|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|

Sitemizin Yazarları
|
RİSK GRUPLARINA YAKLAŞIMDA
SOSYAL HİZMETLERİN ROLÜ -3
Doç.Dr. İbrahim CILGA
Hacettepe Üniversitesi
Sosyal Hizmetler Yüksekokulu
Öğretim Üyesi
BÖLÜMLER : 1 - 2
- 3 - 4
BELEDİYELER VE RİSK GRUPLARINA YAKLAŞIM
Devlet Yapısındaki Değişmeler Açısından Belediyeler:
Türkiye’de eşitsiz gelişme sürecinde;yaşanılan ekonomik ve sosyal kriz,Hükümet
uygulamalarına temel olan “Ekonomiyi güçlendirme programı”çerçevesinde
yönetilmektedir.İMF ve Dünya Bankası yönlendirmeleriyle temellenen program
yanında,AB sürecinde yapılan yasay idari ve kurumsal düzenlemelerle
tamamlanmaktadır.Eİkonomiyi güçlendirme uygulamaları,sürekli yapısal riskler
üretirken,risk gruplarının kompozisyonunu da ekonomik,sosyal ve siyasal
yönlerden ağırlaştırmıktadır.Borç ekonomisine dayalı makro ekonomik
uygulamalar,serbest piyasa ekonomisine dayalı önceliklerle yapısal çelişkileri
derinleştirmekte,ekonomik ve sosyal alanlarda toplumsal koruma hizmetlerini
sınırlandırmaktadır.
Kamu yönetiminin yeniden yapılanması kapsamındaki yasal ve idari düzenlemelerle;
katılımcı, saydam,hesap verebilir,insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir kamu
yönetiminin oluşturulması,
kamu hizmetlerinin adil,süratli,kaliteli.etkili ve verimli bir şekilde yerine
getirilmesi için;merkezi idare,mahalli idareler ,diğer kamu kurum ve
kuruluşların görev ve yetki dağılımları ile teşkilatlarının yeniden
yapılandırılması ve hizmetlere ilişkin temel ilke ve esasların düzenlenmesi
amaçlanmıştır (Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı Taslağı,Mad. 1).
.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 5272 sayılı Belediye Kanunu ile yapılan
düzenlemelerle: idari faaliyetleri yerel yönetimlerin yürütmesi genel kural
haline getirilmiş olup,bunların merkezi idare tarafından yürütülmesi ise
istisnai hale getirilmiş, merkezi idarenin mevcut yetkilerinden önemli bir kısmı
büyük ölçüde il özel idarelerine ve kısmen de belediyelere olmak üzere yerel
yönetimlere devredilmiştir.
Yeni belediye kanunu;belediyelerin kuruluş ve sınırlarını geliştirmiş,mahalle
yönetimini güçlendirmiş ve hemşehri hukuku tanımı altında hemşehrilerin,belediye
karar ve hizmetlerine katılma,belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve
belediye idaresinin,insan onurunu zedelemeyecek koşullarda hizmet sunması
gerekliliği ve belediye yardımlarından yararlanma hakkı getirilmiştir (mad. 13).
Belediyelerin görev ve sorumlulukları,yetkileri ve imtiyazlarının kapsamı
genişletilmiş,teşkilat yapısı güçlendirilmiş,norm kadro esasına göre
çalışanların statüleri tanımlanmış,gelirleri arttırılırken gider alanları da
genişletilmiştir.
Stratejik plana uygun bütçe anlayışı temel alınmış,borçlanma ve iktisadi
girişimler yapma olanakları genişletilmiştir.
Görev ve hizmetleri alanında şirket kurma olanağı sağlanmış ve işletmeci olarak
belediyenin etkinlikleri güçlendirilmiştir.
Belediyelerin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı içinde projeler uygulaması
sorumluluğu getirilmiş, iç ve dış ilişkilerinde etkinlik alanları
genişletilmiş,kent konseyi oluşumu düzenlenmiş, belediye hizmetlerine gönüllü
katılım olanakları tanımlanmıştır.
İdari ve mali yönden özerk olan,iç ve dış denetime açık olan belediyeler,yapılan
düzenlemelerle merkezi devlet yapısının temel sorumluluklarını
üstlenmiştir.Anayasanın temel ilke ve normarına göre merkezi devlet
sorumlulukları yerele devredilmiştir.Türkiye’de temel yapısal dönüşüm
sorunlarının ekonomik,sosyal, kültürel,sağlık ve eğitim gibi temel
sorumluluklarının icrası belediyelere ve il özel idarelerine bırakılmıştır.
Belediyeler kanunun 14. maddesine göre:
1. İmar,su,kanalizasyon,ulaşım,gibi kentsel alt yapı
2. Coğrafi ve kent bilgi sistemleri;
3. Çevre ve çevre sağlığı,temizlik ve katı atık;
4 .Zabıta,itfaiye,acil yardım,kurtarma ve ambulans;
5. Şehir içi trafik;
6. Defin ve mezarlıklar;
7 .Ağaçlandırma,park ve yeşil alanlar;
8 . Konut;
9. Kültür ve sanat,turizm ve tanıtım,gençlik ve spor;
10. Sosyal hizmet ve yardım,evlendirme,meslek ve beceri kazandırma;
11. Ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar ve yaptırır.
12. Belediyeler,kadın ve çocuklar için koruma evleri açar.
13. Okul öncesi eğitim kurumları açabilir;
14. Devlete ait okul binalarının inşaatı,bakım ve onarımını yapabilir ve
yaptırabilir,her türlü araç,gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir;
15.Sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir;
16.Kültür ve tabiat varlıkları ile tarihi dokunun ve kent tarihi bakımdan önem
taşıyan mekanların ve işlevlerin korunmasını sağlayabilir,bu amaçla bakım ve
onarımını yapabilir,korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak inşa
edebilir.
17. Kanunla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen yerel ortak
nitelikteki diğer görev ve hizmetleri de yapar veya yaptırır (Mad.14).
18. Büyük şehir belediyeleri ve belirli nüfus büyklüğüne bağlı
belediyeler;kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa
ve restore etmek;konut alanları,sanayi ve ticaret alanları,teknoloji parkları ve
sosyal donatılar oluşturmak,deprem riskine karşı tedbirler almak veya kentin
tarihi ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim
projeleri uygulayabilir (Mad.73).
19. Belediyeler,meclis kararıyla kendi görev alanında uluslararası teşekkül ve
organizasyonlara,kurucu üye veya üye olabilir,yapılacak faaliyetlerin,dış
politikaya ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak yürütülmesi ve önceden
İçişleri bakanlığından izin alınması zorunludur (Mad.74).
20. Diğer kamu kuruluşları ,meslek kuruluşları ile ortak projeler yapabilir (Mad.75).
21. Kent konseyi kapsamında;kent vizyonu ve hemşehrilik bilincinin
geliştirilmesi,kentin hak ve hukukunun korunması,sürdürülebilir kalkınma,çevreye
duyarlılık,sosyal yardımlaşma ve dayanışma,saydamlık,hesap sorma ve
verme,katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır (Mad.76).
22. Belediye hizmetlerine gönüllü katılımı
çerçevesinde;sağlık,eğitim,spor,çevre,sosyal hizmet ve
yardım,kütüphane,park,trafik ve kültür hizmetleriyle,yaşlılara,kadın ve
çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında
beldede dayanışma ve katılımı sağlamak,hizmetlerde etkililik,tasarruf ve
verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar
uygular (Mad.77).
Belediyeler kanunla sayılan bu görevlerini;”öncelikler” ve “kendi sorumluluk
alanları” kapsamında yaparlar (Mad.14):
“Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası,belediyenin mali durumu ve
hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir,
Sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar,” hükümleri bir sınırlılık
olarak öne çıkmaktadır.Görevlerin madde 14’de sıralanması sırasındaki
“yapabilir”fiili esnek ve geniş zamanlı bir güç unsurunu tanımlamaktadır. Bazı
önemli hizmetlerin esnek bırakılması sorumluluğun yerine getirilmesinde
“yapmama” fiilini de olasılık olarak düşündürmektedir.
BELEDİYE YASASININ KRİTİĞİ
Anayasa ile belirlenen devlet yapısının ve yönetimin ilke ve normları bütücül ve
sistemci bir çatıyı oluşturmuştur.Merkezi yapının güçsüzleştirilmesi ve
yerelleştirme anlayışının öne çıkarılması çağdaş devlet anlayışı açısından
yanlıştır.
