|
|
|
|
|
Bu sitenin okuyucuları Sayın Aziz Şeker’i tanıyorlardır. Yakın zamanda çoğunluğunu siteden takip yazılarını sayın Şeker in kitap haline getirdiğini gördüm. SABEV yayınları arasından çıkan ‘ Sosyal Hizmetin sefaleti ve Sosyal Hizmette Paradigma arayışları’ özenle hazırlanmış iki kitap.
Yazar ın
Meslek üzerine tezlerinde vurguladığı gibi Akademi dışındaki
kişilerinde sosyal Hizmet yazın dünyasına katkıda bulunmasının önemi
elbette ki çok önemlidir ( Sayın Şeker in ‘’ sosyal hizmet kitaplığı
apolet amacıyla yazılmış kitaplarla doludur sözünü de hatırlarsak).
kitapları gerek akademi dışında olması yönüyle gerekse de yazdıklarının
niteliği açısından övgüyü ve takdiri hak ediyor. Övgüyü hakkettiği
kadar Sayın Aziz Şeker bazı söylemlerine katılmadığımı da
belirtmeliyim. Bu konuları Sayın Şeker le ve sitenin diğer değerli
okuyucularıyla tartışma olanağı yakalayacağımızı umut ediyorum. ZORUNLU
BİR AÇIKLAMA: Sayın
ŞEKER in Sosyal Hizmetin Sefaleti isimli kitabında katıldığım takdir
edeceğim yerler olduğu gibi katılmadığım görüşleri de elbette ki
vardır. Ancak yakın zamanda sayın ŞEKER in ‘Meslek Üzerine Tezler’ ine
yönelik bir başka meslektaşımız Sayın Rıza ELİTOK öyle şeyler yazdı ki
…. Bu yazdıkları hem eleştiri kültürümüze indirilmiş büyük bir darbeydi
hem de bu kadar haksız eleştirilere maruz kalmış bir arkadaşımızı
yeniden eleştirmenin zorluğuyla karşı karşıya kaldım. Bu sebepten ötürü
Sayın ELİTOK un yazdıklarına kısaca değinmem zorunluluk gibi duruyor. ELEŞTİRİNİN ELEŞTİRİSİ: Sayın ELİTOK Eleştiri diyemeyeceğim yazısında neler demişti bir hatırlayalım. Sayın ELİTOK Aziz ŞEKER in Akademi ( yüksekokul) dışı ve yöntem dışılık yada akıldışılık üzerine söylemlerini çarpıtmak için elinden geleni yapıyor. Yüksekokul ( Akademi) dışında olmak sözünü AKADEMİK olmamak ya da AKADEMİK olmayı reddetmek olarak ele alan Elitok yine yöntem yada akıldışılık konusundaki söylemlerini de kelimenin birinci anlamında ele alıyor. Oysa Sayın ŞEKER in akıldışılıktan bahsederken kaynağına gönderme yaptığı Feyerabend in yönteme karşı adlı eserine sayın Elitok bakma zahmetinde bulunsaydı bütün bunları yazmamış olacaktı. Devam edelim ‘Yazarımız, çoğu zaman elinde her hangi bir somut veriye dayanmadan, sanki bütün bir dünya ülkelerindeki sosyal çalışma uygulamaları hakkında kesin verilere sahipmişçesine fütursuz bir genellemeye kaçarak, küreselleşen post modern dünyada ki sosyal çalışmanın hal ve gidişatını temelinden eleştirebilme temelsizliğine düşmüştür’ diyor Sayın Elitok. Oysa sayın Şeker küreselleşmenin gelir dağılımındaki adalet başta olmak üzere pek çok konuda derinleştirdiği eşitsizliklere vurgu yapıyor. Ve bizce asıl önemli olan da Aziz Şeker in bu verileri nasıl yorumladığıdır. Yazar tezlerinin çoğu yerinde Foucault’un gösterge biliminden haylice etkilenmişe benzer. Yazar da bu etkileyiş o kadar ileri bir hal alıyor ki, okuyucuyu adeta sanal bir matrix sisteme ve her şeyin görünüşte simülasyon ve