Sosyal Devlet anlayışında,
devlet halkına; eğitimden, sağlığa güvenlikten, hukuka, ekonomik
hayatın düzenlenmesinden, ulaştırmaya değin ve bir çok alanda hizmet
götürmek üzere yapılanmıştır. Bu hizmetlerin sunumunu akılcı
bilimsel yaklaşımlarla ele alıp, planlı programlı uygulamalar haline
getirip sunmak yetişmiş insan gücü ve kalifiye personel ile
olanaklıdır.
Özellikle insani hizmetler olarak da adlandırabileceğimiz
sosyal sağlık hizmetleri ve daha anlamlı olarak sosyal refah
hizmetlerinin sunumu halkın doğrudan mutluluğunu etkileyen sosyal
devletin olmazsa olmaz önemli hizmetlerindendir.
Bu hizmetlerin geliştirilerek ve yaygınlaştırılarak düzenlenmesi,
yapılandırılması ve uygulanması titizlik isteyen bir yaklaşımı,
anlayışı gerekser. Devlet, sosyal refah hizmetlerini halkın daha
müreffeh yaşaması bakımından hayatı kolaylaştırıcı, temel ve yeni
ihtiyaçlarını karşılayıcı yeni hizmet modelleri oluşturmak
durumundadır.
Baktığımızda Türkiye’nin sahip olduğu sosyal devlet
anlayışı ve sosyal refah alanındaki birikimlerinin zenginliğini
cumhuriyetimizin kuruluşunun temellerine borçlu olduğunu görüyoruz.
Özetle, Büyük önderimiz K. Atatürk’ün sosyal yaşamın gelişmesi ve
Türk toplumunun sosyal refahının sağlanması idealine yönelik
başarıyla sonuçlanmış girişimleri ilke ve inkılapları sosyal devlet
anlayışımızdaki zenginliğin kaynağını oluşturmaktadır.
Sözü edilen bu zenginliği koruyup geliştirmek, devletinden sosyal
refah hizmeti bekleyen toplum kesimlerini desteklemek,
kurumsallaşmanın yanında bu tür hizmetleri götürmekle yükümlü
kuruluşların branşlaşması ile doğrudan ilgilidir. Günümüzde
baktığımız zaman sosyal refah hizmetlerini halka götüren kurum ve
kuruluşlarımızın geçmişe göre dağınık bir görüntü sergilediğini
görmekteyiz. 2010 Türkiye’sinde Sosyal Refah hizmeti veren
kurumlarımıza baktığımızda başta SHÇEK olmak üzere, Sağlık
Bakanlığı, SYDV, MEB, SGK gibi kurumlar ve son dönemde İl Acil
Yardım ve Afet Müdürlükleri ön plana çıkmaktadır.
Elbette tüm bu hizmetleri tek bir çatı altında toplamak işin
doğasına aykırı olmakla birlikte genel olarak sosyal hizmet
uzmanlarının temel beklentisi bir Sosyal Hizmet veya Sosyal Refah
Bakanlığının kurularak daha etkin sosyal refah politikalarını
uygulamaya geçirilmesidir.
Kurum ve kuruluşlarımızdaki hale hazırdaki hizmet sunumuna
baktığımızda sayıları 4000’e yakın etkin görevler üstlenen,
adeta sosyal patlamanın önünde bir set oluşturan, sosyal yaşamın
artık vazgeçilmez başvuru mesleklerinden olan, sosyal refah
hizmetlerinin profesyonelleri olarak ön plana çıkan sosyal hizmet
uzmanlarının uygulamaları bu hizmetlerin bilimsel alt yapısı
açısından son derece önem taşımakta olduğunu bize göstermektedir.
Toplumun gereksinimleri açısından desteği ifade eden
uygulamaların, devlet hizmetleri içinde gülümseyen sempatik bir yüz
olarak algılanması anlamlıdır. Öyle ki uygulamalı bir meslek olarak
sosyal hizmet uzmanlarının üstlendiği rol ve işlevler bu sempatinin
kazanılmasına katkıda bulunmaktadır. Zira halk devletin yardım
elini, şefkatini sevgisini, destek beklentisini daha çok bu uzmanlar
eliyle halka ulaştırmakta. Sosyal hizmet uzmanları bu hizmetleri
ulaştırırken mesleğin koruyucu, önleyici, rehabilite ve tedavi
edici, sosyal refah sağlayıcı yöntemleri ile bu mesleklerini icra
etmekte, disiplinler arası sosyal hizmet felsefesi, yaklaşımları ve
teknikleriyle işlevlerini sürdürmektedir.
Devlet hizmetlerinin gülümseyen yüzü olarak halkın nazarındaki
sosyal hizmet uzmanlarına duyulan güven ve sempatinin temelinde
yalnızca bu mesleğe özgü bir yaklaşım ve anlayış olan sosyal hizmet
felsefesi yatmaktadır. Son dönemde özellikle