|
|
|
 |
SOSYAL HİZMET MESLEĞİNDE ETİĞİN ÖNEMİ VE MESLEKİ
GELİŞİM SÜRECİNE ETKİSİ (4)
Aziz ŞEKER/Sitemiz
yazarı
shuaziz@gmail.com |
Sosyal hizmet bir entelektüel mesleğidir.
Uygulayıcısı da sosyal entelektüeldir. Mesleğin olmazsa olmaz koşulu
"yaşam"dır. Yaşam her yanımızda olduğu için, yaşama dair bütün kategorilere
ilişkin yeterli bilgiye bir zorunluluk olarak meslek elemanı sahip
olmalıdır. O kozmopolittir! Bu nedenle gerekirse yalnız kalmağa mahkûmdur...
Sosyal Hizmetin Amacı Nedir?
Sosyal hizmet toplumsal yapı içinde, bölünmez bir hizmetler bütünü olarak
sosyal refah alanlarında insana yardım odaklı yapılan yöntemsel mesleki
sosyal işlerdir. Gerçeğin içindedir. Değişme, adalet ve gelişme ana
argümanlarıdır. Fırtınalı havalar esse de tarihsel belleğinde. Çalkantılı
dönemlerden geçse de! Bayağılaştırılsa da!
Aksine sosyal hizmetin felsefesi yayılıyor, varsın onu tanımsız kılmaya
çalışan güçler olsun. Meslek olarak sosyal hizmet, evrensel değerlerin
serpilmesi için mücadele kategorilerini genişletecektir.
Toplumsal hizmet veren kuruluşlarda ise sosyal hizmet, sosyal tedavi amaçlı
sosyal çalışmalar yapar. Kendi içine sosyal rehabilitasyon kavramını da alan
tedavi çocuk yuvasından, huzurevine, toplum merkezilerine kadar geniş birçok
yelpazede hizmet üretir. Sosyal hizmet, toplumsal sorunların öbeğindeki
insanların reel hayatta işbirlikçisidir. Onurun yeryüzündeki inşasıdır.
Kimsesizler, evsizler,
yoksullar, yaşlılar, engelliler, çocuklar, kadınlar açıkçası yaşam
olanaklarından mahrum edilen tüm insan grupları sosyal hizmetin öznesidir.
Toplumsal sorun yaşayan güçsüz ve yoksul insanların yanındadır. Bu nedenle
taraftır! Haktan yanadır. Bu bir yetkinleşme sürecidir. Görüyoruz ki Arlien
Johnson'a tarafından modern sosyal hizmet, toplumun istekleri ve
yetenekleriyle ahenkli olarak, kendi
isteklerine ve yeteneklerine göre doyurucu ilişkiler ve hayat standartları
sağlamaları için, bireyler veya gruplar halinde insanlara yardım amacıyla
yapılan mesleki bir hizmet, şeklinde yarım yüzyıl öncetanımlanmıştı.
1 İşte bu yaklaşım, yeni gelişmelerin önünü de açtı. Gelişme diyalektik
olarak sürdü.Meslek aktörünün pratiğine yön veren amaçlar vardır.
Genel olarak sosyal çalışma uygulamasının amaçları şunlardır:
1.Kişiler ve gruplara, kendileri ile çevreleri arasındaki dengesizlikten
doğan sorunların belirlenmesi, çözülmesi ya da etkisiz hale getirilmesi için
yardım etmek. 2. Dengesizliğin meydana gelmesini önlemek için kişiler ya da
gruplarla çevreleri arasındaki potansiyel dengesizlik alanlarını belirlemek.
3.Tedavi edici ve önleyici tedbirlere ek olarak, kişilerin grupların ve
toplumların en yüksek gelişme güçlerini aramak, belirlemek ve
kuvvetlendirmek. Kısaca, insanların, öteki insanlarla ve doğa ile olan
ilişkilerini, mevcut çelişkileri ortadan kaldıracak şekilde düzenlemelerine
yardım etmektir.2
Mesleğin amaçlarının ne olduğu hususunu incelediğimizde karşımıza farklı
tanımlar çıkmakla birlikte bunlar içinde ortak yanlar bulmak mümkündür.
Türkiye'de yayınlanmış tanımlardan yola çıkarak amaçları saptayalım: Kişi,
grup ve toplulukların sosyal ve kişisel yönden doyurulmaları ve
bağımsızlıklarını kazanmaları yönünde... Kişilerin ve toplumların kendi
içlerindeki ve çevreleri ile aralarındaki
dengesizlikleri gidermeye yönelen... (Hacettepe Üniversitesi, Bülten
1969-70) Sosyal çalışma kişilerle tek tek ve gruplar halinde yardım sağlamak
yolu ile sosyal ilişkiler alanında daha verimli olmalarını amaç edinir. (DPT
Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 1969) Görüldüğü gibi amaçlar, sosyal
dengesizliği gidermek, yardım, sosyal ve kişisel doyum, sosyal ilişkiler
alanında verimlilik, bağımsızlık sağlamaktır.
