|
|
|
 |
Sermayenin Yeni Sömürü Kalkanı:
Toplam Kalite Yönetim Sistemi
Tamer UYSAL
Halkla İlişkiler Uzmanı /Araştırmacı-Yazar
dosteli16@hotmail.com
|
TKY’nin büyük işletmelerden
başlayarak yaygınlık kazanması rastlantı değil. Çokuluslu şirketler
karlarını arttırmak ve kendileri adına üretim yapan özellikle emek-yoğun
küçük işletmelerde üretim artışı sağlamak için TKY’leri devreye
soktular.
Amaç emek yoğun işletmelerin TKY yoluyla büyük işletmelere uyum
sağlamasını kolaylaştırmak...
1994’ten itibaren ülkemizde de çokuluslu şirketlerin baskısı ve bunlarla
ortaklı büyük işletmelerin ve orta ölçekli birkaç işletmenin yürüttüğü
kampanyalarla yoğunlaştı. TKY’ye geçişte ISO kalite belgesi alarak
uygulamalara girişildi. Bugün iş çevrelerinde TKY’nin bir rekabet ve
yenilik aracı olma kanısı yerleşti.
TKY (Toplam Kalite Yönetimi) kavramı, Dr.Edward Deming ve J.M.Juran ile
Kaoru İshikawa gibi ABD ve Japon mühendisleri ve teknisyenlerince ortaya
atılmış rekabet koşullarında uygulanabilen bir işletme stratejisidir.
2.Dünya savaşından sonra (1950-1990’lar arasında) Japonya’da geliştikten
sonra bütün dünyada yaygınlık kazandırılmıştır. Uygulamalar giderek
kamusal alanlara da kaydırılmıştır.
İşletmeler misyon ve vizyonlarını belirleyerek diğer çalışanlarını da
yönetim kademelerine dahil ettiler. Misyon, kısaca, işletmenin hangi işi
neden yaptığını (kurum kimliği, temel kurallar, örgüt politikaları ve
değerleri), vizyon ise, belirlenmiş zaman diliminde işletmenin nerede
olmak istediğini ifade ediyor.
Amaç ve hedef göstermedeki neden çalışanları güdülemek, takım
çalışmasına yönlendirmek, böylece faaliyetleri sürdürmek... Misyon ve
vizyon, bu açıdan, işi planlamanın ilk aşaması demek.
1994 tarihli ISO-8402’nin tanımı da şöyle; TKY, bir kuruluş içinde
kaliteyi odak alan, kuruluşun bütün üyelerinin katılımına dayanan,
müşteri memnuniyeti yoluyla uzun vadeli başarıyı amaçlayan ve kuruluşun
bütün üyelerine ve topluma yarar sağlayan yönetim yaklaşımı.
Kalite kavramının işletme işlevlerinden pazarlama karmasının diğer
elemanlarından (fiyat, servis gibi) önünde geldiği kabul ediliyor ve
mükemmelliğe ulaşmanın bir ölçüsü görülüyor. Kalite denildiği zaman mal
ve hizmette kullanıma uygunluk akla gelirdi şimdi TKY kavramın
çerçevesini genişletti (yönetim, üretim, insan kaynakları, servis,
pazarlama).
TKY en başta verimlilik artışına; sıfır hata, maliyeti azaltma, üretim
sürecini sürekli kontrol gibi alt uygulamalarla ulaşmayı hedefliyor.
Müşteri tatmininin ve pazar talebinin karşılanmasını da kaliteyi
yükseltme, üretim süreçlerini kısaltma (destek hizmetleri ve satış
dahil) yani esnek çalışmayı sağlama gibi koşulların varlığına bağlıyor.
TKY süreci karar, hazırlık, uygulama ve kontrol aşamalarından oluşuyor.
İletişim ve ulaşım olanakları arttı. Endüstri toplumunun günümüzde
geldiği aşama post-endüstriyel toplum olarak tanımlanıyor. Toplam kalite
yönetimine ise büyümeyi ve gelişmeyi hedefleyen işletmeler değişim (innovation)
ve yönetim felsefesi olarak yaklaşıyorlar.
Bu amaçla çalışanlar üretim sürecine odaklandırılacak sıfır hata ve
düşük maliyetle en iyi müşteri tatminini sağlayıncaya kadar üretim
döngüsüne katılacaklardır. Ekip çalışması ve kalite kontrol
çemberlerinin oluşturulmasındaki amaç üretim faktörü olan emeğin dünya
pazarlarına ve kalite standartlarına (akredite olmuş) uygun mal ve
hizmeti üretecek düzeyde eğitim almasını ve denetimini kolaylaştırmadır
(hataları önleme ve otokontrol).
