|
|
 |
Sen Dilini Mi? Yoksa Ben Dilini Mi
Kullanmalı?
Reyhan Alper |
Kişiler arası ilişkilerde unutulmaması gereken nokta duygularımızın bizi ve
kurduğumuz iletişimi etkilemesidir. Düşüncelerimizi karşımızdaki insanlara
iletirken cümleleri kurgulayışımız “sen dili”yle ya da ben diliyle olabilir.
Ofis içinde iş arkadaşlarımızla ya da özel hayatımızdaki kişilerle iletişim
kurarken tarzımız, kullandığımız kelimeler ve cümleler karşımızdaki kişi
üzerinde farklı etkiler yaratır. Söyleme şeklimiz çoğu zaman
söylediklerimizin önüne geçer. “Ne oldu şimdi buna, ne dedim ki ben?” diye
düşündüğünüz oldu mu hiç? Ya da aradan zaman geçtikten sonra arkadaşınızın
size söylediklerini düşününce, aslında neler söylemiş olduğunun farkına
vardığınız?
İletişim sırasında genel olarak yaptığımız karşımızdakinin davranışlarının
bizim üzerimizdeki etkileri üzerine düşünmek değil, hemen karşı tarafı
yargılamak ya da durumu yorumlamak üzerine kurulmaktadır. “Böyle davranmakta
hatalısın.” “Keşke raporu daha önce bitirseydin.” “Bunu hemen
göndermelisin?” “Projeyi bu haliyle nasıl sunarsın?” örnekleri günlük dil
içerisinde çoğaltılabilir.
Sen dili doğası gereği karşımızdakini yargılayan ve durumu yorumlayan
mesajlar taşır. Bu tip yargılayıcı tutumlar karşısında her yetişkin
savunmaya geçer ve artık dinlenmiyoruzdur. Karşımızdaki kişi “benim de
söyleyeceklerim var!” ruh haline girmiş, misillemeye hazırlanmaktadır.
İletişim sırasında kişi eleştirildiğini, suçlandığını ya da yargılandığını
hissettiğinde, kendini savunmak için önlem alır. Artık durum iletişim
kurmaktan çıkmış, savunmaya dönüşmüştür, kişilerarası çatışmalar başlar ve
konu amacından uzaklaşılır.
“Ne kadar çok bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayacağı
kadardır.”Mevlana
Etkin iletişim kurmak için sen dili ithamlarının yerine, ben dili
düşüncelerinin ve duygularının kullanımı büyük önem taşımaktadır. Ben dili
durum ya da davranışla ilgili yargısız ve yorumsuz mesajlar taşır. Bununla
beraber karşımızdaki kişinin davranışının bizim üzerimizdeki etkisini
içerir: “Ben bu davranışından dolayı üzüldüm, kendimi kötü hissettim.”
dediğimizde bizi dinleyen yargılamaya geçmeyecek, bizimle empati kurmaya
çalışacaktır. Az sonra cevabı yapıştırma planları yapmak yerine, konuşana
önyargısız yaklaşacak ve davranışının bizim üzerimizdeki etkilerine
yoğunlaşacaktır. Karşımızdaki kişiyi savunmaya teşvik etmeyen bir anlatım
etkili iletişimin temel dayanağıdır. Bununla beraber ben dilini kullanırken
dünyanın sadece kendi etrafımızda, bizim bakış açımıza ve bizim
duygularımıza göre dönmediğini unutmamak önemlidir. Bizim duygularımız kadar
önemli olan bir diğer unsur, karşımızdaki insanın duygularıdır.
Kişiler arası ilişkilerde unutulmaması gereken nokta duygularımızın bizi ve
kurduğumuz iletişimi etkilemesidir. Düşüncelerimizi karşımızdaki insanlara
iletirken cümleleri kurgulayışımız “sen dili”yle ya da ben diliyle olabilir.
“Böyle düşünmekte hatalısın” yerine “Ben böyle düşünüyorum.” dediğimizde
iletmek istediğimiz içerik aynı olacak ancak anlamı farklılaşacaktır.
Anneannem söylerdi hep “zarfa değil mazrufa (içeriğe) bakmalı” diye. Ancak
günümüzde hem zarfa hem mazrufa bakılıyor. Artık içerik kadar sunuluş tarzı
da önemli. İletişim halindeyken, söylediklerimiz kadar nasıl söylediğimizin
de değeri büyük.
Kaynak: www.kigem.com
|
|