Hemen her tanımda kişi grup ve topluma -ki bu toplum comunity yani yerel
topluluk anlamındadır- eşit ağırlık verilir. Zaman zaman ileri sürülen
karşıt savlara rağmen, bu amaçların kalkınma sorunlarını çözmüş bir
toplumdan süzgüden geçirilmeksizin aktarıldığı görülmektedir. Zira, yeni
ihtiyaçların doğma ve ifade edilmesini
engelleyerek de kalkınmamış bir ortamda dengeyi sürdürmek mümkündür.3
Sosyal çalışmanın temel amacı; adaletli bir toplumsal yapı inşasıdır.4Mesleğin
amacı, fonksiyonları, ahlaki değerleri ve yöntemleri müdahale odağının
belirleyicileridir. Birey-çevre etkileşimi temelinde bireyin sosyal
işlevselliği ve çevresiyle olan etkileşimini olumsuz olarak etkileyen
sorunlarını çözümlemeyi ya da bunları olumlu olarak etkileyebilecek
kaynakların verimliliğini arttırmayı amaç edinen
sosyal çalışma mesleğinin odağı tüm ilişkileriyle insandır. Müdahale
odağı ise insanın işlevselliğidir.5Sosyal çalışmacı, gelişim
dönemlerine ilişkin değişiklikler ve aileile diğer gruplar içindeki rol ve
statü değişikliklerinden kaynaklanan stresin ortaya çıkardığı sorunlarla
uğraşırken, üç rolü yerine
getirir. Bunlar güçlendiricilik, öğreticilik ve kolaylaştırıcılık
rolleridir.6
Frıedlander'e göre sosyal çalışma uygulamasının amaçları şöyle
sıralanabilir:
1. Kişiler veya gruplar ile çevre arasında çatışma yaratmaya müsait
alanları teşhis etmek ve böyle çatışmaları önlemek için kişiler, gruplar ve
çevrede değişikliklerin meydana gelmesine yardımcı olmak.
2. Kişi, grup ve toplumlarda, bunların azami güçlerinin
değerlendirilmesine yol açacak yaratıcı imkân ve kuvvetleri bulmak ve
kuvvetlendirmek.
3. Kişi ve gruplara, kişiler veya gruplarla bunların çevreleri arasındaki
dengesizlikten doğacak problemleri çözmekte yardımcı olmak. Sosyal çalışma
uygulama yöntemleri, bu amaçları gerçekleştirmek için düzenlenmiş sistemli
işlemlerdir. Kısaca
bir kişi veya grubun bütün potansiyelini anlamak ve onlara, bu anlayışın
gerektirdiği sorumluluğu, demokratik bir toplumun özelliği olan aktif
katılma yolu ile kabul etmelerinde, yardımcı olmaktır. Sosyal çalışma
uygulaması kişi veya grupların kendi güçlerini anlamalarına mani olan
engellerin ortadan kaldırılabilmesi için, kişi
ile onun çevresi arasındaki dengesizliği önleyecek veya düzeltecek
araçları sağlamayı da toplumsal bir sorumluluk addeder. Bu kavramlar
sosyal çalışma uygulaması töresinin temelidir.7 Ve sorun çözme
sürecine denk gelmektedir.Sosyal çalışma, Türkiye'nin modernleşmesine ve
demokratikleşmesine hizmet etmek amacındadır. Sosyal çalışma, felsefesinin
özü gereği buna zorunludur da. Zaten sosyal çalışma mesleği, insancıl ve
demokratik ideallere dayalı bir meslektir. Sosyal çalışmanın mesleki
etkinliğinin odağı, bireyin toplumsal işlevselliği ve çevresi ile olan
etkileşimi 8
olarak kavramsallaştırıldığından dolayı mesleki rol bağlamında;
birey-grup-toplulukların psikososyal-ekonomik sorunlarının çözümünde
yardımcı olup, toplumsal refahlarının gelişimini hedefler. Bu bakış açısıyla
hareket için davranış bilimlerinin yanı sıra, kendi kuram ve uygulamalarının
birikiminden de yararlanır. Sorunlara bütünsel olarak bakar. Sosyal
çalışmayı diğer disiplinlerden ayıran nokta da burası; insan varlığını ele
alıştaki özgünlüğü... Bireyi özgüllüğü ve çevresiyle/ sistemlerle etkileri
dâhilinde ele alır. Toplumsal koşulları göz
ardı etmediği gibi sosyal uyuma yönelik olarak çalışır. Sonuç olarak, sosyal
