|
|
SEÇİMLER VE SOL SİYASET
Can Küçükali/ Sitemiz Yazarı
cankucukali@gmail.com
Bir olay hakkında görüş belirtirken, onu sadece görebildiğiniz
yönleriyle değerlendirip tartışabiliyorsunuz. Çünkü çoğu zaman işlerin
kitabında yazdığı gibi yürüdüğünü, olayın aktörlerinin rollerini normal
şartlar altında oynadıklarını varsayıyorsunuz. Maalesef ilişkiler ve bu
ilişkilerle sarıp sarmalanmış olaylar sandığımızdan daha karışık olabiliyor
ve bu durumda kimi analizlerimiz, bilebildiklerimizin sınırlılığı yüzünden
naif kalabiliyor.
Siyasette bu karmaşıklık ve kirlenmişliğin en çok yaşandığı alanlardan
biri. Bugün seçim sonrası analizler yaparken ana muhalefet partisinin
gerçekten iktidar olmak istediğini, muhalefet partisi başkanı istifa ederse
demokratik bir şekilde yerine halkın iradesini yansıtacak başka bir
liderin/kadronun geçeceğini önkoşul olarak kabul ediyoruz. Yani biz tüm
aktörlerin çıkarları doğrultusunda rasyonel davranacağını kabul ediyoruz ama
aktörlerin çıkarlarının tam olarak ne olduğunu belirleyemiyoruz.
Değerlendirmelerimizi yaparken bu noktayı göz önünde bulundurmanın yararlı
olacağına inanıyorum.
Bu ışıkta değişik siyasi çevreler ve konular açısından sonuçlara bakmak
gerekirse şöyle bir tablodan söz etmek mümkündür:
Sosyalist sol açısından sorun temsil sorunu ise sevinilecek fazla bir şey
yoktur çünkü sosyalistler bir kez daha siyaset arenasının ne kadar dışına
itildiklerini, kazanımlarını ise Kürt siyasetinin belirleyiciliği içinde
elde edebildiklerini (sınırlı bir biçimde) gördüler. Bu eğer Kürt hareketi
emek eksenli (ya da en azından emek günlüğünü de ağırlıklı olarak gündemine
koyarak) bir harekete evrilmeyi yeniden seçer ve ilk defa sesini yükseltmesi
için elde ettiği fırsatı, kendini bütünsel bir haklar ve özgürlükler
mücadelesinin parçası olarak tanımlayarak değerlendirebilirse sorun
değildir. Aksine Kürtler ilerici potansiyellerini ülke sorunlarının gerçekçi
çözümleri için ileri dereceden kullanabilirler ve bu etnisite dışında
ezilmiş geniş kitlelerin siyasetinin yapılması açısından olumlu bir gelişme
bile olabilir. Zaten aksine bir durumda Kürt oylarının önemli bir kısmını
almayı başarmış AKP için bu tip bir klasik siyaset anlayışını eritmek çok
zor olmayacaktır. Böyle bir sürece girmiş bulunuyoruz.
Öte yandan CHP’nin siyasetini mitinglerle bağlantılı olarak iki boyutta
değerlendirmek mümkündür ve hatta böyle bir ikili değerlendirme zorunlu
görünmektedir. Birincisi, CHP’nin terör ve şiddet üzerine oturttuğu siyaset
anlayışıdır. Halbuki, ancak icraatlara yönelik somut bir siyaset anlayışının
benimsenmesi durumunda mitinglerden sonuç alınabileceğini defalarca
belirtmiştik. Ne yazık ki, bu alan terk edilerek, tehlike ve kısmen
militarizm üzerine vurgu yapan siyasi eğilim ağırlık kazandı ve geri tepti.
Bu CHP’nin tamamen yanlış yaptığını gösterir mi? Bu soruya şu an popüler
olan kanının aksine hayır cevabını vermek zorundayız. Çünkü CHP, AKP
icraatlarının vardığı ve varacağı sonuçlar hakkında çok hayati çalışmalar da
yürütmüş fakat bunları kitlelere anlatamamıştır. Tüm kitle iletişim
araçlarını ve kaynakları elinde bulunduran iktidar partisinin bu avantajı,
muhalefetin yanlış seçim stratejisiyle birleşince ortaya şu anki tablo
çıkmıştır. CHP’nin tarihsel kökleri itibariyle böyle bir halkçı söylemi
geliştirebileceğini söylemek tartışmalı olabilir ama gerçek olan, bunun
dışında bir söylemin kazanım getirmeyeceğidir. Üstelik bu, sadece sol
siyaset açısından değil, halk açısından da ileriye yönelik tehlike
çanlarının çalması anlamına gelmektedir.
Bu noktada sol siyaset de tarihsel bir dönüm noktasından geçiyor. Sol,
kendisine ait olan kavramları revize etmeye girdiği süreçte sağ ile
aynılaşarak erimeye başladı. İktisadi analizi tamamen sol literatürden
çıkarmakla ezilen geniş kitlelerin siyasetini yapmak dün olduğu gibi bugün
ve yarın da mümkün olmayacaktır. Bu ancak orta sınıfın siyaseti olabilir ve
sol demek orta sınıftan daha fazlası demektir. Ayrıca solun liberalleşerek
sağa kaptırdığı alanlar, bir noktada liberal solun da hareket alanını
daraltabilecektir. Bu yüzden sol ne militarizm ve şiddetle, ne de sağın
ekonomik/sosyal icraatlarını sorgusuz onaylamayla anılabilir. Bununla ilgili
somut bir örnek olarak, CHP içi muhalefet ve olası bir kadro değişikliği
durumunda yerine gelecek yeni kadro yapısına odaklanmak gerektiğini
hatırlatalım. Sevgili Baskın Oran’ın deyimiyle ezber bozalım ama bunu her
alanda yapalım. Çünkü bu süreç, bizim ileriki on yıllık siyasetimizin
paradigmasının oluştuğu bir süreçtir.
Temmuz 2007 kaynak:
http://www.toplumvesiyaset.com
|
|