|
|

SANAL
SORUNLAR
Cesur
CEYLAN
Sosyal Hizmet Uzmanı/Sitemiz
yazarı
Yazarımızın
yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
cesurceylan@hotmail.com/cesurceylan@mynet.comulaştırabilirsiniz.
Bilişim devrimin yaşandığı şu tarihlere
dikkat etmek gerekir. Çoğumuz farkında olmasak da korkunç değişiklikler,
yenilikler ve gelişmeler yaşanıyor. Her yeni gelişme her yeni icat gibi
bilişimdeki gelişmeler de insanlık yararına kullanılmakla beraber insanlık
lehine de kullanılıyor. İcat edenlerde faydalı yönde kullananlarda kötü
amaçlı kullananlarda yine hep insanoğlu oluyor. Şöyle hafızamızı biraz
yoklarsak ilk cep telefonlarının yaygınlaşmaya başladığı yıllar, devamında
veri aktarımın bu kadar kolay olması ve internet sektörü.
Sektör o kadar hızlı gelişti ki kimse ne olduğunu anlayamadı. Derken sanal
iletişim moda oldu. İlk başlarda basit sohbet programları daha sonra
görüntülü sesli iletişim aşamasına gelindi. Sanal iletişimde bu gelişmeler
yaşanırken bir yandan da gazeteler, dergiler TV ler, dernekler, kamu
kuruluşları web sitelerini kurarak hizmet vermeye başladılar. Öte yandan
porno ve erotik içerikli web siteleriyle beraber çöpçatan siteleri
ilerlemeye devam etti halende ediyorlar. Son olarak çocuk pornosu ve dünyada
başlatılan mücadele savaşı. Yakalanan kişilerin kazançları dudak uçuklatan
cinsten. Kimler çıkmadı ki altından, aralarında öğretmenlerin olduğu hatta
çocuk doktorlarının olduğu gözünü para hırsı bürümüş insanlar. Bilgisayarın
icadı, internetin ortaya çıkması veri aktarımının ve bilginin kolayca
paylaşılmasıyla beraber ortaya çıkan sanal sorunlar.
Artık televizyon gibi her evde bilgisayar ve bir modem. Yemek içmek gibi
hepimiz mutlaka günde bir kez maillerimize bakıyoruz. Bilgiyi paylaşmak,
görüntülü olarak yakınlarımızla konuşmak, iletişim aracı olarak kullanmak,
sunulan hizmetlerden vatandaş olarak faydalanmak adına her şey gayet normal.
Fakat asıl sorun sanal iletişimi alışkanlık haline getirip arkadaş bulmak
için sabahlara kadar çöpçatanlık sitelerinde gezinen insanların sayısının
artmasıdır. Bu sayı arttıkça insanlar yüz yüze sevgilerini ve duygularını
ifade edemez hale gelip giderek bilgisayara bağlanmaktadır. Yeni yeni
hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bu durumun doğurduğu en kötü sonuçlardan
biri de sanal aldatma sonucu boşanan çiftlerin sayılarının artmasıdır. Zaman
zaman gazetelerde bu sebeple işlenmiş cinayet haberleri duymaktayız.
Aldatan
karısını öldürdüğü için cezaevine giren baba, mezara giden anne ve bu durumu
kaldıramayacak kadar masum ve savunmasız olan çocuklar. Çöpçatanlık siteleri
üzerinden hiç mi iyi sonuçlar alınmıyor, tabi ki alınıyor: örneğin;
evlenenler de var, hem de birbirlerinin dillerini bilmeden sadece görerek
(asıl görücü usulü bu olsa gerek) birbirlerine aşık olup evlenenler. Şimdiye
kadar bahsettiklerim aslında işin görünen yüzü, herkesin gözlemlediği bir
durum ama asıl tehlikenin farkında değiliz. Çok sessiz ve sinsi bir şekilde
ilerleyen bu tehlike gençleri hedef alıyor. Nasıl mı? Bir çoğumuz çocukların internet salonlarından çıkmadığından, sürekli şiddet içerikli oyunlar
oynadığından yakınırız.
İlköğretim çağlarında bu oyunlara alışan ve
bağımlılık derecesinde tüm harçlığını buralara yatıran çocuklar lise
yıllarında biraz daha büyüdükleri ve genç olmanın verdiği ilk heyecanla
karşı cinse ilgi duymaya başlamakta ve artık eskisi gibi bilgisayar
oyunlarıyla zaman harcamamaktadır. Bu dönemde gencin tek derdi; kendini ilgi
duyduğu kişiye ispatlamaktır. Eskiden olsa bunun bir yolunu bulur ve elinden
geleni yapardı liseli genç ama şimdi messenger veya mirc diye süper sohbet
programları vardır. Okulda yorulmaya ne gerek var ki, ilgi duyduğu kişiden
binlercesini buralarda da bulabilir. Bir yıl önce sırf oyun oynamak için
gittiği yere şimdi sanal sohbet için gitmektedir. Bunu tercih etmesinin
nedeni kendini daha rahat ifade etmesi ve kişi karşısında olmadığı için
çekinmeden konuşup isteklerde bulunabiliyor olmasıdır. Bir nevi gerçek
iletişimde söyleyemeyeceklerini de söyleyebiliyor ve kendince rahatlıyor.
Türbinde avazı çıktığı kadar bağırıp rahatlayan fanatikler gibi. Bu
alışkanlık bu aşamada (rahatlamak amaçlı) kalsa problem yok. Bir hayat
biçimi ve tarzına dönüşüyor, gerçek iletişimde aslolan koku, dokunma, mimik,
ses tonu vs faktörler belirleyici olmaktan çıkıyor. Bu alışkanlık, tarz
haline geldikçe örneğin sınıf arkadaşlarıyla sohbet konuları da sadece bu
konular oluyor ve gerçek ilişkilerde başarısız olma olasılığı yükseliyor.
Çünkü gelişiminde büyük rol oynayan karşı cinsle iletişimi hep sanal
yolardan sağlıyor, giderek içine kapanıyor ve yetişkinliğinde olumsuz
sonuçlar baş gösteriyor. Çevresindekilerle chat ağzı diye tabir edilen
şekilde konuşup gerçeğe dönmekte zorlanıyor. Bizler ise elimiz kolumuz bağlı
bu gençliğin ilerde nasıl bir şekil alacağını bekliyoruz.
Benim korkum şu
ki: bir zamanlar ileri derecede olan komşuluk ilişkilerinin bitmesi,
akrabalık ilişkilerinin kopması gibi bireyselleşmenin daha da artacağı ve
neredeyse insanların yüz yüze gelmesin mümkün olmayacağıdır. Farkında
değiliz belki ama sanal iletişimle birlikte yeni sosyal (sanal) sorunlar baş
gösterecek, farklı problemler ortaya çıkacaktır. Şimdilik en göze çarpanı internette aldatma yüzünden boşanan çiftlerin sayısının artmasıdır. Bu durum
sadece boşanmayla sınırlı kalmayıp çocukları olumsuz etkilemekte, tek
ebeveynle hayatına devam eden çocuk; anne ya da baba yoksunluğu
yaşamaktadır.
Bu da dolaylı olarak çocuğu kimi zaman madde bağımlılığına ve
sokağa itmekte kimi zaman suça yöneltebilmektedir. Uzun vadede ise şuan
çocuk ve genç olanlar gelecekte nasıl yetişkinler olacak hep beraber görüp
gözlemleyeceğiz.
|