yanılsamadan ibaret olduğu sonucuna sürüklemektedir. Diyor sayın Elitok. Her şeyden önce Sümülasyon kavramını Foucault değil de Baudrillard Kullanmaktadır. Aziz Şeker de Baudrillard’a atıfta bulunuyor. Bütün bunlardan öte sayın Elitok aynı paragrafın sonunda kendisini tekzip ediyor ve diyor ki Simülasyon ve göstergeler, her şeyin markalaştırılıp reklamlaştırıldığı günümüzde bir çok şeyi manipüle edip kitleleri süslü yanılsamaların karanlık dehlizlerine sürüklese de; henüz çağımızda milyonların, açlık, sefalet ve yıkımını deve kuşu misali başını kuma gömüp gerçeği görmezlikten gelme işlevinden öteye gidemeyecektir. Kimse kimseyi kandırmasın, her şeyin farkındayız, perde arkasında yazılan …..‘ Sayın Elitok Önce Sayın Şeker i Simülasyondan bahsettiği için eleştiriyor sonrasında ise kendisi simülasyondan bahsederek bize de fazla söz bırakmıyor. Kısaca bir iki konudan daha bahsedersem. ‘Yazarımızın iddia ettiği gibi, muhtaçların yaralarını saran sosyal hizmetler ve diğer sağlık ve sosyal mesleklerin konumları gün geçtikçe erimeyip tam aksine daha da önem ve aciliyet kazanacaktır. Diyor Sayın Elitok . Sayın Elitok’un karıştırdığı nokta bahsi geçen mesleklerin güç geçtikçe eiriyip kan kaybetmesi ile bu mesleklere ya da en genel anlamıyla sosyal Politikaya olan ihtiyacın gün geçtikçe artması farklı şeydir. Aziz Şeker in ‘Bugün bilimin temel düşünceleri geçmişte ön yargı, fantezi, tutku gibi şeylerden doğup çıkmıştır Sözünü eleştirirken ‘ Oysa bilim ve bilimsel buluşlar, bilim adamının hobilerinden, fantezilerinden ve rast gele tutkusundan değil, tam tersine….’ diyor sayın Elitok. Sayın Elitok bugün uçabiliyorsak bu birilerinin uçma fantezisinden başka birşey değildir. ‘Yazarımız, sosyal hizmet insanda ki acıma duygusundan doğmuştur, rahipçe- dinsel mistik bir duygudur bu diye bir varsayımda bulunmuştur’ Diyor Rıza Elitok. her şeyden önce sosyal Hizmetin tarihçesi hakkında birkaç şey biliyorsanız bunun bir varsayım olmadığı da aşikardır sayın Elitok. Gerçi Sayın Elitok bu konuda da sık sık yaptığı gibi kendisini tekzip ediyor. Bakın ne diyor bu hizmetin ortaçağlarda ( İmlaya dokunmadım) dinsel örgütlenmeler (kiliseler, fütüvvetler vb.) eli altında yürütüldüğü bilinmektedir. Deyin ki, modern devlet öncesi sosyal hizmetler kilise vb. dinsel örgütlenmeler aracılığıyla büyük ölçüde sağlanmaktaydı.’’ Yani Sayın Elitok sizinde belirttiğiniz gibi Sosyal Hizmet insandaki acıma duygusundan doğmuştur. Ve Temelinde Dinsel Örgütlenmeler vardır. Sayın Elitok un yapmış olduğu eleştiriyi bu örneklerden sonra daha fazla incelemek ya da yazmış olduğu diğer eleştirilere cevap vermek vakit kaybından ve okuyucuyu yormaktan başka bir anlam taşımadığı için daha fazlasını yazmaya gerek duymuyorum. Değerli Hocamız Sayın İlhan TOMANBAY’ın başlattığı ve Aziz ŞEKER in de yadsınamaz katkılarının olduğu meslek tartışmaları buradan devam ettirebiliriz. Sosyal Hizmetin Sefaleti hakkında ki eleştirilerimi ikinci bölüme bırakıyorum.
|
|