|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|

Sitemizin Yazarları
|
ŞANSLI
Sitemiz Yazarı
Sabancı Ünv.Toplumsal ve Siyasal Bilimler öğrencisi
Can KÜÇÜKALİ
kucukali@su.sabanciuniv.edu
Trafik çok yoğundu. Buna rağmen
oldukça hızlıydı. O küçücük arabaları nasıl da küçümseyerek ve kolayca geride
bırakıyordu. Bugün diğer günlere oranla çok daha fazla araç vardı.Yoğunluğun
tatilin son günü olmasından kaynaklandığını düşündü. İşi dolayısıyla çok fazla
yola çıkmak zorunda olan biriydi. Yoksa bu gibi durumlarda birkaç gün beklemeyi
tercih ederdi.
Keyfi yerindeydi. Her sollayışında, arabaların içindeki küçük dünyaları kısa
sürede olsa gözlemleme fırsatı buluyordu. Kimi zaman kavga eden bir çift, kimi
zaman da yola odaklanmaya çalışan yorgun bir çift göz. O da yorgundu ama en
azından şimdilik yanında sorun çıkartan birileri yoktu. Doğrusu bu yoğun tempoda
en son ihtiyacı olan şey sorun çıkartan birileriydi. İşte bu yüzden insanlara
acıyordu çoğu zaman. Yanlış bir karar veriyorlar ve acısını ömür boyu çekmeye
mahkum oluyorlardı. O ise her zaman olduğu gibi doğru zamanda doğru kararlar
vermişti ve bu yüzden huzurlu sayılırdı. Kafası rahattı ve bu nedenle kendisini
yaptığı işe kolayca verebiliyordu. Onun için şu an tek sorun, söz verdiği yere
zamanında yetişebilmenin korkusuydu. Çünkü o olmaksızın işlerin yürümesi mümkün
değildi. Kilit adam konumundaydı ve herkes ona bir yönüyle muhtaçtı.
Aslında son birkaç senedir yıprandığını hissediyordu. Çoğu zaman ayrılmayı da
düşündü ama sahip olduğu deneyim ve buna bağlı olarak çeşitli firmalardan aldığı
cazip teklifler onu kararından sürekli olarak caydırıyordu. Sonuçta iş dünyası
oldukça acımasızdı ve eğer ayrılırsa dönüşü olmayabilirdi. Bu noktaya gelmek
için çok uğraşmıştı ve yıllar sonra sahip olduğu imkanlardan bir anda mahrum
kalmak istemiyordu.
Mesela arabasını düşündü. Son modellerden biriydi ve bu aracı kullanmak
gerçekten bir ayrıcalıktı. İçinde televizyondan yatağa, buzdolabından klimaya
her türlü konfor mevcuttu. Kendi kendine sordu. Acaba kaç kişiye böyle lüks bir
araba kullanmak nasip olurdu. Bunun kıymetini bilmeliydi. Gerçi kendi arabası
değildi ama her zaman için şirket ona yeni bir araba tahsis ediyordu. Arabasının
her türlü bakımı şirkete aitti ve kimi zaman işi acele olduğunda havayolunu
kullanmasına da izin veriliyordu. Sonuçta bütün imkanlar onun işini rahat bir
şekilde yapabilmesi için seferber edilmişti. Şirket için aslında ne kadar da
vazgeçilmez olduğunu düşündü ve vazgeçilmez olmanın verdiği özgüvenle gaza
bastı.
Bu arada bir puro yaktı. Bunu da son seyahatinde İngiltere’den almıştı. Dışarıya
baktı. Sonra televizyonu açtı. Yola odaklanmıştı ama arada ekrana da bakıyordu.
Ekonomi bülteninde işlerin iyi olduğunu bazı rakamlarla aktardı sunucu.
Kendinden emin ve mutluydu. Sanki müjde veriyor gibiydi. Başıyla onayladı.
Gerçekten işler iyiye gidiyordu. Mükemmel bir işi vardı. Bugüne kadar birçok
ülke gezmişti. Birçokları için bu sadece bir hayaldi. İşte o an diğerlerini
düşündü ve bir anda verilen haberlerden kuşkulandı. Yine de moralini bozmadı ve
mutlak bir inançla gülümseyerek tekrar dışarı baktı. İşler iyiye gidiyor
olmalıydı. Son yaptıkları anlaşma, şirketi için yüz bin dolardan fazla bir
kazanç demekti ve O da elbette payına düşeni alacaktı. Bu kadar büyük işler
yaptıklarına göre tablo olumluydu.
Bu tablonun oluşmasında şüphesiz onun da katkıları olmuştu. Kendisini bu
başarıların önemli bir parçası olarak görüyordu. Şu an bulunduğu konum her neyse
onu gerçekten hak etmişti. Eğitimine son vermek zorunda kaldığı yıllarda
bugünlerin hayalini bile kurması mümkün değildi. Şimdi ise bambaşka bir yaşamı
vardı. Sahip oldukları için dua etmeliydi. Kesinlikle duacı olmalıydı ve daha
çok çalışmalıydı. Son ana kadar çalışmaya devam etmeliydi. Çünkü o
şanslılardandı. Şanslı bir tır şoförüydü.

|
|