Çoğulcu ve katılımcı demokrasi anlayışı;merkezi sorumlulukların
yerelleştirilmesi ile çağdaş bir zihniyete,ileri bir yapılanmaya ve sosyal
adaleti gerçekleştirecek nitelikli bir uygulamaya dönüştürülemez.Anlayış;bütücü
ve sistemci bir yaklaşımla,merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkeleri
bütünlüğünde,yetki devri yaparak ve yetki genişliğini bu bağlamda sağlayarak
gerçekleşebilir.
Kamu Yönetiminin yeniden yapılanmasına ilişkin çerçeve yasa düzenlenemeyince,
kamu mali yönetimi ve kontrolü, kamu personoli düzeni,sosyal güvenlik kurumları
ve il özel idareleri,belediyeler konularında yeniden yapılanma çalışmaları
başlatılmışıtır.
Düzenlemeler kapsamında; yerel yönetimler reformu adı altında, yerel yönetimleri
güçlendirmek adına, merkezi devlet yapısını güçsüzleştiren, idari yapıyı ve
sorumlulukları yerelleştiren eğilimler yasal düzenlemelere egemen olmuştur.
1. Anayasal Boyutlarda Eleştirisel Bakış
5272 sayılı Belediye Kanununda;
• Belediyelerin güçlendirilmesi yaklaşımı benimsenmiş,
• Güçlendirme; genişletme stratejisine göre düzenlenmiş,
• Genişletme; yerelleştirme odağına dayandırılmış,
• Yerelleştirme için devretme eğilimi temel alımış,
• Merkezden yerele devrederek belediyelerin yetki ve sorumlulukları
genişletilmiştir.
Yapılan düzenleme yaklaşımı,anayasal uygunluk açısından temel çelişkiler
taşımaktadır.Merkezi devlet yapısının güçsüzleştirilmesi eğilimi söz
konusudur.Devletin bütünlüğü,devletin amaç ve görevleri,egemenlik,yürütme
yetkisi ve görevi,idarenin esasları.idarenin kuruluş ve görevleri ile ilgili
maddelerdeki hükümlere uygunluk tartışılmalıdır.
Anayasada;idarenin kuruluşu konusu;merkezi idare ve mahalli idareler olarak iki
öge üzerinden tanımlanmıştır.Merkezi idare kapsamında yer alan illerin idaresi
yetki genişliği esasına gore dayandırılmıştır.Mahalli idareler bu kapsamda
değildir.Mahalli idareler;il,belediye veya köy halkının ortak gereksinimlerini
karşılamak için kurulmuştur.Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile
yetkileri ”yerinden yönetim ilkesi”ne uygun olarak düzenlenir.Bütüncül ve
sistemci bir yaklaşımla merkezden yönetim ilkesini tamamlar.
Sosyal devlet ilkesine bağlı olarak;sosyal ve ekonomik haklar ve ödevlerle
ilgili bölümde sayılanlar,devletin ve güçler ayrımı kapsamında yürütmenin
sorumluluğundadır.Yerel yönetimlere devredilemez.Devlet;sosyal ve ekonomik
alanlarda anayasa ile belirlenen görevlerini amaçlarına uygun öncelikleri
gözeterek,mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.Görevlerin
yerine getirilmesinde,amaçlara uygun öncelikleri gözetme ve mali kaynakların
yeterliliği ölçüsü temel alınmıştır. Amaca uygun öncelik ve mali kaynak
yeterliliği birbiriyle ilişkilidir.Kaynak yeterliliği temel ölçüttür.Mali
yeterlilik,mahalli idarelere ödevleri bırakmak ya da devretmek anlamına
yorumlanamaz.Amaçlara uygun öncelikleri gözetmek,ödevleri yerine getirmede
mahalli idarelere devir etme önceliğini akla getirmez.
Merkezi idarenin mahalli idare üzerinde “idari vesayet yetkisi” vardır.İdari
vesayetin amacı;hizmetlerin “idarenin bütünlüğü ilkesi”ne göre yürütülmesi,kamu
görevlerinde birliğin sağlanması,toplum yararının korunması ve mahalli
gereksinimlerin gereği gibi karşılanmasıdır.Yerelleştirme ve devir gibi
yaklaşımlar anayasada belirtilen amacın gerçekleşmesini zayıflatır.
2. Yasanın İçeriğine Eleştirisel Bakış
Belediyenin görev,sorumluluk,yetki ve imtiyazlarının genişletilmesinde, yukarıda
tartışılan boyutlarda temel çelişkiler vardır.