çalışma amaç bağlamında değerlere çok önem veren bir meslektir. Bu bağlamda
değer olgusu, bütünlüklerimizin ve onların iç hiyerarşilerinin zorlayıcı bir
biçimde yeniden yapılanmaları olduğundan 9 sosyal çalışma elemanları
çalışmaların her aşamasında,
kişinin önemi, değeri, karar verme hakkı ve kişinin kendini
gerçekleştirmesi, topluma katkıda bulunma sorumluluğu gibi temel değerlerin
etkisi altındadır. Bu temel değerlerden ikinci değerler türer; örneğin
toplumun kişilerin kendilerini gerçekleştirmelerine olanak sağlama
sorumluluğu gibi. Sosyal çalışmanın amacı bu değerleri uygulanabilir,
kullanılabilir hale getirmektir ve şu biçimde belirtilebilir: Kişilerin
kendilerini gerçekleştirmelerine ve diğer kişilere katkıda bulunmalarına
engel olan toplumsal ve ruhsal koşulları değiştirmek; kişinin kendini
gerçekleştirmesini ve katkısını kolaylaştıran koşulları yaratmak.10
Değer insanca üretilen bir şeydir. İnsan yaşamını üretir. Sadece gereksinme
duyduğu malları değil, sosyal yaşamı ile tümü ile tüm sosyal ilişkileri ile
üretir. Ürettiği şeyler onun varlığının, kişiliğinin parçalarıdır. Tümü de
bir anlamda 'dışlanmış' yani üretimin dışında olan şeylerdir. Sosyal
bilimlerde, insan etmeni, sorunun merkezindedir. Üreten odur, malı da,
düşünü de o üretir. Sosyal olayı o üretir. Sosyete de insanı üretir. Bu
çelişki,temelde diyalektik, yani mantıksal bir çelişkidir. Bundan dolayı da
ayrıntıları ile kavranması son derece zordur; belki de olanaksızdır.11
Sosyal hizmet uzmanları (sosyal çalışmacılar) insanların yaşadıkları sosyal
sorunlar karşısında taraf olmalıdırlar. Onların "sorumluluk ahlakı" bunu
gerektirir. Sorumluluğunu bilen, kendini tanıyan, sosyal sorunlar karşısında
tavrını koyan meslek elemanı tek tek sosyal vak'alar ile ilgilendiği gibi,
toplumla da ilgilenmelidir. Zaten sosyal hizmet mesleğinin dayandığı
temellerle ilişkilidir bütün bunlar. Yani, her toplumun hedefi insanın daha
iyi yaşamasıdır;ekonomik ve kültürel kaynaklar geliştirildikçe genel yaşama
seviyesinin gittikçe iyileşmesi gerekir. Beden, psikososyal sağlık ve refah
için eğitim toplumsal yapıya yayılmalıdır. Bunun için toplumsal çaba içinde
olunmalıdır. Kardeşlik duygusuna giden yol buradan
geçmektedir.12
Dipnotlar
1. Trecker, B. Harleigh: Sosyal Grup Çalışması. Çev. Necil Ulusay.
SSYB SHGM Yay. Ankara, 1964, s.11
2. Kongar, Emre: Sosyal Çalışmaya Giriş. Sosyal Bilimler Derneği Yay.
Ankara, 1972, s. 21-26
3. Elkin, Besin: Sosyal Hizmet Mesleği ve Eğitimi. HÜ. Sosyal Çalışma
Bölümü, Teksir, Ankara, 1970
4. Kut, Sema: Sosyal Hizmet Mesleği. Ankara, 1988, s. 22
5. Kut, Sema: 1988: 106
6. Uluğtekin, Sevda: Çocuk Mahkemeleri ve Sosyal İnceleme Raporları.
Ankara, 1994, s.105
7. Frıedlander, A. Walter: Sosyal Hizmetin Kavram ve Metodları. Çev.
Elkin Besin. SSYB Yay. No: 43. Ankara, 1965, s. 267
8. Kut, Sema: A. g. e., 1988: 1-14
9. Henri, Levy Bernard: Entelektüellerin Övgüsü. Çev. Halil Gökhan.
Gendaş Yay. İstanbul, 2002. s. 92
10. Koşar, G. Nesrin: Sosyal Hizmetlerde Aile ve Çocuk Refahı Alanı.
Ankara, 1992, s. 25
11. Mumcu Uğur: Aybar ile Söyleşi. Sosyalizm ve Bağımsızlık. Tekin
Yay. İstanbul, 1993, s.128-129-166
12. Hamilton, Gordon: Sosyal Kişisel Çalışmanın Teori ve Uygulaması.
Çev. Doğan Karan, Duygu Sezer. SSYB SHGM Yay. Ankara, 1967, s. 2
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|