Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Sitemizin Yazarları

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org

RİSK GRUPLARINA YAKLAŞIMDA
SOSYAL HİZMETLERİN ROLÜ
-3

Doç.Dr. İbrahim CILGA
Hacettepe Üniversitesi
Sosyal Hizmetler Yüksekokulu
Öğretim Üyesi

BÖLÜMLER :  12  -  3  -  4

  BELEDİYELER VE RİSK GRUPLARINA YAKLAŞIM

Devlet Yapısındaki Değişmeler Açısından Belediyeler:

Türkiye’de eşitsiz gelişme sürecinde;yaşanılan ekonomik ve sosyal kriz,Hükümet uygulamalarına temel olan “Ekonomiyi güçlendirme programı”çerçevesinde yönetilmektedir.İMF ve Dünya Bankası yönlendirmeleriyle temellenen program yanında,AB sürecinde yapılan yasay idari ve kurumsal düzenlemelerle tamamlanmaktadır.Eİkonomiyi güçlendirme uygulamaları,sürekli yapısal riskler üretirken,risk gruplarının kompozisyonunu da ekonomik,sosyal ve siyasal yönlerden ağırlaştırmıktadır.Borç ekonomisine dayalı makro ekonomik uygulamalar,serbest piyasa ekonomisine dayalı önceliklerle yapısal çelişkileri derinleştirmekte,ekonomik ve sosyal alanlarda toplumsal koruma hizmetlerini sınırlandırmaktadır.
Kamu yönetiminin yeniden yapılanması kapsamındaki yasal ve idari düzenlemelerle;
katılımcı, saydam,hesap verebilir,insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir kamu yönetiminin oluşturulması,
kamu hizmetlerinin adil,süratli,kaliteli.etkili ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi için;merkezi idare,mahalli idareler ,diğer kamu kurum ve kuruluşların görev ve yetki dağılımları ile teşkilatlarının yeniden yapılandırılması ve hizmetlere ilişkin temel ilke ve esasların düzenlenmesi amaçlanmıştır (Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı Taslağı,Mad. 1).