TKY’ye getirilen eleştiri ve kuşkulardan en önemlisi; çalışanların
işletmeiçi ortamının ve üretim süreçlerinin denetlenebilirliğini
(aidiyet duygusu ve işletmeyle bütünleşmeye motive etme) sağlayıcı
işlevine karşılık diğer yaşam (toplumsal çevre, sağlık, kültür, eğitim,
adalet, vs.) alanlarına yansıması ve dış ortamın kalitesine katkısının
ne olup olmayacağı konusudur.
TKY’de amaç verimlilik ve performans artışı sağlamak. Verimlilik, piyasa
koşullarında kaynakları en uygun şekilde kullanarak en düşük maliyetle
en yüksek kaliteyi üretmek anlamını taşıyor. Emekçiler açısından ise
düşük (veya aynı) ücretle en kısa sürede daha az hatayla en yüksek
verimi sağlamak anlamına geliyor. Çalışanlar açısından iş yükünün
arttırılmasında gönüllülük ve çalışma süresinin uzatılmasında gönüllülük
esaslarına dayanıyor.
TKY’ye yöneltilen eleştirilerden bir tanesi de çalışanları bireyselliğe
özendirmesi ve önplana çıkartması. TKY’yi çalışanlara kabul ettirmek
için kulağa hoş gelen söylemler ileri sürülüyor; katılımcılık (yönetime
ortak olma), kendini ifade hakkı, karar birlikteliği, çözümlerin (karar)
süreçlerine katılma, vs...
Yani TKY bakış açısıyla çalışanların yönetimi ve çalışanların
memnuniyeti demek!...
Söylemlerin tersine uygulamalarda emekçi hakları (ücret, sosyal haklar,
güvence, vs.) ikinci plana itiliyor. Kalite çemberleri ile çalışanlar
rekabet (yarışma) ve birbirlerini denetlemeye sürükleniyorlar.
Böylece çalışanların özgürleştirildikleri ileri sürülüp, esnek
çalışmanın meşrulaştırılması yoluna gidiliyor. Sinerji, empati, katılım,
kalite, çağdaşlık, insanı esas alma türünden kavramlar kârlılık ve
rekabeti arttırmak amacıyla kullanılıyor. Oysa hizmet ve ürün salt meta,
insan esaslılık ise müşteri odaklı kalite anlayışına dönüştürülüyor.
Büyük şirketler ise yan denetimlerle küçük işletmeleri
denetleyebiliyorlar.
Artık ulus ötesi şirketler sıkı rekabetin sözkonusu olduğu küresel
pazara uygun stratejiler arıyor. Toplam kalite yönetiminin
uygulamacıları söylemlerin evrensel geçerliliği olduğunu söylüyorlar ama
değişimi anahtar kelime olarak kullanmalarına rağmen TKY uygulamalarının
hiç bir zaman değişmeyeceğini ileri sürüyorlar, tanımlarıysa şöyle; “Bir
kuruluştaki tüm faaliyetlerin sürekli olarak iyileştirilmesi ve
organizasyondaki tüm çalışanların kesin aktif katılımıyla çalışanlar ve
müşteriler ve toplum memnun edilerek kârlılığa ulaşılması”...
Günümüzün vazgeçilmez olgusu kabul edilen TKY’de, verimlilik, etkinlik,
hız, sıfır hata, estetik, erişilebilirlik vs. önemli unsurlar olarak
görülüyor. En az maliyetle en kaliteli verimin sağlanması hedefleniyor.
Çalışanların ise hem sürekli bir girdi (emek) hem de katılımcı (kalite
çemberleri ile) görülmesi ise TKY’de bir başka çelişki...
Tek yanlı uygulamalardan kaçınılarak uygulamada TKY’de emekçilerle
ilgili gerçek katılım ve çalışma koşulları geliştirilmeli, esnek ve
düzensiz çalışma saatleri önlenmeli, yasal ve fiili koşullar
düzenlenmeli, eğitim, istihdam ve altyapı gibi girdilerde olanaklar
arttırılarak fırsat eşitliği sağlanmalıdır.
Üretim ve hizmet çıktılarında nitelik ve yaygınlık ancak buna benzer
yollarla arttırılabilir. Aksi takdirde uygulamalar noksan, geçici ve
gerçekdışı yansımalar, lafta kalan yüzeysel başarılar getirebilir.
YAYINLANMIŞ BAZI YAZILARDAN SEÇMELER:
-CHP VE SOL 1
http://www.1001001000.org/files/periodic/yeniyol/Tamer%20Uysal/tu3.htm
-CHP VE SOL 2
http://www.1001001000.org/files/periodic/yeniyol/Tamer%20Uysal/tu2.htm
-CHP VE SOL 3
http://www.1001001000.org/files/periodic/yeniyol/Tamer%20Uysal/tu1.htm
|
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|