|
|
Medyanın gelişimi ve çeşitliliği ile
birlikte, sanat dünyasında yer tutmaya başlayan isimler, sanatın farklı
dallarında tanınmaya ve böylece kamuoyunun ortak görsel ve zihinsel objeleri
olarak yaşamın bir parçası oluvermişlerdir.
Özellikle televizyonun rolü ile, kültür ve sanat yaşamına yüzlerce sima
girivermiştir. Toplum tarafından bir veya birkaç yönü ile tanınmış sanatçılar,
insanların kültür ve sanat dünyasında daha etkili bir şekilde iz bırakmayı
sürdürmektedir.
Sanatçı, sanat adamı, sanat ve kültür emekçisi ne derseniz diyin, bir meslek
olarak sanat, yaşam tarzı ve felsefesi olarak sanat, dünya görüşü olarak sanatı
yaşayanlar, toplumun duygusal, zihinsel, siyasal, kültürel ve tüm yaşam
alanlarında şekil vermeye, değiştirmeye ve insanlar arasındaki ilişkilerde
farklı atmosferler yaratmaya eskisinden daha fazlaca pozitif ve negatif anlamda
yön vermeye başlamıştır.
Ünlü tiyatro oyuncuları, sinema ve televizyon dizilerinin ünlü karakterleri,
müzik dünyasının tanınmış isimleri, sanat yazarları yaşamımızın bir yerinde
gönlümüzdeki yerlerini almışlardır. Bu anlamda sanattan uzak kalmak, sanatsız
kalmak artık söz konusu değildir. Artık sanat, toplumun her kesimine ulaşmakta
ve etkinliğini göstermektedir.
Sanat ihtiyacını karşılayanlar, yalnızca izleyici olarak takip edenler dışında
ele alacağımız konu başlığımızın temel etkeni olan sanatçı ve öncelikle toplumun
geniş kesimleri tarafından bir şekilde tanınmış ünlü simaların ruhsal, sosyal,
siyasal, kültürel, fiziksel, ekonomik ve entellektüel psikolojik ve psikososyal
yönleriyle gereksinim duydukları veya içinde yaşadıkları sanatla iç içelik
sonucu oluşan sorunlar karşısında moral yardım ve destek ihtiyacının bir şekilde
karşılanmasını gerektirmektedir.
Özel gereksinim gruplarından biri olarak ele alınması gerektiren durumlarda
sanat dünyasının ünlü yüzlerinin yaşadığı psikososyal sorun süreçlerinde, sanat
dünyasının yapısını ve sanat çalışanlarının karşılaştığı güçlükleri bilen bilim
insanlarıyla ve bir yönüyle bilimi bir sanat unsuru olarak işleyen
profesyonellerin, sanat insanının karşılaştığı güçlükler karşısında yanında yer
alması, bilimsel destek ve yardımda bulunulması kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak
ortaya çıkmıştır. Denilebilir ki, toplum tarafından sanatı ve yaşamı paylaşılan
sanatçının, bu sanatsal yaşamının beraberinde getirdiği güçlükler karşısında
ihtiyaç duyduğu terapötik destek veya popüler yönüyle sanatçı koçluğu;
sanatçının toplumun farklı kesimlerince nasıl algılandığının, kendisinin,
toplumu nasıl algıladığının beraberinde getirdiği örüntüyü anlamak ve
anlamlandırmak açısından önemli bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kendini tanıma, kendi kendine yardım, empatik iletişim, farkındalık,
yaratıcılık, spontanite becerisi kazanma, bilinçli yaşam tekniklerinden
yararlanma, rol repertuar zenginliği kazanma, motivasyon desteği alma, kişisel
ve sosyal gelişim tekniklerinden yararlanma vb gibi. Amaçlar içeren sosyal
çalışma yöntemlerinden yararlanmayı da içene alan bir süreçte, gerektiğinde
sanat çalışanında oluşan kaygı ve stres faktörleriyle baş etme ve alternatif
öneriler ve çözümlerden oluşan bir sanatçı koçluğu yaklaşımı sanatçılar için
oldukça doyurucu bir model oluşturabilir. Çıkmış ve çıkabilecek sorunlar
karşısında sanat çalışanını kendi kaderine ve medyanın vicdanına bırakmadan
güçlendirmeyi ve iyilik halinin geliştirilmesini amaç edinen bir moral ve sosyal
desteğin sağlanması yararlıdır.