.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 5272 sayılı Belediye Kanunu ile yapılan düzenlemelerle: idari faaliyetleri yerel yönetimlerin yürütmesi genel kural haline getirilmiş olup,bunların merkezi idare tarafından yürütülmesi ise istisnai hale getirilmiş, merkezi idarenin mevcut yetkilerinden önemli bir kısmı büyük ölçüde il özel idarelerine ve kısmen de belediyelere olmak üzere yerel yönetimlere devredilmiştir.
Yeni belediye kanunu;belediyelerin kuruluş ve sınırlarını geliştirmiş,mahalle yönetimini güçlendirmiş ve hemşehri hukuku tanımı altında hemşehrilerin,belediye karar ve hizmetlerine katılma,belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin,insan onurunu zedelemeyecek koşullarda hizmet sunması gerekliliği ve belediye yardımlarından yararlanma hakkı getirilmiştir (mad. 13).
Belediyelerin görev ve sorumlulukları,yetkileri ve imtiyazlarının kapsamı genişletilmiş,teşkilat yapısı güçlendirilmiş,norm kadro esasına göre çalışanların statüleri tanımlanmış,gelirleri arttırılırken gider alanları da genişletilmiştir.
Stratejik plana uygun bütçe anlayışı temel alınmış,borçlanma ve iktisadi girişimler yapma olanakları genişletilmiştir.
Görev ve hizmetleri alanında şirket kurma olanağı sağlanmış ve işletmeci olarak belediyenin etkinlikleri güçlendirilmiştir.
Belediyelerin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı içinde projeler uygulaması sorumluluğu getirilmiş, iç ve dış ilişkilerinde etkinlik alanları genişletilmiş,kent konseyi oluşumu düzenlenmiş, belediye hizmetlerine gönüllü katılım olanakları tanımlanmıştır.
İdari ve mali yönden özerk olan,iç ve dış denetime açık olan belediyeler,yapılan düzenlemelerle merkezi devlet yapısının temel sorumluluklarını üstlenmiştir.Anayasanın temel ilke ve normarına göre merkezi devlet sorumlulukları yerele devredilmiştir.Türkiye’de temel yapısal dönüşüm sorunlarının ekonomik,sosyal, kültürel,sağlık ve eğitim gibi temel sorumluluklarının icrası belediyelere ve il özel idarelerine bırakılmıştır.
Belediyeler kanunun 14. maddesine göre:
1. İmar,su,kanalizasyon,ulaşım,gibi kentsel alt yapı
2. Coğrafi ve kent bilgi sistemleri;
3. Çevre ve çevre sağlığı,temizlik ve katı atık;
4 .Zabıta,itfaiye,acil yardım,kurtarma ve ambulans;
5. Şehir içi trafik;
6. Defin ve mezarlıklar;
7 .Ağaçlandırma,park ve yeşil alanlar;
8 . Konut;
9. Kültür ve sanat,turizm ve tanıtım,gençlik ve spor;
10. Sosyal hizmet ve yardım,evlendirme,meslek ve beceri kazandırma;
11. Ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar ve yaptırır.
12. Belediyeler,kadın ve çocuklar için koruma evleri açar.
13. Okul öncesi eğitim kurumları açabilir;
14. Devlete ait okul binalarının inşaatı,bakım ve onarımını yapabilir ve yaptırabilir,her türlü araç,gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir;
15.Sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir;
16.Kültür ve tabiat varlıkları ile tarihi dokunun ve kent tarihi bakımdan önem taşıyan mekanların ve işlevlerin korunmasını sağlayabilir,bu amaçla bakım ve onarımını yapabilir,korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak inşa edebilir.
17. Kanunla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen yerel ortak nitelikteki diğer görev ve hizmetleri de yapar veya yaptırır (Mad.14).
18. Büyük şehir belediyeleri ve belirli nüfus büyklüğüne bağlı belediyeler;kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek;konut alanları,sanayi ve ticaret alanları,teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak,deprem riskine karşı tedbirler almak veya kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir (Mad.73).
19. Belediyeler,meclis kararıyla kendi görev alanında uluslararası teşekkül ve organizasyonlara,kurucu üye veya üye olabilir,yapılacak faaliyetlerin,dış politikaya ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak yürütülmesi ve önceden İçişleri bakanlığından izin alınması zorunludur (Mad.74).
20. Diğer kamu kuruluşları ,meslek kuruluşları ile ortak projeler yapabilir (Mad.75).
21. Kent konseyi kapsamında;kent vizyonu ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi,kentin hak ve hukukunun korunması,sürdürülebilir kalkınma,çevreye duyarlılık,sosyal yardımlaşma ve dayanışma,saydamlık,hesap sorma ve verme,katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır (Mad.76).
22. Belediye hizmetlerine gönüllü katılımı çerçevesinde;sağlık,eğitim,spor,çevre,sosyal hizmet ve yardım,kütüphane,park,trafik ve kültür hizmetleriyle,yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak,hizmetlerde etkililik,tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygular (Mad.77).

Belediyeler kanunla sayılan bu görevlerini;”öncelikler” ve “kendi sorumluluk alanları” kapsamında yaparlar (Mad.14):
“Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası,belediyenin mali durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir,
Sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar,” hükümleri bir sınırlılık olarak öne çıkmaktadır.Görevlerin madde 14’de sıralanması sırasındaki “yapabilir”fiili esnek ve geniş zamanlı bir güç unsurunu tanımlamaktadır. Bazı önemli hizmetlerin esnek bırakılması sorumluluğun yerine getirilmesinde “yapmama” fiilini de olasılık olarak düşündürmektedir.

BELEDİYE YASASININ KRİTİĞİ

Anayasa ile belirlenen devlet yapısının ve yönetimin ilke ve normları bütücül ve sistemci bir çatıyı oluşturmuştur.Merkezi yapının güçsüzleştirilmesi ve yerelleştirme anlayışının öne çıkarılması çağdaş devlet anlayışı açısından yanlıştır.
Çoğulcu ve katılımcı demokrasi anlayışı;merkezi sorumlulukların yerelleştirilmesi ile çağdaş bir zihniyete,ileri bir yapılanmaya ve sosyal adaleti gerçekleştirecek nitelikli bir uygulamaya dönüştürülemez.Anlayış;bütücü ve sistemci bir yaklaşımla,merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkeleri bütünlüğünde,yetki devri yaparak ve yetki genişliğini bu bağlamda sağlayarak gerçekleşebilir.

