Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

TBMM İnsan Hakları Komisyonu ve SHÇEK Huzurevleri Altkomisyonunun Saray Rehabilitasyon Merkezi Ziyaretleri Üzerine 

24 Ocak 2004 tarihli Özgür Gündem Gazetesi’nde “İşkence Merkezi Gibi” başlıklı bir haber yayınlandı.  

 

Haber, TBMM İnsan Hakları Komisyonu, SHÇEK ve huzurevleri altkomisyonunun AKP'li üyeleri Gürsoy Erol ve Orhan Erdem ile CHP'li Özlem Çerçioğlu ve Ahmet Yılmazkaya’nın Saraya Rehabilitasyon Merkeziyle Yenimahalle Erkek Yetiştirme Yurdu’na [bunların bir de adı “Kız Yetiştirme” olanları var, ama bu başlı başına bir konu] denetimlerinin ardından yaptıkları basın açıklamasıyla ilgiliydi. 

Komisyon üyelerinin yaptığı açıklamalar, ülkemizde insan hakları ihlallerinin neden hala sürdüğüyle ve SHÇEK’in içler acısı durumuyla ilgili gerçekleri bir kez daha gözden geçirmemi sağladı.  

AKP’li Gürsoy Erol, Sarayda, "Maalesef kendilerini üzen bir tabloyla karşılaştıklarını" belirtmiş. Haberin devamı şöyle;

“İlk olarak girdikleri ağır zihinsel özürlülerin bulunduğu bölümde çocukların yataklara iplerle bağlanmış olduğunu gördüklerini kaydeden Erol, koğuşların oldukça kalabalık olduğunu bildirdi. 3 çocuğun kaçmaya teşebbüs ettikleri gerekçesiyle cezalandırılmaları amacıyla bomboş beton bir odaya kilitlendiklerini belirten Erol, tuvaletlerin temiz olmadığını söyledi. Merkez çalışanlarının çok zor bir ortamda çalıştıklarını kabul eden Erol, 2-3 yaşından 60-65 yaşına kadar zihinsel engellilerin gruplar halinde barındığı merkezin çalışanlarının şevklerini kırmak istemediklerini; çünkü maddi olanaklarının da sınırlı olduğunu ifade etti. Saray Rehabilitasyon Merkezi'nde yetişmiş personel sıkıntısı olduğunu da saptadıklarını anlatan Erol, "AB'ye girme noktasında yoğun çalışma yürütülürken, insan hakları için bu kadar duyarlı olunan bir dönemde çocukların kilitlenmesinin ve iplerle bağlanmasının çok fazla izahının yapılması zor" diye konuştu. Birçok kamu kurumunda fazla eleman olduğunu anımsatan Erol, bunların bu gibi kurumlara kaydırılabileceğini böylece çocuklarla bire bir ilgilenilebileceğini söyledi. Erol, "Kilitlenme olayından kurum müdürünün haberi olmadığını üzülerek öğrendik. Bu sıkıntılı kurumda insanların insan haklarına, onura, izzete yakışacak şekilde rehabilite edilmesi gerekir" dedi. Konuyu Devlet Bakanı Güldal Akşit'e ilettiklerini de belirten Gürsoy Erol, Akşit'in, gereken önlemlerin alınacağını ifade ettiğini aktardı.” 

Bu uzun alıntıda yapılan açıklamaların yorumunu yapmak yerine, bu açıklamanın bana sordurduğu soruları sıralayarak bunlara hep birlikte yanıt verelim istiyorum. 

            1. Acaba burada sayın komisyon üyelerini “maalesef üzen”den öte bir durum yok mudur? Ve bu durum nedir? 

            2. Kaçmaya teşebbüs eden 3 çocuğun “cezalandırılmaları amacıyla” bomboş bir odaya kilitlenmeleri dışında bir “cezalandırma” ya da daha doğrusu “yaptıklarının nedenini anlama ve bir daha yapmamalarını sağlama yöntemi” yok mudur? 

            3. Cezalandırma amacıyla 3 çocuğun kilitlenmesiyle tuvaletlerin temiz olmaması benzer içerikte sorunlar mıdır?

            4.. Bu sorunlar, sadece maddi sıkıntılar nedeniyle mi yaşanmaktadır?

            5. Saray’ın ve benzeri çoğu kuruluşun maddi olanakları neden kısıtlıdır?  

            6. "AB'ye girme noktasında yoğun çalışma yürütülürken, insan hakları için bu kadar duyarlı olunan bir dönemde çocukların kilitlenmesinin ve iplerle bağlanmasının çok fazla izahının yapılması zor" da böyle bir dönemde olmasak daha mı kolay? 

            7. “Kilitlenme olayından kurum müdürünün haberi olmadığını üzülerek öğrendik.” Bu ifadeyi nasıl yorumlayacağımı bir türlü bilemedim. O yüzden buna ilişkin bazı sorular sorma gereği duydum.

            7.1. Bu uygulamadan haberi olmadığı için kurum müdürüne üzülmeli miyim?

            7.2. Kurum müdürünün bu uygulamadan haberi olsa üzülmeyecek miydim?

            7.3 Henüz yeni atandığından (ve muhtemelen aynı partili olduğum için), bunu açıklamak zorunda kaldığım için mi çok üzgünüm?  

            Evet tüm bu sorunların çözümü, 

            “Birçok kamu kurumunda fazla eleman olduğunu anımsatan Erol, bunların bu gibi kurumlara kaydırılabileceğini böylece çocuklarla bire bir ilgilenilebileceğini söyledi.” 

            Bu bölüme ilişkin başka sorum yok. Sizin var mı? Yazın tartışalım. Lütfen yazın.  

