rolleri, genellikle aile yararına olan davranışlarla ilgili
bir kavramdır. Örneğin ebeveyn rolleri çocuk için yardımcı, destekleyici,
yönlendirici ve geliştirici rollerdir. Aynı şekilde ebeveyn “çalışan” rolü
ile dışarıdaki göreviyle aileye gelir sağlayan bir aile üyesidir.
Güç, bir aile üyesinin diğer bir aile üyesinin davranış değişikliğine neden
olma kapasitesidir (Hepworth 1997:295). Güç, açıkça tanımlanması zor ve
belirsiz bir kavramdır. Değişik aile üyeleri farklı alanlarda farklı güçlere
sahip olabilir. Bir aileyi değerlendirirken ailedeki güç dengesi dağılımının
eşitlikçi ve uygun olup olmadığına bakılmalıdır.
Aile yapısına ilişkin önemli bir bakış açısı da ailenin tarihsel geçmişidir.
Hangi koşullarda aile ve ebeveynler aileyi genişletmiştir. Büyükbaba ve
büyükanneler ve sosyal çevresel ailenin yaşam şeklini ve kuşakları nasıl
etkilemiştir? Aile büyüklerinde alkolizm geçmişi var mıdır? Aile normlarında
çocuğu fiziksel cezalandırma ve çocuk istismarı söz konusu mudur?
Ailenin geçmişini derinlemesine inceleyerek, güçleri ve güçsüzlüklerine
ilişkin önemli ipuçları elde edilebilir.
Yaşam döngüsü içerisinde aileni, çeşitli tahmin edilebilir olaylara nasıl
adapte olduğunu bilmek değerlendirme açısından önem taşır. Doğum günleri,
ölüm yıldönümleri, evlilikler, çocuk yetiştirme vb. önemli olaylar ailenin
problemlerle başa çıkma becerilerini etkiler.
Aile içi iletişim ve aile yapısından ayrı ailenin yaşam döngüsü düzenini
değerlendirmek aileni problemlerini açıkça anlamaya yardım eder. Ailenin
gelişme ve olgunlaşma süreci içerisinde, her aşamada o seviyeye uygun
görevlerini yerine getirmesi gerekir. Bu görevler yerine getirilmediğinde
sorun ortaya çıkar.
Carter and Mc Goldrick (1989:12), normal aile
yaşam döngüsü içerisinde bazı güçlükler tanımlamışlardır. A.B.D’nde; nüfusun
%6’sı homoseksüel, %12’si evlenmemiş genç bayanlardan; %25’i asla çocuk
sahibi olmak düşünmeyenlerden oluşmakta, evliliklerin % 50’si boşanmayla
sonuçlanmaktadır. Kadınlar eskiye oranla çalışma hayatına daha fazla girmiş,
yaşam beklentisi daha uzun, evlilikler çocuk ihtiyacından yapılmamaktadır.
Bu değişiklikler aile yaşamının eskiye oranla farklı kılmaktadır.
Geleneksel aile yaşam döngüsü 6 ana aşamayla kavramlaştırılabilir (Carter ve
Mc Goldrick). Her safha, bazı duygusal dönüşümler, diğerleriyle ilişkiler
durum değişiklikleri içermektedir. Birinci safha, genç yetişkinin kimlik
oluşturması ve kişiler arası yeni ilişkiler geliştirmesi aileden ve
orijininden ayrılması safhasıdır. İkinci aşama evlilik ve yaşamın zevkleri
ve sorumluluklarını bir eşle birlikte karşılama dönemidir. Üçüncü aşama
çocuk sahibi olma ve çocuğun ihtiyaçlarıyla tanışma dönemidir. Dördüncü
safha çocukların ergenlik dönemine geçiş ve genç yetişkinlerin bağımsız
hareket etme çabaları ve akranlarıyla uygun etkileşimlere girmesi dönemidir.
Beşinci safha, gençlerin kendi yollarına gitmesi kariyer yapması ve evden
ayrılmaları dönemidir. Altıncı aşama, yaşlanmaya uyum göstererek ve
kaçınılmaz olan ölümle yüzleşme dönemidir
Ailenin sosyal çevresi ne kadar uygun? Uygun sosyal destek sağlıyor mu yoksa
izolemi ediyor? Ailede işlerin yolunda gitmesi için tatmin edici kaynak
alıyor mu? Etrafını çevreleyen toplumla ne derece entegre olabilmiş durumda?