Kamu Yönetiminin yeniden yapılanmasına ilişkin çerçeve yasa düzenlenemeyince, kamu mali yönetimi ve kontrolü, kamu personoli düzeni,sosyal güvenlik kurumları ve il özel idareleri,belediyeler konularında yeniden yapılanma çalışmaları başlatılmışıtır.
Düzenlemeler kapsamında; yerel yönetimler reformu adı altında, yerel yönetimleri güçlendirmek adına, merkezi devlet yapısını güçsüzleştiren, idari yapıyı ve sorumlulukları yerelleştiren eğilimler yasal düzenlemelere egemen olmuştur.
1. Anayasal Boyutlarda Eleştirisel Bakış

5272 sayılı Belediye Kanununda;
• Belediyelerin güçlendirilmesi yaklaşımı benimsenmiş,
• Güçlendirme; genişletme stratejisine göre düzenlenmiş,
• Genişletme; yerelleştirme odağına dayandırılmış,
• Yerelleştirme için devretme eğilimi temel alımış,
• Merkezden yerele devrederek belediyelerin yetki ve sorumlulukları genişletilmiştir.

Yapılan düzenleme yaklaşımı,anayasal uygunluk açısından temel çelişkiler taşımaktadır.Merkezi devlet yapısının güçsüzleştirilmesi eğilimi söz konusudur.Devletin bütünlüğü,devletin amaç ve görevleri,egemenlik,yürütme yetkisi ve görevi,idarenin esasları.idarenin kuruluş ve görevleri ile ilgili maddelerdeki hükümlere uygunluk tartışılmalıdır.
Anayasada;idarenin kuruluşu konusu;merkezi idare ve mahalli idareler olarak iki öge üzerinden tanımlanmıştır.Merkezi idare kapsamında yer alan illerin idaresi yetki genişliği esasına gore dayandırılmıştır.Mahalli idareler bu kapsamda değildir.Mahalli idareler;il,belediye veya köy halkının ortak gereksinimlerini karşılamak için kurulmuştur.Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri ”yerinden yönetim ilkesi”ne uygun olarak düzenlenir.Bütüncül ve sistemci bir yaklaşımla merkezden yönetim ilkesini tamamlar.
Sosyal devlet ilkesine bağlı olarak;sosyal ve ekonomik haklar ve ödevlerle ilgili bölümde sayılanlar,devletin ve güçler ayrımı kapsamında yürütmenin sorumluluğundadır.Yerel yönetimlere devredilemez.Devlet;sosyal ve ekonomik alanlarda anayasa ile belirlenen görevlerini amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek,mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.Görevlerin yerine getirilmesinde,amaçlara uygun öncelikleri gözetme ve mali kaynakların yeterliliği ölçüsü temel alınmıştır. Amaca uygun öncelik ve mali kaynak yeterliliği birbiriyle ilişkilidir.Kaynak yeterliliği temel ölçüttür.Mali yeterlilik,mahalli idarelere ödevleri bırakmak ya da devretmek anlamına yorumlanamaz.Amaçlara uygun öncelikleri gözetmek,ödevleri yerine getirmede mahalli idarelere devir etme önceliğini akla getirmez.
Merkezi idarenin mahalli idare üzerinde “idari vesayet yetkisi” vardır.İdari vesayetin amacı;hizmetlerin “idarenin bütünlüğü ilkesi”ne göre yürütülmesi,kamu görevlerinde birliğin sağlanması,toplum yararının korunması ve mahalli gereksinimlerin gereği gibi karşılanmasıdır.Yerelleştirme ve devir gibi yaklaşımlar anayasada belirtilen amacın gerçekleşmesini zayıflatır.
2. Yasanın İçeriğine Eleştirisel Bakış