Kuruluş yapısının ve coğrafik yönden sınırların genişletilmesi
doğrudur.Toplumsal yapıdaki gelişmeler,yaşanılan sorunlar ve hizmetlerin
dağılımındaki adaletsizlikler ile göç ve kentsel yerleşim yerlerinin büyümesi
bağlamında, etkililik ve verimlilik açısından belediyelerin örgütsel gelişmeye
ve yeni yerleşim alanlarına hizmet sunma olanaklarının genişletilmesi geçerli ve
gerçekcidir.
Yasa ile getirilen;hemşehrilerin belediyelerde kararlara ve hizmetlere
katılımının getirilmesi,katılımcı demokrasi yaklaşımı açısıdan
olumludur.Fakat,katılım mekanizmasının tanımlanmamış olması bir eksikliktir.
Bilgilenme hakkının,hizmet sunumunda insan onurunu zedelemeyecek nitelikte
hizmet sunma yaklaşımının ve belediye yardımlarından yararlanma hakkının temel
ilke olarak düzenlenmesi demokrasi ilkeleri açısından olumludur.Etik ilke ve
sorumlulukların kurum kültürüne dönüştürülmesi,belediyelerin karar ve uygulama
düzeylerinde etik davranışlara uyulmasının sağlanması
zorunludur.Bilgilendirmekten uzak,onur kırıcı,yanlı ve adaletsiz uygulamaları
önleyici çalışmalar yapılmalıdır.
Stratejik planlamaya uygun bütçe anlayışının getürilmesi çağdaş yönetim
yaklaşımına uygundur.Gelirlerin attırılırken gider alanlarının genişletilmesi
mali açıdan temel bir çelişkidir.Borçlanma ve iktisadi girişimler yapma
olanaklarının genişletilmesi belirtilen çelişkiyi gidermede bir olanak olarak
görülebilir.Fakat,belediyelerin borç ekonomisine yönlendirilmeleri stratejik
plan yapma ilkesine göre yanlıştır.İktisadi girişimler yapma oanaklarının
arkasıdan şirket kurma olanağının da sağlanmış olması,belediyelerin kamu tüzel
kişilikleri ile bir çelişki yaratmaktadır.İktisadi girişimler yapma olanağının
şirketleşme yoluyla kullanılması,kamu yararının gözetilmesinde çelişki
yaratabilir.Belediyelerin tüm görev ve hizmetleri alanında şirket kurma
olanağının genişletilmesi,kamu yönetiminde “şirketleşen belediyeler” sorununu
gündeme getirebilir.
Belediyelere:imar,su,kanalizasyon,ulaşım,evlendirme,kentsel alt
yapı,defin,mezarlık,ağaçlandırma,park,yeşil alanlar gibi klasik hizmetleri
yanında yeni hizmet sorumlulukları da getirilmiştir.Yeni hizetlerde;çevre.çevre
sağlığı,temizlik ve katı atık,şehir içi trafik,coğrafi ve kent bilgi sistemleri
gibi olumlu ve gerekli olan açılımlar sağlanmıştır.Bu hizmetlerin yapılması
kesin görev kavramlaştırması ile belirtilmiştir.
Belediyenin temel hizmetler yönünden görevlerinin genişletilmesi
olumludur.Fakat,devletin anayasal görevleri olan hizmet alanlarının belediyelere
devri ana sorundur.Kültür,sanat,turizm,gençlik ve spor,sosyal hizmet.sosyal
yardım,meslek ve beceri kazandırma,kadın ve çocuklar için koruma evleri açma
merkezi hizmet kuruluşu olan bakanlıkların sorumluluğundadır.Belediyeler,ancak
bakanlıklarla iş birliği içinde bu hizmetlere katılabilir.Ana sorumluluğu
devretmek çağdaş yönetim anlayışına uygun değildir.Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu Kanunun değişikliği için geliştirilen taslaklardan tüm hizmet
kuruluşlarının il özel idarelerine ve belediyelere ayrı ayrı her ilde
geliştirilecek protkoller ile devrinin düşünüldüğü gözlenmektedir.Protokollü
devirler olumsuz sonuçlar doğurabilir.Sosyal hizmet kurumlarının gelecek
sorunları bugünkünden daha çok olacak demektir.
