|
|
|
 |
SANAYİDE
ÇOCUK İŞÇİLİĞİ
Ercüment ERBAY
Hacettepe
Üniversitesi İ.İ.B.F. Sosyal Hizmet Bölümü
eerbay@hacettepe.edu.tr
|
Çocuk işçiliği, farklı türleriyle eski tarihlerden
beri toplumların sosyal, kültürel ve ekonomik yapıları içerisinde yer almıştır.
Bu yazının konusu olan sanayide çocuk işçiliği ise sanayileşme öncesinde el
zanaatkârlığı, sanayileşme sonrasında küçük sanayi ve büyük sanayi
işletmelerinde yüzünü göstermiştir.
Sanayi sektörü, tarım kadar eski olmasa da çocuk işçilerin yer aldığı önemli bir
alan durumundadır. Özellikle sanayi devrimi sonrası ülkelerdeki artan
sanayileşme ve yüksek kâr elde etme arzusu, çocukların bu alanda kullanılmasına
neden olmuştur.
Dünyada çalışan çocukların çalıştıkları sektörlere göre dağılımına bakıldığında;
çocukların % 69’unun tarımda, % 22’sinin hizmet sektöründe, % 9’unun ise sanayi
sektöründe çalıştığı görülmektedir (ILO Bildirgesinin İzlenmesi Çerçevesindeki
Küresel Rapor, 2006: 8).
TUİK Hane Halkı Çocuk İşgücü Anketi verilerine göre ise Türkiye’de sanayide
çalışan çocukların sayısı; 6-14 yaş arasında 50.000, 15-17 yaş arasında ise
221.000’dir (2006).
Sanayi içinde sınıflama yapmak gerekirse, büyük sanayi işletmelerinden ziyade
küçük sanayi işletmeleri, çocuk işçilerin kullanıldığı yerler olmuştur. Bunun
nedeni, denetimlerinin çok daha zor olmasıdır.
Kartal’a göre küçük sanayi işletmeleri, geleneksel sistemde bir işe başlama
noktası ve mesleki bilgilerin öğrenilmesinde önemli bir yer olarak görülmektedir
(1997: 91).
Ülkemizde küçük sanayi işletmeleri bağlamında çocukların, genellikle oto
sanayide ve mobilyacılıkta çalıştığı düşünülmektedir. Bu yerlerde çocuklar, ağır
koşullar altında para kazanma mücadelesi vermektedir. Sanayide çalışan tehlike
altındaki bu çocukların fark edilmesi ise diğer sektörlerde çalışan çocuklara
göre daha zordur. Sokakta çalışan bir çocuk toplumun daha fazla gözü önündedir
ancak sanayi işletmeleri kendi içlerine kapalı ve çok fazla halka açık olmayan
yerlerdir. Bu nedenle bu tür çocukların tespiti, sadece yasal denetimlerle
mümkün olabilir.
Ülkemizde çocukların sanayide çırak olmaları, fazla bir toplumsal ve kültürel
engelleme olmadan kabul edilmektedir. Çünkü bu çalışma “zanaat” edinme olarak
değerlendirilmekte ve bu çocuklar “işçi” olarak görülmemektedir (Erder ve
Lordoğlu, 1993: 12).
Sanayide çalışmanın çocuklar açısından tehlikeleri büyüktür. Yavuzer’e göre
küçük sanayi işletmelerinde çocuklar; tornada, tezgâhta, makine başında
çalışıyorlarsa, yaşları küçük, dikkatleri dağınık olduklarından her an iş
kazasına uğrayabilirler (1994: 238).
Sanayide çalışma ile ilgili olarak güncel bir analiz yapmak gerekirse; sekiz
yıllık eğitimin ardından sanayide çocuk işçiliğinin önemli derecede engellendiği
düşünülmektedir. Çok sayıda işverenle yapılan görüşmelerde, temel eğitim
nedeniyle sanayide çırak bulamadıklarından yakındıkları görülmüştür. Bununla
birlikte merdiven altı işletmeler olarak tabir edilen yerleri ve denetimin
yetersiz olduğu durumları da göz önüne alarak sanayide çocuk işçiliğinin sıfır
noktasına geldiğini söylemek güçtür.
KAYNAKLAR
Erder, S. ve Lordoğlu, K. (1993) Geleneksel Çıraklıktan Çocuk Emeğine: Bir Alan
Araştırması. İstanbul: Marmara Üniversitesi.
Çalışmaya İlişkin Temel Haklar ve İlkeler ILO Bildirgesinin İzlenmesi
Çerçevesindeki Küresel Rapor (2006) Ankara: Uluslararası Çalışma Örgütü.
Kartal, C. (1997) Küçük İşletmelerde Çalışan Çocukların Sorunlarına Genel Bakış.
Sanayi Bölgelerinde Çalışan Çocukların Sorunları. Ankara: TİSK Yayını.
TUİK Hane Halkı Çocuk İşgücü Anketi Sonuçları, www.tuik.gov.tr, 2006.
Yavuzer, H. (1994) Çocuk ve Suç. 7. Baskı. İstanbul: Remzi Kitabevi.
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Bu çalışma, yazarın “Çocukluğunda Çalışmış Yetişkinlerin Bu Çalışma Sürecini
Nasıl Yorumladıkları ve Çocuk İşçiliğine Bakışları Üzerine Bir Araştırma” adlı
Yüksek Lisans Tezi’nden derlenmiştir.
http://www.0-18.org yayınlanmıştır.
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|