Belediyenin görev,sorumluluk,yetki ve imtiyazlarının genişletilmesinde, yukarıda tartışılan boyutlarda temel çelişkiler vardır.
Kuruluş yapısının ve coğrafik yönden sınırların genişletilmesi doğrudur.Toplumsal yapıdaki gelişmeler,yaşanılan sorunlar ve hizmetlerin dağılımındaki adaletsizlikler ile göç ve kentsel yerleşim yerlerinin büyümesi bağlamında, etkililik ve verimlilik açısından belediyelerin örgütsel gelişmeye ve yeni yerleşim alanlarına hizmet sunma olanaklarının genişletilmesi geçerli ve gerçekcidir.
Yasa ile getirilen;hemşehrilerin belediyelerde kararlara ve hizmetlere katılımının getirilmesi,katılımcı demokrasi yaklaşımı açısıdan olumludur.Fakat,katılım mekanizmasının tanımlanmamış olması bir eksikliktir.
Bilgilenme hakkının,hizmet sunumunda insan onurunu zedelemeyecek nitelikte hizmet sunma yaklaşımının ve belediye yardımlarından yararlanma hakkının temel ilke olarak düzenlenmesi demokrasi ilkeleri açısından olumludur.Etik ilke ve sorumlulukların kurum kültürüne dönüştürülmesi,belediyelerin karar ve uygulama düzeylerinde etik davranışlara uyulmasının sağlanması zorunludur.Bilgilendirmekten uzak,onur kırıcı,yanlı ve adaletsiz uygulamaları önleyici çalışmalar yapılmalıdır.
Stratejik planlamaya uygun bütçe anlayışının getürilmesi çağdaş yönetim yaklaşımına uygundur.Gelirlerin attırılırken gider alanlarının genişletilmesi mali açıdan temel bir çelişkidir.Borçlanma ve iktisadi girişimler yapma olanaklarının genişletilmesi belirtilen çelişkiyi gidermede bir olanak olarak görülebilir.Fakat,belediyelerin borç ekonomisine yönlendirilmeleri stratejik plan yapma ilkesine göre yanlıştır.İktisadi girişimler yapma oanaklarının arkasıdan şirket kurma olanağının da sağlanmış olması,belediyelerin kamu tüzel kişilikleri ile bir çelişki yaratmaktadır.İktisadi girişimler yapma olanağının şirketleşme yoluyla kullanılması,kamu yararının gözetilmesinde çelişki yaratabilir.Belediyelerin tüm görev ve hizmetleri alanında şirket kurma olanağının genişletilmesi,kamu yönetiminde “şirketleşen belediyeler” sorununu gündeme getirebilir.
Belediyelere:imar,su,kanalizasyon,ulaşım,evlendirme,kentsel alt yapı,defin,mezarlık,ağaçlandırma,park,yeşil alanlar gibi klasik hizmetleri yanında yeni hizmet sorumlulukları da getirilmiştir.Yeni hizetlerde;çevre.çevre sağlığı,temizlik ve katı atık,şehir içi trafik,coğrafi ve kent bilgi sistemleri gibi olumlu ve gerekli olan açılımlar sağlanmıştır.Bu hizmetlerin yapılması kesin görev kavramlaştırması ile belirtilmiştir.
Belediyenin temel hizmetler yönünden görevlerinin genişletilmesi olumludur.Fakat,devletin anayasal görevleri olan hizmet alanlarının belediyelere devri ana sorundur.Kültür,sanat,turizm,gençlik ve spor,sosyal hizmet.sosyal yardım,meslek ve beceri kazandırma,kadın ve çocuklar için koruma evleri açma merkezi hizmet kuruluşu olan bakanlıkların sorumluluğundadır.Belediyeler,ancak bakanlıklarla iş birliği içinde bu hizmetlere katılabilir.Ana sorumluluğu devretmek çağdaş yönetim anlayışına uygun değildir.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunun değişikliği için geliştirilen taslaklardan tüm hizmet kuruluşlarının il özel idarelerine ve belediyelere ayrı ayrı her ilde geliştirilecek protkoller ile devrinin düşünüldüğü gözlenmektedir.Protokollü devirler olumsuz sonuçlar doğurabilir.Sosyal hizmet kurumlarının gelecek sorunları bugünkünden daha çok olacak demektir.
