Sanat, anlamlı biçimlerin bağımsız bir şekilde
yaratılmasıyla ortaya çıkmaktadır. En temelde var olan bir gerçeğin ya da
gerçekliklerin kişisel veya toplumsal olarak belirli teknik veya disiplinli
bir biçimde dışa vurularak ifade edildiği bir olgudur.
I.Kant, “sanatın kendi dışında hiçbir amacı
yoktur. Onun tek amacı kendisidir. Güzel sanatı ancak deha yaratabilir.
Kendisine doğanın taklidinden başka amaç bulmalıdır” diyor. L.Tolstoy da
"İnsanın bir zamanlar yaşamış olduğu duyguyu, kendinde canlandırdıktan sonra,
aynı duyguyu başkalarının da hissedebilmesi için hareket, ses, çizgi, renk veya
kelimelerle belirlenen biçimlerle ifade etme ihtiyacından sanat ortaya
çıkmıştır" derken A.Camus ise sanat için “Dünya aydınlık olsaydı sanat olmazdı”
demektedir. K.Marx “yaratıcı eylem, insanın ve doğanın karşılıklı etkileşiminin
bir aşamasıdır” diye belirtirken M.Kemal de “sanatsız kalan bir toplumun hayat
damarlarından biri kopmuştur” diyerek sanata verdikleri önemi dile
getirmektedir.
Sanat, dünyanın temsili, onun algılanması ve duyulması yolunda, devamlı yeni
biçimler önerir. Tüm algılama organlarımızı, hislerimizi ve düşüncemizi eğiterek
geliştirir. Doğal dünyayı algılayışımız sanattan gelir. Bu bağlamda doğaya bir
anlam vererek algılamayı da sanat öğretir diyebiliriz.
Yaşamı insancıl kılan, insanlar arasında iletişim sağlayan bir olgudur sanat…
İnsana, insan olduğunu hatırlatma aracıdır. Ona aşina olma insanlığın bütün
biçimlerine duyarlılığı beraberinde getirir. İnsanı zamanın tutsaklığından ve
hayatın dar kalıplarından kurtararak enteresan bir yolculuğa çıkartır.
Sanat fedakârlığın ve gerçek dünya tarihinin bir parçasıdır. Zamanın süzgecinden
geçerek insanın kullanabileceği özgür ortamlar yaratır. Toplumdaki ahlakı kaygı
edinmeyerek tersine ahlakın reddettiği ve toplumun bastırdığı duyguları, düşleri
saygın şekilde sunar.
Yaratıcılık ve düş gücüyle birlikte farklı algılanabilme özelliğidir sanat.
Değişik yorumlara açık olabilmektir. Sezginin ve anlatımın birlikteliğinin
yanında; bazı düşünce, amaç ya da olayları, beceri ve düş gücünü kullanarak
ifade eder. İnsanlara özgü yaratıcı bir süreçtir. İnsan özgürlüğünün hakkını
arar; bazı kalıpları sürekli olarak zorlayıp aşar, zamana yenik düşmez.
Sanat, kanat çırpışından serçenin yüreğini hissetmek, Pir Sultan Abdal’ın
deyişiyle demirin üstündeki karınca izini karanlıkta görebilmektir. Daha önce
kimsenin söylemediğini söylemek; herkesin söylediğini daha önce hiç söylenmemiş
bir şekilde sunabilmektir. İnsanı kültürel yönden zenginleştirmekle beraber
olasılıkların çokluk ve çeşitliliği, yaşamın anlam kazanmasında, insanın
kendisini ve içinde bulunduğu evreni tanımaya çalışmasında yol gösterir. Sanat
ve yaşam iç içe olduğundan birbirinden ayrılmazlar. Sanatın diğer bir yönü de
var olana karşı tepkisini, tutarlı bir bütünlük içerisinde somutlaştırarak,
insanın iç ve dış dünyası arasında bir denge kurulmasını sağlayarak, insanların
karşı karşıya kaldığı psiko-sosyal sorunların aşılmasında katkı sağlamaktır.
Sanat, sorgulayıcı olup yapıcı eleştiriyi sağlar. Bu da aydınlığa giden yolda
duymayan insanların kulağı görmeyen insanların gözü olur.
Egemen olan anlayış sanatı geri plana atarak kendine ait bir kültürü
dayatmaktadır...
Bunun sonucu olarak toplumda düşünmek engellenmiş olur. Tabii ki düşünmeyen,
sorgulamayan toplumu yönetmek çok çok kolaydır. Sanatı hor gören başka bir
uygulama da, en çok heykel ve resim dallarında görülmektedir. Bu görüşün
uzantısı olarak parklardan heykeller kaldırılmakta, resimler müstehcenlik
suçlamasıyla kapatılmaktadır. Ayrıca bale ve tiyatro gibi sanatlar da bu dar
görüşlü anlayıştan nasibini almaktadırlar.
Seçkin bir sanat eseri ortaya çıkarabilmek yüksek yetenek gerektirir. Gerçekten
de Beethoven’in “Ay Işığı” sonatında olduğu gibi kör bir kız çocuğuna müzikle ay
ışığını anlatabilmek ayrı bir yetenek ister. Pablo Picasso da “Guernica”sı ile
savaş acısını ölümsüzleştirmiştir. Nazım Hikmet “Kız Çocuğu” şiiriyle
Hiroşima’ya atılan bombanın dehşetini insan kalbinin derinliklerine işlemiştir.
Ünlü şairimiz, zekâsı ve sezgileriyle çağının önünde gitmiştir. Toplumun
acılarıyla sevinçlerini en önce sanatçı yaşar.
Eserleriyle toplumsal sorun ve çıkmazları ortaya koyarak insanlarla paylaşan
sanatçılar, toplumun düşünmesine, olayları sorgulamasına ve daha iyiye, güzele
ulaşabilmek için çareler bulmalarına katkı sunarlar.
Denizlerin dalgası, yaşamın sevdasıdır sanat.
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.