Belediyelerin genişleyen yeni sorumlulukları arasıda bir de yapma ve
gerçekleştirme açısıdan,geniş zamanlı sayılan,koşullara bırakılan,isteğe
bağlı,gücüne göre yöneleceği yeni görevler eklenmiştir.Yapmak yanında yaptırma
fiili ile hizmet satın alma olanakları getirilmiştir.Esnek yaklaşıma bırakılan
bu görevler:ekonomi ve ticaretin geiştirilmesi,okul öncesi eğiti kurumu
açma,okul binası yapma,bakım ve onarım yapma,araç, gereç, malzeme
karşılama,sağlıkla ilgili her türlü tesisi açma,işletme,kültür ve doğal
varlıkları koruma hizmetleridir.Bakanlıkların temel sorumluluğuna giren bu
alanlardaki görevlerin devri, anayasa ve ilgili kanunlarla
çelişmektedir.Hizmetler verilecek ise kesin ve açık bir sorumluluk tanımı
getirilmelidir.
Belediye görevlerinin genişletilmesin karşın bu sorumlulukların yerine
getirilmesinde bir sınırlama getirilmiştir.Belediyeler görevlerini;”öncelikler”
ve kendi sorumluluk alanları” kriterleri kapsamında yaparlar (Mad.14).Görevleri
genişletme ile kapsam sınırlaması getirilmesi çelişmektedir.Getirilen
düzenlemelerin uygulaması ortadan kalkmaktadır.Bu çelişki;Devlet
sorumluluklarının yerele devrinin gelecekte büyük sorunlar doğuracağının
habercisidir.
Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırasının dikkate alıması yanında,
“belediyelerin mali durumu” ve hizmetin ivediliği” kriterleri de öncelik ve alan
kriterini genişletmekedir.Uygulamanın sınırlandırılması gereksinmelerin
karşılanması açısından yasanın en büyük boşluğunu
oluşturmaktadır.Ayrıca,”belediye sınırları” kapsamında hizmet
üretilmesi,toplumun tümüne hizmet sunma sorumluluğu açısıdan
önemlidir.Sınırların dışında kalanlara kim hizmet götürecek?Devlet bütünlüğü
açısından sakıncalı ve dışlayıcı bir yaplanma gelişecektir.Kö kanunu herşeyi
içermemektedir.Bütünü parçalayıp dağıtmak,oradan bir bütüne ulaşmak düz
matematiksel bir bakıştır.
Kent konseyi oluşumu,belediyenin örgütsel yapısı ile eklemleştirilememiştir.Kent
konseyine verilen görevler belediyenin tele ve öncelikli sorumluluk
alanlarıdır.Hizmet yönünden ilgili birimleri oluşturmayan kanun, konsey
oluşumunun yapılanmasını eksik bırakmıştır.Kent konseyi belediye ile nasıl
eklemleşeği açık olmayan bir durumda bırakılmıştır.Kent vizyonunun ve
hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi,kentin hak ve hukukunun
korunması,sürdürülebilir kalkınma,çevreye duyarlılık,sosyal yardımlaşma ve
dayanışma,saydamlık,hesap verme ve sorma,katılım ile yerinden yönetim ilkeleri
Habitat II-İstanbul toplantısından bu yana benimsenmiş genel ilkelerdir.Bunların
ulusal düzeyde ve belediyelerde nasıl uygulanacağı çok yönlü tartışılmıştır.Bu
birikimlerden yararlanılmadan ilke tekrarı yapılması, kavramların içini
doldurmaktan uzak,uygulanabilirliği sağlanmamış bir görünümde kalmıştır.Sayılan
ilkeler; tüm belediye kururmunun,tüm birimlerin ve tüm çalışmalarının temeli
olmalı,yeni bir zihniyet,yeni bir belediye yapılanması oluşturmalı ve yeni bir
uygulama düzeyini ortaya çıkarmalıydı.Ancak,yasa hazırlama sürecinde bu boyutlar
temel alnmamış ve eklektik bir kanun hazırlanması yolu seçilmiştir.