Belediyelerin genişleyen yeni sorumlulukları arasıda bir de yapma ve gerçekleştirme açısıdan,geniş zamanlı sayılan,koşullara bırakılan,isteğe bağlı,gücüne göre yöneleceği yeni görevler eklenmiştir.Yapmak yanında yaptırma fiili ile hizmet satın alma olanakları getirilmiştir.Esnek yaklaşıma bırakılan bu görevler:ekonomi ve ticaretin geiştirilmesi,okul öncesi eğiti kurumu açma,okul binası yapma,bakım ve onarım yapma,araç, gereç, malzeme karşılama,sağlıkla ilgili her türlü tesisi açma,işletme,kültür ve doğal varlıkları koruma hizmetleridir.Bakanlıkların temel sorumluluğuna giren bu alanlardaki görevlerin devri, anayasa ve ilgili kanunlarla çelişmektedir.Hizmetler verilecek ise kesin ve açık bir sorumluluk tanımı getirilmelidir.
Belediye görevlerinin genişletilmesin karşın bu sorumlulukların yerine getirilmesinde bir sınırlama getirilmiştir.Belediyeler görevlerini;”öncelikler” ve kendi sorumluluk alanları” kriterleri kapsamında yaparlar (Mad.14).Görevleri genişletme ile kapsam sınırlaması getirilmesi çelişmektedir.Getirilen düzenlemelerin uygulaması ortadan kalkmaktadır.Bu çelişki;Devlet sorumluluklarının yerele devrinin gelecekte büyük sorunlar doğuracağının habercisidir.
Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırasının dikkate alıması yanında, “belediyelerin mali durumu” ve hizmetin ivediliği” kriterleri de öncelik ve alan kriterini genişletmekedir.Uygulamanın sınırlandırılması gereksinmelerin karşılanması açısından yasanın en büyük boşluğunu oluşturmaktadır.Ayrıca,”belediye sınırları” kapsamında hizmet üretilmesi,toplumun tümüne hizmet sunma sorumluluğu açısıdan önemlidir.Sınırların dışında kalanlara kim hizmet götürecek?Devlet bütünlüğü açısından sakıncalı ve dışlayıcı bir yaplanma gelişecektir.Kö kanunu herşeyi içermemektedir.Bütünü parçalayıp dağıtmak,oradan bir bütüne ulaşmak düz matematiksel bir bakıştır.
Kent konseyi oluşumu,belediyenin örgütsel yapısı ile eklemleştirilememiştir.Kent konseyine verilen görevler belediyenin tele ve öncelikli sorumluluk alanlarıdır.Hizmet yönünden ilgili birimleri oluşturmayan kanun, konsey oluşumunun yapılanmasını eksik bırakmıştır.Kent konseyi belediye ile nasıl eklemleşeği açık olmayan bir durumda bırakılmıştır.Kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi,kentin hak ve hukukunun korunması,sürdürülebilir kalkınma,çevreye duyarlılık,sosyal yardımlaşma ve dayanışma,saydamlık,hesap verme ve sorma,katılım ile yerinden yönetim ilkeleri Habitat II-İstanbul toplantısından bu yana benimsenmiş genel ilkelerdir.Bunların ulusal düzeyde ve belediyelerde nasıl uygulanacağı çok yönlü tartışılmıştır.Bu birikimlerden yararlanılmadan ilke tekrarı yapılması, kavramların içini doldurmaktan uzak,uygulanabilirliği sağlanmamış bir görünümde kalmıştır.Sayılan ilkeler; tüm belediye kururmunun,tüm birimlerin ve tüm çalışmalarının temeli olmalı,yeni bir zihniyet,yeni bir belediye yapılanması oluşturmalı ve yeni bir uygulama düzeyini ortaya çıkarmalıydı.Ancak,yasa hazırlama sürecinde bu boyutlar temel alnmamış ve eklektik bir kanun hazırlanması yolu seçilmiştir.