Sanatçının bir danışan olarak, terapötik destek alması ya da sanat koçluğu
yaklaşımından yararlanması ile birlikte aşabileceği engeller düşünüldüğünde ve
böyle bir süreç sonrasında sanatçıya kazandırılan yeni bakışın ve becerilerin
topluma yansımaları dikkate alındığında, çok amaçlı bir sosyal çalışma
gerçekleşmiş olacaktır.
Ne yazık ki, sanatçıların özel gereksinim gruplarının bir üyesi olarak görülmesi
gerektiği durumlarda, sanatçıya kriz durumunda müdahale edebilecek ülkemizde
birkaç tanınmış isim dışında, sanat çalışanın çekinmeden konuyla yakından
ilgilenen bir uzmana ulaşması kolay değildir. Kamuoyuna maal olmuş bir ünlünün,
medyanın magaziinsel takibi ve asparagas çarpıtmalarından sıyrılarak profesyonel
bir yardım alması kolay olmamakla birlikte, sonuçları düşünüldüğünde buna değer
denilebilecek bir eğilimin gelişmesi sorun yaşayan sanatçının koruyucu, önleyici
ve rehabilite edici bir süreçten yararlanması kaçınılmaz bir psikososyal
işlevsellik ihtiyacı olarak görülmelidir.
Ünlü sanatçılar ve ünlü isimler, toplumun geniş kesimleri tarafından tanınan ve
benzer yönleriyle de algılanabilen, yaşantıları toplum tarafından medya
araçlarıyla izlenen, merak edilen, özenti duyulan, yaşam tarzlarını, dünyaya
bakışlarını, yaşam felsefelerini olabildiğince toplum kesimlerine yansıtarak
toplum için pozitif veya negatif yönde örnek teşkil eden ve böylece sosyal
yaşamın şekillenmesinde, renklenmesinde, kültür oluşturmasında ve bunun gibi
benzeri etkileşimlere neden olan bu yüzden toplum tarafından özel gereksinim
duyulan olmazsa olmaz sosyolojik bir oluşum realitesidir.
Bu duruma, ünlü sanatçı ve ünlü isimler cephesinden bakıldığında, bu kesimin
içinde güçlü bir şekilde varlığını sürdürmek, seçilmiş aktif bir kısım
yaşantılarını toplumla paylaşarak yürütmek, daima önde ve ileride olmak,
rekabetçi ve etkin olarak gündeme gelerek her bakımdan kazanmak ve iz bırakmak
çabası ve arzusu taşıyabilme ile başarı duygusu ve düşünce süreçleri bulunan
kesime ait olma pozisyonudur.
Ünlü olmanın avantaj ve dezavantajlarının ötesinde, bizim için önem taşıyan
psikososyal boyut olup; Sosyal yapının etkilenimi ve bu pozisyonda yer alanların
medyadaki rolleri ile topluma ne kazandırdıkları ve nasıl kazandırdıklarının
yanında, kendilerinin çeşitli toplum kesimleri tarafından nasıl
algılandıklarının da bilinciyle, tanınmış olmanın beraberinde getirdiği
olumsuzluklara yönelik olarak, üzerinde taşıdıkları rollerin kendi istek ve
arzuları doğrultusunda geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi, bir yıpranma söz
konusu ise yıpranmanın olumsuz etkilerinden korunması, yıpranmanın onarılması ve
iyilik halinin geliştirilmesi ve kişinin rahatlatılarak daha uyumlu ve verimli
bir yaşantının önerilerle yapılandırılması, düzeltici tekniklerle yaşam
kalitesinin desteklenmesi boyutudur.