            Basın açıklamasının devamında aktarılanlar ise şunlar;  

“CHP'li Özlem Çerçioğlu ise "İçler acısı bir insanlık ayıbına tanıklık ettik" diyerek sözlerine başladı. 640 kişi kapasiteli merkezde 696 kişinin kaldığını vurgulayan Çerçioğlu, "Çocukların kilitli odada tutulmaları, cezalandırma adına insanlık onurunu rencide edici bir durum" dedi. Saray Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü'ne yeni atanan Emin Türker'in, çevreye zarar vermemeleri için çocukların bağlandığını söylediğini anlatan Çerçioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu şartlarda nasıl rehabilitasyon yapılabilir? Kızların kaldığı bölümde de oldukça kalabalık koğuşlar var. 11-13 yaş arasındaki üç kız çocuğu bir gece önce kaçmış, biz gittiğimizde öğlen saat 12.00 idi ve hiçbir eşyanın olmadığı çıplak zeminli 13-14 metrekarelik bir odada geceden beri tutuluyorlardı. Bunlardan birisinin de şeker hastası olduğunu öğrendim. Maalesef bu çocuklar psikolojik işkence görmektedir. Fiziksel işkenceden daha da ağırdır bu, diğerinin izleri geçebilir; ama bunun izlerini yaşamları boyunca taşıyacaklar. Bu çocuklar niçin buradan kaçmak istesin? Görüştüğümüz psikolojik danışman ise kaçma olayından haberi olmadığını söyledi. 345 çalışanı ile Ankara'nın en büyük rehabilitasyon merkezinde gördüğümüz bu manzara içimizi ürpertti." 

            8. "İçler acısı bir insanlık ayıbına tanıklık ettik" Milletvekillerinin ve özellikle TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun işi ne kadar zor değil mi? Bence bu ziyaretin ardından, tanıklıklarıyla baş edebilmeleri için psikolojik destek almaları gerekiyor ne dersiniz?           

            9. "Bu şartlarda nasıl rehabilitasyon yapılabilir? Sadece Saray’da değil SHÇEK kuruluşlarında çalışan meslektaşlarımın hepsine soruyorum. Bu soruya yanıt verebilir misiniz? 

            10.”Maalesef bu çocuklar psikolojik işkence görmektedir.”Bu söze bir soru sormak aklıma gelmiyor. Sadece hepinizi bu açıklamada sıkça kullanılan “maalesef” sözcüğünün anlamına bakmaya davet ediyorum. Burada sadece şunu söylemek isterim; bu ve benzeri kuruluşlarda bunca insanlık dışı olay yaşanıyor, maalesef siz ve sizin gibi vekillerimiz de bunların sürmesine katkıda bulunuyor. 

            11. Bir vekilden “içini ürperten bir manzara” dan öte bir saptama beklerdik. Ama “MAALESEF”… 

            Basın açıklamasında aktarılanlara devam ediyoruz;  

CHP'li Ahmet Yılmazkaya ise 15 yıl önce yapılmasına karşın merkezin bazı binalarının çatlayıp, akması nedeniyle diğer bölümlerdeki koğuşların kalabalık olduğunu belirtirken, "Gecekondular bile bu kadar kısa sürede yıkılmaz. Bunları kimler yapmış, kimler 'Uygundur' diye onay vermiş mutlaka belirlenmeli ve yakalarına yapışılmalı. Tüm bunların yapanın yanına kar kalmaması gerekir" diye konuştu. 

12. Saray binasının kimler tarafından yapıldığını bulmak zor olmasa gerek. Acaba soruşturma başlatıldı mı?. Başlatılmadıysa bile, SHÇEK avukatlarının bu konuyla ilgilenmeleri gerekmez mi? Ahmet Yılmazkaya CHP milletvekilidir; bu konuda “–melidir” ve “–malıdır” demekten öte bir girişimi var mıdır?  

MAALESEF basın açıklaması devam ediyor; 

“AKP'li Orhan Erdem de merkezde yaşananların görülmesine karşın 3 bin civarında insanın da buralara kabul edilmek için beklediğini söyledi. Kendisinin de bu durumdaki bir kişiyi Niğde'de yurda yerleştirebilmek için 4 ay uğraştığını anlatan Erdem, maddi olanakların geliştirilmesiyle Saray'daki merkezin daha iyi bir yer haline dönüştürülebileceğini ifade etti. Erdem, bunun ise bir an önce gerçekleştirilmesini istedi.” 

13. Milletvekillerinin işlerinden biri de, durumlarının ortada olmasın rağmen MAALESEF, seçmenlerini SHÇEK kuruluşlarına yerleştirmek için 4 ay uğraşmalarıdır. Milletvekillerinin işi ne kadar zor değil mi arkadaşlar? Acaba, sosyal inceleme raporlarında milletvekili kontenjanı mı ayırsak? 4 aylarını daha vekilvari işlere ayırsınlar diye. 

14. Maddi olanakların geliştirilmesiyle Saray’daki merkez daha iyi bir yere dönüştürülebilirmiş. Acaba bu vekilleri 2005 bütçesinin görüşüleceği Meclis oturumlarında ziyaret mi etsek?  

Ya da onları daha önce ziyaret ederek, Saray ve diğer SHÇEK kuruluşlarında yaşananlar konusunda daha fazla bilgilendirmeye mi çalışsak? Özellikle son gelişmelerle ilgili olarak. Bunu yaparken, yanımızda, acil müdahaleler konusunda uzmanlaşmış psikolog ya da psikiyatrist de alarak yapmamızda fayda var. Ne dersiniz?  

Neşe Şahin SHU  Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Ankara

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

©Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi