|
|
Aynalarla ilgili yapılan deneysel
bir araştırma hazırlığı sırasında ilginç bir olayla karşılaşılır. Araştırma
için, duvarları yüzlerce aynayla donatılmış salona rastlantı bu ya, yoldan
geçmekte olan meraklı fakat her an boğuşmaya hazır atılgan bir köpek giriverir.
Araştırmacılar müdahale etmeden izleme kararı alırlar. Zavallı köpek; aynalarda
yansıyan kendi görüntüsünü, karşısında atılgan yüzlerce köpek olarak görünce
birden havlamaya başlar, aynalardaki köpeklerin de kendine havladığını gördükçe
bu sefer yırtınırcasına, saldırganca şiddetli bir şekilde havlamayı sürdürür.
Aynalardaki köpeklerin de saldırırcasına üzerine geldiklerini sanarak, sağa solo
koşarak, aynalara salvo yaparak o kadar çok havlar ki, adeta takati tükenir, bu
durum çok uzun sürer o kadar sürer ki, artık küçük köpeğin havlayacak gücü
kalmamıştır. Sürünerek, kuyruğuna taş atılmış gibi acı acı uluyarak aynalardaki
köpeklerden kaçmaya çabalarken, aynalı salonda birden olduğu yere sessizce
yığılıverir.
Araştırmacılar olan biteni şaşkınlıkla izlerler. Bir süre sonra, oldukça sevimli
başka bir köpek meraklı bir arayışla kuyruğunu yavaş yavaş sallayarak deney
yapılacak olan aynalı salona girer. O da karşısındaki yüzlerce köpeği görür.
Karşısında kuyruğunu sallamakta olan köpekleri gördükçe bu sefer daha çok
kuyruğunu sallamaya başlar. O, daha çok kuyruğunu salladıkça, karşısındaki
köpeklerin de, daha çok kuyruğunu salladıklarını görür. Bir süre sonra küçük
köpeğin aynalı solana girdiğinden çok daha mutlu ve enerjik bir biçimde
kuyruğunu sallayarak aynalı solandan çıktığı gözlemlenir. Daha sonra aynı
köpeğin zaman zaman bu aynalı solona gelerek, benzer şekilde ziyaretlerini
sürdürdüğü görülür.
Evet, gelelim karşılaşılan bu ilginç gözlemin öncelikle 1. köpekle ilgili
verilen mesaja ve insanlara sunduğu kıssadan alınacak hisseye; Bir çok ailede
ebeveyn-çocuk ilişkilerinde iletişim sorunları yaşanır durur. Bu durum o kadar
sıklıkla yaşanır ki, davranışlar, tepkiler kanıksanır hale gelmeye başlar.
Sergilenenler ailenin alışılagelmiş iletişim biçimi oluverir. Eleştirilerin dozu
gitgide artmaya ve kırgınlıklara yol açar. Karşılıklı suçlamalar ve çatışmalar
hem eşler arasında hem de ebeveynle çocuklar arasında sürer gider. Teşbih
yapıldığında, tıpkı ilk köpeğin düştüğü duruma benzer bir fiziksel ve duygusal
tükeniş insanda sosyal ve psikolojik yönden de tükenişi ve yıpranmayı
beraberinde getirir. Enerji hovardaca çatışma için harcanmış olur. Tıpkı ilk
köpeğin benzer dramatik sonu bireyi yakalayıverir. Ortamın en çok bağıran,
çağıran kişisi olmak yorucudur. Bunu bir metafor olarak ele alınıyoruz. Hisse
çıkarılması gereken bilimsel bir kıssa veya rastlantısal deneysel bir hikaye.
Ama, inanın bana kimse farkında olarak 1. köpeğin düştüğü duruma düşmek istemez.
Ancak külahımızı önümüze koyup düşünelim. Böyle aileler, evler ve benzer
dramatik duruma düşen bireyler yok mudur ?
Öyleyse kabul etmmemiz gerekir; İnsanlar arası ilişkilerin doğasında yer alan
çatışmaların temelinde ilk köpeğin durumunda olduğu gibi benzer algılayışlar,
yaklaşımlar ve tepkiler sözkonusudur. Bu tepkilerin sonuçları ile karşılaşan
insanların haber değerindeki yaşantıları ekranlara haber bültenlerine
yansımaktadır. Maalesef çatışma kültürü yaygınlaştıkça dramatik sonuçlar
insanları mıknatıs gibi kendine çekiyor ve yaşamın kara deliklerinde kaybolan
umutlar, hayallerle birlikte insan yaşamı ve sosyal yaşam yara alıyor.
Şimdide, gelelim karşılaşılan bu ilginç gözlemin son olarak II. köpekle ilgili
verilen mesaja ve insanlara sunduğu kıssadan alınacak hisseye; Gerek insanlar
arası ilişkilerde ve gerekse aile içi iletişim düzeyinde kurulan iletişimin
şekli, içeriği, sergilenen yaklaşım yapısı ve verilen tepkilerin algılanmasında
gösterilecek nezaket ve titizlik, yanlış anlamalara ve algılamalara yol
açmayacak biçimde olumlu davranışların ortaya çıkmasını destekler. Destekler
diyorum çünkü, ne kadar mükemmel iletişim sergilersek sergileyelim, karşıdakinin
size karşı olan ön yargıları ve sizle ilgili olan kendisinde endişe uyandırıcı
korkular var oldukça doğabilecek sorunları önlemeniz oldukça zorlaşmaktadır.
Peki ya, böyle bir çıkmaz sokakta nasıl bir yol izlenebilir ? Önyargıları
kırıcı, endişe uyandıran duyguların ve korku oluşturan algının yerine olumlu
yeni yaşantıların paylaşılması ile ve iletişimi artırıcı sosyal ilişkilerin
sağlanması ile bir dereceye kadar bir barış sağlanabilir. Ayrıca, olumlu
yaklaşımlarımızın, olumlu sonuçlarla karşılaşma oranımızı yükselttiğini kabul
ettiğimizde, negatif duygu ve düşüncelerden uzaklaşmayı başarabildiğimizde,
sevimli ve sempatik davranışlarla ilişki ve iletişimi kurduğumuzda bunu
başarabiliriz. Tıpkı II. köpeğin sonuçta ulaştığı kazanım düşünülerek,
gereksinim duyduğu daha mutlu olma enerjisini yeniden tatmak için de,
çevresindeki objelerle olan ilişkisini kuyruğunu sallayarak kendisini ifade
etmesini bildiğini de gözden kaçırmadan insanlar arası ilişki ve iletişime
dönersek; Bütün bunlardan ilişkilerin düzeltilmesinde kuyruk sallayın gibi bir
mesaj çıkarılmasın. Bu köpeğin anlamı açık olarak bilinen beden dilinin bir
özelliğidir. İnsana özgü olan ise, bizi diğer yaratıklardan ayıran özelliliğimiz
olan, gülebilme, konuşabilme düşünebilme ve ayırt edebilme yeteneklerimizin
uygun ve insancıl biçimde kullanılmasıdır. İnsanda bu metaforun karşılığı,
insana özgü yeteneklerin ve kültürel birikimin akılcı bir şekilde kullanılarak
kurulan olumlu iletişim biçimini oluşturmaktır.
Sarsıcı bir soru; Hiç düşündünüz mü acaba evinizde veya işyerinizde
sergilediğiniz temas biçimi ve tepkileriniz metafordaki hangi köpeğin temsil
ettiği tepkilerle benzeşmektedir.? Hangisi size uymakta? Eğer yanıtınız II. ise
şanlısınız demektir. Diğeri ise, kontrollü profesyonel bir yardım alma süreci
gerektirir.
Mutlu olabilmeye geçiş, çatışmaktan uzaklaşmaya, pozitif başlama noktalarını iyi
belirlemeye bağlıdır. Pozitif başlama noktalarını belirlemede konuya egemen bir
profesyonelden yardım almanız önemlidir. Burada söylenebilecek bir başka somut
pozitif başlama notası şu olabilir. Çevrinizdeki insanlarla ve aile üyelerinizle
ilişkilerinizin düzenlenmesi, onların olumlu yönlerini, yanlarını,
davranışlarını, yeteneklerini öncelikle görebilmek, izleyebilmek ve anlayabilmek
başlar. Çözümün yolu, sadece bunları düşünmekle kalmayıp, dile getirebilmek,
bunları paylaşabilmek ve karşılıklı duyguların ifade edilmesine fırsat
verebilmekten geçer. İyi olan özelliklerin ön plana çıkarılması ile negatif
durumların üstesinden gelinebileceği unutulmamalıdır. Ne söylendiği önemli
değildir, nasıl söylendiği önemlidir. Tek başına nelerin söylediğinin önemi de
yoktur. Karşındakinin söylediklerinden neleri aldığının ve sizi nasıl
algıladığının önemi vardır.
Gözden kaçırılmaması gereken bir başka boyutta Empatik İletişim Boyutu; Konumuz
bakımından karşıdakiyle sizin empatik iletişim kurmanız da tek başına fazla bir
şey ifade etmez, bu yolla yalnızca onu anlamış olursunuz. Esas olan
karşındakinin sizinle empatik iletişim kurmasını sağlayabilecek beceriyi sizin
gösterebilmenizdir. Empatiyi karşıdakinin kurmasını sağlamaktır ön planda olması
gereken beceri.. İletişiminizde karşınızdakini empatik ortama çekebilmek kolay
değildir. Ne var ki negatif iletişimlerin, tepkilerin ve çatışmaların önüne
geçebilmenin ve çözümün biricik yoludur bütün bunlar.
Diğer taraftan başarılı olabilmeniz kendi kendinize yardım becerinize de
bağlıdır. Kendi Kendine Yardım kavramı geliştirilebilir, öğrenilebilir bir
yetenektir. Bu açıdan diyebilirim ki bu konuda, başarı oranınızı ancak ve ancak
profesyonel yardım ve destek alarak artırabilirsiniz. Mesleki rol ve İşlevlerim
gereği, bir yardım ve destek branşının uzmanı olarak kişisel ve sosyal gelişimin
sorun alanlarında karşılaşılan bu türden güçlüklerin aşılmasında gereksinim
duyularak bize danışıldığında az veya çok ama mutlak bir katkımızın olacağı
görüşünü taşıyorum.
(Bu yazı milliyet blog
sayfalarında yayınlanmaktadır)
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|