Bu giriş ve tanımlamanın ardından şunu söylemek gerekir. Toplumun her an gözünün
önünde bulunan, davranışları, temas biçimleri kopyalanabilen, çocuk ve gençlerin
duygu ve düşüncelerinde idol ve ikon oluşturan, davranışlarını etkileyen,
düşünme süreçlerinde değişik algılamalara sebep olan, müzik sanat ve yazın
dünyasına katkıda bulunan ünlü sanatçı, yazar ve medya çalışanının toplumun
genel yaşantısına yansımalarını taşıyacağı gerçeği herkes tarafından
bilinmektedir. Buna bağlı olarak yaratılan bu etkileşimde rol alan tanınmış
kişinin, zaman zaman bir takım sorunlarla ve güçlüklerle karşılaşması, bu
karşılaşma ile, özel hayatının, çalışma yaşamının, sosyal ve entelektüel
yapısının olumsuz etkilenmeye başlaması ile ortaya çıkabilecek olan psikososyal
ve çevresel işlevsizlik kişide travma yaratabilmekte, üstlendiği rollerdeki
verimini düşürmekte, toplumsal ayna boyutunda hayal kırıklıkları
doğurabilmektedir. İşte bu aşamada toplum tarafından tanınmış kişinin kişisel
rehabilitasyonu gündeme gelmektedir.
Bu aşamadaki bireyin;
1-Kendisini tanımasıyla ilgili yardım,
2- Destekleme gereksinimi ile ilgili yardım,
3- Düşünme süreçleri ile ilgili yardım,
4- Bilgi edinme ihtiyacıyla ilgili yardım,
5- Geleceğini planlama ile ilgili yardım,
6- Bilinçli yaşama ve toplumla bütünleşmeyle ilgili yardım,
7- Kaynak kullanmayla ilgili yardımı içeren bir mesleksel yaklaşım gereklidir.
Kişi, terapötik iletişim teknikleriyle terapistinden danışmanlık alarak,
yaşamında iyileştirici, rahatlatıcı farklar yaratarak davranışlarını yeniden
tasarlama ve geliştirme fırsatı bulabilir.
İnsana yardım mesleğinin uygulayıcısı olan Sosyal Hizmet Uzmanlarından sanatsal
ve medyatik yaşamın tüm zorlukları karşısında kişiyi kaderine terk etmeyen bir
anlayışla yanında yer alarak, farkındalığının geliştirilmesi ile önerilerin
ışığında alternatif yollarını görmesinde çözüm bulucu bir yardım alabilir.
Temel fonksiyonları bakımından;
1- Günlük yaşamında sıkıntıların sorun boyutuna ulaşmasını önleyici,
2- Birey olarak kendisinin ve ailesinin yetersizliklerini giderici, yani onarıcı
ve
sağlıklı ilişkiler kurup topluma uyum sağlamasını kolaylaştırıcı ve,
3- Yaşam kalitesini geliştirici etkileri görmesi mümkün olacaktır.
Sözün özü, böyle bir bireyin, karşılaştığı psikososyal güçlükler karşısında
terapistinden terapötik yardım ve destek alarak güçlüklerini aşması,
sorunlarıyla baş edebilmesi, çok daha kısa bir sürede ve daha az yıpranmış
olarak başarı gösterdiği rolüne kavuşmasında uyumlaştırıcı, yönlendirici ve
moral verici tarapötik iletişim desteği alması önerilir.
Çünkü, toplumla yüz yüze iletişim içinde uygulamalı hizmetler içeren, toplumu
çok yönlü koşullarıyla ele alan, bir bakıma kişisel ve sosyal imajın
geliştirilmesinde role sahip, psikososyal uyumun ve işlevlerin
kazandırılmasında, halkla ilişkiler ve iletişim teknikleriyle yönlenme
sağlayabilici fonksiyonları ile temelinde sosyal çalışma disiplini bulunan bir
yaklaşımdır. Sonuç olarak, Terapötik iletişim, kişiyi rahatlatıcı süreçleri
içinde barındırması nedeniyle sanat adamının danışma ihtiyacına yönelik talep
etmesi gereken bilimsel teknikler içeren danışmanlıktır.
(Bu yazı milliyet blog
sayfalarında yayınlanmaktadır)
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|