Bu ve bunun gibi sorular ailenin fonksiyonlarını değerlendirme, planlama ve
müdahale ile çok ilgilidir.
Sosyal çevre, koşullar, yaşam şartları
insan etkileşimleriyle bireylerin etrafını kuşatır. Çevresi içinde aile
odağı, ailelerin çevresindeki diğer sistemlerle nasıl etkileşime girdiğini
anlamak için çok önemli bir perspektif sağlar. Bu sistemler, diğer
bireyleri, arkadaşları, aileleri, çalışma gruplarını, sosyal hizmet
örgütlerini, politik birimleri, dini kurumları, eğitim kurumlarını içerir.
Makro sistem aile bireylerini etkileyerek tüm aile sistemine etki eder.
Büyük kentlere yoğun göçle gelen ailelerde yoksulluk döngüsü, işsizlik
sorunu çözülemediği takdirde kırsal kesimden gelen bu ailelerin çocuk koruma
sistemine çocuklarını vermek için müracaatçı olmaktadırlar. Kısıtlı
toplumsal kaynaklar ciddi şekilde ailenin fonksiyonelliğini engelleyebilir.
Bu nedenle, genelci uygulayıcı ailenin toplum kaynaklarından yararlanma
durumunu öncelikli olarak ele almalıdır.
Aile içi anlaşmazlıklar ve sorunlar
açısından dört anahtar alan gözden geçirilmektedir: Evlilikle ilgili
güçlükler, ebeveyn-çocuk ilişkilerinde zorluklar, Aile üyelerinin kişisel
sorunları ve harici çevreden kaynaklanan stresler. Anlaşmazlık, mücadele,
çaba, öncelikler, zorluklar ve inançlarla içiçe geçmiş bir kavramdır. Farklı
görüşler, aile içerisindeki ihtilaflar, iletişimi geliştirerek ilişkilerin
derinlemesine ve memnuniyetsizliklerin sona ermesine de pozitif anlamda
katkıda bulunabilir. Her ailenin biricik ve eşsiz özelliği nedeniyle
anlaşmazlıklar ve problemler birçok değişik kategoride cereyan edebilir.
Çiftler, çocuk büyütme, aile içi şiddet, finansal güçlükler, seksüel
problemler, boş zaman değerlendirme, sadakatsizlik gibi birçok konuyu sorun
olarak gündeme getirebilir. İletişim problemleri genellikle birinci sırada
yer alır (Hartman, 1995; Worden 1994). Aile problemlerinden ikinci en büyük
sorun alanıdır. Anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkilerde yaşanan
zorluklardır. Bazen ebeveynlerin, özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarını
kontrol edememesi ve iletişim problemleri söz konusu olur. Çocukların
davranışlarının en iyi şekilde yöneltilmesi ve ebeveyn-çocuk ilişkilerinin
geliştirilmesi için birçok bakış açısı ve görüş vardır. En önemli
yaklaşımlardan birisi Thomas Gorden (1970)’ın “öğrenme teorisi” ve
“anne-baba etkililik eğitimi” (PET) programlarıdır.
Uygulayıcılar, aile durumunu değerlendirerek, ebeveynlere çocuklarını nasıl
kontrol altında tutabileceklerini ve bazı davranış değişikliği tekniklerini
öğreterek yardım edebilirler. Davranış değiştirme, öğrenme teorisinin gerçek
yaşam durumlarına uygulamayı içerir.
Anne-baba Etkililik Eğitimi iki önemli yaklaşım içerir. Birincisi “aktif
dinleme”, ikincisi “ ben mesajlarıdır” (Gorden 1975; Westra 1996). Aktif
dinlemede, dinleyici konuşanı bütün dikkatiyle kulağını vererek dinler ve
onun duygularını ve düşüncelerini tam olarak algılamaya çalışır. İkincisi,
onu kendi kelimeleriyle ve anlatımıyla anlamayı içerir.
Ebeveynler, karalayıcı, küçük düşürücü, alaycı ya da tehdit edici mesajlar
yerine çocuğun duygularının sorumluluğunu da alarak kendi mesajlarını ona
iletmelidir.
Bazen aile, üyelerinden birisinin problemleriyle uzmana
danışmaya gelir. Aile terapisinde temel ilke tüm ailenin problemli olduğunu
kabul etmektir (Worden 1994). Uzmanın temel amacı bazı aile ilişkilerini
yeniden yapılandırarak çözmek olacaktır. Bunlar yetersiz ve düşük gelir,
işsizlik, ev koşullarının yetersizliği, dinlenme zamanlarında uygun
kaynaklara ulaşamama ve eşitliksiz iş fırsatlarıdır (Johnson & Wahl 1995).
Zayıf sağlık olanakları, uygun olmayan okullar, tehlikeli çevre ayrıca
sayılabilir. Bu sorunları çözmek için uzman, keskin bir şekilde “aracılık”
becerilerini kullanarak aile bireylerinin ihtiyaç duydukları hizmetlerle
bağlantısını kurmak zorundadır.
Genelci uygulayıcı, bugün sadece normal iki ebeveynden oluşan ailelerle
değil geniş bir yelpazede farklı aile yapılarıyla çalışmak durumundadırlar.
Tek ebeveynli aileler geleneksel aile modelinde anne-babadan oluşan ve anne
evde çocuk bakımında görevli iken günümüzde, bu daha az yaygın bir hale
gelmiştir (Strand, 1995). A.B.D.’de ailelerinin dörtte birinde 8 yaş altı
çocuklar tek ebeveynli ve bunların % 80’i kadındır. A.B.D.’de kadınlar ve
çocukların yoksulluk içinde yaşama oranı artmaktadır.
Ülkemizde de çocukları için çocuk koruma
sistemine müracaat eden ailelerin ağırlıkla tek ebeveynli olduğu
gözlenmektedir.
Kültürel ve etnik farklılıklar aile yaşamının temellerini oluşturur.
Kültürel değerleri anlamak uzmana aile sisteminin “güçleri ve dirençleri”
hakkında çözüme yönelik kullanılabilecek bilgi sağlar. SHU, ailenin kültürel
kökleri konusunda duyarlılık geliştirmelidir. Kültürleme, dil, kimlik,
davranış kalıpları ve tercihlerin adaptasyonunu içerir. Ailenin göç
öyküsünde, ailenin ne zaman göç ettiği, geldikleri yerdeki koşulları, destek
sistemleri ve yerleştiği yerdeki kabul görme durumları değerlendirilmelidir.
Çocuklar içinde okul çevresi, ailenin iyilik hali için çok önemlidir.
İstikrarlı bir iş, aile sisteminin istikrarı ve kararlılığı en kritik
unsurlardan birisidir. Ekonomik kaynakları değerlendirme aileyi anlamada
hayati bir önem taşır. Ailedeki kadın-erkek iletişim kalıpları aileyi
değerlendirmede önemli bir faktördür. Uzman, farklı kültürel gruplara mensup
ailelerin değerleri ve beklentilerine karşı duyarlı olmalıdır. Geniş aile
yapısında büyük ebeveynler, halalar, teyzeler, amcalar, dayılar, kuzenlerle
ilişkiler çekirdek aile yapısının etrafındadır. Bu dışa doğru genişleyen
aile yapısı, ailenin bireylerini destekleme açısından aile sistemine önemli
güçler sağlar.
A.B.D.’nde çocuklar ve onların aileleriyle ilgili değerlendirme uygulamaları
yasama yetkileri olduğundan eyalet yönetimleri tarafından belirlenmektedir.
İlk değerlendirme enstrümanları 1980’lerin başında Illionis Eyaletinde
geliştirilmiştir. Cash (2001)’e göre; asıl büyük problem çocuk koruma
sisteminin “güçler”den ziyade “eksiklikler” üzerine konsantre olmasından
kaynaklanmaktadır. A.B.D’de değerlendirme politikası, çocuklara yönelik kötü
muamele ve istismar vakalarının azaltılmasına yönelik faaliyetler üzerine
odaklanmaktadır. DEVAM EDİNİZ
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.
|
|
SHU İsmet Galip YOLCUOĞLU
(SHÇEK İstanbul Atatürk Kız Yet. Yurdu Md.- H.Ü. Sosyal Hizmet
Anabilim Dalı Doktora öğrencisi)
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.
Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.
| |