Büyük şehir belediyelerine ve beliri nüfus büyüklüğüne bağlı
belediyelere;merkezi yönetimin denetiminden uzakta”kentsel dönüşüm ve gelişim
projeleri” uygulama yetkisinin getirilmesi,ulusal düzeyde plan yapma ve
gerçekleştirme stratejilerine aykırıdır.Her il düzeyindeki proje geliştirme
denemeleri;kaykansız,plansız,programsıç çalışmaları getirir.İller
tamamlanmamış,yarım,işlevsiz,kamu yararını zarara uğratan projeler kaosunu
yaşayabilirler.Eskiyen kent kısımlarının yeniden inşaası konut yapımı,sanayi ve
ticaret alanları,teknoloji parkları,sosyal donatılar,doğal riskleri önleme
kentin tarihi ve kültürel dokusunu koruma adıyla hizmette başarısızlıklar
yaygınlaşabilir.
Belediyelere aktarılan yeni sorumlulukların yerine getirilmesinde;çağdaş
belediyecilik yaklaşımının temel alınması,hizmet odakl iç birimlerin
oluşturulması ve ilgili hizmetlere niteilki elamanların istihdamı gerekir.Norm
kadro düzenlemesi ile belediyelerin öncedn süren kadro sorunlarının çözümüne
çalışışmış,fakat nielikli elaman gereksinimi açıkca tanımlanmamıştır.Belediyeler
yeni göevlerini hangi elamanlarla yapacaklar?Devredilecek hizmetlerle birlikte
ilgili nitelikli kadrolar da mı aktarılacak?Bu nitelik elamanların
çalışmalarında sürdürülebilirlilik nasıl sağlanacaktır,Bu sorular yasa açık
kalmıştır.
Belediye hizmetlerine gönüllü katlımının getirilmiş olması niyet olarak iyi,
hizmet örgütleşmesinin yokluğu açısındak işlevsiz kalan,nitelikli elaman olmadan
gönüllü katılımından nasıl yararlanılacağı, etkisi ve verimliliği hesaplanmamış
bir düzenlemedir.Sağlı,eğitim,spor,çevre,sosyal hizmet,sosyal
yardım,kütüphane,park,trafik,kültür hizmetleri alanlarıda gönüllü katılımının
kriterleri ne olacaktır?Kimler nerede,ne zaman,nasıl ve hangi yöntemleri
kullanarak gönüllü katılımını sağlayacaktır?Gönüllü katılımının toplumsal
yararlar doğrultusunda,bilimsel gereklere uygun olarak yönlendirilmesini kim
yacaktır?Ayrıc,yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere
yönellik hizmetlerin yapılmasında,yasa ile getirilen dayanışma ve katılımı
sağlamada organizasyon nasıl oacaktır?Yaklaşı,politika,strateji, amaç ve hedeler
ne olacaktır?Bu yolla hizmetlerde etkililik,tasarruf ve verimlilik nasıl
sağlanacaktır?Bu sorular; gönüllü katılımı konusunun tartışmaya
açılması ve bir sistem geliştirilmesi açısından, bir başlangıç sayılmalıdır.
Belediyelerin iç ve dış denetime açık olması sayılan alanlardaki çelişkileri ve
başarısızlıkları önlemede kesin çözüm üretemeyebilir.Ayrıca,il özel idareleri
ile belediyeler arasıdaki ilşkilerin açık ve güçlü bir biçimde tanımlanmamış
olması,sadece;genel bir işbirliği yapma maddesi ile yetinilmesi kent yönetiminin
bütünlüğü açısından eksiktir.Uluslar arası ilişkilerin geliştilmesi içn yapılan
tanımlamalara daha çok önem verildiği gözlenmektedir.
Özerk kurumlar olarak belediyelerin güçlendirilebilmesi ve çağdaş bir gelişme
sağlanabilmesi için;düzenlemelerin üniter devlet yapısını güçlendirici modellere
yöneltilmesi gereklidir.Ulusal politika ve stratejilerle yerel ihtiyaçlarları
karşlanması konularında bütüncül bir paradigma geliştirilmelidir.Sistemi farklı
paradigmalara gre düzenlemek ulusal güç unsurlarını zayıflatır.Hizmet odaklı
yapıları geliştirmeden,programlı çalışmaları nitelikli elamanlarla uygalanabilir
hale getrmeden sistem gelişmez.Sosyal belediyecilik denemelerinin
güçlendirilebilmesi için;şirketleşme yönelişi,belediyecilik anlayının
gelişmesine olmsuz etkiler yapar.Esnek hizmet üretimi ve esnek istihdam
arayışları toplumsal kazanımları sınırlandırır.İşgücünü istihdam etmeden hizmeti
gönüllülere bırakmak bilim dışı uygulamalar ve yönelişlere fırsat yaratabilir.

|
|