Büyük şehir belediyelerine ve beliri nüfus büyüklüğüne bağlı belediyelere;merkezi yönetimin denetiminden uzakta”kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri” uygulama yetkisinin getirilmesi,ulusal düzeyde plan yapma ve gerçekleştirme stratejilerine aykırıdır.Her il düzeyindeki proje geliştirme denemeleri;kaykansız,plansız,programsıç çalışmaları getirir.İller tamamlanmamış,yarım,işlevsiz,kamu yararını zarara uğratan projeler kaosunu yaşayabilirler.Eskiyen kent kısımlarının yeniden inşaası konut yapımı,sanayi ve ticaret alanları,teknoloji parkları,sosyal donatılar,doğal riskleri önleme kentin tarihi ve kültürel dokusunu koruma adıyla hizmette başarısızlıklar yaygınlaşabilir.
Belediyelere aktarılan yeni sorumlulukların yerine getirilmesinde;çağdaş belediyecilik yaklaşımının temel alınması,hizmet odakl iç birimlerin oluşturulması ve ilgili hizmetlere niteilki elamanların istihdamı gerekir.Norm kadro düzenlemesi ile belediyelerin öncedn süren kadro sorunlarının çözümüne çalışışmış,fakat nielikli elaman gereksinimi açıkca tanımlanmamıştır.Belediyeler yeni göevlerini hangi elamanlarla yapacaklar?Devredilecek hizmetlerle birlikte ilgili nitelikli kadrolar da mı aktarılacak?Bu nitelik elamanların çalışmalarında sürdürülebilirlilik nasıl sağlanacaktır,Bu sorular yasa açık kalmıştır.
Belediye hizmetlerine gönüllü katlımının getirilmiş olması niyet olarak iyi, hizmet örgütleşmesinin yokluğu açısındak işlevsiz kalan,nitelikli elaman olmadan gönüllü katılımından nasıl yararlanılacağı, etkisi ve verimliliği hesaplanmamış bir düzenlemedir.Sağlı,eğitim,spor,çevre,sosyal hizmet,sosyal yardım,kütüphane,park,trafik,kültür hizmetleri alanlarıda gönüllü katılımının kriterleri ne olacaktır?Kimler nerede,ne zaman,nasıl ve hangi yöntemleri kullanarak gönüllü katılımını sağlayacaktır?Gönüllü katılımının toplumsal yararlar doğrultusunda,bilimsel gereklere uygun olarak yönlendirilmesini kim yacaktır?Ayrıc,yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönellik hizmetlerin yapılmasında,yasa ile getirilen dayanışma ve katılımı sağlamada organizasyon nasıl oacaktır?Yaklaşı,politika,strateji, amaç ve hedeler ne olacaktır?Bu yolla hizmetlerde etkililik,tasarruf ve verimlilik nasıl sağlanacaktır?Bu sorular; gönüllü katılımı konusunun tartışmaya
açılması ve bir sistem geliştirilmesi açısından, bir başlangıç sayılmalıdır.
Belediyelerin iç ve dış denetime açık olması sayılan alanlardaki çelişkileri ve başarısızlıkları önlemede kesin çözüm üretemeyebilir.Ayrıca,il özel idareleri ile belediyeler arasıdaki ilşkilerin açık ve güçlü bir biçimde tanımlanmamış olması,sadece;genel bir işbirliği yapma maddesi ile yetinilmesi kent yönetiminin bütünlüğü açısından eksiktir.Uluslar arası ilişkilerin geliştilmesi içn yapılan tanımlamalara daha çok önem verildiği gözlenmektedir.
Özerk kurumlar olarak belediyelerin güçlendirilebilmesi ve çağdaş bir gelişme sağlanabilmesi için;düzenlemelerin üniter devlet yapısını güçlendirici modellere yöneltilmesi gereklidir.Ulusal politika ve stratejilerle yerel ihtiyaçlarları karşlanması konularında bütüncül bir paradigma geliştirilmelidir.Sistemi farklı paradigmalara gre düzenlemek ulusal güç unsurlarını zayıflatır.Hizmet odaklı yapıları geliştirmeden,programlı çalışmaları nitelikli elamanlarla uygalanabilir hale getrmeden sistem gelişmez.Sosyal belediyecilik denemelerinin güçlendirilebilmesi için;şirketleşme yönelişi,belediyecilik anlayının gelişmesine olmsuz etkiler yapar.Esnek hizmet üretimi ve esnek istihdam arayışları toplumsal kazanımları sınırlandırır.İşgücünü istihdam etmeden hizmeti gönüllülere bırakmak bilim dışı uygulamalar ve yönelişlere fırsat yaratabilir.